Duyuruyu Kapat
Google Gözat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Bir Temmuz ortası Sarozda levrek avı hikayesi( Veya geç kalmış bir dönüş hikayesi)

Konu, 'Balık Avı ile İlgili Fotoğraflı Av Hikayeleri' kısmında Theseus tarafından paylaşıldı.

  1. Theseus

    Theseus Aktif Üye

    Kayıt:
    2 Ocak 2012
    Mesajlar:
    284
    Beğeniler:
    62
    Şehir:
    İstanbul
    Arkadaşlar selamlar.

    Farkındayım geç bir av raporu fakat hikayevi durumundan dolayı hala paylaşılabilir olduğunu düşündüğümden paylaşmak istedim.

    İyi eğlenceler:

    Yıllardır mesleki sınavlar kurslar vs derken bir türlü zaman ayıramadığım ama gerek malzeme toplayarak gerek okuyarak geçirdiğim yıllarımdan sonra nihayet açılan sınavları dereceyle kazanarak ödülüm olan bu hobiye geri dönebildim birkaç ay önce.

    İlk işim 6 yıldır biriktirdiğim sahteleri kullanmak için çok önceleri almış olduğum hafif teleskobik kamışları bırakıp 2 parçalı Shimano kamış ve makinaya almak olacaktı.

    Bunun için Kadıköyde nicedir gözüme kestirdiğim bir av bayiine gittim ve forumdan Hamdi beyle muhabbeti ilerletip, kamışla makinayı uygun fiyatlara aldım. Alışverişi Perşembe günü yaptım,Cuma günü sabah yola çıkıp akşama doğru Saroza kuzenin yazlığına vardım.

    Bunca yıl beklemiş adam durur mu,kuzenlerin daha önceki yıllarda koca koca levrek gördük dedikleri yere atlayıp gittik. İşin doğrusu ben en son canlı levreği 10 küsür yıl önce görmüşüm. O akşam 1 saat kadar sadece avlağı gezip sahte denedik ve eve döndük.

    Sabah 05.30gibi benden yaşça büyük amcaoğlu ve halaoğlunu zorla uyandırıp önüme kattım.Yarım saat sonra akşamki avlaktaydık ve güneş doğmuştu. Biz arabayı park ederken 2 kişinin spinlerini toplayıp ayrıldığını gördüm. Geceden 10 kişiden fazla avcı varmış ama kimse birşey alamamış.Ne yemli ne sahteye vuruş bile alamamışlardı. Ama benim bir farkım olmalıydı di mi?

    Kuzenler spine burun kıvırıp ağır takımlarla yemliye çalışmala başladılar. Ben de çantamdan seçtiğim 4-5 rapalayı ceplerime doldurup başladım kamışı sağa sola savurmaya. 2,5 saat sonra yorulan ellerimi dinlendirmek için ara verdiğimde kuzenlerden biri bana kocaman gözlerle baktığını gördüm:Şöyle dedi: "Levrek şamandrayı takip ediyordu,kocamandı".

    Birden yorgun ellerime bir güç geldi ve şamandrayı çektikleri bölgeye,sağıma doğru savurdum kamışı ve başladım aksiyon vermeye. Sahte açıktayken birden gerisinde bir hareket oldu,sular dalgalandı,başladı benim kalp pompaya;yok olmadı galiba bakıp döndüler dedim. Attım gene aynı yere,çekerken bir de ne göreyim 2 tane azman, pilot gibi yanyana benim sahtenin peşinde. Hızla çekip bir daha savurdum.Bu defa sahtenin altında sular kaynadı birden havaya yükseldi sular ve sahte kayboldu.

    Bundan sonra olanlar çok net hatırlamıyorum ancak kuzenlerin anlatımları ve zaman zaman aklıma gelen sahneleri birleştirince olay şöyle devam etti :

    (10 dk aradan sonra kalan filmin devamı hesabı)

    O an galiba refleksle kamışa asıldım. Kuzenin dediğine göre 3 metrelik Shimano C harfine dönmüş.Hayvan milim kıpırdamadı tasmayı yiyince.Dipte karanlığın içinde kurtulmak için kafa atarken parıltısını çok iyi hatırlıyorum.Kalp başladı trampet çalmaya.Bu ana kadar birşey demeyen ben sağıma dönüp yakaladım diyebildim sessizce.2 kuzenin de heykel gibi donmuş bana baktıklarını hatırlıyorum birkaç saniye.Sonra ellerindeki oltaları atıp kayaların üstünden bana koşmaları geliyor aklıma.
    Sudaki parıltısından hayvanı ilk başta lüfer sandım,pardon bu kofana olmalıydı. Yakın tarihte bir arkadaşımızın lüfer raporu vardı ben oraya gitmeden 1 hafta önce. Kamışa asılıp daha da kıyılayınca anlaşıldı heybetli levreğimiz. Son 1 hamleyle darbe almadan kamışı kaldırıp kafasını yüzeye çıkarında hayvan sakinledi ve kuzen galsamasından yakalayıp kaldırdı.Sonradan boyunu ölçtüm;61 santim.

    Üçümüz de böyle büyük hem de levrek tutmamıştık.Ortamda sadece üçümüzün de verdiği rahatlıkla herkes saçmalamakta özgürdü.
    Ben dizim titriyor lan bakın bakın derken halaoğlu bana övgülerle sahteyi ağızdan çıkarmaya çalışıyor,balığı tutan amcaoğlu sırıtarak balığa aşık gibi bakıyordu.Ben elimi yıkamak için arkamı döndüğümde bir bağırtı koptu arkadan. Sahteyi çıkarırken balık kafa atmış sahtenin iğneleri halaoğlunun eline girmişti.
    Sonradan halaoğlunun dediğine göre biz bunu umursamamışız o an.Ben hala amcaoğluna bağırıyormuşum,o balığı yere indir sudan uzağa götür kaçıracaksın diye.Amcaoğlu da hala balığı izliyormuş. Sonra eline baktığımda sahtenin 3 lülerinin ikisinin birden yani hem kuyruktaki hen karındaki iğnelerin parmağa dibine kadar saplandığını gördüm.Çıkarmak için tutup çevirdim ama milim kıpırdamadı.Öyle saplanmıştı ki kan akacak boşluk kalmadığından kanamıyordu.

    Hadi dedi kuzen hastaneye gidiyoruz toplayın takımları. Eh napalım dedik tam topluyorduk ki yaralı kuzenin balıkçılık ruhu devreye girdi,sen kal balığa devam et biz hastaneye gider sonra gelir seni alırız dedi :harika:

    Kestiğim sahte yerine güzel iri bir popper bağladım,attım Temmuz güneşinin altında gene sağa sola.O dönem öyle bir sıcaktı ki devlet dairelerinde memurlara sıcak izni veriliyordu.Kafamı artık hissetmiyordum,kollar yana yana kavrulmuştu. Biraz sonra karanlık suların içinden kuzular birden fırlayıp başladılar canavar gibi yemi kovalamaya. Ama benim hormonlar nasıl çalışmışsa,balık ve yaralanmadan sonra vücutta depolanan bütün hormonlar kana verilmiş maşallah.7 yıl ağırlık çalıştım,kendi ağırlığımın 2 katının altına girdim ama yok arkadaş dedim,burada başıma bir iş gelse beni bulmaları 3 gün sürer Yasladım kamışı bir kayaya denizi seyredip sakinleşeyim dedim. Ama hobi bu duramadım 2 dakika gene savurdum kamışı koyu maviye doğru. Giden en güzel sahtemde aklım (halaoğlu bozulmasın) Poppera aksiyon verilmiyor,dalga kötü,rüzgar felaket derken popperın kuyruğundaki tüyü hayvanın ağzıyla tuttuğunu,ben tasmayı vurunca ağzından havaya fırladığını da gördüm ya tamam dedim beynim pişti artık.

    2 saat kadar sonra ben hayal alemlerinde gezerken kuzenler hastaneden döndüler,tamam kurtarıcılarım geldi derken koşup elimdeki spin takıma sarıldılar. Parmağı 2 yerden boydan boya yarılıp iğneler çıkarın bendim sanki :eek:

    Daha sonra sakin kafayla muhasebesini yapınca herşeyi balık yakalamak üzerine planladığımızı fakat yakalandıktan sonra ne yapacağımızı hiç hesaplamadığımızı fark ettik. 5 liralık bir kargaburnumuz ve bir kepçemiz olsaydı bunların hiçbiri yaşanmayacaktı.

    Aynı gün öteki kuzenin ve benim başıma gelenler Koca Levreğin İntikamı adlı hikayede devam edecektir.

    Bir de techizat vs bilgisi de vereyim de konuyu açtığım mekana uygun olsun;

    Kamış: Shimano 2 parça 3.00 mt 10-40 gram
    Makina Shimano Exace 4000
    Misina : Örgü ip
    Sahte: Az dalarlı ve popper rapalalar
    Mekan: Sarozda sonsuzlukta bir yer

    [​IMG]

    Uploaded with ImageShack.us


    [​IMG]

    Uploaded with ImageShack.us
     
  2. Sponsorlu Bağlantılar
  3. agartan

    agartan Moderatör Yönetici

    Yaş:
    50
    Kayıt:
    30 Nisan 2010
    Mesajlar:
    18.688
    Beğeniler:
    5.694
    Şehir:
    İstanbul
    Tebrikler Genco.

    Ne yalan söyleyeyim okurken heyecanlandım ve belki de senin aldığın kadar keyif aldım.

    Levrek avı bir başkadır. Şehirden uzakta, nispeten ıssız koylarda, neredeyse yılın her vakti kıyıdan yakalanabilen ve hem lezzetli, hem de kudretli bir balık...

    Senin de yazında ifade ettiğin gibi av sonrası için de bazı malzemelere sahip olmamız gerek.
    Kayalık yerler için toru misinadan yapılmış bir kepçe, nerede avlanılırsa avlanılsın bir adet kargaburun ve "fish grip" denen o alet.


    Aksi halde kuzenlerinin başına gelen o kötü olay denk gelebiliyor.

    Bunların yanın da bir de kuvvetli bir yan keski bulunduruyorum ben artık.

    Her zaman rastgelsin
     
  4. sabora

    sabora Daimi Üye

    Yaş:
    42
    Kayıt:
    7 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    1.723
    Beğeniler:
    147
    Şehir:
    Kocaeli
    Tebrikler Genco, çok güzel anlatmışsınız avınızı. Okurken yaşıyor insan. Kalbiniz nasıl patlarcasına attığını tahmin edebiliyorum. Kuzeninize geçmiş olsun. Umarım kazasız belasız daha nice avlarınız olur.
     
  5. AKIN KAPTAN

    AKIN KAPTAN Editör Moderatör

    Kayıt:
    30 Nisan 2010
    Mesajlar:
    1.915
    Beğeniler:
    58
    Şehir:
    Marmaris
    Levrek avı çok zor iş. Sizin levrek bazuka pozu vermiş maşallah. Tebrikler vehep rastgelsin
     
  6. YaşaR

    YaşaR Moderatör Yönetici

    Kayıt:
    30 Nisan 2010
    Mesajlar:
    2.032
    Beğeniler:
    218
    Şehir:
    İstanbul
    Öncelikle avınızı tebrik ederim. Yakın zamanda forumdan bir arkadaşımızın başınada aynı olay geldi. Çok dikkatli olmak lazım balık sudan çıkınca haliyle çırpınıyor çok sert ve ani harekteler yapıyor bunu kontrol etmek çok zor.

    Rapoda dikkat ettiğim diğer bir konu kuzeninin balığ galsamasından yakaladığını yazmışsınız. Levrekte hele bu irilikte levrekte Galsama en tehlikeli yerlerinden birisidir. Orda balığın bir hamlesi ile baş parmak ile işaret parmağı arasında yumuşak deriyi ve altındaki tendon kaslarını kesmesi an meselesi. Sonraki avlarda ve avı okuyan arkadaşlara bilgi olması açısından bu konuda çok önemli.

    Tekrar avınızı tebrik ederim, güzel avlarınızın devamı dileğimle rastgelsin.