Duyuruyu Kapat
Google Gözat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

BODRUM, GÜVERCİNLİK AVIMIZ

Konu, 'Balık Avı ile İlgili Fotoğraflı Av Hikayeleri' kısmında tırtıl tarafından paylaşıldı.

  1. tırtıl

    tırtıl Aktif Üye

    Yaş:
    43
    Kayıt:
    5 Eylül 2013
    Mesajlar:
    120
    Beğeniler:
    29
    Şehir:
    Muğla
    Yakın zamanda Bodrum, Güvercinlikteki balık çiftliklerinin olduğu yerlerde iki defa avlanma fırsatım oldu. Bunlardan birincisi, üç komşumuzla ailecek yaptığımız avdı. Özellikle, eşim ve oğlum balık tutmaktan zevk alsınlar diye düzenlemiş olduğum bir organizasyondu bu av. Her zaman olduğu gibi birkaç gün öncesinden hazırlıklara başlamıştık. Yemekler, mezeler, içecekler, oltalar takımlar, her şey hazırdı. Güvercinlik, Akyaka’dan 120 km uzakta bir beldedir. Yolculuğumuz genellikle 2 saat sürüyor (gece yola çıkıldığı için). İki araba gece yarısından sonra saat 04.00’da yola düştük. Muğla’yı geçip Yatağan ilçesine doğru yola koyulduk. Yatağan yola ayrımından dönüp, ilk durağımız olan Milas’a geldik. Burada günler öncesinden parasını ödeyip ayırttırdığımız yengeç ve mamunları aldık. Eğer yem ayırtıp parasını ödemezseniz, yemsiz kalıyorsunuz. Yemcinin önü adeta çümbüş yeri. İçeri girmeye çalışan insanlar ile ite kaka dışarı çıkmaya çalışan insanların kargaşası görülmeye değer. Tabi ki bu kadar kalabalık olunca da kavga, patırtı kaçınılmaz oluyor. Neyse, bizde bu pastadan payımıza düşeni ve aynı zamanda da yemimizi almayı başardık. Sonrasında ise, neredeyse balık avına gelen herkesin ikinci uğrak yeri olan çorbacıda alıyoruz soluğumuzu. Aynı anda yüzlerce (burası hiç abartısız) balıkçı dostla çorba içip, sohbetlere kulak kabartabiliyorsunuz. Çorbacının önü de adeta panayır yeri gibi. Arabaların, minibüslerin, hatta otobüslerin biri parka yerine giriyor, bir diğeri dışarı çıkıyor. Gecenin bu saatindeki bu hareketlilik, başka bir yerde olmasa gerek. Acaba, avladığımız balıklar bizlerin çekiği bu zahmet ve sıkıntılardan haberdarlar mı?. Eğer, çorbacıya varmadan önceki ışıklardan sağa sapıp iç kesimdeki yemciden yem alıyorsanız bu sefer sıcak poğaça ve simitlerin sergilendiği tezgahlar ve sıcak çay sizi bekliyor. Buradaki cümbüşte farklı bir tat, farklı bir lezzet.

    8.jpg

    9.jpg
    Güvercinliğe balık tutmak için her yerden gelen insanlar var. Kimileri bireysel, kimileri kendi gruplarıyla (bizim gibi) kimileri ise turlarla geliyor. Muğla’dan, Aydın’dan, Denizli’den, İzmir’den insanlar avlanmaya geliyor ve tek amaç “çupra yakalamak”. Doğruluk payını bilmemekle beraber, İstanbul’dan bile ava gelenlerin olduğunu duydum. Bodrum (Milas) havaalanı Güvercinliğe çok yakın. Anlatılanlara göre gece yarısı gelen avcıları, kaptanlar havaalanından alıp, ava çıkarıyor, av sonucunda da tekrar havaalanına bırakıyorlarmış. Bu kadar zahmet bu av için değer mi? Bence değer. Tekrar yola koyulup Güvercinliğe ulaştık. Hava karanlık ve çok soğuktu. Hanımları arabada bırakıp, dolunayın aydınlattığı yolu takip ederek, eşyalarımızı ve malzemelerimizi tekneye taşıdık. Denizin üzerindeki sis perdesi bana “the mist” filminin girişini hatırlattı. Sis çok egzotik ve bir o kadar da ürkütücü görünüyordu. Yarım saat kadar bekledikten sonra, hanımlara rağmen yola koyulduk. Sizle beraber onlarca teknenin aynı anda aynı hedefe, aynı amaç için gidişleri de muhteşemdi. Kimisi botla, kimisi fiber tekne ile, kimileride büyük gezi tekneleri ile yola koyulmuşlardı. Kırk beş dakikalık yolculuktan sonra avlağa geldik. Bizimle beraber diğer teknelerde avlağa gelmişlerdi ama etrafta o kadar çok çiftlik vardı ki, herkese buradan pay düştü. Ben, eşim ve oğlumun oltalarına yem takmaktan ve onların yakaladıkları balıkları çıkarmaktan dolayı kendi takımımı açmadım bile. Sabah oldukça soğuk olan hava, güneşin, bulutları altın bir ok gibi delen ışınlarının yüzümüze ve çevremize vurmasıyla oldukça ısındı. Ardından denizde güzel bir kahvaltı her şeye değerdi. Balık çok kayda değer değildi, ama oğlum ve eşim çok mutlu oldular. Özellikle kafadan bacaklıları çok seven oğlumun “baba ben kalamar tutmak istiyorum” dedikten sonra, takımına taktığım kalamar zokası ile kalamar tutması günün en güzel anıydı. Hafta sonu olmasından dolayı çiftliklerin etrafı inanılmaz kalabalıktı. Her çiftlik etrafında onlarca tekne vardı. İlk gelen tekne çapasını çiftliğin aşağı doğru uzanan bağlama halatlarından birine taktırıyor, diğerleri ise o teknenin ardından başlamak üzere halat bağlayarak, tıpkı katar gibi sıralanıyorlardı. Sahil güvenliğin teknesinin geleceği haberinin gelmesi üzerine, kovandan çıkıp da rastgele yönlere uçan arılar misali, çiftlik civarında tek bir tekne kalmıyordu. Bu tecrübe de inanılmazdı.

    1.jpg

    2.jpg

    4.jpg

    5.jpg

    Yedik, içtik, güldük, eğlendik ve eve balıkla döndük, daha ne olsun.

    d.jpg

    6.jpg

    7.jpg

    İkinci Bodrum seferimiz ise geçen hafta Çarşamba günüydü. Akyaka’dan gece yarısı 03.00’de sekiz kişi iki araba yola koyulduk. Avdan önce her zamanki klasik yem kavgası yapılıyordu. Milas’ da yem olmadığı haberleri, ben hariç diğer arkadaşlarımın moralini bozmuştu. Ben, yem olarak vazgeçilmezim olan karidesi, Salı akşamı Marmaris’e giderek balıkçılar çarşısından temin etmiştim. Akyaka’da balık avı malzemeleri ve yemleri satan iki arkadaşımızda bizimle ava geliyor olması da diğer arkadaşlarımın yem sorununu çözmeye yeterli olmuştu. Ben hariç, herkes mamunla avlanacaktı. Dediğim gibi karidesten başka yem tanımam, özelikle de tuzlanmamış olanını. Neyse sabah erkenden hava aydınlanmadan önce Güvercinliğe varmıştık. Ava gideceğimiz tekne belli olduğu için, eşyaları tekneye yerleştirip kaptanın gelmesini bekledik. Teknemiz, yaklaşık 14 metre uzunluğunda ve 4.5 metre genişliğinde, avlanmak için oldukça elverişliydi. Kaptanı beklerken, termoslarımızdaki sıcak suyla kahve ve çay içerek vakit geçirdik.

    10.jpg

    11.jpg

    Bu arada balık avı turu fiyatları ile ilgili de bilgi vermek istiyorum. Avlanacağınız teknenin büyüklüğüne göre 300 TL’den başlayıp, 700-800 TL’ye kadar çıkıyor. Av sabahın erken saatinden başlayıp, akşam hava kararana kadar devam ediyor. Yüzlerce teknenin bu işi yapmasına rağmen, şu an telefon etseniz bile neredeyse 2-3ay sonrasına, hafta sonu için ancak boş yer bulabiliyorsunuz. Hafta içi ise hem fiyatlar biraz daha uygun, hem tekne bulma şansınız yüksek hem de daha az avlanan olduğu için daha verimli av yapabiliyorsunuz. Burada bu iş inanılmaz bir sektör oluşturmuş. Bu sektörden Milas’taki yemciler, çorbacılar, simitçiler kadar, Güvercinlikteki tekne sahibi ve marketçiler de payını fazlasıyla almaktadırlar. Avlanmaya giden insanlarda balık tutmakta sıkıntı çekmedikleri için şikayet edeni de hiç duymadım. Ancak, denk geldiği zaman ikili, üçlü çupra çektiğinizden dolayı av sırasında amatör balıkçının limiti diye bir şey kalmıyor. Dikkat eden varsa da ben görmedim. “Onca masraf ettim, erkenden geldim elbette tutabildiğim kadar balık tutarım” gibisinden cevapları sık duymaktayız. 50 kg çupra tutanını da biliyorum, 70 kg tutanını da. Denetim yok, bilinç yok, balık çok.

    Kaptanın gelmesi ile alaca karanlıkta yola koyuluyoruz. Bizimle beraber ancak üç, beş tekne hareket halinde. Av yerine geldiğimizde, çiftlikler yanaşamıyoruz, çünkü çiftliklerin bekçileri saat sekize kadar nöbet tutuyormuş. Bu da kılıfına uydurulmuş işlerden bir tanesi. Çünkü av sırasında devamlı balıkları yemleyen tekneler gelip geçiyor yanınızdan ve size hiç bir şey diyen olmuyor. Neyse, ava başladık ve bir iki arkadaşımız çupra çekmeye başladı.

    b.jpg

    13.jpg

    14.jpg

    18.jpg

    Ben illaki değişik bir şeyler yapacağım ya, önce mercan, arkasından güzel bir barbun sonrasında da kolyoz çektim. Ama hala bir çupra yakalayamadım. Kaptanın tekneyi çiftliğin biraz daha yakınına getirmesi sonucunda ise ben tam şov yapmaya başladım. Karidesle inanılmaz çupralar çekerken, yanındaki mamunla avlanan arkadaşlarımda tık yoktu. Bir ara ikili, bir ara üçlü çupra bile çektim. Çupralarda öyle küçük falan değil. En küçüğü 500 gr civarı. Ara ara diğer arkadaşlarımda çupra çekiyorlardı. Ben kupesi çok severim. Bu yüzden kurşun yere değdikten sonra takımı 1-2 metre yukarı çıkarınca da kupes almaya başladım. Bu kupeslerin üç tanesinin toplamı 1 kg’ ın üzerinde oluyordu. Hatta inanılmaz bir şey, arkadaşım öyle bir kupes tuttu ki evde tarttığı zaman 1200 gr geldiğini öğrendim.

    15.jpg

    16.jpg

    17.jpg

    19.jpg

    20.jpg


    Öylesine balık tuttuk ki toplamda 50 kg civarıydı ve bizimle beraber avlanan kaptan ve miçosunun balıkları da buna dahildi. Ama en çok balığı ben karidesle yakaladım. Arkadaşlarım bundan sonraki avlarda sadece karides kullanacaklarını söylediklerinde, yıllardır inatla onlara söylediğim “en iyi yem taze, tuzlanmamış karidestir” tezimin de doğrulandığını görmek beni mutlu etti. Tuttuğumuz çupraların büyük çoğunluğu kaçkındı ama alyanaklarda vardı. Özellikle, kaptanın ikili iğne takımının arkasına koyduğu 10 gr gezer kurşunla, yem olarak midye kullanması günün bombasıydı. Tuttuğu en küçük çupra benim en büyüğünden daha büyüktü (hepsi kilo üstü). Bundaki başarısının sırrı, devamlı olarak midye ile avlandığı yeri yemlemesiydi. Neyse bunu da öğrendik.

    Saat bir civarı ben yorgunluktan bitap düşüp dinlenmeye çekildim (aslında yemim de bitmişti). Sekiz kişi içerisinde 1, 2 kg balık tutanlarımız da vardı. Tüm balıkları ortak paylaştıktan sonra dönüş yoluna koyulduk. Ben tuttuğum balıkları denizde temizlemeyi sevdiğim için son bir gayretle onları temizledim. Bu esnada bir martı sürüsü attığım iç organları yemek için takipteydi.

    k.jpg

    l.jpg


    m.jpg


    28.jpg


    c.jpg



    Güzel bir av günüm daha sona ermişti. Tekne yolculuğu da bitmiş, yaklaşık 120 km lik kara yolculuğumuz başlamıştı. Gitmesi oldukça heyecanlı olan bu av serüvenlerinin dönüşü de bir o kadar ızdıraplı oluyordu.

    Daha iyi balıkların hep size denk gelmesi dileklerimle, sevgilerimi sunarım.

    Atilla COŞKUN
     
  2. Sponsorlu Bağlantılar
  3. İbrahim TEKE

    İbrahim TEKE Aktif Üye

    Yaş:
    39
    Kayıt:
    12 Eylül 2013
    Mesajlar:
    115
    Beğeniler:
    1
    Şehir:
    Salihli Manisa
    Muhteşem kareler.. Tebrikler....
     
  4. tırtıl

    tırtıl Aktif Üye

    Yaş:
    43
    Kayıt:
    5 Eylül 2013
    Mesajlar:
    120
    Beğeniler:
    29
    Şehir:
    Muğla
    Teşekkür ederim İbrahim Bey,
    daha iyisi size denk gelsin
     
  5. Hamdi

    Hamdi Admin Site Admin

    Yaş:
    42
    Kayıt:
    29 Nisan 2010
    Mesajlar:
    18.784
    Beğeniler:
    8.168
    Şehir:
    İstanbul
    Tebrik ederim Atilla, günün özetini aşağıdaki cümlen fazlasıyla anlatmış :)

     
  6. agartan

    agartan Moderatör Yönetici

    Yaş:
    51
    Kayıt:
    30 Nisan 2010
    Mesajlar:
    18.737
    Beğeniler:
    5.732
    Şehir:
    İstanbul
    Tebrikler Atilla,
    Çok güzel iki av günü olmuş.
    Bahsettiğin detaylar o bölgeye gidecekler için rehber niteliğinde.
    En azından yola çıkalım da yem işi kolay söyleminin sadece hayal olduğunu bilmek bile önlem almak için yeterli.. :)
    Avlakta oltada sürekli tıkırtıların olması avcı için nasıl keyiflidir bilirim. Bir de oltanın ucunda güzel bir geldimi herkesin tekrar tekrar gidesi gelir.. :)

    Kimsenin limit konusuna takıldığını, hatta varlığından bile haberdar olduklarını düşünmüyorum. Gezi teknelerinin amatör avcılara hizmet ederken ruhsatlandırılması gerekli aslında.
    Bu ruhsatla birlikte aynı Avrupa ve Amerika'da olduğu gibi kaptan avcıları denetlemekle yükümlü olabilir. Hem boy, hem toplam kg kontrolü yapabilir.
    Başlarda birileri bu işe bozulsa bile zaman içinde bunu bilen, kabul eden gelir..
    Tabii bu işlerin olması uzak bir ihtimal..
     
    umituzun bunu beğendi.
  7. mahmutignak

    mahmutignak Aktif Üye

    Yaş:
    43
    Kayıt:
    2 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    606
    Beğeniler:
    91
    Şehir:
    İSTANBUL
    Arkadaşlarınızla çok güzel avlara imza atmışınız.Tüm ekibin ellerine sağlık.Afiyet olsun
     
  8. hakan3506

    hakan3506 Aktif Üye

    Yaş:
    32
    Kayıt:
    27 Ağustos 2013
    Mesajlar:
    540
    Beğeniler:
    346
    Şehir:
    İzmir KARŞIYAKA
    Geçen hafta sonu bende didim akbükte avlanma fırsatı yakaladım güzel bir av gecirdim antenli mercanlar kiloluk karagözler lidakiler ve 2 kiloluk kalamar aldım karsıdan bakınca güvercinlik 1 saat lik yol uzağımdaydı oralara gitmeyi gerçekten cok istiyorum buradaki çiftlik yakınlarından çupra çıkmıyor enteresan olarak :D
     
  9. tırtıl

    tırtıl Aktif Üye

    Yaş:
    43
    Kayıt:
    5 Eylül 2013
    Mesajlar:
    120
    Beğeniler:
    29
    Şehir:
    Muğla
    Bu bölgede ister kaçkın, ister alyanak olsun çupra avcılığı gerçekten çok keyifli.
    Kaptanın söylediğine göre yeni yılda çok sıkı denetimler gelecekmiş.
    Umarım öyle olur.
     
  10. tırtıl

    tırtıl Aktif Üye

    Yaş:
    43
    Kayıt:
    5 Eylül 2013
    Mesajlar:
    120
    Beğeniler:
    29
    Şehir:
    Muğla
    Teşekkür ederim. Balıklar inanılmaz yağlı ve lezzetlilerdi. Daha yileri size denk gelsin.
     
  11. tırtıl

    tırtıl Aktif Üye

    Yaş:
    43
    Kayıt:
    5 Eylül 2013
    Mesajlar:
    120
    Beğeniler:
    29
    Şehir:
    Muğla
    Hamdi Bey,
    Amaç hayattan zevk almak değil mi zaten.
     
    Son düzenleme yönetici tarafından yapıldı: 31 Aralık 2013