Duyuruyu Kapat
Google Gözat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Anadoluya yolculuğum.

Konu, 'Balık Avı ile İlgili Fotoğraflı Av Hikayeleri' kısmında nediminal tarafından paylaşıldı.

  1. nediminal

    nediminal Üye

    Kayıt:
    25 Kasım 2011
    Mesajlar:
    88
    Beğeniler:
    0
    Şehir:
    Çanakkale
    Değerli dostlar selamlar.
    Mayıs ve haziran aylarındaki levrek avlarım, bir önceki yılın aynı zamanlarına göre çok daha kısır geçti.
    Her türlü gayreti göstermeme rağmen, bir adet ispendek alabildim.
    Haa bir de Gelibolu sahtesinin arkasından müthiş bir süratle gelerek, sahteyi uzunca bir süre takibine alıp son metrelerde geri dönen levreği de unutmamak lazım.
    Bu heyecan bile bana birkaç hafta yetti
    Şunu çok daha iyi biliyorum ki deniz, kıyı balıkçısına kolay kolay balık vermiyor.
    Verse de her yıl aynı şekilde vermiyor.
    Yaz tatiline girmemle, deniz avlarını levreğin dönüşe geçeceği sonbahar aylarına bıraktım.

    Yazın sıcağında 2 ay balıksız geçecekti.
    Kimseyle paylaşmadım ama içimden geçen bir yaz tatili planım vardı, hem de birkaç ay önce yapmıştım ama evli ve çocuklu bir balıkçı için, kendine göre bir plan yapması pek de mantıklı değildir.
    Çocuğun bir kez hapşırması bile bütün planları altüst edebilir.
    Çok şükür ki Temmuz ayının ilk haftası İzmir’deki işlerimi hallettim. Çocukta hapşırmayınca, 7 temmuz sabahı kendimi Ankara otobüsüne binerken buldum.

    Ankara Tatlısu Levreği (perch) ve Turna avı ( pike)

    Öğlen vakti Değerli abim Hakan Başar’ın beni aştiden almasıyla balık avlarıma resmi bir başlangıç yapmış oluyordum. Biraz malzeme temininden sonra avlağımıza doğru keyifle yola çıktık.
    Bir taraftan son görüşmemizden bu yana olup bitenleri anlatıyor bir taraftan da yapacağımız avla ilgili konuşuyorduk.
    Avlağımızın ilk göründüğü noktalarda, ortak fikrimiz esen rüzgârın etkisiyle suyun bulanık olduğu yönündeydi. Suyun yanına vardığımızda, diğer grubun çoktan suya açıldığını anladık. Bizde hızlı bir şekilde botu şişirip, gerekli ekipmanı bota yükleyip baraj gölüne açıldık. Karşı kıyıya doğru hareketlendik. Ve suyun bulanıklığına rağmen kıyıları taramaya başladık.
    Bu sıra Sevgili Tuncer, Umut ve Sefanın olduğu botu görüp onların yanına gittik. Tuncerle daha evvel av yapmıştım. Tanıyordum
    Umut ve sefayla ilk kez karşılaşmamıza rağmen sanki yıllardır tanıyormuşum gibi geldi bana. Bir süre hoş sohbetten sonra biz aşağılara doğru kıyı kıyı gezmeye başladık.
    O kıyıların birinde Hakan abi levreği oltaya yapıştırıverdi.
    Bir süre sonrada ben.
    Boy olarak çokta fazla büyümeyen bu balığı ilk kez avlıyordum.
    Ama kendi boyundaki sahteye saldıran levreği alınca, ne kadarda saldırgan bir balık olduğunu anladım.
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Ama akşam karanlığı çökünceye kadar turnalarda ses çıkmadı ve bizde akşam yemeği için kamp alanımıza döndük. Bol miktarda tatlı su levreği yakaladık.
    Hakan abinin aşçılığıyla nefis bir ziyafet çektik. Gece geç saatlere kadar süren muhabbetten sonra, kısa süreline de olsa uykuya vakit ayırdık.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Sabahın seher vaktinde sucuklu yumurta ve börekli kahvaltıdan sonra sulara açıldık.Bizim botta Hakan abi,ben ve sefa diğer botta ise, Tuncer, Umut ve gece yanımıza katılan Serkan Saka vardı.
    Biz barajın üst bölgelerini tararken onlar bizim akşam ki avımızda gezindiğimiz bölgelere doğru gittiler.
    Bir süre sonra Turna haberleri gelmişti. Bu haberler bizim botun burnunu onların olduğu bölgeye doğru çevirmişti..Bu ara sefa limit sınırlarında bir turnayı yakaladı ve turna Hakan abi tarafından Sefanın el sürmesine izin verilmeden suya iade edildi.
    Turnaların yakalandığı bölgeye yaklaştığımızda, onlar geri dönüyorlardı. Ve resmen Show yapmışlardı. İrice turnalar ve bol miktarda Tatlı su levreği.
    Çeşitli sahtelerle kıyıları taramaya başladık. O anlarda benim Biga’daki Turna avlarımda kullandığım beyaz kuyruklu sasi aklıma geldi. Hakan abide böyle basit bir sahtenin olmaması imkânsızdı. Hemen aldım ve taktım.
    Bir süre sonra kıyıya doğru attığım sahte botun dibine gelmişken irice bir Turna sahteye bindi. Suyun üstüne doğru çıkıp birkaç kafa darbesinden sonra dibe vurdu kendini. Bu anlarda hepimiz turnayı kepçeye getirmek için elinden geleni yapsa da balığın sahteden kurtulmasına engel olamadık

    Devamında aynı yeme bir adet turnayı yapıştırsam da oda kendini kurtarmayı başardı. Oldukça iri balıklardı ikiside.
    Balıkların kaçmasına sebep olarak kendimi görüyorum. Bir ihtimalde balıkların sahteye tam olarak oturmamalarını.
    Dönüş yoluna geçtiğimiz anlarda Sefanın kaşığına binen senatör, trofe, the biggest one gibi her türlü unvanı hak edecek bir turna ağzındakini çok çabuk bırakmış ve biz boş bir şekilde, öğleye doğru avımızı bitirerek kıyıya yanaşmıştık.
    Her şey açıldığı gibi toplandı.
    Vedalaştık.
    Ve ben geldiğim gibi yine Hakan abiyle birlikte Aşti’ye doğru yola çıktım.

    [​IMG]

    Bu avda emeği geçen dost olarak gördüğüm Hakan abiye, Tuncer’e, Umut’a, Sefa’ya ve akşam aramıza katılan muhabbetinden çok keyif aldığım Serkan Saka’ya ve sevgili Erhan’a çok çok teşekkür ediyorum
    Yolunuz Çanakkale taraflarına düştüğünde her daim beklerim haberiniz olsun.

    Önce Kayseri sonra Sarız
    Aştiye geldiğimde yorgunluk ve uykusuzluktan yalpalayarak yürüyordum.
    Otobüste beni uyutmamaya yemin etmiş bir ufaklığı biraz kaş çatarak korkutmuş, baktım olmadı biraz şaklabanlık yapmış, bol miktarda kahve içmiş ve kayseri yolunun kısalması için dua etmiştim.
    Akşamın karanlığına doğru serin bir havada indim Kayseri terminale.

    [​IMG]

    Kayserili dostum Rıfat beni karşılamış, bir gece misafir edip, bu kirli aç ve yorgun adama her türlü misafirperverliği gösterip, eski halime gelmemi sağlamıştı

    Ertesi sabah iyi bir kahvaltıdan sonra müsaade isteyip, 6 yıla yakın kaldığım havası soğuk ama insanı sıcak Anadolu’nun bu küçük ilçesi, dost ve alabalık yatağı olan Sarız’ıma doğru yola çıkmıştım.
    Küçük bir minibüse neredeyse otuz kişi sığdırıp beni taburede oturtan şoföre hiç kızmamış, yolda kulakları pek duymayan bir amcayla muhabbet etmiş ve zamanında alabalık için dolaştığım yol kenarındaki derelere dalarak, Sarız’a varmıştım
    Dostlarımla gece ikiye kadar bitmek tükenmek bilmeyen enerjiyle ettiğimiz muhabbetlerden sonra Sarız’daki ilk Alabalık avımızı gerçekleştirmek üzere, ertesi gün öğleden sonra değerli abim Hafız Tapan’la torosa atlayıp, yakın bir bölgede ki dereye doğru yola çıktık.
    Yolda buz gibi suyu olan çeşmelerden kana kana su içtik.

    [​IMG]

    Flyın gücü Liderin avı
    Derenin gökkuşağı alabalığı barındıran üst bölgesinden ava başladım.
    Bu avlakta oldukça iddialıyımdır. Balığı nerde solungaçlarının açıp kapadığını çok iyi bilirim.
    Hafız abi ise benim biraz aşağımdan başlamıştı ava ve bir noktada buluşup aşağılara doğru avlanarak inecektik.
    Avlanarak indim ama vuruş alamadım.
    [​IMG]

    [​IMG]
    Ne oldu buralara diye düşünürken Hafız abinin avlandığı bölgeye ulaşmıştım. Bana sessizce bir alabalığın su üstünden avlandığını gördüğünü söylüyordu. Olta atmamış beni beklemişti. Dediği yere usulca sokulup baktığım an alabalığın su üstündeki sineği kapışını ve hemencecik dalışını, göz açıp kapama süresinde gördüm.
    O alabalığın ilacı torosun arka bagajındaydı. Kesinlikle olta atmamasını ve beni beklemesini söyleyerek, hızlı adımlarla arabaya gittim.15 dakika geçti geçmedi oltam hazırdı. Sahte sinek olarakta Caddis’i taktım. Fly yapmanın mümkün olamayacağı bu dar ve ağaçlık alana sessizce sokuldum
    Hafız abi sessizce kamerayı açtı.
    Etrafta derenin sesinden başka bir ses yoktu ve ala bizi farketmeden su üstündeki sinekleri bir bir almaya devam ediyordu.
    Dizlerimin üstüne çöktüm. Fly floatant’ı fly’a sürdüm ve makineden bir miktar misinayı boşalttım.
    Ve av başladı

    Nedim inal fly fishing - YouTube



    [​IMG]

    [​IMG]

    Balığın Fly’a getirmiş, tam zamanında tasmalamış ve bu keyfi yaşamayı sonuna kadar hak etmiştim.
    Yurt dışında balıkçıların ellerine aldıklarını ilk oltanın fly oltası olma sebebini şimdi çok daha iyi anlıyorum.
    Bu av yöntemi zirveyi hak ediyor.
    Maalesef videonun son iki dakikalık bölümüne nazar değdiğinden balığı sudan alma anlarını paylaşamadım.

    Bu balıktan sonra Hafız abiye havaya zıplayan başka alabalıklar görürse beni hemen haberdar etmesini sıkı sıkı tembihleyerek avıma spin kamışla devam ettim.
    Aşağı bölgelere indik. Hep balık aldığım yerlerden birine gelmiştim. İlk atışlarda geleceğinden şüphem olmayan ala beni biraz bekletse de, kelebeğin sudan çıkmasına saniyeler kala avım olmuştu. Onu da çıkarıp kenara aldım.

    nedim inal - YouTube



    [​IMG]


    Yeniden aynı bölgeye atmak için hareketlendiğimde hemen alt tarafta bir alabalığın su üstünden sineği aldığını fark ettim. Fly yanımdaydı ama bırakın fly oltasını spin kamışı bile o ağaçlık ve çalılık bölgeye zor sokabilirdim. Bende zorda olsa spin kamışla atış yapmaya başladım. Bir kaç atıştan sonra balığı oltaya getirmeyi başarsam da kenara almayı başaramadım ve sulara dönüşünü içim acıyarak izledim. Fly için müsait olan bir yer olsaydı bu balığında sahte sineği hiç kaçırmaksızın alacağından şüphem yoktu. Çünkü çok sık su üstündeki sinekleri topluyordu.
    Nasip.

    Akşama doğru yemek yemek için ava ilk başladığımız noktaya hareketlendik. O noktaya yakın bir bölgede arabadan indim ve Hafız abiye ateşi yakmasını ve kısa süre sonra geleceğimi söyleyerek derenin kenarındaki yerimi aldım
    İndiğim bölgede her zaman nöbetçi bir alabalık bulunur.
    Dediğim gibi de oldu ve ilk atışta nöbetçi gökkuşağı bekletmeksizin oltama geldi.. Ama bu porsiyonluk boyuttaki bir alabalıktan biraz daha küçüktü. Şaşırmıştım.
    Bu favori av noktası beni tek bir balıkla, oda istenilen boyutlarda olmayan bir balıkla göndermemeliydi.
    Suyun alt tarafına geçip aynı noktaya bir de ters taraftan atışımı yaptım ve porsiyonluk bir alabalığı kelebeğe yapıştırdım
    Şimdi olmuştu.

    [​IMG]

    [​IMG]

    Yukarı doğru çıkarken kelebeğe iki tane daha alabalık hamle yapsa da, son anlarda vazgeçip geri döndüler.
    Akşama doğru buluşma noktasına geldiğimde Hafız abi ateşi yakmış ve pişirme işlemine başlamıştı.
    Pişirme işleminden sonra iki yıldır özlemini çektiğim bu sofrada (özellikle pişmiş sarımsak) güzelce karnımızı doyurup, kara çaydanlıktan çayımız içtikten sonra geri dönüşe geçtik.
    O gün her şey mükemmeldi.

    [​IMG]

    [​IMG]


    Balık avına bir gün ara vererek ertesi günü dostlarıma ayırdım.

    [​IMG]

    Fly birkez daha iş başında

    Gece geç saatlere kadar ayrı geçen iki yıla yakın sürede neler olduğu üzerine güzel muhabbetler yaptık. Onlar alabalıktan bense levrek ve turnadan söz ettim.
    Değişen planlarım yüzünden erken gitmek zorunda oluşumu da hesaba katınca verdiğimiz bir günlük aranın yeterli olduğunu düşünerek ertesi gün hemen balık planı yaptık. Bu plan öğleden sonra son avımızı gerçekleştirdiğimiz bölgede av yapmak, tuttuklarımızı Hafız abinin evinin önünde pişirip yemek ve gece saat 3 te Balığın kralı Kırmızı benekli alabalık avına gitmekti.
    Bu plana Kayserili dostum Rıfat Kayar’da eşlik edecekti.

    Av günü saat 4 gibi meramıza varmıştık.
    İlk atışların birinde alabalık kelebeğe geldi ama almadı. Sonrasında kelebek karşı dala takılınca suya girmek zorunda kaldım ve alabalığı tutma ihtimalimi sıfıra indirmiş oldum,

    Çok kısa bir zaman sonra Rıfat’ta bize katıldı
    Biz Rıfat’la avlanarak suyun aktığı yöne doğru gitmeye başladık. Hafız abiyle Süleyman abi ise göl kamışlarıyla bizim avlandığımız bölgenin daha da aşağılarında avlarına başladılar. Aşağıda onlarla karşılacak ve avlağın durumuna göre plan yapacaktık
    Bir saate yakın bir zaman bir hareketlilik olmadı.
    Rıfat’ın oltasına gelip geri dönen güzel bir ala hariç.
    Yeri geliyor kenardan yeri geliyor suyun içinden gidiyor ve alabalık yapacak bölgeleri atlamaksızın, itinayla tarıyorduk.

    [​IMG]

    [​IMG]

    Uzun avlağımızın yarılarına gelmiştik ki, suyun içinde olduğum anların birinde suyun kenarındaki büyükçe ağacın altına doğru atışımı yaptım ve ilk alabalığı çırpınmalar eşliğinde sudan dışarı aldım
    Demek ki balık o gün av verecekti.

    nedim inal - YouTube


    [​IMG]

    [​IMG]

    İlerleyen bölgelerin birinde bir tane daha aldım ve arkasından bir tane daha.

    [​IMG]

    [​IMG]

    O gün ilk tuttuğum alabalık hangi kelebeğe gelmişse o kelebeği hiç değiştirmem. O günün favori kelebeği ise üç numara sarı üzerine kırmızı benekli olan kelebek oldu

    Kısa bir zaman sonra bir alabalığı daha oltaya getirdim ama sudan çıkarmadan ait olduğu yere yani suya geri göndermek zorunda kaldım

    Bu andan sonra Rıfat’ta arka arkaya iki tane alabalık almış ve bir alabalığı da düşürmüştü.
    [​IMG]

    Keyifle avımıza devam ederken telefonum çaldı. Arayan Hafız abiydi ve geçen avdaki gibi bir alanın su üstünde dans ettiğinden ve sinekleri tek tek topladığından bahsediyordu.
    Fly için müsait olup olmadığını sorduğumda ise, beklediğim cevabı vermişti.
    Yakındık onlara.
    Bu andan sonra aklım ordaydı ve önümde balık yapacak yerleri atlamaya başlamıştım.
    Hafız abiyi seslenerekte olsa buldum. Arabanın anahtarını aldım. Ve arabanın park halinde olduğu akaryakıt tesisine doğru yürümeye başladım.
    Tesisin köpeği bir süre beni oyalayıp fly oltamı vermemekte ısrar etse de, sahibinin ihtarıyla bana ve tutulacak alabalığa yol vermiş oldu
    Denilen yere geldiğim de Hafız abi ve Süleyman abi oltalarını sudan çekmişler ve Rıfatla muhabbet etmeye başlamışlardı. Onlar sohbetlerken fly oltamı hazırladım ve favori sineği bağladım. Balığın bulunduğu yerin üst tarafında uygun bir yerde, dizlerimin üstüne çökerek fly ipini yavaş yavaş sallamaya başladım. İkinci ve ya üçüncü kez flyı suya kondurduğum anların birinde flyı gözden kaçırdım.
    Göremiyordum.
    Hemen geri çekip flyı yeniden su üstüne kondurdum.
    Akıntıyla birlikte suyun kenarına doğru gitmişti ve öne doğru eğilerek flyı zorda olsa takibe almıştım.
    Eğilmekten öne düşebileceğim bir pozisyondayken, alabalığın flyı tek hamlede aldığını göz açıp kapama süresinde görebildim ve o an tasmayı verip balığı askıya aldım.
    Son anda görmüştüm yemi aldığını ve son anda yapmıştım tasmayı.

    nedim inal fly fishing - YouTube


    [​IMG]

    [​IMG]

    Küçük bir Not: Videoya dikkatli bakarsanız, diğer video da olduğu gibi balığın flyı alışını çok kısa bir anlığını da olsa görebilirisiniz.

    Değer.
    Flyla tutulacak bir balık, farklı yöntemlerle tutulacak onlarca balığa değer.

    Bu anlarda avın sonlarına gelmiş ve Rıfat’ı da alarak akşam yemeğini yiyeceğimiz ve gece konaklayacağımız Hafız abinin evine doğru yola çıkmıştık.

    [​IMG]

    Akşam menümüz belliydi.

    [​IMG]


    Gece geç saatlere kadar süren muhabbetimize semaverde demlenen çay ayrı bir lezzet katmıştı.




    Kırmızı beneklilere doğru

    Gece saat 3 gibi kalkarak ilk durağımız olan ekmek fırınına kahvaltı için gittik. Dışarıdan bakan biri bu adamlarda hiç akıl yok diyebilirdi
    Gecenin o saatinde gırgır ve şamatanın en alası tavan yapmaktaydı.
    Uzun zaman birlikte ava gittiğimden olsa gerek Sarız’lı dostlarıma fazlasıyla ayak uydurup, onların dilinden konuşmayı iyi bilirim.
    Sonuçta o kadar zaman yaşadıktan sonra yarı Kayserili sayılırım.
    Ve biz 5 kişi kahvaltıdan sonra dağlara doğru yol almaya başladık.
    Dağlardaki soğuk suların balığıdır Kırmızı benekli.
    Onun üstüne balık tanımam. Elinize aldığınız zaman hissettiklerinizi, hiçbir balık size hissettiremez.
    Onu özel yapan birçok neden vardır. En özelide bence adını aldığı benekleridir. Doğa kırmızı rengi pek bünyesinde barındırmaz. Ağırlıkta kahverenginin ve yeşilin tonlarını görürsünüz. Kırmızıyı bünyesinde barındıran her şey değerlidir. Çiçekler arasında gülün yerinin farklı olması gibi, balıklar arasında da kırmızı beneğin yeri hep farklıdır.(bence)
    Yolda niyetim defalarca avını yaptığım bu balığı fly ile yakalayıp Nirvanaya ulaşmaktı.
    Tüm gün sadece fly oltasını kullandım.
    Ama olmadı.
    Sabah 5 gibi başlayıp,güneşin su üstüne vurmaya başladığı saat 9’a kadar bir kez fly’a hareket olsa da balığı almayı başaramadım.
    Saat 10 gibi avı bıraktım.

    Geceyi benim gibi uykusuz geçiren arkadaşlarımda yavaştan avı bıraktılar.
    Yemek ve çay molası için uygun bir yerler bulduk. Ve her zaman olduğu gibi tutulan kırmızı beneklileri közün üzerine yatırdık. Çayımızı demledik. Son av günümü kırmızı benekli alabalık menüsüyle tamamladık.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Akşam avını beklemeden avımızı sonlandırıp Sarız’a döndük. Rıfat’ı kayseri yolcu edip, o geceyi de Sarız’da geçirdim ve ertesi akşam Sarız’dan ayrılarak, Çanakkale’ye doğru geri dönüş yollarına düştüm.

    [​IMG]

    Bir haftalık çok güzel bir av macerasıydı benim için.
    Öncelikle beni Sarız’da misafir eden 6 yıla yakın süre birlikte balık avlarına gittiğim alabalığın amansız avcısı Hafız Tapan’a, Süleyman Karaca ve Erol Tunç’a sonrasında beni Kayseri’de misafir edip her türlü malzemesini benimle paylaşan, sürekli değiştirmek zorunda kaldığım planlarıma hiç sorun etmeden eşlik eden Kayseri dostum Rıfat Kayar’a bir kuru teşekkürden çok daha fazlasını borç biliyorum. Allah’a emanet olun
     
    Son düzenleme yönetici tarafından yapıldı: 17 Temmuz 2012
  2. Sponsorlu Bağlantılar
  3. sabora

    sabora Daimi Üye

    Yaş:
    42
    Kayıt:
    7 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    1.723
    Beğeniler:
    147
    Şehir:
    Kocaeli
    Tebrikler Nedim güzel bir tatil olmuş. Tekrarı ve daha iyileri nasip olur işallah.
     
  4. Glenium34

    Glenium34 Aktif Üye

    Yaş:
    37
    Kayıt:
    16 Mayıs 2012
    Mesajlar:
    176
    Beğeniler:
    1
    Şehir:
    Bursa
    Kutlarım daima neşen ve bereketin eksik olmasın.
     
  5. drasty41

    drasty41 Aktif Üye

    Yaş:
    55
    Kayıt:
    11 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    665
    Beğeniler:
    5
    Şehir:
    Kocaeli/Derince
    Tebrik ederim Nedim çok hoş bir tatil geçirmişsin dostlar,balıklar devamlarını dilerim
     
  6. agartan

    agartan Moderatör Yönetici

    Yaş:
    50
    Kayıt:
    30 Nisan 2010
    Mesajlar:
    18.730
    Beğeniler:
    5.728
    Şehir:
    İstanbul
    Tebrikler Nedim.
    Doğayla, dostlarla ve balıklarla başbaşa harika bir tatil olmuş.
    Darısı tüm sevenlerin başına
     
  7. BAYBORA

    BAYBORA Daimi Üye

    Yaş:
    46
    Kayıt:
    22 Temmuz 2010
    Mesajlar:
    1.586
    Beğeniler:
    16
    Şehir:
    SİVAS
    Tüm ekibi tebrik ederim.
    Özlemişim Rıfat"ı da ,resimdede olsa görmem iyi oldu:)
    Bu güncenin ardı da gelir umarım.:)
     
  8. hızır şeref gültekin

    hızır şeref gültekin Daimi Üye

    Yaş:
    33
    Kayıt:
    17 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    3.985
    Beğeniler:
    365
    Şehir:
    rize
    nedim usta tebrik ederim çok güzel bir balık turu yaşamışsınız kırmızı benek gerçekten saygıyı hak eden ama bir türlü ettiği değeri bulamayan yağmalanan kırılan bir balık değerli düşünceleriniz için teşekkür ederim çok güzel dostluklar sohbet mangal ohhh bir amatör balıkçı daha ne isteyebilir ki ?
     
  9. nediminal

    nediminal Üye

    Kayıt:
    25 Kasım 2011
    Mesajlar:
    88
    Beğeniler:
    0
    Şehir:
    Çanakkale
    Hızır şeref teşekkür ederim.
    Kırmızı benekli denince akan sular duruyor bizde. paha biçilemeyecek tek balık.
    O yüzden dağları arşınlıyoruz
     
  10. nediminal

    nediminal Üye

    Kayıt:
    25 Kasım 2011
    Mesajlar:
    88
    Beğeniler:
    0
    Şehir:
    Çanakkale
    Teşekkürler Murat. Seni bir yerlerden tanıyor gibiyim.!
     
  11. nediminal

    nediminal Üye

    Kayıt:
    25 Kasım 2011
    Mesajlar:
    88
    Beğeniler:
    0
    Şehir:
    Çanakkale
    Şeref Abi teşekkürler. darısı daha iyileriyle herkesin başına..