Duyuruyu Kapat
Google Gözat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

2010 yılı son trofesi

Konu, 'Balık Avı ile İlgili Fotoğraflı Av Hikayeleri' kısmında Latif Uğurluçimen tarafından paylaşıldı.

  1. Latif Uğurluçimen

    Latif Uğurluçimen Aktif Üye

    Kayıt:
    9 Haziran 2011
    Mesajlar:
    359
    Beğeniler:
    5
    Adana çok sıcak, yaşayanlar bilir, Ağustos daha bir çekilmez olur. Yolu bu mevsimlerde buralardan geçenler beni iyi anlamışlardır. Birkaç gün yayla evine kaçmak iyi olur diye düşündüm. Bir geceliğine Adana’ya geldim, yarın ofiste biraz işim var halledersem galiba hemen geri döneceğim. Balık mı? Belki bu yüzden bir gün daha kalırım. Bu boşlukta, sizlere geçen yılın son trofesini anlatmak istedim.

    Aralık ayı ve hava soğuktu (nasıl bir tezat) Sabah erken botumuzu indirmiştik. Kuzey doğu Akdeniz sahilleri için geçerli olan bu aylarda sayıları fazla guruplar halinde dolaşan lüferlerdi umduğumuz. Havanın soğuk, suyun halen ılık olması sabah poyrazında kıyısı sakin açıkları geriye doğru çırpıntılı dalgalar oluşturarak coşması benim hoşuma gitmese de lüferin oldukça sevdiği bir havaydı. Gözlerimiz sürekli ufuk çizgisinde, körfez üzerinde dolaşan bulutları takip etse de, bir oynaş bir kıpırtı bir martı hareketi arıyordu. Bir mil kadar açıktaydık, kuzey doğu yönünden esen rüzgâr bizi kolayına açıklara sürüklüyor, kıyıya dikey sürütmeye geçtiğimizde üzerimize kırdığı dalgaların sprey etkisiyle ıslatıyordu. Kıyı şeridine oldukça yaklaştığımız bir yerde sürütme yapmanın akıllıca olduğuna karar vermiştim. Kardeşim henüz beş aydır benimle geliyordu. Yaptığım her hareketin amacını ona anlatıyordum. Kıyı şeridini iskeleye alıp oldukça uzaklaşmıştık. Sancak tarafında martıların avlandığını fark eden kardeşim, beni uyarmıştı. O yöne dümen kırdım. Biz yaklaştıkça martıların sayısı da artıyordu, martıların daldığı noktada küçük balık olduğu belliydi ama küçük balığı alttan yukarı çıkmaya, martılara yem olmaya zorlayan neydi? Bu sürüyü ürkütmemek ve alta ki avcıyı dağıtmamak için geniş daireler çizerek daireyi daraltmaya başladım. Martılar bu çizdiğim dairenin ortasına dalmaya devam ediyorlardı. Birkaç takım vobler değiştirdim. Farklı derinliklerde ve renkte denemelerim sonuçsuz kaldı. Kardeşimin takımına Rapala markanın ghost serisinden bir vobler takmasını önerdim, Çizmiş olduğum daireyi en dar yerinden dikey geçerek yemlerin tam ortadan geçmesini sağladım. İşte olmuştu kardeşim balığını tasmalamıştı. Oltanın ucunda daha ilk andan suyun yüzeyine takla atarak çıkan bir lüfer vardı. Kardeşime acele etmemesini söyledim. Sakin hareketlerle ve her sıçrayışında ipin boşluğunu alarak sarmasının gerektiğini zaten öğrenmiş olan kardeşim balığı bota yaklaştırmayı başarmıştı. Sıra bendeydi, rüzgâr yüzünden dümeni bırakmam mevki kaybetmemize sebep oluyordu bu yüzden kepçelemem biraz zor olmuştu ama başarmıştım.

    Öğle üzeri rüzgâr etkisini azaltmış hemen, hemen hiç kalmamıştı. Yemek vaktiydi ve sahile çıktık. Şimdi dahi hatırlıyorum soğukta ne lezzetli oluyor odun ateşinde ki çayın tadı. Kış olması havanın erken kararması demekti öğleden sonra fazla kalmayı düşünmüyordum. Deniz tam anlamıyla çarşaf gibi olmuş sanki öğleden sonra başka bir denize gelmişçesine değişmişti.
    En ufak bir kıpırtı yoktu saatlerce nafile dolaştık. Çıkmaya karar verdiğimizde hava kararmaya başlamıştı. Dönüş yolunda dümeni kardeşime bırakmıştım. Kumsala 300- 400 metre kalmıştı sırtım sahile dönük oturduğumdan yemlerimizin olduğunu tahmin ettiğim mesafede büyük bir alanın kabardığını çok net görebilmiştim. Aklımdan ‘’orada öyle avlanıyorsun da bizim yemler daha yeni geçti oradan onlara niye saldırmıyorsun böyle’’ diye geçirmiştim ki önümde duran Balzer marka matrıx uptıde300 serisi 35-300 atar aralığına sahip kamış, üzerine taktığım Cormoran marka corbos 610 serisi çıkrığın kasıldığını gördüm. Oltanın diğer ucunda ki cüssenin büyüklüğünü, çıkrıktan aldığı misinadan anlayabiliyordum.
    Kardeşim oltasını hızla toplamıştı. Balığın üzerine gitmesini istedim çünkü durduramıyordum, tasma dahi atamamıştım ilk andan itibaren misina alıyordu. Bir müddet aynı hızda beraber gittik o durduğunda ben, benden aldığını geri sardım. Biraz da botu çekmesi sebebiyle olsa gerek ilk önceki kadar asılmıyor sanki teslim oluyordu. Suyun yüzeyine doğru çıktığında işte ben buyum dercesine bize sadece sırtını ve yüzgecini gösterdi. Kardeşim ‘’bu çok büyük ağabey’’ diye seslendi, evet görmüştüm ve en az senin kadar heyecanlıyım diyemedim. O botu kullanırken öte yandan balığı kepçeleyecekti heyecanımı belli etmemeye çalıştım. Birkaç kez hızlı deparlar ile derinlere doğu daldı. Bütün hamlelerini savuşturmuştum. Suyun yüzeyine tamamen çıktığında tek hamlede ve çabuk bir şekilde kepçeyi daldıran kardeşim balığı tek başına bota alamamış yardımımla ancak çıkarabilmiştik. Zaten kıyıya çok yakındık balığın ağzından yemi çıkartmadan zapt edebilmek için kepçeden çıkartmadan sahile ulaştık.
    Gün içerisinde başka vuruş olmamıştı ama bu son sahne muhteşemdi. Kıyıda akya’nın boyunu ölçtüm 132 cm. geldi lüfer ise 78 boyundaydı. Anı yaşamak güzeldi, galiba nadide günlerden biri olarak hep aklımda olacak.
     

    Ekli Dosyalar:

  2. Sponsorlu Bağlantılar
  3. Hamdi

    Hamdi Admin Site Admin

    Yaş:
    42
    Kayıt:
    29 Nisan 2010
    Mesajlar:
    18.766
    Beğeniler:
    8.120
    Şehir:
    İstanbul
    Maşallah çok güzel bir balık )
     
  4. Yasin..

    Yasin.. Üye

    Yaş:
    31
    Kayıt:
    3 Mayıs 2011
    Mesajlar:
    50
    Beğeniler:
    1
    Şehir:
    İSTANBUL
    Tebrikler harika bir av,harika bir balık....
     
  5. duzensiz

    duzensiz Daimi Üye

    Kayıt:
    2 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    1.066
    Beğeniler:
    24
    latif abi tebrik ediyorum harika parça, daha nicelerine :) kepçedeki balık o boydaysa o kepçe benide alır içine heralde :D
     
  6. Vedat Abayoğlu

    Vedat Abayoğlu Daimi Üye

    Yaş:
    68
    Kayıt:
    2 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    1.093
    Beğeniler:
    142
    Şehir:
    Sivrice Feneri Mevkii Sivrice Koyu ASSOS
    İşte has Akya,İskenderun günlerimde resimleyemediğim avlarımın gözdesi.Nasılda kefalleri sıkıştırır paramparça ederlerdi.
    İmtiyaz derlerdi yöre halkı.

    Can-ı gönülden tebrikler,ellerinize sağlık

    Sevgiler
     
  7. hızır şeref gültekin

    hızır şeref gültekin Daimi Üye

    Yaş:
    33
    Kayıt:
    17 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    3.985
    Beğeniler:
    365
    Şehir:
    rize
    maşşallah diyelim :D nazar değmesin tebrikler o butla böylesi avlara gitmek ayrı bir ustalık onuda avcılığınızı da kutlarım daha niceleri rast gele
     
  8. mehmetcelik33

    mehmetcelik33 Aktif Üye

    Yaş:
    38
    Kayıt:
    7 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    149
    Beğeniler:
    9
    Şehir:
    mersin silifke taşucu
    sanki kendimi yanınızda gibi hissettim çok güzel anlatım olmuş.güzel baliklar..
     
  9. oktay16

    oktay16 Moderatör

    Yaş:
    37
    Kayıt:
    31 Ağustos 2010
    Mesajlar:
    4.585
    Beğeniler:
    867
    Şehir:
    BURSA
    Latif abi tebrikler, çok başarılı bir av, Daha irilerine rastgelsin diycem olmıycak:) Maşşallah...
     
  10. agartan

    agartan Moderatör Yönetici

    Yaş:
    50
    Kayıt:
    30 Nisan 2010
    Mesajlar:
    18.693
    Beğeniler:
    5.696
    Şehir:
    İstanbul
    Tebrikler
    Güzel bir günce, imrendiren bir av
     
  11. Burak Karadeniz

    Burak Karadeniz Aktif Üye

    Yaş:
    63
    Kayıt:
    2 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    571
    Beğeniler:
    82
    Sevgili Latif bu güzel avınızın hikayesini bizlerle paylaştığınız için teşekkür ederiz.Bundan sonraki avlarınızın daha da güzel ve bereketli olması dileklerimle selam ve sevgiler.