Duyuruyu Kapat
Google Gözat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Acemi balıkçının günlüğü (12 Kasım 2014) (8)

Konu, 'Kıyıdan Balık Avcılığı ve Uygulamalı Teknikleri' kısmında adbakt tarafından paylaşıldı.

  1. adbakt

    adbakt Aktif Üye

    Kayıt:
    10 Eylül 2014
    Mesajlar:
    326
    Beğeniler:
    312
    Şehir:
    İstanbul
    [​IMG]

    -8-
    (12.11.2014 Çarşamba)
    _________________________________________

    Sorular sorular...

    Takımcı İsmet işe girdi, artık Karaköy'de bir balıkçıda çalışıyor.

    Onun takım tezgahını kurduğu yerde bir de akvaryumu vardı; yakaladığı balıkları
    içine koyar, bu akvaryumla ilgi çeker, böylelikle balık yakalamak isteyenleri cesaretlendirirdi.
    Çok müşteri çıkmazdı ama, isteyene de taze balık satıyordu.

    İşe girince tezgahı oradan aldı, akvaryum kaldı...
    Sahilde olduğu gibi duruyor. Denizin bir metre dışında bir akvaryum!
    Dalga vurunca sular akvaryumun dibine kadar geliyor.
    Kısa zamanda yosun kapladı içini.

    Bilmediğim bir şey olduğunda İsmet'e sormaya alıştığım için tripodumu onun tezgahıyla akvaryumunun
    yakınlarına yerleştirme alışkanlığım devam etti. Ben sırf alıştığım bakkal değişmesin diye yıllarca
    başka mahalleye taşınmayan biriyim sonuçta!

    ***

    İnsanların bana neden bu kadar yanaştıklarını, neyi nasıl yaptığıma
    neden bu kadar dikkatle baktıklarını başlangıçta anlayamamıştım.
    Ta ki birisi sorana dek :)

    "Her seferinde bu akvaryumu getiriyor musun?" diye sordu biri ve benim için herşey aydınlandı.
    Tezgah gidince ortada sadece akvaryum kalmıştı... dev bir akvaryum ve hemen yanında elinde oltayla ben.
    Tabi bu kadar iddialı birinin işini nasıl yaptığını merak ediyor insanlar :)

    ***

    Şimdi artık tripodu beş on metre uzağa kuruyorum, birazcık olsun misafirler azaldı.
    Ama bu gün gelen yaşlıca bir amca eksilen misafirleri telafi etti, en az beş kişilik soru sordu :)

    Sabırla yanıtladım uzun süre. Ama sorular bitmiyordu.
    -Çinekop mu yakalayacaksın?
    -Bununla mı yakalayacaksın?
    -Bu takımı nereden aldın?
    -İki iğne mi var onda?
    -Öbüründe niye üç iğne var?
    -Kaça aldın?
    -Tek tek mi satılıyor, paket halinde mi?

    Ben cevap verdikçe yeni sorular türüyor; bazen sağıma geçip soruyor,
    bazen soldan soruyor, artık yoruldum. Beni asıl yoran şey galiba
    soruların amaçsız ve rastgele oluşuydu. Buradan bir sohbet çıkmaz... ve ben işimi
    yapamıyorum.

    Böyle durumlarda insanlar çeşitli stratejiler uygularlar; ben de uyguladım.
    1. Tek kelimelik kısa cevaplar vermeye başladım. Maalesef çok işe yaramadı, sorular devam ediyor.
    2. Her soruyu gecikmeli cevapladım, mahsus cevap vermeden önce sağa sola bakındım, oyalandım.
    Yine de amcayı durduramadım ve sonunda açıkça söylemek zorunda kaldım:

    "Amca sürekli sana cevap verirsem işimi nasıl yapacağım?"


    Nihayet sorular bitti.

    Ben her normal insan gibi bir insandan bilgi almaya çalışırken "karşıdakini sıkıyor muyum?" diye
    sürekli kontrol ederim, bütün duyularım tamamen açıktır. Yüz ifadeleri, ses tonu, vücut dili...
    soruyu sadece savuşturuyor mu yoksa kendisinin de ilgisini çekti mi? vs.

    Aslında karşıdakini bu kadar kontrol etmek beni çoğu zaman fazla çekingen yapıyor ve öğrenme sürecimi
    uzatıyor. İsteksiz cevaplar alıp ağzımın tadının bozulması riskini almak yerine
    genellikle kendim halletmeye çalışıyor ve az soru soruyorum. İsmet'e rahat soru sormamın nedeni beni sormaya çokça
    teşvik etmesiydi. Onun da ötesinde bu onun işiydi. Diğer insanlarla durum farklı!

    ***

    Bu kadarı iyi değil, soru sormak lazım aslında... kendini buna zorlamak lazım.

    İşte karar verdim ve soruyorum.
    Daha önce de burada balık tuttuğunu gördüğüm Fatih adında bir
    delikanlı var az ötede. Fatih hep iyi balık alır. Bu sefer oltasız gelmiş; şöyle bir uğramış, tanıdığı
    bir iki balıkçıyla laflıyor.
    Yaklaşıyorum ve soruyorum.

    "Fatih merhaba! Ya senden rica etsem benim kamışla bir atış yapar mısın? Kamışta mı bir sorun var
    yoksa bende mi? Bir türlü uzağa atamıyorum."

    Biraz şaşırdı... muhtemelen çok muhabbet etmediğimiz halde ismini hatırlamama şaşırdı. Oysa benim hafızam
    çok zayıftır, bu yüzden ismini biliyorum :) Zayıf taraflarımı kapatmak için önlemler alırım.
    Bu konuda da aldığım bir önlem, yani aslında bir sırrım var; sahilde tanıştığım her insanın ismini,
    hatırlayabileceğim şekilde telefona not ediyorum.
    "Fatih: Fındıkzade'den gelen çocuk"
    "Tarık: kamuflaj desenli çantası olan" vs.

    ***

    "Tabi abi, dur bir atayım" dedi ve elimden alıp çok abanmadan bir atış yaptı.
    "Abi çok güzel atıyor bu kamış" dedi ve çekmeye başladı.
    Derken oltanın ucunda bir balık.
    Evet, çok uzun zamandır balık tutamayan bir insana daha nasıl kötülük edilebilir ki!
    Benim kamışla deneme atışı yaparken bir balık çekti :)

    Fatih çok kibardı.
    Oltayı bana verdi ve ben atarken yaptığım bir yanlışı gösterdi.
    Atacağım sırada ipi parmağımın boğum yeriyle tuttuğum için iyi bir zamanlamayla bırakamıyorum.
    İpi parmağın etli kısmıyla tutmak gerekiyor. Bir iki atış yaptım, sonuç daha iyi.

    Fatih "dur gitmeden sana bir atış yapayım, sen çekersin" dedi ve bir kez daha güzel bir atış yaptı,
    kamışı bana verdi. Bu sırada anlatıyordu: çapariyi sağa sola yapmaktan çok hep yukarı yapmayı
    tercih ettiğini söylüyordu... onu dinlerken ben de öyle yapıyordum.
    Yaklaşınca hızla çekmeye başladım... o da ne? Oltanın ucunda 3 adet çinekop :)
    Diğer balıkçılar yanıma yaklaşıp takıma bakmaya başladılar. İğne nasıl, hangi renge geldi, vs.

    Fatih gitti.
    Atış denemelerim devam ediyor... balık yok. Balık ya açıkta ve oraya atamıyorum ya da
    balıklar gitti. Arada iyi attığım da oluyordu ve bir tanesinde gerçekten uzağa attım.
    Kendim attım, kendim çektim ve iki tane daha çinekop.
    İşte buna mutluluk denir :)

    Sonraki karşılaşmamızda Fatih genelde hangi saatte nerede avlandığını söyledi; "hem avlanırız
    hem muhabbet ederiz" dedi.

    İyi ki çekingenlik yapmamışım, iyi ki sormuşum.

    ***

    Sokağın köşesindeki bakkalın önünden elimde oltayla geçerken ilk defa acele etmedim.
    Yavaş yavaş... ağır ağır, etrafa selam verip gülümseyerek.
    Sorsanıza "balık var mı" diye :)


    Önceki Günlük Sayfası Sonraki Günlük Sayfası

    [​IMG]
     
    Son düzenleme: 15 Kasım 2014
    TekAdam, senihcan, Paşşa ve 17 kişi daha bunu beğendi.
  2. Sponsorlu Bağlantılar
  3. Berke Öztürkmen

    Berke Öztürkmen Aktif Üye

    Kayıt:
    19 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    733
    Beğeniler:
    576
    Şehir:
    İZMİR
    Çok güzeldi. Ben de bu hafta sahilde 2 yeni arkadaş edindim. Arada yapmak gerekiyor. Kafa dengi insanlarla av keyifli.
     
    adbakt bunu beğendi.
  4. agartan

    agartan Moderatör Yönetici

    Yaş:
    50
    Kayıt:
    30 Nisan 2010
    Mesajlar:
    18.717
    Beğeniler:
    5.720
    Şehir:
    İstanbul
    Tebrikler Adil
    Senin adına çok sevindim.
    Yeni balıklı/balıksız yazı serilerini de beklemeye devam..
    Rast gelsin
     
    adbakt bunu beğendi.
  5. Selahattin

    Selahattin Moderatör Yönetici

    Yaş:
    31
    Kayıt:
    2 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    7.863
    Beğeniler:
    4.131
    Şehir:
    Şişli, İstanbul
    Kendim tutmuş gibi sevindim vallahi :) Helal olsun, resim de koysaydınız süper olacakmış :) Daha niceleri rastgelsin :)
     
    adbakt bunu beğendi.
  6. echoes

    echoes Aktif Üye

    Yaş:
    44
    Kayıt:
    8 Haziran 2010
    Mesajlar:
    140
    Beğeniler:
    35
    Sizin adınıza sevindim.İlk günlere oranla bayağı gelişme göstermişsiniz.Güzel ve eğlenceli yazılarınızın devamını bekliyoruz :)
     
    adbakt bunu beğendi.
  7. Fecri

    Fecri Aktif Üye

    Yaş:
    50
    Kayıt:
    27 Aralık 2010
    Mesajlar:
    630
    Beğeniler:
    452
    Şehir:
    İstanbul / Tarabya
    Balık tutmak, olta sallamak keyifli de ben asıl anlatımı beğendim.
    Tebrikler ve hep rastgelsin.
     
    adbakt bunu beğendi.
  8. frenist

    frenist Aktif Üye

    Kayıt:
    11 Ekim 2012
    Mesajlar:
    816
    Beğeniler:
    426
    Şehir:
    İstanbul
    Sen yaz abi, biz her gün okuyalım :) Sait Faik hikayeleri gibi. Kalemine sağlık. Rastgele
     
    adbakt bunu beğendi.
  9. adbakt

    adbakt Aktif Üye

    Kayıt:
    10 Eylül 2014
    Mesajlar:
    326
    Beğeniler:
    312
    Şehir:
    İstanbul
    Bu geçen haftaki olaydı; resim koymuştum ama yazısını yazmamıştım :)
    Şurada: http://www.baliksevdam.com/forum/ben-balik-tuttum-16512.html

    Ama yine de dağınık olmasın, resmi buraya ekledim.
     
  10. Selahattin

    Selahattin Moderatör Yönetici

    Yaş:
    31
    Kayıt:
    2 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    7.863
    Beğeniler:
    4.131
    Şehir:
    Şişli, İstanbul
    Tamam hatırladım şimdi
     
    adbakt bunu beğendi.
  11. adbakt

    adbakt Aktif Üye

    Kayıt:
    10 Eylül 2014
    Mesajlar:
    326
    Beğeniler:
    312
    Şehir:
    İstanbul
    Yönetim forumun temasını değiştirir de ben günlüğün görünümünü değiştirmez miyim :)