Duyuruyu Kapat
Google Gözat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Bir aceminin Levrek denemeleri ve varsayımları

Konu, 'Balık Avı ile İlgili Fotoğraflı Av Hikayeleri' kısmında Horozbina tarafından paylaşıldı.

  1. Horozbina

    Horozbina Daimi Üye

    Kayıt:
    17 Ocak 2012
    Mesajlar:
    2.149
    Beğeniler:
    3.177
    Şehir:
    Tekirdağ / İstanbul / Ören
    Sigarayı bırakamadım, balık avını bırakmıştım. Seneler sonra, 15 ay önce uygun fiyatlı bir surf takımı alarak eski hobi ve içgüdülerimde var olan avlanmaya ilk adımı tekrar attım. Bu takımı hiç kullanmama rağmen üç ay sonra spin için kamış, makine, misina en pahalısı 20 TL olan ucuz sahteler aldım. 2012 martının ortasında 1.5 liralık Mobydick sahteye 9 gram kurşun kıstırarak bir ispendek yakaladım. Aynı gün 10 liralık RiverSea, Pelican sahtelerle polyester yani cam vaya GES dediğiniz sahteyi koparıp denizde bıraktım. Şimdi 3 spin, 3 tekne, bir surf kamış, 3 makine, yüzlerce sahte, binlerce iğne, kendi yaptığım palamuttan, istavrite çaparilerine, yemli takımlara kadar ve türlü çeşit malzemem var.
    Bizim eski yöntemlerden farklı yeni bilgileri ve malzemeleri başta Balık Sevdam forumu, İnce Çizgideki arkadaşlar ve çeşitli yerlerden edindim. Bunların dışında aklıma gelen türlü fikirleri deneyip bu güne geldim.
    İkinci levreği kıyıdan SeaSpin saydama yakın mavi-gri renkli sahte ile tuttuktan sonra benim malzemeler kutular dolusuna ulaştı. Geçen yaz tekneden 60 kadar levrek ve ispendek tutarak levrek deneyimim arttı. Levrek yakalamak alelade bir alışkanlık olmuştu ve levrekten bıkmıştım. O kadar ki levrek için, zeki hayvan yakalaması güç, gibi yazılara şaşırmaya başlamıştım. Ağustos sonuna doğru levrek yakalayamaz duruma geldim. Ve o zamandan beri sadece aralık ayında olmak üzere toplam 2 levrek ve 2 ispendek tutabildim. Harcadığım zaman ve yaz aylarına göre çok fazla ve zor koşulları ekleyecek olursam büyük verimsizlik söz konusu.
    Marttan beri levrek avlamada yaşadıklarımı ve hangisinin doğru veya yanlış olduğunu bilmediğim düşündüklerimi özetlersem bu işe başlayanlara yararı olabileceğini sanarak yazmaya başladım.

    Yer- Mera
    Önce nerede ne zaman bulunur konusunda buralarda yazılan taşlık kırmalık, zeytinlik, eriştelik, dere içleri, liman çevreleri vs gibi bilgiler doğru olmalı. Ancak bunun dışında suyun dibinde tek taş ve yosun bulunmayan kumsal yerlerde de olabiliyor bu hayvan. Çünkü yazın 60 levrek ve ispendeğin hiçbirini tarif edilen bu yerlerde tutmadım. Yer araştırmaları sırasında pareketacıların kışın 4-5 kglık levrek yakaladığı Keremköy’de Gümüşlü denen yerde de tekne ile silikon ve canlı yemle iki gün dolaştım. Burası levreğin bulunduğu yerler olarak anlatılan, tanımlara tam uyan zemin yapısına sahip dip erişte denilen saz şeklinde yosunlarla kaplı ve taşlık, motor sessiz, ancak tek vuruş alamadık. Koylar ve karşısında bir ada, tüm bölge 0.5-2.5 metre derinlikte ve hafif poyrazda uygun saatlerde dolaşıp durduk.
    Bizim avlar büyük bir otelin yanındaki belediyenin halk plajında gerçekleşti. Neredeyse Edremit körfezinin yarı sahilini taradık. Kışın levreğin gerçekten bol bulunduğu, herkesin avlandığı , yukarıda tarif edilen yerlerde sadece liman içinde iki ispendek dışında vuruş ve av olmadı. O aylarda bölgede bizden başka pek levrek yakalayabilen de yoktu. Önce yer bulmak için zamanınızın olması ve sürekli araştırmak gerekiyor. Biz iki arkadaş sadece 300-400 metre uzunluğunda bir bölgeden ben 60 tane, arkadaş ta 100 civarında levrek yakaladı. Ben o sıralar sakatlandığımdan her uygun günde balığa çıkamamıştım. Bir gün kişi başı 7-11 levrek aldığımız günler oldu.
    Burada niçin vardı da başka yerlerde yoktu anlamış değiliz. Benim ortaya attığım hikaye sahilde büyük bir otel var, buranın mutfağında çalışan biri balık artıklarını denize atıp gece olta atıyor. Bu düşünce doğru ise, balıkçı dükkanlarından, balık kafa ve sindirim sistemlerini, satılmayan bayat balıkları alıp her gün belli bir yere atmak bir çözüm olabilir. Çünkü liman içinde profesyoneller sandallarındaki ağları temizlerken işe yaramayan balıkları denize atıyor ve buralarda balık bol. Hatta bizim orada liman içinde sardalye ekmek satan bir baraka var o da temizlediği balık artıklarını denize atmakta, ve o çevrede levrek var. Levrekleri suda yüzerken görüyoruz ve balık ekmekçi ara sıra bunları sardalye taktığı basit bir oltayla yakalıyor.
    Yer konusunda gizlemek de gerekiyormuş, ben her tanıştığıma söyledim, sakın kimseye söyleme uyarıları almama rağmen. Ben söylemesem de elimizdeki balıkları görenler bizi izleyip sırtı çektiğimiz yere ağ atmaya başladılar. Yer konusunun ikinci koşulu da gizlemekmiş. Tur düzenlerler, olta atacak yer bulamazsın, tek balık bırakmazlar, bunlar o günlerde ve sonraları aldığım uyarılar.

    Rüzgar-Dalga-Berraklık
    Bizim bölgede sadece sert veya hafif poyraz olduğu günlerde levrek tutabildik. Durgun havalarda tutamayınca böyle günler levreğe çıkmaz olmuştuk. Yani günün her saati olmadığı gibi her gün oltaya atlamıyor bu levrekler. Ya da günün her anı yeterli verimlilikte değil, tutma şansının yüksek olduğu zamanların sınırı var. Rüzgarlı ve deniz yüzeyinin kıpırtılı olduğu zamanlar onları kandırma şansı daha yüksek diye bir varsayım ortaya atılabilir ancak çok daha uzun süreler denemek gerek. Ya da zaten böyle bir bilgi olduğundan bu bilginin doğruluğundan şüphelenmeye gerek yok. Biz de test etmiş aynı sonuca ulaşmış olduk. Bizim bölgede lodosta yeme sürekli yosun takıldığından denemeleri bırakmıştık. Poyrazda yüzen yosun olmadığı için balığa çıkıyorduk. Su hareketli olduğunda lodos ta bölgeye göre poyraz kadar elverişli ortam.

    Yem
    Bir balıkçıdan sert sahteyle yazın levrek yakalayamazsın bilgisini aldıktan sonra ragot raglou ile levrek yakalamaya başladık. Av iyi gidiyordu, kemik rengi ve saydam içi parlak simli olanlar daha verimliydi. Boy 10.5 cm, daha uzunu ve kısasını da denedik kısa olanla bir tane, uzunla sıfır sonuç alınca 10.5 cm de karar kıldık. 2.5kg ile 0.5 kg lık hayvanlar için geçen yaz bizim bölgede kemik renkli olan en verimlisiydi. Başka yerlerde ve koşullarda bu değişebilir denemek ve denemek için zaman gerekli. Biz bunun baştan böyle olduğunu bilseydik çok daha fazlasını yakalayabilirdik. Denemeler de avlanma zamanından çalan eylem. Sonra ben farklı silikonlar denemeye başladım. Savagear sandeel yani kum yılan balığı. İlk iki salışımda 2 levrek geldi. Sonuç süperdi. Bunun kafasında kurşun olduğundan dipten geliyor ve dipte kalmış halatlara takılmaya başlamıştı. Plajda milletin açılmasını uyarmak için üzeri plastik yüzer toplu halat gerilmiş. Bunun eski yıllardan kalma halatları toplanmayıp suya bırakıldığından kirlilik oluşturmuş. Sonra Savagear’in Cannibal’ini gördüm. Bunun dışında başka silikonlarda görüp aldık fakat olumlu sonucu Cannibal 8 cm ile aldım. Berrak günlerde beyaz, lodos sonrası bulanık günlerde kırımızı çok iyi sonuç verdi. Ragouyu geçti. Diğer renkleri de sonradan aldığımdan sarıyı deneyemedim. O sıralar sarpa yavrusuna iki iğne geçirip silikondan daha verimli olduğundan da diğer renkleri deneyememiştim. Bu canlı yeme levrek peşindeyken sinarit palazı, ahtapot, trakonya da geldi.

    Üçlü fırdöndü kullanarak silikonlarla çapari de denedik. Şansı daha fazla olmadı. Pahalı ve ucuz sert sahtelere aynı yerde aynı koşullarda tek vuruş alamadık. Yani her gün bizim denemeye ayırdığımız zamanlar oldu. Bu sadece yem değişikliği değil yer değiştirmeler daha önce dolaşıp bvalık tutamadığımız başka yerlerde, kayalıklarda denemelerimiz, sürdü.

    Burada levrek şemsiyesi adıyla çıkan konudakine benzer aralık ayında ben de levrek uçurtması yaptım. İki ince sert plastik boruyu ortalarından uçlar dikdörtgen oluşturacak biçimde sabitledim. 4 ucundan uçurma gibi dört misinayı bağlayıp prizma oluşturarak bedene bağladım. Diğer uçlarına farklı boylarda floro misina bağlayıp bunların ucuna farklı sahteler taktım. Amacım aynı anda birden fazla levrek yakalamak olmayıp o an hangi yem ilgisini çekecek olursa hayvancağızın ona atlaması. Yani denemeyi tek oltada aynı anda 4 sahte ile gerçekleştirip zaman kazanmak.

    Savagear’in silikon yüzdürme kafalarına farklı yöntemlerle farklı iğneler bağlayıp ölü ve canlı yemlerle yaptığım denemeler, ve aklıma yeni gelen fikirler, başkalarının uygulamalarından rastlayıp gördüklerimi test etmek, bu işi yapıyorsam mutlaka sürecek. Yem yapmak için avaladığım ilarya sarpa yavrusu, kaya balığı ve balıkçılardan aldığım istavrit, sardalye, küçük uskumru gibi gerçek balıklara farklı iğneler ve bağlama şekilleri ile denemeler yapıyorum. Buna ait bir konu açmıştım, şimdi yanımda diğer şekilde bağladıklarım olmadığından resimlerin ekleyemedim.

    İnsanı diğer canlılardan ayıranlardan en önemli fark icatlarının bolluğudur. Diğer canlıların da kendinden öncekilerden öğrenerek yaşamlarını sürdürdüğü bilgiler var ve çok. Aslan güdülerine avlanma olsa da ona nasıl avlanacağını ve öldüreceğini anası öğretir. Tavuk bile civcivlere eşelenmeyi, yenecek maddelerin neler olduğunu öğretir. Maymun kabileleri arasında karınca avlanma yöntemleri iletişim yetersizliği nedeniyle farklıdır. İnsan da kendinden öncekilerden o kadar çok şey öğrenir. Ama insan en fazla buluşu gerçekleştirmiş olan ve diğerlerine öğreten canlıdır.

    Balık avlamak için bilmediğimiz sahtekarlıkları öğrenmeye ve yenilerini bulmaya devam. Sadece gavur dediğimiz insanlar mı bulacak, biz hep onlardan mı öğreneceğiz? Biz de insanız ve sizler de her konuda ve işinizde sadece öğrendiklerinizi uygulamayla birlikte kalmayıp yeni şeyler düşünün ve bulun. Ve en önemlisi sizi 9 köyden kovsalar da öğretin.

    İstanbul’dan son levreğim ve 70lik rakı
    [​IMG]
     
    baytekin ve Davinci bunu beğendi.
  2. Sponsorlu Bağlantılar
  3. agartan

    agartan Moderatör Yönetici

    Yaş:
    51
    Kayıt:
    30 Nisan 2010
    Mesajlar:
    18.735
    Beğeniler:
    5.732
    Şehir:
    İstanbul
    Eline saülık Bülent,
    Çok güzel konu olmuş
     
  4. Horozbina

    Horozbina Daimi Üye

    Kayıt:
    17 Ocak 2012
    Mesajlar:
    2.149
    Beğeniler:
    3.177
    Şehir:
    Tekirdağ / İstanbul / Ören
    Sağ olasın, aklıma geldikçe birşeyler eklerim. Benim şemsiyeyi suda bıraktım, birilerinin canını boş yere yakmasın diye çıkarmak için çok uğraştım olmadı, yenisi yapıp deneyeceğim, olumlu olursa bunun ve diğer yemlerin resmini eklerim.

    Hatta kelepir şemsiyeler alıp bezini çıkartıp bunlardan olta da yapacağım. Levrek şemsiyesi konusunu beğendim ancak ben silikonları tel yerine florayla bağlayacağım.

    Tele bağlı oltayı yıllar önce, gitar ince mi teli ile yapıp Bostancı Maltepe çakarları arasında köpek balığı yakalarken kullanıyordum. Sert olduğundan 1.5 metreik mahmuzlu camgözde dahi verimli değildi.
     
  5. sunny1403

    sunny1403 Daimi Üye

    Yaş:
    45
    Kayıt:
    7 Kasım 2012
    Mesajlar:
    1.022
    Beğeniler:
    268
    Şehir:
    MERSİN
    Emeğinize saglık.Hic bu kadar tiyoyu birarada görmemiştik.Muthis deneyımler..Sagolun
     
  6. drasty41

    drasty41 Aktif Üye

    Yaş:
    55
    Kayıt:
    11 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    665
    Beğeniler:
    5
    Şehir:
    Kocaeli/Derince
    Yaşayarak ve denenerek öğrenilmiş bilgilerinizi bizimle paylaştığınız için teşekkürler Bülent ellerine sağlık.
     
  7. Horozbina

    Horozbina Daimi Üye

    Kayıt:
    17 Ocak 2012
    Mesajlar:
    2.149
    Beğeniler:
    3.177
    Şehir:
    Tekirdağ / İstanbul / Ören
    İşe yararsa sevinirim. Bunların geçerli olmayacağı ortamlar olacaktır. Yer ve koşullar çok önemli.

    Şansımızın paçalarımızdan aktığı yerde otel boşalıp müşterilerle birlikte levrekler de yok oldu.

    Biz mi bitirdik, otelin mutfak çalışanının denize atacak balık bağırsağı mı kalmadı kestiremiyorum.

    Ama bunu da deneyeceğim. Önümüzdeki yaz yani levreğin az olduğu dönemlerde;
    Kipadan ve balık marketlerinden, elimden geldiğince her gün balık artıkları toplayacağım.
    Bunları her gün,
    eskilerde levreğin çok çıktığı şimdi kurumuş kimsenin olta atmadığı yerleri öğrendim,
    buralardan sadece birine atacağım.
    ve orada sabah akşam türlü yemlerle olta sallayacağım.
    Attığım balık artıklarına küçük büyük balıkların geleceğini, bunları ve toplanan küçük balıkları yemek için levrek de gelebileceğini düşünerek.

    Olacak mı, işe yarayacak mı kestirmek zor. İşe yarayabileceğini düşünüyorum.
    Doğruluğunu deneyerek göreceğiz.

    Açtığım konu sonuna eklediğim cümleler, doğrulara ulaşmak için öğrendiklerimizi daima sınamamız gerektiğini belirtmek ve yeni hipotezler ortaya atmak içindi.
    Levrek avlamak bunun bir örneği.

    Gelişmiş ülkelerdeki eğitimin en önemli amacı da budur. Yeni nesli ve herkesi araştırmaya yöneltmek.
     
  8. hunter

    hunter Daimi Üye

    Yaş:
    46
    Kayıt:
    30 Nisan 2010
    Mesajlar:
    3.966
    Beğeniler:
    630
    Şehir:
    İstanbul-Pendik
    Güzel ve faydalı bilgiler olan bir sunum yapmışsınız teşekkürler.
    Lakin gözüme takılan bir yazınızada minik bir hatırlatma yapmadan geçemeyeceğim,lakin sizde bizler gibi amatör ruha sahipsiniz,hepimizin duyarlı olması gerektiğini düşünerek Levrel balığı için 7-11 adet kişi başı aldığınızı ifade etmişsiniz,biliyorsunuz amatör balıkçıların,yani hepimizin sorumlulukları olan sirküler var ve derki bunların bir limiti var,bunun içinde aşağıya iki adet link ekliyorum hepimiz bir göz atalım. :)

    bu vesileyle amacım sizi kırmak olmadığınıda bildirmek isterim,iyi paylaşımlar.

    http://www.baliksevdam.com/forum/3-...uzenleyen-teblig-tebligno-2012-66-a-6679.html

    http://www.baliksevdam.com/forum/levrek-limit-3025.html
     
  9. rapalacikral

    rapalacikral Aktif Üye

    Kayıt:
    5 Aralık 2012
    Mesajlar:
    509
    Beğeniler:
    2
    Şehir:
    İstanbul
    siz çok haklısınız ama bence gerek yok bu uyarıya
    çünkü abartı olmuş bence

    *************
    Biz iki arkadaş sadece 300-400 metre uzunluğunda bir bölgeden ben 60 tane, arkadaş ta 100 civarında levrek yakaladı. Ben o sıralar sakatlandığımdan her uygun günde balığa çıkamamıştım. Bir gün kişi başı 7-11 levrek aldığımız günler oldu.
    **************

    makina olsa otomatik alamaz o kadar levreği :D

    keşke resimde olsa sadece 1 levrek yerine :)
     
    Son düzenleme yönetici tarafından yapıldı: 13 Ocak 2013
  10. müthişaman

    müthişaman Daimi Üye

    Kayıt:
    30 Nisan 2010
    Mesajlar:
    2.125
    Beğeniler:
    189
    Şehir:
    İstanbul
    Bu yaz,levrek sevdasından silikonla levreğe dönerken sinariti silikonla kandırmayı öğrendim.Arada iki levrek geldi.O kadar.Başka da gelen olmadı.Yaz levreği bizim meralarda zor.Ya da henüz ben keşfedemedim.Levrekte Raglou'nun her boyunu denedim.Bu denemelerimde levrektan başka her balık oltama geldi.Özellikle de sinarit.Sinaritin suüstünde yüzen silikona saldırması da ayrı bir analiz istiyor.10,5 cm simli şeffaf raglou levreği kandıran raglou idi.Diğeri de 12 cm sırtı koyu,yanları ve altı kemik renginde olan raglou ile.
    İstanbul meralarınızı da paylaşmamanızı tevsiye ediyorum.
     
  11. Horozbina

    Horozbina Daimi Üye

    Kayıt:
    17 Ocak 2012
    Mesajlar:
    2.149
    Beğeniler:
    3.177
    Şehir:
    Tekirdağ / İstanbul / Ören
    Uyarı için teşekkürler.
    Boyut konusunda, kendimize koyduğumuz sınırlar yasaların üzerinde. Levrek 18 di galiba 25 cm oldu. Sınır 18 cm deyken biz 35 cm altını saldık. Sinaritte sınır yoktu gözümüze kestirdiğimizi aldık.

    Yalana gerek görmüyorum, ancak sayı ve ağırlık sınırlarına uymadık ne yazık ki.
    Bundan sonrası için de kendime söz veremiyorum. Aç gözlülük ne yasa tanıyor ne merhamet. Bu özellik tüm canlılar için geçerli olmasa da lüfer, bazı avcılar ve insan için geçerli. Paleolitik çağda insan bu güdülerini geliştirdiği doğaya saygı inançlarıyla örtmüş. Neolitik ve sonrası ile doğaya saygı bitmiş yani insan doğallaşmış. :( Hiçbir şey bunu engelleyememiş.

    Acıma, levrek gözlerini aşağıya doğru çevirip bakarken bende oluşuyor, ama diğer özelliklerimiz baskın çıkıyor.