Duyuruyu Kapat
Google Gözat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

balıkçılık, yaratıcı çözümler, buluşlar ve patent sorunsalı;

Konu, 'Genel Konular' kısmında kerim08 tarafından paylaşıldı.

  1. kerim08

    kerim08 Yeni Üye

    Yaş:
    41
    Kayıt:
    11 Kasım 2011
    Mesajlar:
    15
    Beğeniler:
    0
    Şehir:
    denizli
    Herkese selamlar. İzmir' de büyüdüm, ve küçük yaşlardan itibaren denize (suya) yakın yaşayan çoğu genç gibi çok sevdim avlanmayı. Ama bir gün, muhtemelen bir balıkçıdan öğrendiğiniz düğümle misinanıza ilk iğnenizi takıp ve suya atarsınız ve işte bu yeni bir tutku olur sizin için. Şu, "ona her gün balık vereceğine, balık tutmayı öğret" şeklinde sonlanan meşhur mesel'e konu olan kişiye, "balık vereceğine, takım düzmeyi öğret" denmesi taraftarı olur çıkarsınız. Kimi ucube kimi çalışan yeni takımlar, kaşıktan bozma sahteler, gördüğünüz her materyali "bunu balığa nasıl tuttururum" süreci başlamıştır artık.
    İnsanımızın ne kadar kıvrak bir zekaya sahip olduğunu balık avıyla uğraşanlar çok daha iyi bilirler. geleneksel yöntemler, günün şartları, yeni çözümler... işte burası çok önemli. son zamanlarda üretmek yerine, başkalarının çözümlerini satın almak yaygınlaştı.neden?
    bence esaslı bir nedeni var. kısa bir vakte sıkıştırıldığı için sadece balık tutma amacına indirgenmiş, zaman zaman yağmacılıkla sonuçlanabilen yoğun ihtiras (benim de zaman zaman yenik düştüğüm). Avcılık güdüseldir, yağmacılık cebirsel ... "tuttun mu tutmadın mı?"
    Diğer bir neden de; çözüm üretmiş veya yepyeni bir şey yapmış kişinin bunun öneminin farkında olmaması.
    Bu yaratım süreci batılı ülkelerde patentle korunur, ve azımsanmayacak bir gelirle ödüllenir. Ama çoğumuz bunun ülkemizde nasıl işlediği konusunda fikir sahibi değil.
    Neler yapılabilir? Bu konuda tecrübesi olan arkadaşlar var mı? Büyük şirketler veya av malzemecileri olaya nasıl bakıyor?
    Saygılar....
     
  2. Sponsorlu Bağlantılar
  3. Surffishing

    Surffishing Daimi Üye

    Yaş:
    44
    Kayıt:
    30 Nisan 2010
    Mesajlar:
    4.675
    Beğeniler:
    25
    Şehir:
    Balıkesir
    Merhabalar Kerim bey,hoşgeldiniz.
    Konuda yerinde tespitlerde bulunup,önemli konulara değinmişsiniz.Kendi penceremden manzaraya baktığımda gördüğüm manzarayı şöyle tarif edebilirim.
    İşin aslı ülkemizde de güzel tasarımlar,işe yarayan aletler yapılmakta.Bunlar ilk çıktıkları elden sonra geliştirilip daha kullanılır hale getirilmekte ve döngü bu şekilde devam etmekte.Olayın Patent noktası ise biraz puslu.Pekçok gelişmiş ülkede buluşlar yada ilk üretimler patent altına alınarak kişiler adına korunmakta.Bu ülkelerde patent sahibinden izin almadan üretim yapabilmek hakikaten cesaret istemekte.Üzülerek yazıyorum ki,Ülkemizde henüz mevcut yasal düzenlemeler ve uygulama durumları nedeniyle patent almak çokşey ifade etmiyor.En basit örneğiyle,kalabalık bir yerde biraz yürüyün hepsi korsan olan pekçok ürünle karşılaşırsınız ve alışagelmişlik öylesine yerleşmiştir ki,kimse yadırgamaz.
     
  4. kerim08

    kerim08 Yeni Üye

    Yaş:
    41
    Kayıt:
    11 Kasım 2011
    Mesajlar:
    15
    Beğeniler:
    0
    Şehir:
    denizli
    Hoşbulduk ...
    Bu noktaya odaklanmak verimli olabilir. İlk elden çıkıyor, nereye gidiyor ve nasıl dönüyor.Dediğiniz gibi biri bulmuş, diğeri götürmüş, bir diğeri bize güzelce satıp yemiş durumundayız. Bu döngüyü kırmanın bir yolu yerli firmaların ar-ge kollarını güçlendirmesinden geçiyor olabilir. Böyle bir süreci yaşamış olan var mı aramızda? Yani bir firmaya başvurup "ben bunu bunu yaptım, ancak test edilmesini ve geliştirilmesini istiyorum" deyip sonuç alabilenimiz ...
     
  5. Hamdi

    Hamdi Admin Site Admin

    Yaş:
    42
    Kayıt:
    29 Nisan 2010
    Mesajlar:
    18.784
    Beğeniler:
    8.169
    Şehir:
    İstanbul
    Merhaba Kerim,

    Ülkemizde daha bir çok şey yerli yerine oturmamış halde. Başka ülkelerde hobiler daha bilinçli ve daha profosyonel hale gelmiş durumda iken Türkiye'de malesef öyle değil...

    Ama inanıyorum ki zamanla bunlarda düzelecek ve daha bilinçli bir toplum haline geleceğiz.
     
  6. Latif Uğurluçimen

    Latif Uğurluçimen Aktif Üye

    Kayıt:
    9 Haziran 2011
    Mesajlar:
    359
    Beğeniler:
    5
    Başka ülkeler; Olay burada düğümleniyor zaten. Hobilerinizi belli standartlarda yapıyorsanız sorun yok. Ar-ge yaparak bu hobiyi bir üst sınıra taşımak istiyorsanız ve kaliteyi oyuncaktan öte götürmek istiyorsanız canım ülkemde bir çok şeyi bulamıyorsunuz. İstediğiniz bir ürünün (bu bir boya olabilir.)markasının başka ürünleri Türkiyede varken sizin istediğiniz tür ve standartında olan, olmayabiliyor. Neden diye sorduğunuzda çok satılmıyordu artık getirtmiyoruz diyorlar. Ben istiyorum getirtirmisiniz diyorum ne kadar alacaksın diyorlar. Deniz aşırı ülkelerde veya bazı alışveriş sitelerinde Türkiyeye (gümrük prosedürleri sebebiyle)mal göndemeyen yerler var. Gönderdiğimiz ürün kayboluyor çok şikayet alıyoruz bu sebeple Türkiyeye ürün postalamıyoruz diyen kaç tane e-posta aldım.

    Kerim bey sizin konunuz sabah saatlerinde okuduğumda bir kez daha yüreğimi sızlattı. Üretime emek harcayan, vobler yaparak yaptıklarıyla balık yakalayan biri olarak nasılda iyi anlıyorum sizi. Lauri RAPALA'nın 1940 yıllarda elinde ahşap bir obje oyarken çekilmiş fotoğrafları bile varken bizim kaşıktan bozma yaptığımız sahtelerle yakalanan balıklar sadece hikaye. Bu forumda dahi bu hikayeleri anlatacak insanlar olduğu gibi, ben dahil bu hikayeler ile büyümüş bir dolu insan var. Üzülerek söylüyorum, ne üretimi ne patant'i bir tane fotoğraf yok. Bu sebeple forumlar benim önemsediğim Doğru bilginin aktarılma araçlarıdır.
    Avcılığın güdüsü insanda olduğu şekliyle dürtüsü hep içimizde var olmuş olsada matamatiksel skor mahalle baskısı bebebiyle yada kimbilir bahsettiğiniz ölçüde hayvanlaşmış güdülerimizdendir. Yoksa bir çoklarımızın esaret ölçüde sevdiği futbolda 1-0 da galibiyettir 6-0 da. Önemli olan yaşanmışlığın kalitesidir.
    Balık yakalayıcılarının ortak özelliğidir çözüm üretmek ve kıymetli Türk genci pratik zekaya sahiptir. İçten içe ölçüleri 240x165 cm olan botun içinde herşeydir pratik olmak.