Duyuruyu Kapat
Google Gözat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

4 Nisan 1953 DUMLUPINAR.SAĞOLUN... VATAN SAĞOLSUN

Konu, 'Genel Konular' kısmında ondersoydinc tarafından paylaşıldı.

  1. ondersoydinc

    ondersoydinc Aktif Üye

    Yaş:
    36
    Kayıt:
    29 Kasım 2011
    Mesajlar:
    358
    Beğeniler:
    24
    Şehir:
    istanbul
    Yıllardır dinledikçe, okudukça gözyaşlarıma engel olamadığım en hazin ve en gurur dolu hikayedir.. Tam bir yıl önce bugünün saatlari gece 24:00 olduğunda 4 nisanın önemini anlatmak için radyo programımda 15 dakikalık bir müzik kesintisi yaparak, Çanakkale içinde aynalı çarşı türküsünün fon müziği eşliğinde kendi gözyaşlarıma da hakim olamayarak hiçbir yerden okumadan hafızamda kalanlar ile mikrofondan dinleyiciye aktarmaya çalıştığım bu onurlu gidişi keşke o ses kaydı ile buraya aktarma şansım olsaydı.
    Ama bugün, her yıl bugün olduğu gibi yine hüzünle içlenerek ve sadece 60 yıl öncesinin gazete küpürlerinin fotoğraflarına bakarak kendime tekrar anlattım hikayeyi. Anlattım ve Canım Ülkemin bugün içinde yaşadığı Teröristle Müzakere günlerinden utanarak dinledim kendimi.
    Bir kez de balıksevdam.com dostlarına anlatıp içimi serpmek istedim canı gönülden. Ben sadece bu sayfada şamandıranın fotoğrafını eklemek istiyorum, diğer fotoğrafları sizler arayıp inceleyin. Hikayenin belgeselini mi izlemek istersiniz yoksa sitelerden vedanın açıp tamamını okumak mı orası sizlere kalmış. Ben yine kendi gönlümdeki cümleler ile aktarmaya çalışayım o günkü gururu ve vedayı.
    [​IMG]

    81 Can gider soğuk Çanakkale Boğazı'nın derinlerinde, derinlik onların yüreğinde ölçülemez aslında. Onlar bilerek ve severek ayrıldılar her sefere çıktıklarında, yüreklerinde en küçük bir korku olmadan daldılar serin sulara hem de her defasında.
    Onlar diğer şehit olan tüm Türk evlatları gibi, korku nedir bilmez ve bu vatanın toprakları için dünyaya tekrar gelseler, geldikleri gün yine seve seve canlarını vermeye hazır olurlardı.
    Derinlikten yüzeye fırlatılan şamandıra da yazan ''T.C. Dumlupınar Denizaltısı burada battı, irtibat için kapağı açıp denizaltı ile konuşun'' yazısını ilk gören ve astsubay Selami Özben ile ilk konuşan gümrük motorunun çarkçısı Selim Yoludüz, '' merak etmeyin komutanım, kurtaran yolda nara burnunda 90 derece açıyla yatmaktasınız endişelenmeyin sizleri oradan çıkaracağız '' dedi.
    Herşey bitmeye yakındı mürettebat farkındaydı ve oksijenlerini az kullanmak için sigara içmemeleri ve idareli davranmaları gerekiyordu. Son konuşmalardan sonra ümitler tükendiğinde artık hepsi sigara içebilir, türkü söyleyebilir mırıldanabilirdi. Son telefon konuşmalarında aşağıdan gelen dua ve ezan sesleri ise yürekleri dağlamış, Tüm Türkiye şehitlerine ağlıyordu. Astsubay Selami Özben son konuşmada ''bizi kurtaracağınıza eminiz, ailelerimize selam söylüyoruz. Vatan Sağolsun'' dedi ve derin sular 81 canı emanet aldı rabbin huzuruna götürmek için.
     
  2. Sponsorlu Bağlantılar
  3. Arif

    Arif Aktif Üye

    Yaş:
    47
    Kayıt:
    29 Nisan 2010
    Mesajlar:
    417
    Beğeniler:
    115
    Şehir:
    İzmir
    DUMLUPINAR DENİZALTISI

    “Vatan Sağ Olsun!”

    1953 yılı… 3 Nisan'ı 4 Nisan'a bağlayan gece, Dumlupınar denizaltısı Ege'de katıldığı NATO tatbikatından geri dönüş yolunda, Çanakkale Boğazı'ndan içeriye giriyordu. Sisli ve rüzgârlı gecede su üstü seyri yapan denizaltının rotası Gölcük'teki Denizaltı Komutanlığı ana üssüydü. Dumlupınar; manevralar boyunca iki gün sualtında kalmış, üstün başarı gösteren gemi personeli yerli yabancı tüm komutanların takdirini kazanmıştı.

    Yorgun, ama bir o kadar da gururlu 86 denizci, kendilerine yeni bir görev verilinceye kadar sevgilileri olan denizden ve gemilerinden ayrılıp, eşlerine, ailelerine kavuşmanın heyecanı içerisindeydiler. Ne var ki saatler 02.15 i gösterdiği sırada, Çanakkale Boğazı'ndaki Nara Burnu dönülürken, Türk denizaltıcılık tarihinin belki de en acı kazası yaşandı. Dumlupınar, İsveç bandıralı Naboland Şilebi ile Boğaz ın orta yerinde çarpıştı.

    Dumlupınar'ın parçalanan baş bodoslamasından hücum eden karanlık sular, baş üstü dikilen koca denizaltıyı 81 denizciyle birlikte birkaç dakika içinde yutuverdi. Zıpkın yemiş bir balina gibi acı dolu sesler çıkaran Dumlupınar son dalışını yaparken, çarpışma sırasında nöbet tuttukları köprü üstünden denize düşen 5 denizci hayatta kalmaya çalışıyordu...

    Dumlupınar denizatlısının Naboland'la çarpışmasının ardından su üstünde 8 denizci sağ kalmıştı ancak bu sayı kısa bir süre sonra 5'e düştü. 2 gözcü, Er Hüseyin Akış'ın gözleri önünde Naboland'ın pervanesinde parçalanarak can verdi. Bu şoku atlatamadan arkadaşı Astsubay Şaban Mutlu\'nun cesedi akıntıyla kucağına geldi. Bu sırada gemi komutanı Yüzbaşı Sabri Çelebioğlu, Üsteğmen Hasan Yumuk ve Üsteğmen Kemal Ünver de dalgalarla boğuşuyorlardı. Hüseyin İnkaya da büyük bir gayretle balıkçı teknesi zannettiği ışıklara doğru yüzdü; ancak yanılmıştı…

    O günkü teknik ve imkânlarla çok uğraşılmasına rağmen gemiyi ve içindeki 81 kişiyi çıkartmak mümkün olmamıştı. O gün için Türkiye nin elinde 91 metre derinlikten bu denizaltıyı çıkartacak imkânlar yoktu. Denizaltı battıktan sonra battığı yerin bulunabilmesi için aşağıdan bir haberleşme şamandırası fırlatmıştı. Bu şamandıranın içinde irtibatı sağlamak için bir de telefon hattı vardı. Şamandırayı bir balıkçı motoru görmüştü. Şamandıranın içinden bir de telefon ve bir yazı çıktı: “Dumlupınar burada battı, kapağı açın ve irtibat kurun! '' .

    Günün ilk ışıkları etrafı aydınlattığında, Boğaz\'ın 90 metre derinliğindeki soğuk karanlıkta korkunç bir can pazarı yaşanıyordu. Aldığı yara sonucu batan ve manevra dairesinde yangın çıkan Dumlupınar'ın kıç torpido bölümündeki 22 denizci sağ kalmayı başarmış, kurtarılmayı bekliyordu.

    Facianın üzerinden yaklaşık dört saat geçmişti. Denizaltının yerini belli eden ve kazazedelerle telefon irtibatı sağlamak üzere yüzeye bırakılan denizaltı battı şamandırası balıkçılar tarafından bulunmuştu. Konuşma gemidekilerle bu telefon vasıtası ile yapılıyordu, radyo işte bu konuşmayı veriyordu, kalabalık bunun için toplanmıştı. İlk telefon bağlantısında “Oğlum merak etmeyin... Sizi kurtaracağız... '' .

    Herkes ağlıyordu, dakikalar geçiyor kurtarma çalışmaları sonuç vermiyordu, aşağıdan konuşmalar, ezan ve tekbir sesleri geliyordu, Kurtaran Gemisi kazadan on saat kadar sonra olay yerine gelmişti ve çalışmalar başlamıştı, akıntı çok kuvvetliydi dalgıçlar 11 dalış yaptılar ve kurtarma halatını denizaltıya bağlamaya çalıştılar. Fakat teknik yetersizdi, en son dalgıç 80 metreye kadar inebildi ve baygın halde yukarı aldılar. 15 saat sonra basınç odasında hayata döndürüldü. Hâlbuki gemiye ulaşmaya daha 11 metre vardı; başarılamadı.

    Baba ne olur gitme…"

    Berke İnel - Şehit Astsubay Sait Yıldırım'ın kızı: “O gün okula gidecektim. Tam çıkacağım sırada geriye döndüm ve koşa koşa babamın yanına gelip sarıldım. 'Babacığım ne olur gitme. Ben senin gitmeni istemiyorum.' dedim. Bana dönerek 'Gitmem gerek. Bir gün anlayacaksın. Vazife çok kutsaldır ve ben bir askerim gitmem gerek.' dedi. Gidiş o gidiş… '' .

    Bütün çabalar sonuçsuz kaldı…

    Radyo ve gazeteler vasıtasıyla facia haberleri kısa zamanda tüm yurtta duyuldu. Milli Savunma Bakanlığı'nın yayınladığı 7. ve son tebliğ ise tüm ümitleri tüketti: “Çanakkale de Nara önünde batan Dumlupınar denizaltı gemisinde kalmış olan personelin kurtarılmasından tamamen ümit kesilmiştir '' .

    İnatla akan sular kazandı…

    Kazadan yaklaşık on saat sonra olay yerine gelen Kurtaran gemisi personeli aşağıdaki arkadaşlarını kurtarmak için büyük gayret gösterdi. Ancak daha çalışmanın ilk adımında denizaltının battı şamandırası koparıldı ve Dumlupınar la irtibat kesildi. Çan kılavuz teli olmayan denizatlıya ulaşmak daha da imkânsız bir hal aldı. O anı yaşayanlardan Dalgıç Astsubay Yılmaz Süsen; “Eğer Dumlupınar ın şamandırası kopmasaydı dalgıçlar telefon kablosuna tutunarak aşağıya inecek ve Kurtaran gemisindeki çan telini denizaltının kurtarma kapağına takabilecekti. Ancak şamandıranın teli kurtarma çalışmalarının ilk adımında koptu '' .

    Denizcileri kurtarma şansı kalmadı...

    Eğer Dumlupınar'ın şamandırası kopmasaydı dalgıçlar telefon kablosuna tutunarak aşağıya inecek ve Kurtaran gemisindeki çan telini denizaltının kurtarma kapağına takabilecekti ama olmadı.

    Aşağıdan gelen son sesler:
    — Alo Dumlu.
    — Evet, Dumlu.
    — Ben Üsteğmen Suat.
    — Evet, efendim ben Selami
    — Selami nasılsınız, biz geldik, şimdi bana durumu anlat.
    — Efendim dizellerden yara aldık, manevra dairesinde yangın çıktı, bataryayı
    sıfıra alarak kıç torpido dairesine geçtik, şimdi manevra dairesi su ile dolu.
    — Kaç kişisiniz orada?
    — 22 kişiyiz.
    — Diğer dairelerle irtibatınız var mı?
    — Yarım saat evvel kıç batarya dairesi ile konuştum, şimdi cevap vermiyorlar.
    — Merak etmeyin 'Kurtaran' geldi biz buradayız.
    — Efendim manometre 267 kadem gösteriyor doğru mu?
    — Selami Kurtaran geldi şimdi kurtarma işine başlanıyor, ben biraz sonra yine gelirim.
    — Peki efendim...

    Denizaltındaki subay ve astsubay ve erlerin tümüne korkunç gerçek söylendi; kendilerini su yüzüne çıkaramayacaklarını buna imkân olmadığını bildirildi. Artık kendilerine başta söylenen “gerekmedikçe konuşmayın ve sigara içmeyin '' telkininin yerine “konuşabilirler, türkü söyleyebilirler ve isterlerse sigara da içebilirler '' denildi. Bunu duyan kahraman denizcilerimizin son sözleri “Sizler sağ olun! Vatan sağ olsun! '' oldu. O andan itibaren oksijen bitinceye kadar 72 saat hayatta kaldılar ve “Ah, bir ataş ver cigaramı yakayım, sen sallan gel ben boyuna bakayım… '' türküsünü söyleyerek büyük bir tevekkülle son nefeslerini verdiler.

    Son sözleri “Vatan Sağ Olsun! '' diyerek şehit olan 81 denizcimiz bugün Çanakkale Boğazı nın derinliklerinde ebedi uykularındalar.

    Vatan sağ ve onlara minnettardır, huzur içinde uyusunlar!

    ‘Dumlupınar ismi uğursuz mu?

    1931 yılında hizmete giren İtalyan yapımı 1. Dumlupınar denizaltısı Karadeniz'deki bir tatbikattan dönerken dümeni arızalanmış ve Haydarpaşa'da bir gaz tankeriyle çarpışmıştı. 1950 yılında hizmete giren 2. Dumlupınar S–329 (Ex USS Blower, SS 325); 4 Nisan 1953 tarihinde Nato tatbikatından dönerken, Çanakkale Nara burnunda İsveç bandıralı Naboland gemisiyle çarpıştı ve 81 denizcimizin çelik mezarı oldu. 1972 yılında hizmete giren 3. Dumlupınar S–339 (Ex USS Cayman, SS 323); 1 Eylül 1976 tarihinde Marmara'dan Çanakkale Boğazı'na gireceği sırada Sovyet bandıralı Sızik Vavilov gemisiyle çarpıştı. Denizaltı mucize eseri batmaktan kurtuldu, ancak daha sonra tersanede tamirdeyken yandı. Ve bundan sonra hiçbir gemi veya denizaltına Dumlupınar adı verilmedi.

    Dumlupınar denizaltısına batışından 5 yıl sonra bir deneme dalışı ile zar zor inilebilmiştir. Kazadan elli yıl sonra gelişen sualtı teknolojisi böylesi zor dalışlar için yeterli gelişmişliğe ulaşmış ve bir belgesel çekimi için ‘Dumlupınar a inilmiştir. 30 Mart 2003 tarihinde Dumlupınar a inen ekip resimler çekmiş ‘Vatan Size Minnettardır yazılı bir onur plaketini de gemiye çakmışlardır… Her yıl 4 Nisan da İstanbul, Çanakkale ve Gölcük te Dumlupınar şehitlerini anmak için tören düzenlenir ve denize yeşil çelenk bırakılır.

    Şimdi, “Ah, bir ataş ver cigaramı yakayım… '' türküsünü dinleyerek onları unutmadığımızı bir kez daha gösterelim.


    Asil S.TUNÇER
    Profesyonel Turist Rehberi
     
  4. ondersoydinc

    ondersoydinc Aktif Üye

    Yaş:
    36
    Kayıt:
    29 Kasım 2011
    Mesajlar:
    358
    Beğeniler:
    24
    Şehir:
    istanbul
    Zaman içerisinde İran-Irak-Suriye-Bulgaristan gibi ülkelerden bize sığınan general ve subay bozmalarına ve tarihteki diğer ülkelerinin birbirlerinin sınırlarından geçerek savaşlardan kaçan bilimum onursuz göya asker olanlara söylemek gerekir, hiçbir Türk askeri başka bir ülkeye sığınmayı düşünmez. Aradaki fark..
     
  5. YaşaR

    YaşaR Moderatör Yönetici

    Kayıt:
    30 Nisan 2010
    Mesajlar:
    2.032
    Beğeniler:
    218
    Şehir:
    İstanbul
    Vatan sağolsun.. Ruhları şad olsun. Allah gani gani rahmet eylesin.
     
  6. wolf

    wolf Aktif Üye

    Kayıt:
    26 Mart 2012
    Mesajlar:
    136
    Beğeniler:
    25
    ALLAH hepsine rahmet etsin..onların sayesinde bu vatan'da özgür geziyoruz...NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE
     
  7. yükseltaktak

    yükseltaktak Aktif Üye

    Yaş:
    44
    Kayıt:
    22 Aralık 2011
    Mesajlar:
    360
    Beğeniler:
    17
    VATAN SAĞOLSUN RUHLARI ŞAD OLSUN MEKANLARI CENNET OLSUN İNŞALLAH.BİR KEZ DAHA ÜRPEREREK OKUDUM.
     
  8. oktay16

    oktay16 Moderatör

    Yaş:
    37
    Kayıt:
    31 Ağustos 2010
    Mesajlar:
    4.585
    Beğeniler:
    867
    Şehir:
    BURSA
    Bu Dumlupınar denizaltı mevzusunu biliyordum, tekrar okuyunca tüylerim diken diken oldu... Allah rahmet eylesin..!
     
  9. İrfan

    İrfan Moderatör

    Yaş:
    39
    Kayıt:
    30 Nisan 2010
    Mesajlar:
    3.987
    Beğeniler:
    350
    Şehir:
    Bursa /Mudanya/Osmangazi
    Vatan sağolsun.. Ruhları şaad olsun.rahmet ve şükranla anıyorum..
     
  10. BİROL

    BİROL Daimi Üye

    Yaş:
    47
    Kayıt:
    30 Nisan 2010
    Mesajlar:
    4.149
    Beğeniler:
    34
    Şehir:
    İSTANBUL
    Vatan sağolsun. İşte Türk'ü Türk yapan en kutsal değerlerin başında gelen söylem.Kendi canını Vatana tereddütsüz feda etmenin en kutsal yolu.
    Sizler sağolun aziz şehitlerimiz,bu vatan asıl sizlerle gurur duyuyor.
    Ruhlarınız şad olsun,cennetin güzel evlatları.
     
  11. yktug

    yktug Aktif Üye

    Kayıt:
    30 Aralık 2010
    Mesajlar:
    172
    Beğeniler:
    12
    Şehir:
    İstanbul-Saros
    Vatan için tüm şehit olan canlarımıza selam olsun.
    Yazılarınızda tekrar o saat ve günleri yeniden yaşadım.
    Beni yine ağlattınız...
    Sevgi ve saygım hepinize....