Duyuruyu Kapat
Google Gözat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Artık pes ediyoruz

Konu, 'Genel Konular' kısmında scorpion26 tarafından paylaşıldı.

  1. scorpion26

    scorpion26 Daimi Üye

    Yaş:
    41
    Kayıt:
    24 Temmuz 2013
    Mesajlar:
    1.441
    Beğeniler:
    732
    Şehir:
    İstanbul
    Yaklaşık 2.5 aydır bir arkadaşım ile beraber yaptığımız balık avı denemelerimizde artık sabrimizin son noktasina gelmis bulunmaktayız. Ben de spin bir takım birde 3.5 metre eski bir kamış arkadaşım da ise 4.20 80-150 olympus kamis ryobi ecusima 8000 ve 2 tane daha takımı var. Bunların haricinde dunya kadar rapala capari ve muhtelif takim var. Defalarca boğaza gurpinar tarafina ve Yeşilköy e gittik. Ben tek Yenikapı ahirkapi ve karaburuna gittim. Genelde capari ve rapala ile av yapmaya çalıştık. Ama ne yaptiysak olmadı. Millet istavrit caparisiyle cinekop palamut çeker. Bi de bos oltayi. Yani sözün özü sabah boğazda yedigimiz yağmurun ve sonrasında Gürpınar sahilde yaptigimiz son cirpinislardan sonra umudumuz tükendi. Anladık ki biz bu işi beceremiyoruz. Aslında yazacak çok şey var ama cepten anca bu kadar yazabildim.
     
  2. Sponsorlu Bağlantılar
  3. agartan

    agartan Moderatör Yönetici

    Yaş:
    50
    Kayıt:
    30 Nisan 2010
    Mesajlar:
    18.713
    Beğeniler:
    5.708
    Şehir:
    İstanbul
    Balıkçılık sabır işi olduğu kadar teknik de gerektirir. Fazladan biraz da şans fena olmaz tabii.. :D
    Bahsettiğiniz süre ne teknik için, ne de sabır için yeterli.
    Yıllarca olta sallayanlar bile çoğu zaman avdan boş dönebiliyorlar.
    İstanbul'da sahte balıkla avcılık raporlarda okunduğu kadar kolay değil ne yazık ki. Keza yemli de öyle. Az atarsın, çok atarsın, uzun bağlarsın, kısa bağlarsın, siyah iğne atarsın, beyaz iğne atarsın, yeşil kullanırsın, sarı kullanırsın... Her durumda sonuç değişir.
    Bence ava balık tutmaktan ziyade hava almak için gidin. Etrafı izleyin. Kim nasıl alıyor, kim neden alamıyor gözlemleyin..
    Sonra da kendinizi bir kere daha değerlendirip taklit etmeye başlayın.
     
  4. SEMSS

    SEMSS Aktif Üye

    Yaş:
    46
    Kayıt:
    17 Kasım 2012
    Mesajlar:
    281
    Beğeniler:
    169
    Şehir:
    İstanbul


    forumun abisi olmak böyle bir şey :)

    Ağzına diline kalemine yüreğine sağlık olsun Şeref abi ne kadar güzel özetledin ;)

    Aklımda kaldığı kadarı ile bir Mevlana sözü geldi aklıma
    < Mum olmadan önce mumda ki ateş ol.Önce yan ki sonra mumun değerini bil...>
    yanmadan bilemezsin sabretmeden murada eremezsin. sağım solum at çek çinekop çekerken yanımda gerekli malzemelerin olmayışı malzemecinin uzak oluşu takımlarımın yetersiz kalışı nedeni ile sıfır avdan dönüşlerim geldi aklıma :)
    şimdi o acemilik ilk günlerimi hatırladıkça kendime gülüyorum :)
     
  5. fthdmr

    fthdmr Aktif Üye

    Yaş:
    33
    Kayıt:
    5 Haziran 2013
    Mesajlar:
    614
    Beğeniler:
    189
    Şehir:
    İstanbul\ tuzla
    Murat abi Şeref Abi ve Bülent Abi saygı ve selamlar olsun ... Murat abi bu sevdaya başlayalı yaklaşık 5 ay oluyor elimde kamışından rapalasına ip misinasından kaşıklarına silikon sahtelerinden iğnesine bir dünya malzeme var bugüne kadar tuttuğum tek balık istavritttir dalgada geçiyorlar ama ben rapala ile at çek yapmaktan hoşlanıyorum ve bu sezonu alışma evresi olarak görüyorum önümüzdeki sezon daha çok bilgi birikime sahip olacağımı düşünüyor ve umut ediyorum ilk zamanlar çok rapala delisiydim öyle ki çinden yaklaşık 15 tane getirttim ama can sıkmaya moral bozmaya gerek yok saygılarımla
     
  6. Horozbina

    Horozbina Daimi Üye

    Kayıt:
    17 Ocak 2012
    Mesajlar:
    2.149
    Beğeniler:
    3.176
    Şehir:
    Tekirdağ / İstanbul / Ören
    Bir zamanlar kadınlar toplar, erkekler avlanırdı.

    Bu, insan var olduğundan beri 90 bin yıl sürdü.

    Bazı bölgelerde ve bazı zamanlarda erkekler avlayamadı, kadınlar toplayarak küçücük toplumların varlığını sürdürdüğünde kadının üstün olduğu ana erkil toplum yapıları oluştu.

    Erkekler sonunda taş yontma şeklini değiştirdi verimli avlanmayı öğrendi.
    Ve ata erkiller hala sürüyor hala;

    Avlanmaya devam, feministler artıyor yoksa. :D:D:D
     
  7. Horozbina

    Horozbina Daimi Üye

    Kayıt:
    17 Ocak 2012
    Mesajlar:
    2.149
    Beğeniler:
    3.176
    Şehir:
    Tekirdağ / İstanbul / Ören
    Ya da; ihtiyaçlarını doğadan toplamak gibisi var mı?

    10 bin yıl önce toplamayı ve avlanmayı bıraktık, tarla sürdük, hayvan evcilleştirdik.
    Alıp satmaya başladık, ve bu duruma geldik.

    Bu insanın cennetten kovulma çağıdır.
    Adına neolilik çağ derler.
    Sorunların başlangıcıdır.
     
  8. Theseus

    Theseus Aktif Üye

    Kayıt:
    2 Ocak 2012
    Mesajlar:
    284
    Beğeniler:
    62
    Şehir:
    İstanbul
    Valla Murat moral versin diye birkaç şey de ben anlatayım;

    Ünlü bir ressamın 50. sanat yılı sergisi varmış.Usta ressama aceminin biri gelip yeni yaptığı bir karakalem resmini sormuş,ressam da 5.000 usd demiş.
    Hemen zıplamış acemi,aaa daha şimdi 10 dakikada çizdin nasıl 5000 usd istersin diye sormuş.Hayır demiş ressam;50 yıl+10 dakika.

    Bizim de ustalık dediğimiz şey aslında geçmişte başımıza gelenlerin hücrelerimize işlediği deneyimler.Artık birçok şeyi düşünmeden ama doğru yapmamızı sağlıyor.

    İlk spin takımımı üniversite 2. sınıfta 1995 te biriktirdiğim harçlık ve kız arkadaşımın verdiği parayla almıştım (Sağolasın Ayşegül :) ) O dönem kasna ve turna yakalıyordum ve çevremde spin kullanan 1 kişi dahi yoktu.
    Bu yüzden yeniden yıllar sonra balığa başladığımda ,spin takım aldıktan 2 gün sonra 61 cm levreği Temmuz ortasında yakalayabildim.Şaşıracak birşey yoktu 15 yıl+2 gün.

    Haa sonra ne oldu;film tabi ki hergün levrekle devam etmedi,bazen 2 günde 3 şehir gezip,günde 14 saat atçek yapmamıza rağmen 1 zarganayla eve döndüğümüz de oldu.Ama kafamızda hep şöyle iyimser bir düşünce vardı: Amacımız balık yakalamak değil,balık kovalamak ve iyi vakit geçirmek. Balığı kovaladık mı kovaladık,iyi vakit geçirdik mi geçirdik;herşey yolunda öyleyse.

    Bülent abi yazdığını okuyunca aklıma geldi.Bugün tanıtımını okuduğum yeni bir kitap; Etin Cinsel Politikası .Yazar genel olarak ataerki ile et tüketimi arasındaki diyalektiği çözümlüyor. Ona göre, erkeklik inşasının önemli bir parçası başka bedenleri denetim altında tutmaktır; et yemek de bunun önemli bir aşamasını oluşturur. “Et yemek, erkek iktidarının her öğünde yeniden ilan edilmesidir.” İlginçmiş :)

    Bir ara da kafayı cennetten kovulma mitini araştırarak geçirmiştim.
    Devamında bütün kadim kültürlerde bilgiyi,farkındalığı insana getiren düşmüş melekler,lucifer,Şemyaza,Azazel,anunaki vy ye ulaştım.Kölelikten bireye geçiş sancılı olmuş tabii.Baktım bilginin ağırlığı eziyor daha da ileri gitmedim.Bir bak istersen ilgini çekebilir.
     
  9. Horozbina

    Horozbina Daimi Üye

    Kayıt:
    17 Ocak 2012
    Mesajlar:
    2.149
    Beğeniler:
    3.176
    Şehir:
    Tekirdağ / İstanbul / Ören

    Teşekkürler Genco. ETİN CİNSEL POLİTİKASI hemen alıp okumalıyım. İnsanın kendini her şeyden üstün görmesi hatta hepimizin kendimizi diğer insanlara ve kadınlara, çocuklara kadar olan üstünlüğü, ve buna göre biçimlenmiş kişilik ve boş varsayımlar tarihimiz boyunca değişip gelişmeler! :D göstermiş önemli bir konudur. Son yüzyılda maymundan üstün olduğumuz dahi kafalarda yer tutar.

    Cennetten kovulma ise ben fazla incelemedim ama benim az önce salladığım varsayıma göre tarımın başlangıcı ile ilgili. Sınıfsız insan toplumlarının yaşadığı paleolitik çağlar insanın cennet çağıdır. Sümer dininde yasak meyvayı yiyen önemsiz bir tanrının tanrılar mekanından çöllere kovulması ve bir arkadaşının onun kaburgasından, kaburganın hanımını yapmasını yazılı tarihte kil tabletlerden öğrendik.

    Hikaye sonraları iletişimin az olduğu dönemlerde dahi geliştirildi, çoğaltıldı bildiğimiz biçime getirilip beyinlerde sürüyor. Çeşitlenmesi birbirlerinden habersiz de gerçekleşmiş olabilir. Çünkü insan beyni belirli koşullarda aynı şekilde düşünebiliyor. Yine de bizler kadim kültürlerin ürünüyüz. Hala taş devri beyinlerinin kabullerine dayanan sorgulanmamış doğru sandıklarımızdan ibaretiz.

    Fakat bilgisayarda yazı yazıyoruz, cep telefonu ile konuşuyoruz, tv izliyoruz, bulaşığı, çamaşırı makinede kendi gücümüzü harcamadan yıkıyoruz, bir yerden bir yere giderken yürümüyoruz, uçuyoruz.
     
  10. onder

    onder Aktif Üye

    Yaş:
    38
    Kayıt:
    1 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    785
    Beğeniler:
    93
    Ben de her zaman balık tutmayı 2. plana atarım, benim için zevk balık tutmak değil, semaverdeki çayın güzelliği, mangalda pişen etlerin kokusu ve deniz kıyısında olmanın tadını çıkartmaktan ibarettir, bu arada oltam suda olur, balık gelirse gelir gelmezse de mangal yemiş olurum. Spin için de genelde su üstü sahteler ile durgun suda avlanıyorum burada da onların yüzüşlerini izlemek zevk veriyor bana. Yani sözün özü olay tamamen sizin bakış açınızda, etrafınızdaki insanlar balık tutarken siz tutamıyorum diye hırs yaparsanız şu an başınıza geldiği gibi sıkılırsınız. Takımlar, atış teknikleri, tecrübe, kısmet v.b. gibi bir çok etken balık tutmayı etkileyen kıstaslardır. Onları da etrafta avlananları izleyerek ve onlar gibi yapmaya çalışarak tamamlayabilirsiniz. Kaldı ki buradan insanlara takılarak da bir çok şey öğreneceğinize eminim.
     
  11. mustafasezer

    mustafasezer Üye

    Yaş:
    30
    Kayıt:
    7 Eylül 2013
    Mesajlar:
    44
    Beğeniler:
    23
    Şehir:
    istanbul
    Bende ,bende pess diyorum artık. :) Bu sene balıkmı az benım sansımdanmıdır .lüfer peşindeyim ama suana kadar 1 adet lüfer tuttum gece rapala ıle hevesim kursagımda kaldı ahh ahhh ne olur bıraz daha heveslenseydık