Duyuruyu Kapat
Google Gözat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

BALIK VE BALIKÇILIĞA AİT TERİMLER

Konu, 'Balık ve Avcılığıyla ilgili Makaleler' kısmında Ali Emre tarafından paylaşıldı.

  1. Ali Emre

    Ali Emre Aktif Üye

    Yaş:
    42
    Kayıt:
    30 Nisan 2010
    Mesajlar:
    340
    Beğeniler:
    23
    Şehir:
    ABUJA/NİGERİA
    Balık Ve Balıkçılığa Ait Terimler
    A

    Akış Yapmak : Av mahallinde teknenin sularla akması.

    Akşam suyu : Balığın akşam av vermeye başladığı zaman

    Akşam yemlisi : Genellikle lüfer için yapılan yemli akşam avı

    Akyem : İzmarit istavrit ve zargana gibi balıklardan yaprak biçiminde kesilmiş yem.

    Algarna : Üçgen biçiminde demirden yapılmış ve ağzında file bir torba bulunan tekneden denize atılıp dibi taramak suretiyle midye avında kullanılan alet

    Anafor suyu : Denizde girdaplar oluşturan akıntı

    Anavasya : Balıkların Marmara'dan Karadeniz'e çıkışları(Rusça)

    Azmak : Denize açık tatlı su ağzı



    B

    Balığı aykırıdan tutmak : İğnenin balığı ağzının dışında bir yerine batarak yakalaması.

    Balığı boğmak : Üst üste çok miktarda balık tutmak

    Balığı kıskandırmak : Yemi beğendirip balığın saldırma olasılığını arttırmak için oltanın hafifçe elle çekilmesi.

    Balığı kullanmak : Av sırasında kah misinaya yol verip kah çekerek balığın oltayı koparmasını önlemek

    Balığın sürmesi : Küçük balıkların kıyıları yala***** büyük balıklardan sürü halinde kaçmaları

    Balığın tav yapması : Av sırasında balığın üst üste av vermesi

    Bank : Sığlık

    Beden : Olta takımının kösteklerinin bağlandığı bölüm.

    Bedene puntalamak : Oltanın bedenine düğümlemek.

    Bırakma : Denize şamandıraya bağlı olarak bırakılmış yemli olta takımı.



    C

    Canavar : Saldırgan balık

    Cürüm kepçesi : Kıyıdan süratle geçen balık sürülerini yakalamak için kullanılan kepçe



    Ç

    Çakar : Deniz feneri

    Çalınmak : Oltayı bir anda hızla çekip iğnenin balığın ağzına girmesini sağlamak.

    Çapari : Çok köstekli ve iğnelerine tüy bağlı olta takımı



    D

    Dipli bakmak : Balığı dipte aramak



    F

    Fırdöndü : Çelikten yapılmış iki ucu delikli ve kendi etrafında dönebilen oltanın gam yapmasını(karışmasını)önleyen küçük av aleti.

    Fişeklemek : Balığın ağzından iğneyi atmak için büyük bir süratle suyun yüzeyine yükselmesi

    Frişka rüzgar : Teknenin minumum yelkenle kullanılabileceği hafif rüzgar



    G

    Gece yemlisi : Gece yapılan yemli av.



    H

    Hamlacı : Kürekçi

    Hırsız iğnesi : Yeme gömülen ve görünmeyen ikinci iğne

    Hırsızlı sülük zoka : Sülük biçimindeki zokanın iğnesine ikinci bir iğne bağlanması

    Hrisof : Çıpranın büyüğü



    I

    Irgat : Teknenin karaya çekilmesini sağlayan alet.

    Işığa kabarmak : Balığın aydınlatılmış suyun yüzeyine yükselmesi



    İ

    İskandil : Oltaya takılan ağırlık(kurşun)



    K

    Kafa atmak : Yakalanan balığın tekneye çekilirken oltaya sert biçimde kafa vurması

    Kakıç : Ucunda kancası bulunan balığı tekneye alabilmek için kullanılan saplı alet.

    Kalama vermek : Av sırasında misinada boşluk bırakmak

    Kalması beklenen rüzgar : Dinmesi beklenen rüzgar.

    Kanal : Akdeniz'den Karadeniz'e doğru akan su akıntısı (İstanbul Boğazı için).

    Kar suyu : Balıkların kırgın yemelerine neden olan soğuk su

    Kaşık : Ucunda 3'lü iğnesi olan nikelajlı parlak kaşık biçiminde yapay balık.

    Katavasya : Balıkların Karadeniz'den Marmara'ya inişleri.(Rusça)

    Kazıkbağı : Bir tür düğüm.

    Kepçe : Uzun veya kısa gönderli demir çember ve buna takılı ağdan bir torbası olan av aleti.

    Kerteriz : Balık tutarken genelde balığın bulunduğu belli bir yeri belirlemek için tespit edilen işaret noktaları.

    Kırgın : Boğaz'da genellikle şubatın ilk haftasında gündoğusu rüzgarları eser ve balıkların vücut ısılarına eşit ısıda bulunan kanal sularına üst akıntının soğuk suları karışır.Bu ısı farkı balıklara şok etkisi yapar ve karaya vururlar.Balıkçılar bu olayı kırgın diye adlandırırlar.

    Kıyılamak : Balığın iyice kıyıya yaklaşması.

    Kıyıya sıkmak : Suların tekneyi kıyıya doğru yönlendirmesi.

    Kolçak : Palamut kofana torik çaparisinde elle kullanılan bölümden sonra gelen kısım.

    Koruk lüferi : İstanbul Boğazı'nda boğaza ilk giren küçük boydaki lüferler.

    Köstek : Olta takımının bedenine bağlı ucunda iğnesi bulunan misina.

    Kuyruk altı : Balığın anüs yüzgecinden kesilen küçük parçayı yem olarak kullanıp suda yüzdürerek yapılan av

    Kuzular : Küçük dalgaların üzerinde oluşan beyaz köpükler.



    L

    Lipari : Uskumru balığına yağlıyken verilen isim.

    Livar : Balığı canlı saklamak için yapılmış telden sepet(tel livar) yada sandalda havuz biçiminde yapılmış küçük içi su dolu bölme

    Lüfer suyu : Lüfer avının yapılacağı yer ve zaman



    M

    Mavriko : Karadeniz'den Marmara'ya en son göç eden uskumrular

    Mavruka : İki yanı delik bir tarafına telle iğne bağlanmış kurşundan yapay balık biçiminde av aleti

    Mayıs suyu : Mayıs ayında Boğaz'da oluşan kuvvetli akıntılar.

    Mazgallamak : Kurşundan dökülmüş zoka seğirtme yüksük ve yünlü gibi av aletlerinin çubuk biçiminde bir camla satıhlarının düzeltilmesi.

    Meramet : Ağ tamiri

    Methal : Giriş yeri

    Migrasyon : Göç

    Mola etmek : Balık sürüsü tespit edildikten sonra ağların suya bırakılması.



    O

    Oltanın apikoda kalması : Oltanın dik olarak suda durması

    Orkos : Kuvvetli lodos rüzgarları estiği zaman Karadeniz'e doğru oluşan akıntı



    P

    Palamut yemlisi : Yemle tutulan palamut

    Paraketa : Genellikle dibe döşenen cansız yem takılan çok iğneli olta.



    R

    Rapala : Norveç'te imal edilen yapay balıkların markası.



    S

    Sabah suyu : Balığın av verdiği sabahın ilk saatleri

    Seğirtme : Ucunda tek yada üçlü iğne bulunan balık biçiminde kurşundan dökülmüş parlak yapay yem.

    Serpme : Elle atılan balık ağı

    Sırtı çekmek(kaşık çekmek) : Hareket halindeki motorlu tekneden denize ucunda yapay yem olan takım bırakıp oltanın suda yüzmesini sağlamak.

    Sıya üstünde durmak : Akıntıda kürekleri ileri doğru iterek teknenin suda durmasını sağlamak.



    Ş

    Şak-şak yem : Balığın iki yanından kesilip omurgasının çıkarılması sonucu elde edilen yem.

    Şamandıra yapmak : Buğulama balığın suyuna ekmek banmak.



    T

    Tasma atmak : İğnenin balığın ağzına girmesini sağlamak için misinayı kısa ve sert bir hareketle çekmek.

    Tor : Kepçenin ucundaki torba biçimindeki ağ



    U

    Uçkurluk : Ucuna ilmek biçiminde ip bağlı uzun saplı sopa.

    Uzun olta : Genellikle lüfer avında canlı yemle kullanılan kalın bir tel veya misinaya tutturulmuş iki adet büyük sabit bir adet küçük hareketli iğne bağlanmış olta takımı.Akya levrek sinarit avında da kullanılır.


    Y

    Yanlamak : Kıyılamak

    Yarbaşı : Sığ sulardan derin sulara inen deniz dibi.

    Yatak yapmak : Yemini altına alan yada yemini bulan balık sürüsünün bir süre aynı yerde kalması.

    Yemliye oturmak : Yemli oltayla balık tutmak.

    Yukarı akıntı : Kuzeye doğru akan akıntı.

    Yünlü : Oltaya bağlanan kurşundan dökülmüş ucu iğneli ortasında bir tüy takılı olan balık biçiminde av aleti.


    Z

    Zoka : Balık tutmakta kullanılan küçük balık biçiminde ucu iğneli kurşun parçası.

    Zoka kestirmek(çalmak) : Zokanın oltaya bağlı olduğu misinanın lüferin keskin dişleriyle kesilmesi
    Balıkçılık Terimleri
    Abaşo : Aşağı indir bekle tut şeklinde emir.
    Abis : Denizde sekiz bin metreyi geçen derinlik.
    Aborda : Bir teknenin başka bir tekneye yan vererek yanaşması.
    Ağ : İplik veya telden kafes şeklinde yapılmış av aracı.
    Ağ Çırpmak : Ağın temizlenmesi için yakalarından tutularak çırpılması. Daha çok deniz üzerinde sandalda yapılır.
    Ağ Gözü : Dört düğüm arasındaki açıklık. Tutulacak balığın cinsine göre büyüklüğü olur.
    Akyemerisi beyaz olan izmarit istrangilos istavrit uskumru gibi balıklardan elde edilen yem.
    Alabanda : Dümenin alabildiğine sağa ya da sola döndürülmesi. Alabanda İskele denilince dümen alabildiğine sola alabanda sancak da ise sağa döndürülür.
    Alarga : Açıktan geç yaklaşma.
    Alarga etmek : Açık denize çıkmak engine açılmak.
    Alesta : Hazır ol komutu.
    Altıparmak : Palamutun dört yaşında olanına verilen ad.
    Alyanak : Çipuraya Marmara'da verilen ad.
    Anavasya : Göçücü balıkların Akdeniz’den Karadenize çıkması.
    Ançuez : Özellikle hamsi ve sonra çaça sardalya tirsi balığından yapılan tuzlu ve yağlı balık ezmesi
    Anele : Daha çok gemilerde bulunan demir bir bedenin ucuna takılan demir halkaya verilen ad. Bu halkalara çımalar bağlanır.
    Anele Bağı : Bir halatın çımasını aneleye bağlama işi. Halkanın içinden iki kez geçirilen çıma kendi bedeni üzerinde dolaştırılıp iki halkanın (voltanın) içinden geçirilerek boşu alınıp yapılan bağ.
    Apazlama : Yandan gelen rüzgar.
    Apiko : Zincirin toplanıp harekete hazır olması.
    Argonat : Bir tür mürekkep balığı.
    Arktik : Kuzey kutbu ile ilgili.
    Avara : Gemiden veya kıyıdan açık olmak. Bağlı bir teknenin bağlı olduğu yerden açılması.
    Baderna : Halat sargısı.
    Balık kırgını : Sularda ısının aniden düşmesi nedeniyle balıklarda görülen baygınlık hali. Bu durumda olan balıklar kıyılara sürüklenir. Balık karaya vurdu deyimi bu olaydan kaynaklanır. Balıkçı Bağı : Halatların ya da misinaların aneleye (halkaya) bağlanması ya da kopuk bir misinanın veya halatın birbirine eklenmesi için balıkçıların kullandığı bir düğüm şekli. Halkaya bağlanmak aneleye bağlanmakta anlatıldığı şekildedir. Kopuk çıma veya misina uçları yanyana getirilip birbiri üzerinden iki volta atılıp uçlar voltanan içinden geçirilerek yapılan bir düğüm şeklidir. Çözülmesi imkânsızdır.
    Baştan kara : Teknenin başını karaya çekerek yanaşma.
    Beden : Mantara bağlı oltanın ucuna bir fırdöndü vasıtasiyle bağlanan ve kalınlığı oltanın kalınlığından küçük olan misina.
    Ben : Oltaya veya tuzağa konan yem. Buna Masara da denir.
    Biz : Mersinbalığı türü.
    Bodoslama : Teknelerde burnun ve kıçın ucuna yerleştirilen ağaçlar.
    Bodoslama demiri : Kayıkların altından baştan kıça kadar uzanan demir. Bu demir kıçtan başlayıp kayığın burnuna kadar gelir kayıkların karaya çekilirken altının aşınmasını önler. Bodoslama deyimi kayığın burnu anlamında da kullanılır.
    Bohça : Oltanın bağlı olduğu mantarın etrafında dönerek düğümlenmesi.
    Borda feneri : İskele ve sancakta bulunan yeşil - kırmızı seyir feneri.
    Bozyel : Lodos.
    Çavalye : Tutulan balıkların içine konulduğu yayvan sepet. Sazdan telden tenekeden olabilir.
    Çelikbeden : Dişleri keskin yırtıcı balıkların olta takımında iğneden sonra takılan 15-20 cm. uzunluğunda çelik tel. İki ucunda birer fırdöndü bulunur.
    Çıma : Halat ucu.
    Çombalak : Balığın sudan havaya fırlaması. İçsularda sazan turnadan kaçarken alabalık su üstündeki bir böceği kapmak isterken denizde büyük balıklar küçük balıkları kovalarken görülen bir olaydır.
    Çopurina : İzmarite benzeyen bir balık.
    Çolun : Balıkçıların kullandığı ağ kepçe.
    Çopra : Balık kılçığı.
    Curum : Sürü halinde gezen palamut ve torik gibi balıkların gene sürü halinde gezen hamsi gümüş uskumru gibi balıklara saldırarak bu sürüleri kıyı ve sığ bölgelere sıkıştırması.
    Çuka : Mersinbalığı türü
    Defne Yaprağı : Lüferin en küçüğü.
    Deniz Tilkisi : Köpekbalığı türünden sapan balığının adı.
    Diplarya : Pisi balığının küçüğü.
    Erdişi : Yumurta ve spermin aynı balıkta bulunması.
    Falyanos : Balina ya da Kadırga balığı Yunus balığının büyük bir cinsine de bu ad verilir.
    Fangri : Mercan balığı türü.
    Fanon : Balinaların çenelerini baştan başa kaplayan püskülümsü dişler. Bunlar balinaların çok küçük balıklar dışında başka balık yutmalarına engel olurlar.
    Faş Tahtası : Sandalların döşemesini oluşturan tahtalar.
    Filet : Derinliği aynı olan sığ sular.
    Frişka : Mutedil rüzgâr saniyede 5-10 metre hızla eser.
    Gaco : Palamut yavrusu.
    Ganbut : Kefalin küçüğü
    Gaya : Gelincik balığına Musevilerce verilen başka bir ad.
    Günindi : Batı.
    Heyamola : Denizcilerin halat veya kürek çekerken bir palangayı açıp uzatırken birbirlerini gayrete getirmek için hep birlikte söyledikleri (ha gayret haydi çek) anlamında bir sözcük.
    Hırsız : Zokolara bağlanan ve ucunda iğne bulunan köstek.
    İğne : Olta takımının ucuna bağlanan ve üzerine yem takılan galvenizli damaklı madeni çengel.
    İğne iğne : Çapari oltasının her iğnesine balık gelmesi.
    İlmek : Düz düğüm.
    İlarya : Platerinanın (kefal) küçüğü.
    İskandil : Oltanın dibe gitmesi ya da yüzmemesi için iğneden sonra takılan kurşun ağırlık. 150-300 gr. ağırlıkta olur.
    İskarmoz : Küreklerin takıldığı tahta veya demir kazıklar.
    İskele : Geminin sol tarafı.
    İskele Babası : Halatları bağlamak (volta etmek) için gemilerde ya da iskelelerde bulunan ağaç veya demirden yapılmış silindir şeklinde kısa dikme.
    İskorçila : Voli yaparken kullanılan bir tür ağ.
    İskota : Yelkenleri bağlamaya yarayan zincir halat veya palanga.
    İsparoz : İspari.
    İspendek : Levreğin küçüğü.
    İspermeçet : Balinaların başından çıkan ve mum yapımında kullanılan beyaz renkli bir yağ.
    İsporka : Bir geminin salgın hastalık nedeni ile karantinaya alınması.
    İstinga : Gırgır ağlarının kurşun yakasındaki halkların içinden geçip vinçle çekildiğinde ağın tor kısmının torba halinde tekneye alınmasına yarayan çelik tel.
    Kakıç : Büyük balıkları sandala almaya yarayan ucu damaklı kanca.
    Kalinos : Levreğe benzer dere balinası da denilen bir tatlı su balığı.
    Kancur : İzmaritin küçüğü.
    Kanal : Dipleri düz olan denizlerde dip akıntıları nedeni ile oluşan bölge.
    Kasa : Bir misinanın ucunu ikiye katla***** kendi bedeni üzerinde düğümlenip yapılan bağ. Kasaya fırdöndü veya beden bağlanır.
    Kasara : Küçük güverte.
    Katavasya : Isı düşmesi sonucu göçücü balıkların Karadeniz’den Marmara’ya inmesi.
    Kekemoz : Küçük kabukluların birleşerek kumluk mahallerde meydana getirdikleri bir tür mercan topluluğu.
    Kerteriz : Sandalın bodoslama demiri ve kıyıdaki iki sabit cismin üstüste getirilmesi ile saptanan yer bulma yöntemi.
    Kraça : İstavritin küçüğü.
    Kıçtankara : Teknenin kıçını karaya çekerek yanaşma.
    Kırtıl : Telden ya da sazdan yapılan dökülmez hokka prensibine göre düzenlenmiş balık tutma aracı.
    Kıstırma : Bazı tür oltalarda fırdöndüler üstüne takılan kurşun levhalar. Ağırlıkları 30-40 gr. olur.
    Kıta Sahanlığı : Kıyılara yakın deniz bölgeleri.
    Kızartı : Sürüler halinde gezen hamsilerin büyük balık görünce birbirlerine sokulurken pul dökmelerinden meydana gelen bulanıklık.
    Kocakarı soğuğu : 11-19 mart arasındaki şiddetli soğuklara denir. Kışın son soğuklarıdır. Eski dilde: Berd-el-acuz. Berd soğuk; acuz kocakarı anlamındadır.
    Koloridya : Kolyozun küçüğü.
    Köstek : Bedene bağlanan 10-25 cm. arasında değişen misina. Köstek ucuna iğne bağlanır.
    Kötekbalığı : Minekopun diğer adı.
    Kulaç : Balıkçıların uzunluk birimi olarak kullandıkları deyim. Gerilerek açılmış iki kolun parmak uçları arasındaki uzunluk. Yaklaşık 1.66 m. olarak kabul edilir.
    Kullanmak : Büyük balıkları alırken oltanın boşlanıp tekrar çekilmesi.
    Lidaki : Çipuranın küçüğü.
    Lipari : İri uskumru.
    Litorina : Bir tür deniz kabuklusu.
    Litrinos : Mercan balığının küçüğü.
    Livar : Balıkların canlı kalması için sandal içinde ya da dışarda bulunan bir tür küçük havuz.
    Mangır : Mercan balığının yavrusu.
    Manika : Ambardan güverteye açılan baca.
    Mavriko : Uskumrunun en küçüğü.
    Mavruşkil : Eşkine'ye verilen başka bir ad.
    Mayna : İndirmek.
    Meramet : Ağların sakata gelmesi ile yırtılan ağ gözlerinin iğne adı verilen tahta veya plastik bir araç ile onarılması.
    :):):):)fora : Filika veya demirleri asmak için kullanılan gemi elemanı.
    Mırmır : Çitari balığı.
    Neritel : Denizlerin çekilmesi ile meydana gelen yurtlanmaya elverişli bölge.
    Neritik : Sığ deniz.
    Notilus : Mürekkep balığı türü.
    Olta : Mantara bağlı misinaya verilen ad.
    Olta takımı : Olta beden köstek iğne ve iskandillerden oluşan balık tutma aracı.
    Orkoz : Bir akıntının kıvrılarak aksi istikamete gitmesi.
    Orsa : Yelkenleri mümkün olduğu kadar rüzgarın geldiği yöne çevirerek gitmek. Eş anlamı: Rüzgarüstü.
    Pabuç : İzmaritin büyüğü.
    Palavra : Yolcu gemilerinde üst güvertenin altındaki güverte.
    Paçoz : Kefale verilen başka bir ad.
    Peçuta : En büyük palamut türü.
    Peleme : Altı düz kayık.
    Plankton : Denizlerde yaşayan mikroskopik canlılar.
    Platerina : Kefal türü bir balık.
    Pruva : Teknelerin ön tarafı baş kısmı.
    Pruva rüzgarı : Baştan esen rüzgar.
    Sakata gelmek : Ağların batıklara kayalara kekemoza takılarak yırtılması.
    Sarıkanat : Lüferden küçük çinekoptan büyük lüfer türü.
    Sancak : Geminin sağ tarafı.
    :):):):)tant : Yer bulmak için güneş ay ve yıldızların ufuklarla olan açısını saptayan alet.
    Sinara : Büyük zoka.
    Sivri : Toriğin büyüğü.
    Subya : Mürekkep balıklarının mürekkebe benzeyen sıvısı olan türü.
    Şip : Mersinbalığı türü.
    Teke : Daha çok deniz kıyılarındaki su birikintileri içinde yaşayan çok küçük boy karides.
    Tekgöz yem : Balığın ağzından kuyruğa kadar kesilerek ikiye ayrılmış yemi.
    Tırlamak : İğneye yakalanan lüfer balığının kurtulmak için yaptığı sert hareketler.
    Topuk : Denizdeki lokal sığlıklar.
    Tıramola : Yelkeni bir bordadan öbür bordaya almak. Eş anlamı KAVANÇO.
    Vardavela : Teknelerde denize düşmeyi engellemek ve tutunmak için teknelerin etrafına çekilen teli tutan demir ayaklar.
    Viya : Dümeni ortaya alarak gemiyi bulunduğu doğrultuda yürütmek için verilen emir.
    Voli : Fanyalı ağlarla ağın bir ucu kıyıya bir ucu da açığa uzatılarak hilal şeklinde dökülüp toplanması.
    Volta : Bir misinayı ya da bir halatı kendi üzerine veya başka bir yere bir kere dolamak.
    Vonoz : Palamutun yavrusu; Uskumru yavrusu.
    Yaka : Ağların alt ve üst kenarları. Kurşun takılı yakaya kurşun yakası mantar takılı olanada mantar yakası deniz.
    Yaprak yem : Akyem balıklarından çıkarılan fileto halindeki yem.
    Zindandelen : Palamutun büyüğü.
     
    Ersin07kny6 bunu beğendi.
  2. Sponsorlu Bağlantılar