Duyuruyu Kapat
Google Gözat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Acemi balıkçının günlüğü (26 Ekim 2014) (5)

Konu, 'Kıyıdan Balık Avcılığı ve Uygulamalı Teknikleri' kısmında adbakt tarafından paylaşıldı.

  1. adbakt

    adbakt Aktif Üye

    Kayıt:
    10 Eylül 2014
    Mesajlar:
    326
    Beğeniler:
    312
    Şehir:
    İstanbul
    [​IMG]
    -5-

    (26.10.2014 Pazar)
    _________________________________________

    Tuhaflıklar...

    Sabah 7-7:30 arası… çinekop için yemli attım bekliyorum. Az ileride birisi spin deniyor. İlginç bir görüntü, sanki daha önce bu görüntüyü görmüş gibiyim. Neden öyle hissettim? Biraz yaklaştım; evet, bu bir Japon. Sanki bir kamışın ya da bir makinenin tanıtıldığı bir videonun içinden çıkmış, bu alemde beni bulup yanıma gelmiş, spin atıyor; arada bir sahte değiştirip yeniden atıyor vs.

    Sahildeki iki balıkçı olarak –başka kimse yok- uzaktan göz göze gelme, gülümseme… derken yaklaştım. Bu yöntemle pek başarı sağlayamayacağını, mekanın ya da en azından zamanın uygun olmadığını, zaten şu an pek balık olmadığını anlattım. Benim beklemedeki kamışıma bakarak spin’den haberim olmadığını düşündü herhalde; ancak çantamdaki sahteleri çıkartınca aynı dilden konuştuğumuzu fark etti. Bu Japon arkadaş bir beyin cerrahıymış ve yakınlardaki bir otelde yapılan bilimsel bir kongre için gelmiş. Tıp kongresine çantasında oltayla gelmiş. Neyse… biraz sohbet ettikten sonra sahteleri toplayıp ayrıldı.

    Aradan bir saat kadar geçmişti ki otuzlu yaşlarda bir adam geldi, yanında da 16-17 yaşlarında bir kız. Bana yakın bir yerlerde tripod kurdular, hazırlıklara başladılar. Zaten benim işim ne; tabi ki gene yaklaştım :) “Siz de benim gibi geç kalmışsınız, gündoğmadan gelmek gerekiyordu” dedim. El işaretleri eşliğinde İngilizceyle Türkçe bilmediğini anlatmaya çalıştı. Konuştuk biraz. Bu arkadaş ise Filistinliymiş. Bunu da gözüm bir yerden ısırıyor, ama bir videodan değil; acaba nereden? Bir Filistinliyi nereden tanıyor olabilirim ki! Herhalde biraz sonra da bir Brezilyalı ve bir Kenyalı gelir, tam olur; bir şekilde beni buluyorlar. Filistinli balıkçı hem yüksek lisans yapıyormuş hem de çalışıyormuş. Bana şu an hangi balığın çıktığını sordu. Tamam, tabi ki söylerim; ama çinekop nedir ki İngilizceyle? Sonra işler birden kolaylaştı, çünkü “istavrit?” diye sordu? Hımmm, balıkların Türkçe isimlerini biliyor, bu güzel. Evet, bu arkadaş balık sevdasına meğer zaten İstanbul’da kapılmış; bu yüzden biliyormuş. Ne tuhaf dünya? Bütün bu tuhaflıkları bir hobinin birleştirmesi ne tuhaf!

    Çok merkezi bir yerde oturuyorum, bu tuhaflıkları sürekli yaşamamın sebebi bu! Tinerciler, kafayı sıyırmış adamlar, oturmuş kendi kendine sesli bir şekilde konuşan kadınlar, sabah yedide tesbih satmaya çalışan yaşlı amca, Japon, Filistinli, Iraklı Kürt, Alman, Malezyalı (tam da bugün)… dünyanın her yerinden insanlar…

    Bunlar bir iki gün önce yaşandı. Ertesi gün çok daha erken gittim. Daha gün aydınlanmamıştı ve ben sahilde tektim. Doğrusu biraz ürkütücü! Takımı hazırlarken “kolay gelsin” dedi bir ses. Ama baktım, gelen bir kişi değilmiş; üç kişilermiş. Ben biriyle konuşurken diğer ikisi konuşanın sağında solunda durmadılar, normalde öyle olur. Bunlar ise takımlara bakına bakına etrafımı sardılar. Tam “bu işin sonu hayırlı değil” diye düşünmeye başladım ki birisinin cebinden telsiz sesi geldi, biraz rahatladım. Benimle konuşan muhtemelen amirleri! Ben birbirine dolanmış çapariyi ayırırken “yardım edeyim mi?” dedi. “Yok sağol, hallederim herhalde” dedim. Bu arada bana balık tutmayı ne kadar sevdiğini, ne kadar balığa gittiğini anlatıyordu. “Bak bence yardım edeyim” dedi bir kez daha! Yine yok dedim, ama beş dakika sonra tekrar edince “hadi sen de bir dene bakalım” dedim; artık hayır demek kabalık olurdu:

    E onların amirleri ne de olsa: “sen şunu tut, sen de şunu” dedi; misinanın birer parçasını onlara tutturdu, bunlardan biri de telefonuyla düğüm yerini aydınlatıyordu. Aydınlatacak tabi; görev bu nihayetinde! :)

    Neyse… sonuçta İstanbul’da, sabahın köründe bir polis ekibi benim birbirine dolanmış çaparimi çözmekle görevlendirilmişti; buradan güzel kısa metrajlı bir film çıkar diye düşünüyordum kendi kendime :) Bu arada bir balıkçı daha geldi, yanımıza kuruldu. Komiser balığa düşkün olduğu için tam bir keyif sürmeye başladım, çünkü birini çay bulmaya gönderdi, hepimize çay geldi, çay şıkır şıkır karıştırılırken ben atışımı yapıyordum. Çaylar bitince “sen de atmak ister misin?” dedim. Komiser bunu bekliyormuş meğer; çevik bir hareketle ceket çıktı, birisi hemen ceketi aldı. Komiser güzel bir atış yaptı, çekti. Sonra bir daha, bir tane daha! Biliyormuş gerçekten, hiç yabancılık çekmedi.
    Ama artık biraz yalnız kalmalıyım. Derken birden, sanki beni duymuş gibi, çok şiddetli bir yağmur başladı; benim dışımda herkes kaçıştı; kısa metrajlı film, yağmurun altında tek başına elinde oltayla duran adam görüntüsüyle bitti. Yavaş yavaş gündoğuyordu.

    --------------------------------------
    (Sonradan gelenlerle birlikte dört balıkçı öğlen saatlerine kadar toplam bir çinekop alabildik -ve tabi ki o çinekopu yakalayan kişi ben değildim. Marmaray’ın yaydığı titreşimlerin balıklara etkisinden, onları korkuttuğundan, bu yüzden balık olmadığından söz edildi, yeniden yeniden çaylar içildi, sonra tripodlar toplandı, siftahsız kepenk indiren esnaf edasıyla yola düşüldü)

    Önceki Günlük Sayfası Sonraki Günlük Sayfası
     
    Son düzenleme: 15 Kasım 2014
  2. Sponsorlu Bağlantılar
  3. Selahattin

    Selahattin Moderatör Yönetici

    Yaş:
    31
    Kayıt:
    2 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    7.863
    Beğeniler:
    4.131
    Şehir:
    Şişli, İstanbul
    Eminönü civarı sanırım bu mera başka yerde bu çeşitliliği bulmak güç :)
     
  4. adbakt

    adbakt Aktif Üye

    Kayıt:
    10 Eylül 2014
    Mesajlar:
    326
    Beğeniler:
    312
    Şehir:
    İstanbul
    Fındıklı-Kabataş cıvarı... öyle olunca Taksim'in bütün çeşitliliği Kabataş'a inen yokuştan aşağı sahile kadar geliyor :)
     
  5. Selahattin

    Selahattin Moderatör Yönetici

    Yaş:
    31
    Kayıt:
    2 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    7.863
    Beğeniler:
    4.131
    Şehir:
    Şişli, İstanbul
    Güzel meraymış, umarım birdahakinde balık da alırsınız :)
     
    adbakt bunu beğendi.
  6. YEKTA

    YEKTA Daimi Üye

    Yaş:
    41
    Kayıt:
    20 Haziran 2012
    Mesajlar:
    2.586
    Beğeniler:
    1.660
    Şehir:
    KOCAELİ
    Hayırlısı allahtan bir gün balıklı konuda okuruz inşallah
     
    adbakt bunu beğendi.
  7. Paşşa

    Paşşa Aktif Üye

    Yaş:
    43
    Kayıt:
    24 Eylül 2010
    Mesajlar:
    158
    Beğeniler:
    97
    Şehir:
    İstanbul
    Bu güne kadar okuduğum en güzel raporlar serisi, üstelik balıksız olarak, elinize yüreğinize sağlık, yatmak üzereyken konunuzu gördüm bu vesileyle diğer konularınızıda okudum daha yokmu tadında olmuş.Merakla yeni konularınızı bekliyorum;)
     
    adbakt bunu beğendi.
  8. agartan

    agartan Moderatör Yönetici

    Yaş:
    50
    Kayıt:
    30 Nisan 2010
    Mesajlar:
    18.715
    Beğeniler:
    5.713
    Şehir:
    İstanbul
    Eline sağlık Adil,
    Keyifle okudum.
     
    adbakt bunu beğendi.