Duyuruyu Kapat
Google Gözat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Denizcilik ile İlgili Terim ve Açıklamalar

Konu, 'Tekne İle İlgili Genel Bilgiler' kısmında Hamdi tarafından paylaşıldı.

  1. Hamdi

    Hamdi Admin Site Admin

    Yaş:
    42
    Kayıt:
    29 Nisan 2010
    Mesajlar:
    18.780
    Beğeniler:
    8.140
    Şehir:
    İstanbul
    Abaşo: Alt ve aşağı [Abaşo Gabya yelkeni]
    Abli: Seren ve bumba cundalarından aşağı iki tarafa inen halatlar
    Aborda: Bir teknenin diğerine veya bir iskeleye yanaşması
    Abosa: Bosayı tut veya geçici olarak durdur, bosaya vurmak
    Abramak: Kontrol altına almak, komutası altında tutmak, üstünden gelmek
    Açıkta eylenmek: Bir teknenin sahilden veya iskeleden ya da limandan açıkta beklemesi
    Admiralti demiri: Çiposu kollarına dik ve hareketli eski sistem bir demir cinsi
    Aganta: Zincir veya halatı kısa bir zaman süresi için elde tutulup bırakılmaması [Aganta iskota, aganta borina borinata]
    Ağız kuşağı: Armuz kaplamanın en üst sırası [bindirme kaplamanın da]
    Alabanda: Bordanın iç kısmı veya dümenin 35° ye kadar basılması
    Alabura: Altüst olma, teknenin ters çevrilmesi
    Alama kürek: Hep birlikte kürek çekerken çekmeyi durdurmak için verilen komut
    Alamatra: Karadeniz'de imal edilen balıkçı teknesi
    Alarga: Açıkta demektir. [Alargada bekle, alarga dur][İtalyanca largo]alargaya çıkmak, [açığa çıkmak]
    Alaya sancağı: İşaret sancakları ile donatılmaya, alay sancaklarının çekilmesi denir
    Alberaber: Hep birlikte kürek çekmek için verilen komuta
    Alesta: Hazır olmak, hazır olarak apikoda beklemek Alesta tramola [Tramola etmeye hazır ol]
    Altabaşo: Bir yelkenin alt yakası, alt ve aşağı anlamında da kullanılır
    Amora yakası: Dört köşe bir yelkenin alt ve ön tarafındaki yaka[Karula yakası]
    Ana güverte: Geminin veya teknenin üzerinde yürünen en üstteki güvertesi
    Ana omurga: Postaların bağlandığı, baştan kıça kadar uzanan ağaç / demir kısım
    Anele: Hareketli demir halka
    Anele bağı: Aneleye yapılan bir çeşit bağ
    Apazlama: Kemere istikametinden gelen rüzgar [Yelken seyri]
    Apiko: Demirin vira edilişinde deniz dibinden kurtulup dimdik durduğu vaziyet, veya dikkatli olarak beklemek
    Ariya: Yelkenin, sancağın veya çubukların aşağıya indirilmesi[Ariya sancak, ariya kürek]
    Arma: Sabit donanım [Direk çarmıhları, istralyalar]
    Armuz: Güverte ve borda kaplama tahtalarının arasındaki çizgi[Armuz tutmak, armuz kaplama]
    Askı mapası: Bir demir kaldırmak için bedenine konmuş olan mapa
    Aşırtma praçera yelken: Kavançalı seren yelkeni
    Aşoz: Kaplama tahtaları için omurga ve bodoslamalar açılan oyuklar
    Avara: Gemi, bot veya teknenin yanaşık olduğu yerden ayrılması[Avara etmek]
    Aybocu: Zincirin ırgat çalıştırılarak aşağı alınması, indirilmesi
    Ayı bacağı: Yelkenlerin farklı kontralarda açılması [Pupa seyir]
    Aynalık: Kıç bodoslama üzerine konan ve dümen iğneciğinin üzerine konduğu tahta levha [Ayna kıçlı tekneler]
    Aynalık tahtası: Bir teknede kıç taraftaki havuzda otururken arkaya dayanmak için konulmuş olan tahta levha

    Baba: Halat volta etmek için ağaç veya metalden yapılmış silindirik biçimde güverte veya rıhtıma bağlanmış bir eleman
    Babafingo: Yelkenli bir teknede eğer direk üç kısımdan ibaret ise; en üstteki parça. [İtalyanca: pappafico][Örnek: okul gemileri]
    Badarna etmek: Bir halatın aşınmaması için üstünün halat veya koruyucu bir malzeme ile sarılması
    Bakla: Zincirin bir halkası
    Balon-usturmaça: Halattan, hasırdan veya sentetik malzemeden yapılmış, içi doldurulmuş veya şişirilmiş bir usturmaça çeşidi
    Bandolet, bandra: Milliyeti gösteren sancak
    Barbarişka: Tutulmakta olan bir halatın kaymaması için yapılan bir bağ çeşidi
    Bastina: Palangalarda kullanılan bir nevi dilli makara[Karnıyarık bastika]
    Baston: Ana cıvadranın üzerinde ileriye doğru uzatılmış çubuk
    Baş: Bir teknenin ön ve ileri kısmı
    Baş bodoslama: Omurganın baş tarafından teknenin başını meydana getirmek için yukarı istikamete doğru konulan ağaç parçası
    Baş kasara: Genellikle gemilerdeki baş taraftaki yüksek kısım
    Baş omuzluk: Kemere ile baş bodoslama arasındaki yuvarlak kısım
    Baş parima: Bir botun baş üzerindeki analeye bağlanmış kısa halatı
    Başlı: Baş tarafın kıça nazaran daha batık olması
    Baştankara etmek: Tekneyi bir sahile beya kumsala baş taraftan oturtmak veya yanaştırmak
    Başüstü: Bir botun baş tarafında oturabilecek ve ayakta durulabilecek platform
    Bermuda arma: Uzun bir direk üzerine yelken açmak için düşünülmüş arma tipi[Marconi arma] Bu tip armada yelken sereni yok ancak bumbası vardır.
    Bindirme kaplama: Armuz kaplamanın birbiri üzerine konularak yapılma şekli [Bama tiriz]
    Bita: Madeni babaların bir tanesine, halat ve zincirlerin volta edilmesi için kullanılan silindirik madeni eleman
    Bocurum: Yelkenli teknelerde kıç bodoslama / kıç aynalık üzerinde bulunan direğe çekilen yelken
    Borda: Su kesiminden yukarıda kalan kısım
    Borda feneri: Sancakta yeşil, iskelede kırmızı olarak yakılan 112,5 açılı fener
    Borda iskelesi: Bir tekneye girip çıkmak için inip kalkabilen ve içeriye alabura olabilen bir merdiven tipi [Pasarella]
    Bosa/bosa tutmak: Bir halat veya zincirin bedeni üzerine bosa tutarak abramak
    Boş almak: Gevşek bir halatı germek için fazlasını çekmek
    Boş vermek: Halatı kaçırmak
    Branda: Eskiden yelken yapılan bir cins kumaş ya da kumaştan yapılan ve gemicilerin hamak olarak kullandıkları yatak.
    Bumba: Yan yelkenlerin alt yakalarını germek için kullanılan bir cins seren.Yük gemilerinde yük aktarmak için ucuna palanga takılan seren
    Burgata: Halat ve zincir ebadını ölçmek için kullanılan bir ölçü
    Bükün: Halatın veya bir yomanın sağa veya sola doğru kollarının bükülmesi

    Camadan: Camadan vurmak. Yelken alanının küçültülmesi
    Camadan bağı: Bu küçültmeyi yapmada kullanılan bir bağ çeşidi
    Camadan kalçeaları: Bu bağı yapmak için yelken üzerinde sıralanmış ve yelkenin her iki yüzünde bulunan bağcıklar.
    Cankurtaran simidi: Denize düşenleri kurtarmak için çok hafif ve yüzer maddeden yapılmış, yuvarlak simit biçiminde ve bir salvoya bağlı aygıt.
    Ceviz: Halatların ucuna tutabilmek için veya süs olarak yapılan bir cins düğüm şeklindeki işleme
    Cıvadra: Teknenin baş tarafında dışarıya doğru eğik olarak uzanan sabit seren, genellikle yelkenli teknelerde flokları açmak için kullanılır.
    Cunda: Uç demektir. Direk cundası, seren cundası, bumba cundası. Cunda yakası: yelkenin seren yakalarına gelen uçlarına denir.

    Çalım: Geminin baş ile kıçı arasında inik meyil veya kıç tarafta su kesiminin altındaki dar kesim.
    Çamçak: Teknede biriken suyu toplamak için tahtadan yapılmış bir cins kepçe
    Çarmık: Direklerin her iki bordasına bağlanabilmesi için gerilmiş tel halatlar.
    Çene: Omurga ile bodoslamamın birleştiği köşe
    Çıma: Halat, elincesi veya yomaların uç kısmı
    Çımariva: Personelin tekne boyunca yan yana selamlama için dizilmesi
    Çipo: Özellikle admiralti demirinde bedenin üst kısmından anelesinin altında geçen kollara dik olarak bağlanmış hareketli veya sabit ağaç veya metal kollar.
    Çördek yakası: Seren yakalarının geriye bakan kısımları, üç köşe yelkenlerdeki en üstteki pik yakası
    Çubuk: Ana direklerin üzerine konulan ekleme direkler

    Dabılbatım: Gemilerin karinası yırtıldığında teknenin su almaması için postaların iç tarafına ikinci bir kaplama konur ki, bu iki kaplama arasındaki double-bottom denir. Bu bölüm safra ve yakıt deposu olarak da kullanılır. Deniz demiri denizde ve rüzgarda hareketsiz kalan teknenin dalgalar borda vermemesi için baştan veya kıçtan denize attıkları koni şeklindeki branda torba.
    Dakron: Yelken yapımında kullanılan kumaş.
    Dese etmek: Halatın veya zincirin iyice gerilmesi
    Dingi: Bir çifte kürekle kullanılan patalya
    Direk fistanı: Direğin güverteye girdiği veya etrafına çevrilen kuşak
    Doblin: Bir halatın iki çıması arasındaki sarkık kısım
    Doblin almak: [Vermek, Tutmak] Bir halatın iki çımasının gemide kalmak üzere bordadaki veya sahildeki bir babaya iki, üç kez sarılması
    Döküntü: Deniz yüzeyine yakın kayalık kümeler
    Döşekli: Altı düz olan tekne
    Dirisa etmek: Yön değiştirmek, rüzgarın dirisa etmesi, bumbayı dirisa etmek
    Dümen: Gemiyi istenilen yöne çevirmek için saç veya tahtadan yapılmış olup kıç tarafa monte edilen yelpaze şeklindeki bir parça
    Dümen başlığı: Yeke evini kuşatmak - kuvvetlendirmek için dümen şaftının etrafına geçirilen maden başlık [=dümen tası]
    Dümen bodoslaması: Kıç bodoslama
    Dümen boğazı: Dümen yelpazesinden yukarıda kalan kısım
    Dümen dolabı: Dümen yekesine bağlı mekanizmasını çevirebilmek için yapılmış olan aygıt.
    Dümen donanımı: Dümen yekesi ile dümen dolabı arasında kalan tel halat mekanizma, uskurlu şaft ve kolar ile bunların geçtikleri makaralı sistemin tümüne verilen isim
    Dümen yelpazesi: Dümenin esas ana parçası
    Dümen zaviyesi: Dümen yelpaze sathının omurga ile yapmış olduğu açı
    Dümenci pusulası: Dümen dolabının hemen önüne konulmuş olan mıknatıslı pusula
    Dümentası: Yekenin dümene bağlandığı en üst kısım

    Edonanımı: Mekanik olan ırgat gibi aygıtların el ile çalışabilmesi için yapılmış olan donanım
    Eğlenmek: Bir teknenin stop ederek veya çok ağır yol ile gideceği yere varması
    El dümeni: Kol gücü ile bir taraftan diğer tarafa basılan dümen
    El incesi: Bir tekneden diğerine veya sahile atılan ucunda kurşun bir ağırlığın ceviz ile kaplı olduğu ve sonuçta bir halatın bağlanarak gönderildiği, parekete savlosu gibi incecik bir halat
    El iskandili: Elektrikli iskandil olmayan teknelerde,derinlik ölçmek için çımasına 5 kg lık bir kurşun asılmış ve üzerine kulaç taksimatı yapılmış olan savlo

    Faça etmek: Seren yelkenlerin bir taraftan prasya olduğu halde kapatılması
    Façuna etmek: Badarnanın tel veya mürnel ile sıkı sıkıya bağlanmasıdır.
    Falaka: İki matafora cundaları arasında bulunup can halatlarının bağlandığı tel halat.
    Farş tahtaları: Ağaç bir teknenin sintine üzerindeki aralıklı tahtaları
    Filika: Savaş gemilerindeki kürekli veya yelkenli tekneler
    Fırdöndü: Zincirin gamba almaması için aralara konan bir eksene bağlı olarak dönen iki yarım bakladan oluşan kilit
    Firengi: Güvertedeki suyun denize akıtılabilmesi için yalı kütükleri üzerinden bordaya açılan oluklu delikler
    Flador: Çarmıhların gerilmesi için kullanılan sistem
    Flama: Üç köşeli sancak
    Flasa: Halatı meydana getiren incecik ipler
    Flok: Baş taraf çekilen üç köşe yelken
    Fora etmek: Bir yere bağlanmış olan halatın oradan çıkartılması [Sivil denizcilikte: MOLA]
    Frişka: Bütün yelkenleri camadan vurmaksızın kullanılabilecek derecedeki sert rüzgar
    Fundo (funda): Demirlemek için verilen komut

    Gabya: Ana direk ile babafingo çubuğu arasındaki çubuk veya yelken
    Gaga: Demirin iki ucundaki tırnakların en uç kısmı
    Gamba alamak: Halatın veya zincirin kendi etrafında dönmesi veya burulması
    Genova: Flok yerine çekilen çok daha büyük flok
    Gerdel: Gemi ve teknelerde kullanılan tahta kova
    Giz: Kıç direkteki kısa seren
    Gomina mil: uzunluğun 1/10 = 185 metre
    Gönder: İnce düz ve uzunca olarak çekilmiş çubuklar. [Sancak gönderi, filika kanca gönderi, cıvadra gönderi]
    Göz demiri: Bir gemide kullanılan ana demirler
    Gradin yakası: Bir yelkenin yan kenarları
    Grandi direği: Birden fazla direkli gemilerdeki en yüksek direk
    Gulet: Brig'ten küçük iki direkli hafif armalı pruvası kabasorta armalı, praçılaya benzer uskuna
    Gurcata: Bir direk üzerinde çanaklık kurmak için mauna kolları üzerine omurgaya aykırı olarak yerleştirilen kollar. Yelken teknelerinde direkten inen istrelyaları açmak için kullanılan kollar.
    Güverte: Gemilerde ve teknelerde baştan kıça kadar döşenmiş tahta veya madeni platform döşeme
    Güverte kaplaması: Güvertenin kaplanması için kullanılan malzeme
    Güverte hattı: Güvertenin bordadaki izdüşümü

    Halat: Bitkisel sentetik veya çelikten yapılmış ve bükümlenerek çeşitli kollarda birbirlerine sarılmış, bükülmeye ve çekmeye uygun urgan
    Halat bosa: Demir atıldıktan sonra demirin ağırlığını ırgat üzerinden almak için çımaları güvertedeki mapalar bağlı diğer uçlarında ceviz bulunan kısa halatlar.
    Hamla: Kürek çekilirken küreğin bir periyot içindeki mesafesi [Hamle]
    Hamlacı: Kürekli teknelerde serdümene en yakın kürekçi
    Havuzluk: Yelkenli veya kürekli bir teknede kıç tarafta topluca oturulacak yer.
    Hırça mapası: Zincirin zincirlikteki çımasının omurgaya bağlandığı kilit
    Hisa etmek: Bir şeyi yukarı kaldırmak. [Hisa sancak, hisa kürek]

    Irgat: Demir almada, halatları dolayıp gemiyi yanaştırmada veya karaya çekmede kullanılan, hidrolik, elektrikli, istimli veya insan kuvvetiyle çalıştırılan yatay veya dikey mekanizma [Yatay ve manivela kuvvetiyle çalıştırılanlar = bocurgat]
    Iskaça: Direk ve cıvadraların alt başların alt başlarındaki topukların yerine oturması için açılmış olan yuva
    Iskanca: Değiştirmek [nöbet, vardiya, kürek]
    Iskarmoz: Kürekli teknelerde küreğin bağlanması veya oturması için ay veya çelik şeklindeki lumbar ıskarmoz denilen aygıtlar
    Iskota: Yelkenlerin iskota yakalarını kullanmak, yelkeni rüzgar ile doldurmak için halat - palanga donanımı
    Iskota yakası: Kabasorta yelkenlerde alt yakalar; randa, pik veya floklarda alt geri köşe

    İç omurga: Postaları [bir ahşap teknede] omurgaya daha sıkı bağlamak için baştan kıça kadar uzanan ikinci bir omurga
    İğnecik: Dümenin kıç bodoslamaya bağlanabilmesi için, erkek ve dişi olarak konmuş olan menteşe
    İskandil: Denizin derinliğini ölçmek
    İskandil: Kurşunu İskandil salvolarının bağlandığı ağır kurşun - ağırlık
    İskandil salvosu: İskandil kurşunlarının bağlandığı işaretli salvo
    İskarça: Bir liman veya koy içindeki kalabalık tekne gurubu, karışık olarak demirlemiş olan tekneler topluluğu
    İskele: Teknenin sol yarısı veya gemiye girip çıkmak için kullanılan sürme veya inip kalkan merdiven
    İskele tavası: İskelelerin alt ve üstünde girip çıkmada ilk basılan platform
    İspavlo: Katrasız kendirden yapılmış iki kollu sicim [kırnap]
    İstinga: Yelkenleri toplamak için kullanılan selviçe [Hareketli donanım]
    İstinga etmek: Yelkenleri toplamak
    İstralya: Direk ve çubukların cundalarında baş ve kıça doğru inen sabit arma, veya teknelerin postalarını baştan kıça kadar birbirlerine bağlayan kuşak
    İşkampavya: Harp gemilerinde personel taşımakta kullanılan motorlu büyük filika

    Kabasorta arma: Serenleri direklere dik ve kemere istikametinde olan dört köþe yelkenli arma
    Kalastra: Kuntra güvertelerin üzerine alýnan filikaların oturtuldukları aðaç veya metal kürsü
    Kaloma: Demir üzerinde bulunan teknelerin denizde bulunan zincir mesafesi. Boþluk ve rahatlýk, tolerans, ölçülü
    Kaloma etmek: Zincir gerektiðinde daha fazla salmak, [Kaloma vermek]
    Kana rakamları: Gemilerin çektikleri su derinliðini göstermek için baþ ve kýç dikmeler hizasına sancak ve iskele taraflara desimetre veya feet cinsinden çizilmiþ rakamlar. [Romen ve italik]
    Kandilisa: Yelkenleri yukarı kaldırmak için kullanýlan halat.Trinket ve maestra serenlerinin kandilisası : ÝstriseGabya serenlerin kandilisasına : MantiFlok ve randa yan yelkenlerin kandilisasına: Çördek /Mandar denir.
    Kapele muþamba: Pusla, dümen dolabı, kaporta, vinç gibi kısımların yaðmur ve güneþten korunmasý için yelken brandasýndan yapılmıþ kýlýflarýn geçirilmesi için verilen emir.
    Kaplama: Postaların üzerine boyuna kaplanan saç veya tahtalar.
    Kaporta: Gemi veya tekne içindeki kapılara ve güverteden aþaðı iniþ ve çıkıþ merdivenlerinin üzerindeki kapalı yerlere denir.
    Karanfil: Pruva ve grandi direði cundaları arasındaki tel halat
    Karavele kaplama: Ýçi kutrani dıþı armuz kaplama olan bir kaplama þekli.
    Karina: Bir teknenin su altında kalan ıslak kısmı (dıþ kısmı).
    Karula yakası: Bir yan yelkenin direðe yakın alt yakası (köþesi).
    Kasa: Halatların çımalarına açılmayacak þekilde yuvarlak þekilde yapılan ve dikiþle emniyete alınan yuvarlak büyük halkalar.
    Kasara: Teknelerin baþ orta ve kıç kısımlarında güverteden daha yüksek olan güvertelere veya kısımlara denir.
    Kastanyola: Demir zinciri akarken durdurabilmek için ýrgat etrafýna konan demir veya çelik þerit çember (bir çeþit fren balatas&yacute
    Kavanca: Herhangi bir þeyi bir taraftan diðer tarafa geçirmek veya aþýrmak ya da bir yerden diðer bir yere aktarmak.
    Kemere: Güvertenin döþenebilmesi için posta uçlarını birleþtiren enine (omurgaya dik) konan kýsýmlardýr. (yarım olanına ÖKSÜZ KEMERE denir).
    Kerte: Bir dairenin 32'de biridir. (11 derece 15 dakika).
    Kerteriz: Herhangi bir maddenin bir tekneden olan yönünü mýknatıslı veya cayro pusla ile tayin etmek veya ölçmek.
    Kerye: Ýki haltı birleþtirmek için veya halatın çımasına geçici kasa yapmak için [sadece madeni halatta] kullanılan cıvatalı mengene
    Kıble: Güney
    Kıç: Teknenin geri tarafý
    Kıç bodoslama: Omurgadan kıç taraf kaldırılan dik kısım [Aðaç veya maden]
    Kıç gönderi: Kıç tarafta sancak çekilmesi için dikilmiþ olan gönder.
    Kilit: 12,5/15 kulaç zincir uzunluðu veya iki kilit zinciri birbirine baðlayan bir tarafı deðirmi diðer tarafı harbili bir cins zincir baklası.
    Kinistin valfı: Gerektiðinde bir tekneye denizden su almak için su kesiminden aþaðıya konmuþ ve gerektiðinde uzaktan açılıp kapatılabilecek valf.
    Koç boynuzu: Baþ ve kýç omuzluklar ile mataforalarýn üzerinde bulunan ve halat volta etmek için kullanýlan boynuz þeklinde iki kulaklý madenler.
    Kol: Flasalarýn bir tarafa bükülmesi sonucu halatta elde edilen elemanlar. Flasa gibi bütün halat boyundadýrlar.
    Koltuk: Bir teknenin aborda olduðu yere sýkýlmasý için baþ ve kýç omuzluklardan verdiði halat.
    Kontra mizana direði: Mizana direðinin gerisindeki direk
    Kontra omurga: Ana omurganýn aþýnmamasý için altýna konan þerit halindeki parça.
    Kontra tavlon güverte: Eski harp gemilerine ait bir güverte katý
    Kontrata mizana direði: Kontra mizanadan sonraki kýç direk
    Körkapak: Lumbuzlarý içerden kapayan demir kapak
    Kuntra: Ýskota yakasýna baðlanan iki inceden birisi iskota olarak kullanýldýðýnda diðeri kuntra olur. Kontra kontr kelimesinden gelme olup, karþý-zýt-yedek anlamýnda kullanýlýr.Kuntra omurga, bodoslama-grandi-güverte gibi Kuntra flok-kuntra mizana ve benzeri.
    Kurt aðazý: Ýçinde halat geçmesi için güverte üzerinde baþ ve kýç omuzluklarýna monte edilen demir yastýklar.
    Kutrani kaplama: Ahþap diagonal (çapraz) kaplama
    Küpeþte: Güverte üstündeki borda kaplamasý.
    Kürek lumbarý: Askeri filikalarda iskarmoz yerine küreklerin oturtulduklarý oyuk yerler (küpeþtede takazlýk tahtasýnda)

    Laçka: Boşver, boşalt, boşalmış gevşemiş anlamında.
    Lale halatı: Dümenlerin denizli havalarda düşüp kaybolmaması için dümen yelpazesinden geçip teknenin kıçına bağlanan bir ince savlo.
    Larmo: Flokların açıldığı istralya. (Bazen flok larmosu da denilir).
    Lava etmek: Boş al ve ger anlamında bir emir. (Boşunu al)
    Lavra deliği: Bir teknenin içindeki suyu askıya alıp boşaltmak için açılmış delik. (Genellikle kıç tarafta havuzluğun altındaki kruzlu yerde).
    Lif: Nebati halatın yapıldığı malzemenin en ince parçası
    Liga camadan: Yelkeni küçült, camadana vur demektir.
    Limbo: Bir şeyin bir taraftan diğer tarfa aktarılması. (Marmara etmek sadece sıvı içindir.)
    Livar: Balıkçı teknesinde balıkların taze kalması için alt tarafı denizle ilgili tahta havuz.
    Loça: Demir zincirinin akması için açılmış deliklere geçirilmiş madeni oluk.
    Lokma: Zincirin baklalarının ortasına takviye için konmuş parça.
    Lumbara ağızı: Gemilere girip çıkılan bordada açılan dört köşe kapak.
    Lumbuz: Gemideki pencerelere verilen isim.

    Mandar: Yelkenli teknelerde, yelkeni ve/veya yelkenleri direğe basmaya yarayan basit makaralı sistemlerdir.
    Manika: Bir teknenin alt kısımlarına güverteden aşağıya doğru havalandırma için konulan geniş boru.
    Mapa: Sabit halka
    Martin demiri: Çipo ve kolları aynı düzeyde ve kolları da beden etrafında dönebilen bir sistemdeki demirdir.
    Mastalya: Tahta leğen.
    Mastori postası: Bir teknedeki en geniş posta.
    Matafora: Teknelerde veya sahilde filika veya botların asılabilmesi için uçlarında palanga bulunan aygıt.
    Matafyon: Yelken ve tentelerin delik açıldığında yırtılmaması için delik etrafının takviye edildiği alüminyum veya halat yassı halka.
    Mayna etmek: Aşağı indirmek (ağır ağır).
    Meme: Demir kollarının demir bedenine birleştiği noktanın alt kısmı.
    Mezestre: Yarıya kadar indirmek.
    Mil (deniz mili): Denizdeki uzunluk ölçüsü.Ekvatorda 1 derece = 60 deniz miline denk gelir. (1 deniz mili = 6080 feet = 1852 mt )
    Mizana direği: 3 direkli bir yelkenli gemide en kıçtaki direktir.
    Mevcet: Hamak sarılan incelere denir.

    Neta: Muntazam, düzgün, tertipli veya emniyetli anlamına gelir.

    Omurga: Bir teknenin postalarının üzerine oturtulup bağlandığı ve baştan kıça kadar devam ettiği ağaç/madeni parçalardır. Genellikle küçük teknelerde yekpare olur.
    Omuzluk: Teknenin baş ve kıç tarafındaki 45 derecelik açı civarındaki istikamet.
    Orsa: Yelkenleri elden geldiği kadar rüzgarın estiği tarafa yaklaştırarak seyretmek. (Orsasına seyir)
    Orsa yakası: Bir yelkenin direk tarafındaki veya rüzgar üstü tarafındaki yakasıdır.
    Orsa alabanda eğlenmek: Rüzgarı bordaya alarak, yelkenleri birbirinin aksine alıp tekneyi yolundan alıkoyup vakit geçirmektir.
    Orsa alabanda tramola: Teknenin başını rüzgara alıp bir kuntradan diğer kuntraya geçmektir.
    Orsa halinde: Bir teknenin mümkün olduğu kadar rüzgarın estiği cihete yakın seyredişi.
    Orsa pupa çemberi: Bumbanın cundasına yakın ve iki tarafında da mapa bulunan madeni çember.
    Orsada kazanmak: Bir teknenin orsa seyrinde az düşme yapıp istediği tarafa gidişte kazanması.
    Orsaya kaçmak: Bir yelkenli teknenin devamlı olarak baş tutamayıp rüzgar üstüne kaçmasıdır.

    Öksüz kemere: Kemerenin ortadan kesilmiş olarka yanda kalan kısımları.

    Palamar: Gemilerin rıhtıma veya iskeleye bağlanmasında halattan daha kalın yomalara verilen isim.
    Palanga: Bir halat ve anaz iki makaradan oluşan kaldırma mekanizması
    Palavra güverte: Eskiden harp gemilerinde topların bulunduğu güverte
    Pasarella: Tekneye iniş ve biniş için kullanılan ahşap veya metal mekanizma.
    Patalya: 1-3 çifteye kadar kürekli ahşap teknelere harp gemilerinde verilen isim.
    Patrisa: Çubukların bağlanması için cundalarından aşağı ve geriye doğru inen ve tekneye bağlanan sabit arma
    Pik: Giz veya serenlerin üzerine açılmış üç köşe yelken.
    Pik yakası: Bir yan yelkeninin üst ve köşedeki yakasıdır.
    Piyan: Bir halatın çımasının açılıp dağılmaması için çımasına ıspavlo veya gırcala ile yapılan bir çeşit düğüm şekli.
    Portuç: Alet edevat veya boya gibi sair şeylerin saklanması için kullanılan dolap veya kamara gibi yerler.
    Posta: Üzerine kaplama tahtalarının [veya saçların] tespit edildiği ağaç veya maden eğriler [kaburga]
    Pruva: Bir teknenin ön tarafından ileri istikameti.
    Pruva direği: Birden çok direkli teknede baş taraftaki ilk direk.
    Puntel: Güvertenin kuvvetlendirilmesi için alttan dikine konan destek veya güverte üzerindeki vardevelaların tutmak için güverteye dik olarak konulan demir çubuklar.
    Pusla: Rota istikametlerini gösteren, kerteriz alıp mevki konmasına yardım eden mıknatıslı veya cayro devvaresi ile çalışan seyir aletidir.
    Pusla kartı: Pusla ibrelerinin üzerine oturtulmuş derece veya kerte taksimatı bulunan daire şeklinde bir karttır.
    Pusla mihveri ekseni: Pusla kartının merkezinin oturduğu ucu sivri bir iğnedir.
    Pusla tası: Mıknatıslı pusulalarda pirinç veya bakırdan yapılmış (manyetik etkisi olmaması için) yarım küre biçiminde içi boş bir tastır.
    Puta: Koymak, donatmak (puta kürek).

    Radansa: Halatların çımalarında kasa yapmakta kullanılan madeni halka biçimindeki malzeme
    Randa yelkeni: Yelkenli bir teknede en geriye açılan yan yelkeni.
    Roda: Kullanılmamış, açılmamış nebati halat sargısı.
    Rota: Geminin üzerinde gittiği çizgi.
    Ruba etmek: Yelkenle rüzgarı başa alarak tekneyi geriletmek
    Rüşvet güverte: Yolcu gemilerinde filikaların üzerine oturtulduğu kalastraların bulunduğu güverte.
    Rüzgar altı: Rüzgarın estiği yönün aksi.
    Rüzgar yakası: Bir yelkende rüzgarın estiği taraftaki yaka.
    Rüzgarüstü: Rüzgarın estiği yön.

    Safra: Bir teknede denge sağlanması için sintinesine konan ağırlık.
    Sağanak: Rüzgarın eserken birdenbire şiddetli esmesi.
    Salma: Bir teknenin rüzgara veya akıntıya bağlı olarak dönmesi
    Salma omurga: Yelkenli bir teknede içerden indirilip kaldırılan madeni veya ağaç levha.
    Salpa: Demirin deniz dibinden kurtulması, ağırlığını zincire binmesi.
    Sancak: Bayrak veya teknenin sağ yarısı, sağ tarafı
    Sancak alabanda: Dümenin sancak tarafa doğru en çok basılabilmesi için verilen emir.
    Sancak gönderi: Kıç tarafa güverteden sancak çekmek için dikilmiş gönder.
    Saravele: Yelkenin sarılması için verilen komuta denir.
    Savlo: Sancak çekmek için kullanılan 1,5 burgatalık ince halat
    Selviçev: Yelkenli bir gemi armasındaki hareketli halatlar.
    Seren: Direkler üzerinde yelken açmak için ve işaret çekmek için yatay olarak bağlanmış gönder.
    Seren yakası: Yelkenlerin derene bağlı üst kısımları. (matafyon yakası).
    Sığ su: Denizin (genellikle sahil kısmına yakın) herhangi bir kısmında teknelerin seyretmelerine uygun olmayacak şekilde az su bulunan pek derin olmayan yerlere denir.
    Silyon feneri: Gece ve karanlıkta gemilerin seyir halindeyken pruva ve grandi direkleri cundalarında yaktıkları ufkun 20 kertelik bir sahasından berrak havada en az 5 milden görülebilen ve pruvadaki grandiye nazaran daha aşağıda olan fenerlerdir. (Beyaz renklidirler).
    Sintine: Bir teknenin su altında kalan ıslak kısmının iç tarafıdır.
    Sis işareti: Siste seyir halindeki gemilerin birbirlerine durumlarını belirtmek üzere düdükle verdikleri işaret.
    Sis kampanası: Demirde veya şamandırada yatan gemilerin siste mevkilerini belirtmek için çaldıkları kampana
    Siy: A Kürek çekerken tekneyi geriye itmek için verilen komut.
    Soğra (sokra): Armuz kaplamada, kısa gelen kaplama tahtalarının uçlarının birleştiği yerdeki çizgi.
    Suga etmek: Vira edip sıkıştırmak. (Suga kastanyola, suga cıvata vb).
    Su hattı: Teknenin gövdesinde ıslak yüzeyle kuru yüzeyi arasında meydana gelen çizgi.
    Sübye armalı: Direklerinde seren yelkenleri olmayıp sadece yan yelkenleri bulunan tekneler.
    Sülyen: Yeni konan ya da raspa edildikten sonra temizlenmiş olan çelik veya demir saçlar üzerine koruyucu bir astar olarak sürülen genellikle kırmızı renkteki boya
    Sürme omurga: Salma omurga da denilebilir. [Ana omurga bedenine açılan bir yarıktan aşağı yukarı hareket ettirilebilen tahta veya madeni levha şeklindeki omurga olup yelkenli teknelerde yelkenle seyir anında devrilmemek veya rüzgar altına düşmemek için kullanılır].

    Şapka: Direklerin üst uçlarına geçirilmiş yuvarlak tabla
    Şeytan çarmıhı: İki halat arasına ağaç basamaklarla yapılan bordadan sarkıtılan merdiven.

    Talvek hattı: Boğazlarda ortadan geçtiği varsayılan hat
    Tarak gemisi: Limanları ve geçitleri derinleştirmek için kepçeli olarak yapılmış özel gemi
    Tava: Borda iskelelerinin altında ve üstünde durulacak yer [İskele tavası]
    Tavlon güverte: Çok güverteli gemilerin üsten itibaren aşağıya doğru beşinci güvertesi.Eski harp gemilerine ait bir güverte katı
    Tayfa: Ticaret gemilerindeki gemiciler
    Tente: Güverteyi yağmur ve güneşten korumak için güverte üzerine açılan branda veya başka bir malzememden yapılmış örtü
    Tente omurgası: Tentenin orta kısmına ve altına konulan ağaç
    Tersane: Gemi yapılan fabrika, tezgah veya sanayi merkezi
    Tirenti: Bir halatın çekilen çıması
    Tırnak: Demirin kollarının ucundaki tırnak şeklindeki kısım
    Toka etmek: Bir şeyi yerine kadar kaldırmak [Sancak toka etmek, işaret toka]
    [[Tornistan]: Geri gitmek
    Tramola: Yelkenle seyirde rüzgarın bir kontradan diğer kontraya önce pruvanın geçmesi ile yapılan dönüş.

    Uçkurluk: Bir sancağın direk veya rüzgar üstü tarafındaki yakasındaki takviye edilmesi için geçirilen beyaz renkli şerit. Bu taraftaki yakaya uçkurluk yakası ve içinden geçirilen ve iki ucunda da kanca bulunan salvoya da uçkurluk salvosu denir.
    Uskuna: Pruva direği kabasorta armalı, grandi direği sübye armalı iki direkli yelkenli tekne
    Usturmaça: Bir birinin üzerine veya rıhtıma yanaşan teknelerin bordalarının göçmemesi veya boyalarının bozulmaması için araya koydukları ağaç,i lastik, plastik veya halatlardan yapılmış olan, balon, silindir biçimindeki yastık.

    Varagele: İki nokta arasında gerilmiş olan kuvvetlice bir halat üzerinde hareket eden bir makaraya bağlı sepet veya iskemle donanımlı insan ve eşya taşımak için kullanılan donanım.
    Vardavela: Teknelerin küpeştelerinde ve borda iskelelerinde personelin korunması için dikilmiş bulunan sabit veya yatar kalkar puntellerin üzerine yatay olarak geçirilmiş demir veya ağaç tiriz.
    Vardavela punteli: Küpeştelere konmuş olan ağaç veya demir sabit veya yatıp kalkan punteller.
    Varil: Mancana büyüklüğündeki madeni fıçı
    Veledibarka: Fırtınalı havalarda pruva ana istrelyası üzerine açılan flok.
    Veleistralye yelkeni: Pruva direğinden sonra gelen direk üzerine açılan yan yelkenin sereni
    Velena: Direkler arasındaki istrelyalar üzerine açılan üçgen şeklindeki yelkenler.
    Vento: Bumbaları ve mataforaları bir taraftan diğer tarafa dirisa edebilmek ve sabit tutabilmek için cundalarından alınan halatlar. Bu halatlar gerekirse palangalara da bağlanır.
    Vinç: Gemiye yük alıp vermede kullanılan, ambar ağızlarına yakın olarak konmuş hidrolik - elektrik veya istimle açılan makineler.
    Vira: Vidayı, cıvatayı, ırgat veya vinci çevirmek sarma yönünde verilen komut.
    Viya: Gemiyi veya tekneyi istenilen rotaya döndükten sonra, istenilen yöne seyredilmesi için verilen komut.
    Volta: Bir halatın babaya veya biteye bir kez dolaştırmak
    Volta almak: Halatın veya demir zincirinin birbirine dolaşması.

    Yaka: Yelkenlerin köşelerine ve yakalarına denir.
    Yakamoz: Su içinde ışık biriktirebilen tekhücrelilerin total yansıma halinde ışıldaması
    Yalpa: Teknenin sancaktan iskeleye, iskeleden sancağa dalgaların bordadan alınması ile sallanması
    Yalpa omurgası: Teknelerin yalpalamasını azaltmak için karina kısmına baştan kıça doğru uzunan omurga biçimindeki çıkıntı.
    Yan yelkenler: Yarım serenler ve gizler üzerine açılan yelkenler ile flok ve valenalar
    Yarımoturak: Kürek çekerken ayak dayanılan ağaç puntal [yatay]
    Yaslamak: Bir teknenin hareket kabiliyetini kaybederek, akıntı veya rüzgar etkisi ile bir rıhtıma veya başka bir tekne üzerine düşmesi
    Yeke: Dümen başına takılıp dümenin istenilen tarafa basılması için kullanılan demir veya ağaçtan yapılmış kol.
    Yelpaze: Dümenin su içindeki en geniş kısmı
    Yoma: Genellikle kalın halatlara denir.
    Yürya: Bir palanganın tirentisini veya bir halatın elle çekerken üzerine yatarka mola vermeksizin çekmek.

    Zincir manikası: Zincirlik ile üst güverte arasında zincirin arasından geçtiği madeni boru.
    Zincirlik: Teknelerin baş tarafında başaltında demir zincirlerinin muhafaza edildiği yer.
    Zırh güverte: Eski zırhlı harp gemilerinde mermilerin delip geçmemesi için konan çelik güverte
     
  2. Sponsorlu Bağlantılar
  3. AKIN KAPTAN

    AKIN KAPTAN Editör Moderatör

    Kayıt:
    30 Nisan 2010
    Mesajlar:
    1.915
    Beğeniler:
    58
    Şehir:
    Marmaris
    Hay maşallah. Vallahi çoğunu bilmiyorum.
     
  4. agartan

    agartan Moderatör Yönetici

    Yaş:
    50
    Kayıt:
    30 Nisan 2010
    Mesajlar:
    18.730
    Beğeniler:
    5.728
    Şehir:
    İstanbul
    Tabii size ehliyeti sınavsız veriyorlar ne de olsa :D
     
  5. Hamdi

    Hamdi Admin Site Admin

    Yaş:
    42
    Kayıt:
    29 Nisan 2010
    Mesajlar:
    18.780
    Beğeniler:
    8.140
    Şehir:
    İstanbul
    Sen bilmiyorsan biz yandık Akın :D