Duyuruyu Kapat
Google Gözat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Denizde Kullanılan Yemler Hakkında Genel Bilgiler

Konu, 'Balık Avında Kullanılan Canlı Yemler' kısmında Ersin tarafından paylaşıldı.

  1. Ersin

    Ersin Moderatör Yönetici

    Kayıt:
    30 Nisan 2010
    Mesajlar:
    2.375
    Beğeniler:
    109
    Şehir:
    Çorum
    Denizde Kullanılan Yemler

    Yem denince balığın kancaya yakalanmasını sağlayan her şey pratikte yem demektir. Balık genelde uyku bile bilmeyen bu yüzden sürekli gezinip tıkınmak ihtiyacını hisseden bir canlıdır. Bizde bundan faydalanırız. Ona her zaman yediği veya yemek isteyeceği bir şeyin içine saklanmış bir kanca sunarız. Bu cümleden balığa gel beni ye diyen her şey bir yem görevi görür sonucu çıkarabiliriz. Eğer bir cins balık kancaya takabileceğimiz şeyleri yiyorsa biz o balığı oltayla yakalayabiliriz anlamı çıkar.

    Fakat iş pratiğe dökülünce bu kadar kolay olmaz. Balıklar büyüdükçe, biz onları avlamayı daha severiz, onlarsa tecrübe sahibi olarak her kuşun etinin yenmeyeceğini öğrenir.

    Ayrıca balığı daha çok cezbeden yem daha çok av anlamına gelir. Bu yüzden yemler için bazı temel bilgilere vakıf olmak faydalı olur.

    1. Görünürlük: Balık suda gezinirken birçok ruh halinden birinde olur. Fakat etrafını her zaman yemeye değecek bir şey var mı beni yiyecek bir şey var mı şeklinde gözetler. Canlıların çoğunun görme yeteneği ile algılama yetenekleri benzerdir. Buna göre hareket eden bir şey daha kolay algılanır. Çevreye göre farklı desen ve renkler göze daha kolay takılır. Bu durumda yemin görünür olmasını sağlamanın en iyi yolu yansıttığı ışığın kırpışmasını sağlamaktır. Bunun en önemli etkisi balık pullarının polarizasyon yoluyla ışığı bilhassa pırıltılı şekilde yansıtabilmeleri yüzünden balık yiyen balıklara yerlerini belli etmeleridir. Bir şeyin içine lamba koyup suya atarsanız pek çok tür bununla pek ilgilenmez. Eğer bu ışığı yakıp söndürürseniz bu çok daha belirgin olacaktır. Küçük parlak yüzeyler, hareketlerine göre ışığı farklı yönlere yansıtırlar. Böylece suda daha belirgin olurlar.

    Görünürlüğü artırmak için pırıldayan bir yüzey ve hareket en önemli hususlardır.

    2. Ses: Ses, titreşimin adıdır. Balıklar genelde belirgin bir kulağa sahip değildir. Bunun yerine pek çoğu nerdeyse vücutlarının tamamı ile titreşimleri alırlar. Çoğu balık türü sesleri yanal çizgisi ile duyar. Ve ses yani titreşim suda çok daha uzaklara gidebilir. Bu yüzden balıklar sese insanlardan kat kat duyarlıdır. Pek çok balık sesin türüne göre saldırı altında olduğunu veya yakında bir yiyecek olduğunu anlayabilir. Temel olarak hızlı ve sert olduğu gibi güçlü sesler tehlike ifadesidir. Tıkırtı benzeri sesler ise pek çok balık için merak uyandıran veya yem işaretçisi olan seslerdir.

    3. Renk: Yem için renk, görünürlük hususundan daha farklı bir anlam taşır. Renk, balık için yemin yenilebilir olduğuna karar vermede çok büyük etmene sahiptir. Temelde, doğal çevreye uyum halinde olan renkler daha etkilidir. Öyle ki, kapalı havalarda koyu renk yemler, açık havalarda açık renk yemler genel olarak daha iyi etki sağlar. Eğer yemin rengi o anki ortama biraz olsun zıt düşerse, balık bu yemi daha az tercih edecektir. Koyu/Açık ton etmeni kadar kırmızı-yeşil gibi renk etmeni de önemlidir. Kırmızı, suda hemencecik emilir. Bu yüzden yüzeyin biraz altında kırmızı renk, suyun içinde ayırt etmesi zor bir renk halini alır. Karideslerin ve bazı balıkların kırmızı olması bu yüzdendir. Dipte kırmızı yüzey, ışığı en az yansıtan yüzeydir. Kırmızı bir yem, yem olma sırasını bekleyen balıklar için pek fark edilir olmaz. Temelde yemlerin av bölgesindeki amaçlanan balığın tercihi olan yemlerin renginde olması tavsiye edilir. Suyun 20 karış, yaklaşık 6 m’den sonrasında pek bir renk kavramı filan kalmaz. Her şey nerdeyse siyah beyazdır. Cicili bicili renkleri olan yemlerin bu etmeni sadece yüzeyde avlanırken faydalı olur. Yüzeye yakın kullanılacak renkler ise hedeflediğiniz balığın bilinen yemlerine uygun olması koşuluna uymalıdır. Renklerin temel etmeni, pırıltılı olarak bir hareket hissini daha iyi verebilmeleridir. Dipte ise renkler birer gri tonuna dönüşür. Bu tonlarda suyun üstünde albenisi olurken suyun dibinde bir gizleme etkisi gösterebilir.

    4. Koku: Bir yemin kokusu, balığı kendine çekmede çok kritik öneme sahiptir. Yem gibi değil de başka bir şey gibi kokuyorsa balık için itici olacaktır. Elleriniz her zaman belirgin bir yağ ve ter taşır. Siz yemi tutarken bunlar balığa geçer. Elbette elinizde sigara, parfüm, yemek kalıntısı gibi etmenlerde olacaktır. Bunlarda yemin kokusunu etkiler. Genelde bu kokular balık için itici olur. Doğal yemler bu açıdan mutlak avantajlıdır. Ayrıca bilhassa yırtıcı balıkların kokuları çok iyi alıp çok uzaklardan yeme döndükleri bilinir. Kokuda ana etmen yem olan balığın yağlı olmasıyla ilintilidir. Daha yağlı balıklar daha iyi netice verir, suya karışan yağları balıkları çeker.

    Koku, diğer özelliklere göre en fazla etki sağlayan husustur. Çünkü balıklar koku ile haberleşirler. Bu kokulara feromon denir. Bir feromon balık ürktüğünde tehlike sinyali olarak salgılanır ve çevredeki diğer balıkları kaçmaya teşvik eder. Fakat bu koku sadece aynı tür balıklar için aynı anlama gelir. Örneğin istavridin salgılayacağı tehlike kokusu onu yiyen balıklar için “işte istavrit burada” anlamına gelecek, yırtıcı balığı o tarafa çekecektir. Aynı şekilde balıklar üreme çağrısı, beslenme çağrısı gibi pek çok durumda çeşitli feromonlar yayınlayabilir. Yırtıcı balıklar için -ki amatörün yakalamayı sevdiği türlerdir- balıkların idrar gibi atıkları da çekici bir etmendir.

    Bir yemin bu sayılan faktörlerde en optimum olması önemlidir. Yemi çok fark edilir yaparsanız bu balığı ürkütebilir. Çok parıltılı olursa balık bunu yakamoz gibi algılayabilir. Çok ses çıkarırsa ürkebilir veya amacınız olmayan bir balık, ahtapot vs. gelip ortalığı dağıtabilir. Bu yüzden muhakkak şu etmen arttıkça yem daha iyi olur anlamına gelmez. Doğal yemler, zaten kendi doğallıklarıyla belli bir minimum balık çekme kabiliyetine sahiptir. Fakat bu kabiliyet artırılamaz. Doğal yemler hemen her koşulda optimum olmasa bile faydalı olur. Eğer avlandığınız derinlik, hedeflediğiniz balık, hava durumu, çevre gibi etmenlere uygun suni yem seçerseniz doğal yemden kat kat fazlasını alabilirsiniz.

    Suni yemin fark edilirliğini artırmak için ışık ve ses etmenlerine başvurulabilir. Yemin kıpırdaşan bir yansıma sağlaması çoğu zaman faydalı olur. Bu da akrilik boyalar, hologram kâğıtlar veya simli iplikler ile artırılabilir. Yetmediği yerde yemin bir kısmını yakıp söndürecek bir LED lamba takılabilir. Bu formül bilhassa büyük denizlerde yaşayan balıklar için iyi netice verir. Balık benzeri sert yemler ise ortalarından bir kaç yerden ekli yapılarak sanki yaralı bir canlı balık gibi hareket ettirilebilir. Hatta bazı dizaynlar tıpkı bir balığın kuyruk sallama hareketini bile verebilir. Bunlar yemin doğal görüntüsünü artırır. Fakat bu çoğu durumda doğal bir yemin çekiciliğini bile sağlamaktan uzaklaşılmasına neden olur. Çünkü bu tür bir suni yem avlanacak balıkta “Bu bir balık ama acayip bir şey” gibi bir vaziyet oluşturur. Elbet balık ne düşünür bilemeyiz. Fakat suni yemlerin çok fazla doğal görünmeye çalışması yemin etkinliğini azaltır. Suni yemde amaç balığı olabildiğince cezbedecek kombinasyonda olmasıdır. Bir kaşık balığa benzemez. Sudaki hemen hiç bir yeme benzemez. Ama parlaklığı yırtıcı balıkta yeme dürtüsü oluşturur. Bu yüzden kaşıklar Lüfer, Turna gibi avlarda canlı yemlerden daha ziyade verimli olur çoğu durumda.

    Koku açısından suni yemler sınıfta kalır. Plastik kendine özgü bir kokuya sahiptir ve genelde bu koku balık için iticidir. Kokunun çekici olması iyidir ama bu sadece bir kaç tür balık için önemli anlam ifade eder. Bir camgöz bir kaç kilometre öteden kan kokusuna gelip saldırabilir. Ama diğer pek çokları için aynı şeyi söylemek güçtür. Ama kötü kokular hemen her zaman itici olacaktır. Kötü kokuyu önlemek imkânsızdır. Sadece onu başka bir kokuyla maskelemeyi deneyebilirsiniz ve başarılı da olabilirsiniz. Anason kokulu doğal bir sabunla ellerinizi yıkayın. Anason kokusu çoğu balık için itici bir koku değildir. Buna rağmen baskın bir esanstır. Ter, nikotin vb. İtici kokuları kolayca maskeleyebilir. Fakat çok olursa balık bundan uzaklaşabilir. Bu yüzden anason yağını alıp yemin üzerine dökmeniz külli zararınıza olacaktır. Ellerinizi böyle bir sabunla yıkamanız eser miktarda anason ve doğal yağ kokusu sağlayacaktır. Ama böyle bir sabunu markette bulmak biraz zor olacaktır elbet.

    Koku faktörünü düzeltmek için piyasada “Fish attractant” denen bir takım esanslar satılır. Bunların asıl faydaları kötü kokuyu bastırmalarıdır. Suyun temiz olduğu yerlerde bu koku sorunu bir hayli öne çıkar. Eğer böyle bir etkiyi gidermek istiyorsanız biraz balık yağı bulun. Bilhassa morina balığı ciğeri yağı bu işe çok uygundur. Fakat araki bulasın. Bunun yerine aktarlardan vs. Kıvamlı alabalık vs. Yağı bulabilirsiniz. Anason yağıda aynı şekilde temin edilebilir. 50 ml balık yağına 7-8 damla kadar anason yağı damlatın. İyice çalkalayıp karıştırın. Bu karışımı bir peçete vs. İle yeminizin üzerinde bir kaç yere belli belirsiz sürün. Bu yeterince faydalı olacaktır. Bu şekilde hazırlanmış bir yem özellikle yırtıcı balıkları çağıracaktır.

    Bazı benzer hazır esanslar içeriklerinde balıkların haberleşmek, eş çağırmak vs. İçin kullandıkları feromonlar içerir. Bu sadece belli bir tür için kesin etkilidir. Bu balığı av olarak yiyen balıklarda bazen bu kokulardan etkilenir. Ama bu gam çok dardır. Ayrıca bazı hormonlar da bu sıvılarda mevcut olabilir. Bu balıkta açlık hissini sağlar denir. Oysa ki bu aslında balık bunun kokusundan yiyecek bir şeye benzetiyor demekle eş anlamlıdır. Kısacası bu esansların etkisi temelde kötü kokuyu bastırmaktan pek öte olmaz. Mutlak bir artısı mevcut olabilir. Fakat bunun bir tür balık çekim merkezi yaratacağını düşünmeyin. Kötü kokuyu bastırmak her zaman en az %20..%30 kadar avınıza pozitif etki eder. Bu esanslarda belki bir %5 daha ek katkı yapabilir. Dahası bir sürü tür için bu kötü kokular pek anlam ifade etmez. Bilhassa sürü halinde gezen veya kirli (temiz su kalan kaç yer olduğu) sularda yaşayan balıklar için bu kokular bir hayli ehvendir. Bu yüzden bilhassa sigara içiyorsanız, benzin, mazot, gazyağı, kolonya gibi keskin kokulu bir şeylere muhatap oluyorsanız, deodorant vs. Kullanıyorsanız, takımlarınız bu gibi kokulu şeylere yakın duruyorsa, elinizde kalan artıklar yeme geçecek balığı uzaklaştıracaktır. Bu nedenle ellerinizi bilhassa doğal bir sabunla yıkamanız tavsiye edilir.

    Ülkemizde son dönemde yaygınlaşan Ultrabite Fish Attractant ise daha ilginç bir karışım sunar. Bu karışım temelde balıkta açlık hissi uyandıran bir bileşendir. Ama bu ve hormon/aminoasit bazlı diğer esansların balığı çekmek gibi bir özelliği yoktur. Bu karışımlar etraftaki balığın yemi yemek istemesini sağlar. Uzaklardaki balığın yeme koşup gelmesini sağlamaz. Bu faydayı ancak balık yağı gibi malzemeler ancak bazı türler üzerinde gösterebilir. Balıkyağı suda erimez, bu yüzden yoğunluğuna göre ya hızla dibe çöker ya da yüzeye çıkar. Bu nedenle onunda etkisi umulandan az olur. Bu yüzden benzer şekilde tüm esansların suya yavaş yavaş karışması etkilerini artırabilir.

    Fish Attractantlar genelde çok keskin kokuludurlar ve bu kokuları maskelemede son derece verimlidirler. Eğer kötü koku sorununuz yoksa bu esanslar hemen hiç işinize yaramaz, bir değişiklik fark edemezsiniz. Ama böyle sorunlarınız varsa bunlar size asrın icadı gibi görünecektir. Buradan alınacak bir sonuç çıkarmayın. Balıklar insandan kat kat fazla koku alır. Ter kokusu gibi bize kötü gelen kokular aslında balıklar için çoğu zaman çekici kokulardır. Norveçli balıkçılar insan kıllarını yemin yakınına takarak misliyle balık yakaladıklarını söylerler. Bunun sebebi insan vücudunun yoğun kılların arasında ter ile atılan hormonlara sahip olmasıdır. Bu hormonlar yırtıcı balıklar çekici etki gösterir. Kötü kokular ise tersine balığı itici bir etmendir. Kötü koku, sigara, parfümler, mazot gibi sentetiklerden gelir çoğu durumda. İnsan burnu çok kısa bir sürede bu kokulara alışır ve artık duyamaz. Ama balıklar bunu hemen algılayıp yemden uzaklaşırlar.

    Diğer yandan fish attractantların bahsedilen sebeplerden balık olmayan yere balık çekmesini beklemek yanlış olur. Ancak çok akıllıca kullanılırlarsa bazı yerlerde bazen faydalı olurlar. Sıradan kullanımda hasbel kader civarınızdan geçen balık için ancak etkili olabilirler. En büyük sorun suyun içinde çabuk tükenip gitmeleridir. Bu da etkilerini son derece azaltır. Pek çokları bu tür esansları pamuk, tercihan kalaycı pamuğu gibi şeylere emdirirler. Ama bu da sorunu çözmekten uzaktır. Bizim ise bu iş için daha etkili bir püf noktamız elbette var.

    Baharatçı veya pasta malzemesi satan yerlerden toz jelatin temin edebilirsiniz. Bu malzeme pasta süslerini yapmak için kullanılır. Kemik ve derilerin kaynatılması ile elde edilir ve tamamen doğal bir proteindir. Bu malzemenin 10-20 gram kadarını iki bardak kadar ılık, elinizi sokunca aman diyeceğiniz ama haşlamayacağınız 40 derece civarında suyun içinde eritin. Bu malzemenin 5 ml’si 3.5 gram civarında gelir. Bir silme şurup kaşığı 3.5 gram kadar, bir silme çorba kaşığı ise 10 gram (15 ml) kadar gelir. Eriyen jelatini soğumaya bırakın. Oda sıcaklığına ulaşınca içine esansı karıştırın. Eğer jelatin sıcak olursa esansı bozabilir. Ultrabite gibi hormon bazlı esansların beher bardak su için 5 ml kadarı (bir tüp) yeterli olur. Balık yağı tabanlı olanlar ise gene bir iki çorba kaşığı kadar katılabilir. Daha sonra serin ve gölge bir yerde soğumaya bırakın. Bu karışım soğuyunca jel kıvamını alır. Karışımın yoğunluğuna göre hamur kıvamından ağdalı sıvı kıvamına kadar bir yoğunluk elde edersiniz. Kıvam arttıkça suda erime zorlaşır. Ama bu durumda kokunun etkisi de azalır. En uygun kıvam su (deniz/göl/nehir) sıcaklığına bağlı olsa da krem kıvamı olacaktır. Şu şudur şeklinde kesin bir ölçü veremiyoruz çünkü kalitesi ve tazeliğine bağlı olarak bu ölçüler farklı olabilir. Deneme yanılma yoluyla kendiniz belirlemelisiniz.
    Uygun kıvamdaki jel suda en az 20-30 dakika etkili olacaktır.

    Doğal yemler ise bazen koku yönünden ekstra bir avantaj sağlar. Örneğin hamsi yağlı ve doğal olarak bolca kokulu olup yırtıcı balığa ekstra bir etkisi olur. İstavrit ve Hamsi farklı balıklar üzerinde farklı çekiciliğe sahiptir. Fakat bu hususta izmarit bir hayli iyidir.

    Balıkların yem alışkanlıkları fiks menü değildir. Tatlı su veya deniz balığı olması fark etmeksizin balıklar çeşitli türlerde yemlere alışabilir. Bunun şöyle bir avantajı vardır. Bir yerde mısır, ekmek kırıntısı, mezbaha artığı gibi besinleri kullanarak balıkları alıştırabilirsiniz. Örneğin karagözler mısırı normalde yemezler. Ama karagöz olan bölgelere bir kaç hafta boyunca haşlanmış mısır atarsanız devamında mısırla karagöz yakalamak gibi bir acayip iş yapmaya başlayabilirsiniz. Bunun yanında yem seçerken balığın o dönemde ne yediğini kestirmeye çalışın. Örneğin balığın karnından çıkanları iyi incelemek gereklidir. Farz edelim ki bir kaç istavrit yakaladınız. Temizlerken midesinden mezgit yavrusu çıktı. Çaparileri uygun şekilde krem rengi seçmek verimi artırabilir. Ölmekte olan bir balığın sudaki topallayan hareketinin çıkardığı titreşimler pek çok balık için “kolay av” hissi uyandırır. Keskin gözlü bir balık için kendini saklamaya çalışan bir yem intibası uyandırır. Ama gezinip durup fakat balığı ürkütmemesi çok önemlidir. Balıklar genelde çok iyi koku alırlar. Bu durumda bir yem ses vb. İşlevleri sağlar. Bu yüzden aslında suni yemler her zaman daha başarılıdır. Fakat bu çok dar bir aralık için doğru olur. Sığ yerde mükemmel istavrit toplayan bir suni yem kurşun yerine bronz kullanılıp dibe vurup tınlaması sağlanabilir. Cam boncuklar uygun şekilde takılarak tıkırdaması sağlanabilir. Yapay yemin hareketinin daha çekici ve doğal olması için bazı formüllerde vardır. Silikon gibi plastikler ilk gördüğü ve yiyecek bir şeye benzeyen her şeyi hemen yemek ister. Bu avantajı lüfer kalamarları çağırmada bir hayli etkilidir.

    Alıntıdır.
     
    lwend bunu beğendi.
  2. Sponsorlu Bağlantılar
  3. Ersin

    Ersin Moderatör Yönetici

    Kayıt:
    30 Nisan 2010
    Mesajlar:
    2.375
    Beğeniler:
    109
    Şehir:
    Çorum
    Yem Olarak Balık Kullanımı

    Balıkların çoğu türü için besin demek plankton, kabuklula,r kurtlar gibi deniz hayvancıklarıdır. Fakat çoğu amatörün ilgi alanına giren gerek yemek masasında gerekse oltanın ucunda görmekten hoşlanacağı türlerin diyetleri daha ziyade kendinden küçük balıklardan oluşur. Desem ki kırlangıç mı palamut mu? Diğer yandan nerdeyse hiç bir balık türü yenebilecek leziz bir balık varken kayıtsız kalmaz. Bu yüzden balık için balık kullanmak ideal doğal yem olarak tanımlanabilir.

    Balıklardan yem, canlı veya ölü olarak yapılabilir. Temelde istavrit boyunda olan ve parlak derili pullu balıklardan yapılan yemlere topluca akyem denir. Ama bazen iş abartılır. Bir orkinos için yem olarak bütün bir torik kullanmak iyi bilinen bir haldir. Bu yüzden balıklardan elde edilen yemler için tercihler ve yöntemler her balık türü için farklı olacaktır. Ama üç dört farklı metot ile yemlerin kullanımı özetlenebilir.

    Canlı yem çoğu durumda balık için idealdir. Ama sorun canlı balığın uslu durmamasıdır. Eğer canlı yem kullanmak istiyorsanız balık anatomisi hakkında bir kaç ipucunu bilmeniz faydalı olacaktır. Balıkların çoğu için sinir sistemi demek yanal çizgi ile eşanlamlıdır. Eğer balığın yanal çizgisine zarar verirseniz kolayca ölecektir. Ayrıca balığın tüm kritik organları solungaç ile boşaltım deliği arasında balığın alt kısmında toplanmıştır. Temizlerken bunu kolayca fark edersiniz. Eğer iğneyi bu bölgeye saplarsanız, balığın ömrü çok kısa olacaktır. Bir diğer husus ile balıkların yaşadığı ortamda yaradan akan kanın pıhtılaşma şansı olmamasıdır. Yani eğer balığı çok kanatacak bir yerinden iğneye takarsanız kan kaybından kısa sürede ölecektir. Yem olarak kullanılan balıkların çoğunda bu hususta kritik olan bölge sırt yüzgeci ile baş arasındaki kısımdır. Geriye ne kaldı? Kuyruk kası. Bu boşaltım deliği ile kuyruk arasında kalan son derece güçlü bir kastır. Sırt yüzgecinin orta alt tarafıdır. Balığın ağzı. Bu bölgelerden takacağınız iğneler çoğu zaman balığa minimum zarar verecek, uzun süre yaşamasını sağlayacaktır. Bir diğer yöntem ise iğneyi balığın ağzından sokup yüzgeçlerinden çıkarmaktır. Bu durumda iğne balığa nerdeyse hiç zara vermez ama dengesiz olur. Dahası ucunda bir zoka varsa balığın nefes almasını engeller. Yem olan balığı en az yara ile kullanmanın bir diğer yolu da iğneyi balığın kenarına bir misina veya iplikle bağlamaktır. Bunun zor tarafı işin uzun sürmesi bağlarken balığın boğulması ihtimalidir.

    Cansız balıklar iki şekilde değerlendirilebilir. Öncelikle balık bütün olarak kullanılabilir. Bu durumda çok yıpratmamaya dikkat edilmelidir. İğneler iyi gizlenmeli ürkütücü olmamalıdır. Bazen cansız balığın içine bir miktar köpük konabilir. Bu balığın yüzmesini garantiler. Ayrıca çoğu zaman bu tür yemler atıp çekme yoluyla hareket ettirilebilir. Eğer böyle yapılacaksa misinanın balığın başından tarafta olması hareketin doğal görünmesini sağlaması gerekir. Bütün balık iki anlam ifade ediyor olabilir. Bir balık ölmüş kolay av veya bir balık işte av. Balıkların içindeki hava keseleri balığın derinlik ayarlama organıdır. Bu yüzden balık ölünce karnı yukarıda olacaktır. Umulanın aksine ölü bir balık çoğu balık için kolay av olarak son derece cazip değildir. Çünkü balıklar ölünce hızla besin değerlerini kaybeder. Bu nedenle ölü bir balığı yemeye çalışan balıklar daha nazlı ve dikkatli olurlar. Eğer balığın ölü değil de yaralıymış gibi görünmesini sağlarsanız avlayacağınız balık daha saldırgan olarak yeme yaklaşacaktır. Yemin yaralı gibi durmasını sağlamak hareket ettirmekle veya karnı aşağıda olmadan yüzmesiyle sağlanabilir en kolay şekilde. Balığın yüzgeç formu onun doğru pozisyonda yüzmesini sağlar. Bu yüzden onları suyun içinde çekerseniz karnı aşağıda kalır. Ama çekmeyi bırakırsanız çabucak döner. Bu nedenle kesintisiz olarak çekmeniz daha iyidir. Elbette taktığınız iğneler balığın dinamiğini bozabilir. Bazen bu balığın yalpalamasına sebep olur faydalıdır. Bezende dönmesine sebep olur zararlıdır. Bir yemekten ziyade bir acayip mahluka benzemesi küçük sorundur, büyük sorun misinanın burulması türbülans etkisiyle iğnelerin balığı zedelemesi ve yemin kısa sürede kullanılmaz hale gelmesidir.

    Balığı bütün olarak yem yapacaksanız onu çekmeniz gerekmemelidir. Bu iş için balık yerine bu işe özel yapılmış suni yemler çok daha uygundur. İğneleri öyle yerleştirin ki balığın sırtı yukarı gelsin. Kabaca bir iskandil bir kaç metre beden olan takımın ucuna bütün balık takıyorsanız iğne ile misinanın birleşme yeri balığın üst tarafına bakmamalıdır. Aksi halde kurşun balıktan daha dipte olacağı için balık ters döner ve ölü balık olarak görülür. Ortalıkta aç bir lüfer sürüsü varsa bu sorun olmaz ama niyetiniz lüfer yakalamaksa. Fakat başka bir av peşindeyseniz bu şekilde duran bir balık çok cazip olmayacaktır. Balık su içinde iyi bir dinamiğe sahiptir. Suyun akışını çok iyi düzenler ama sadece akıntıya dik durduğu sürece. Eğer akıntı yüzeye paralel ise ki çoğu zaman böyledir balığı biraz yamulmuş başı aşağıya/yukarıya vs. gelecek şekilde takmanız bir tür rüzgârgülü elde etmenizi sağlar. Balık akıntı içinde küçük bir türbülans oluşturur ve rüzgardaki yapraklar gibi hafif hareketler yapar. Böylece görülme şansı artar fakat pek çok balık böyle dönüp duran bir yemi pek tercih etmez.

    Bütün bir balık kullanmak palamut ve levrek gibi balığı bütün yutmayı tercih eden türler için olmazsa olmaz bir seçimdir. Ama balıkları parçalayıp yutabilen balıklar ile uğraşıyorsanız bütün balık kullanmak zorunda değilsiniz. Dahası pek çok balık böyle bir yırtıcıdan arta kalanları yemeyi sever. Balıkları parçalar halinde yem olarak kullanarak onları avlayabilirsiniz. Buradaki temel etmen tat ve kokudur. Balıkların yemek dürtüsü koku ile uyanır. Kesilmiş bir balık parçası kan yağ gibi vücut sıvılarını suya bırakır. Bu durumda bir balık parçası bilhassa yırtıcılar için bütün yemden daha iyi netice verebilir. Yırtıcı balık nedir? Temelde dişli balıklar diyebiliriz. Lüfer ve mezgitler bu sınıfın iyi bilinen üyeleridir. Bunun yanında dişleri olmasa da güçlü ve sert çenelere sahip olan balıklarda balığı parçalayıp yutabilir. Eğer parçaları küçük yaparsanız bu artık gibi görülecektir. Böyle küçük yemek artığı gibi balık parçaları istavrit gibi küçük balıkların tercih ettikleri bir yemdir. Ayrıca çapariye böyle küçük yemler takmanız koku etkisini artırıp faydalı olabilir. Peki, böyle istavritleri dokuzar onar çekebilir miyiz? Pek değil. Çünkü istavritler sürü olarak gezer. Kokudan ziyade sürüyü tümüyle o taraf yönlendirecek bir küçük balık sürüsü daha etkili olur. Genede bir bakar mısınız demiş gibi de olabilirsiniz. İstavritlerin bu tür bir yemli çapariye daha iyi vurduklarına dair pek bir tecrübem yok. Aksine belki bu tip bir koku ve etki bir yırtıcı balığa işaret edebilir ve istavritleri kaçırabilir belki. Ama irileşmeye başlamış istavritler bu hususta farklı düşünebilir. Kısaca küçük istavritler için çapariye balık parçaları takmanın müspet bir etkisi pek olmayabilir. Ama iri istavritler için faydalı olması mümkündür.

    Palamut ve Lüfer çaparilerine bu tür makyajlar yapmak son derece verimli olabilir. Çünkü bu çaparilerde görsel bütünlüğü çaparinin tüyleri yapar. Takılan küçük parçalar ise koku sağlar ve bilhassa çapariye sinmiş mesela sigara kokusunu bastırır. Balık tereddüt edecek yabancı bir kokudan çok tanıdık bir koku alır.

    Alıntıdır.
     
    Dhacioglu bunu beğendi.
  4. Ersin

    Ersin Moderatör Yönetici

    Kayıt:
    30 Nisan 2010
    Mesajlar:
    2.375
    Beğeniler:
    109
    Şehir:
    Çorum
    Yemlerin verimliliğini artırmak

    Tatlı suda yemli avcılık için çok büyük bir avantaj söz konusudur. Yemin kokusu dediğimiz genelde yağlardan müteşekkil bileşenleri tatlı suda pekiyi çözünmez ve yemle balık arasında nerdeyse görünmez bir hat oluşturur. Ayrıca su miktarı ve akıntıların düşük olması nedeniyle yemin etkinliği artar. Elbette kullanılacak çeşitli cezbedicilerde aynı oranda etkili olurlar.

    Peki denizde? Öncelikle deniz suyu tatlı sudan çok farklı bir karakteristiğe sahiptir. Bu yağlar süratle denizin üstüne çıkarlar ve tuzlu sudan daha hafiftirler. Üstelik tuzlu su, yağı çok kolayca bağlayacak minerallerde içerir. Bu nedenle denizde cezbedici ve yemlerin etkisi daha düşüktür.

    Ama en kötü tarafı denizin çok büyük bir su kütlesi olmasıdır. Şöyle düşünün, suni yeme döktüğünüz cezp edici, yem uygun derinliğe inene kadar su tarafından kolayca yıkanır çünkü bahsedilen derinlik on metrelerce olur kolayca. Yâda yemli takım attınız, tüm yağı dibe inene kadar neredeyse yıkanmış olur.

    İşte bu yüzden denizde yemleme genelde tatlı su kadar iyi netice vermez. Konu yemlemenin fayda etmemesi değil, tatlı suya göre çok daha yoğun yemleme yapılması gereğidir. Tatlı suda bir avuç ezilmiş balık bile tatmin edici olurken, sığ ve az akıntılı bir deniz havzasında bile kilolarca balık gerekli olur.

    Elbette balıkların zaten yoğun olarak yerleştiği bölgelerde mevcuttur. Bu bölgelerde yapılacak yemleme, yem civarında balık miktarının yükselmesini sağlar ve etkili olur. Ama böyle yerler son derece nadirdir, dahası genelde hep dolu olurlar.

    Bu durumda yemlemeden netice almak için tatlı suya göre daha etkili teknikler kullanmak icap edecektir.

    Peki ne yapabiliriz? Bunu söyleyebilmek için yemlemenin doğasına biraz bakmak ihtiyacı doğar.

    Yemleme ile ne yapmış oluruz. Suya besin eklemiş oluruz. Peki balık bunu nasıl görür ve anlar? Aslında cevap büyük oranda kokuda gizlidir. Fakat bu tek başına bir açıklama değildir. Yemleme denizde en iyi etkisini amaçlanan balıkların avlarını başına toplamakla gösterir. Ama bu kadarla bitmez.

    Örneğin çipura avlamak istiyorsanız, yengeçleri başına toplayacak bir kaç kokmaya yüz tutmuş balık kullanın. İyide çipura bunları yemez. Elbette yem olarakta yengeç kullanmak iyi netice verir bu durumda.

    Bu dolaylı yemlemedir. Elbette bu durumda bir de doğrudan yemleme söz konusu olacaktır. Bu ise doğrudan doğruya hedeflenen balığın yemlenmesi anlamına gelmektedir.

    Ama her iki durumda da deniz için bahsettiğimiz sorunlar yerinde kalmaktadır.
    Bize gereken denizdeki su kütlesinin sorunlarını aşabilecek bir şeyler düşünmektir.
    Bu amaçla balıkların nasıl koku aldıklarını düşünmek gerekir öncelikle. Tipik koku alma sinirleri bir kaç molekülle iş görebilen sinirlerdir. Bu bir iyi haber balığın bir kaç molekülle bile çekilebileceğini gösterir. Kötü haber ise bu sinirlerin istenmeyen kokularca kolayca bloke edilebileceğidir.

    Derdimiz büyük kütle içinde molekülleri uygun süre su içinde tutabilmek. Bunun için neler yapabiliriz?

    İlk ve basit çözüm koku miktarını artırmaktır. Bunun için en kolay çözüm asıl balık yakalama görevini görür.

    Bu yöntemden esinlenerek farklı çözümler uygulanabilir. Ne yapılır mesela? Diyelim ki karides kullanıyoruz. Bir avuç karides iyice ezilir bir sık gözlü fileye (süzgeç teli vs.) doldurulur. Yakınına da yemlenmiş iğneler konur. Böylece fileden dağılan koku ve parçalar balıkları başına çabucak çekecektir.

    Bu tür bir takımın avantajları bol balık çekmesidir ama atışa vs. pek uygun olmaz. Bilhassa uzağa atılacak takımlar için daha etkili bir yol gerekir. Bu yol bellidir, yemleri küçük tutmak ki takımın dengesini ve aerodinamiğini çok fazla etkilemesin.

    İşte bu noktada devreye cezbediciler dediğimiz şeyler girer. Ama konvansiyonel bir cezbediciye ne olur? Söylediğimiz gibi denizde takım dibe ulaşana kadar yıkanıp gidiverir. Etkisi sadece elimizden gelecek kötü kokuyu bastırmak olarak sınırlı kalır.

    Bu durumu önlemek için cezbediciyi suda zor yıkanacak ama yem etkinliğini de kaybetmeyecek bir hale sokmamız gerekir.

    Bunu nasıl becereceğiz? Eskiler şöyle şeyler yaparlar. Bir miktar balığı ezerler kumla vs. karıştırıp iyice sıkıştırırlar ve yemleme için kullanırlar. Akıntı ve derinliğin az olduğu yerlerde bu çözüm son derece etkili olacaktır. Kum ve balık topu suda yavaş yavaş çözülecek yem balıkları ağır ağır suya bırakacaktır.

    Ama bu kum toplarını kamışla takım attığımız yere kolay kolay ulaştıramayız maalesef. Dahası bazen kum vs. bulmakta bir sorun olacaktır.

    Bu durumda ne yapmak gerekir? Koku almanın iyi ve kötü yanlarını göz önünde tutmak gerekir öncelikle. Kum taneleri balığın respetörlerine yapışmayacak kadar büyük ve kokusuzdur. Bu nedenle yemin kokusunu bozmaz. Biz öyle bir şey yapmalıyız ki balığın burnunu doldurup yemden gelen kokuyu engellememeli. Hatta kendisi de yem gibi etkili olabilmeli.

    Öncelikle cezbedici denen şey nedir bunu bilmek lazım. Bunların pek çoğu balıkyağından ibarettir. Hemen hepsi etkiyi artırmak için anason veya sarımsak gibi koku ilavesi taşırlar. Örneğin anason Lüferler için cezbedici bir etkiye sahipken kefaller için itici olmaktadır.

    Demekki cezbedici olarak balık yağı kullanmak yeterli olacak temelde. Peki, bunun suda yıkanıp gitmemesi için ne yapabiliriz?

    İşte bu noktada çözümler çok fazla değil. En azından benim bildiklerim. Bunları şöyle özetleyebilirim kabaca.

    Kapsüller kullanmak. Şu ilaç kapsülleri suda eriyen bir yapıya sahiptir. İçlerine bir miktar balık yağı konur. Balık yağı yerine hazır veya kendi yapacağımız cezbedicilerde olabilir. Bu da yemin özellikle mesela şak şak yemin ağzına yerleştirilir. Bir süre sonra bu kapsül erir ve ortalığı balık yağı kaplar.

    Elbette hazır jelatin kapsüller içinde de satılan balık yağları mevcuttur. Fakat bunlar insanlar için hazırlanırken kokuları çıkarıldığı için o kadar etkili olmazlar.

    Bir diğer yöntem ise cezbedicileri kıvamlı hale getirmektir. Bunun en kolay yolu jelatin kullanmaktır. Jelatin kaplık veya poşet yapılan bir malzeme değil deri kemik vs. gibi hayvansal ürünlerden elde edilen bir proteindir. Sağda solda toz jelatin olarak bilinen hali bulunabilir. Bu jelatin ılık suda eritilir. İçine balık yağı katılır ve gölgede soğumaya bırakılır. Soğuyunca pelte kıvamını alır ve suda 10-15dk’da ancak eriyen bir malzemeniz olur. Jelatinin kendisi bir hayvansal protein olduğu için balık tarafından yadırganmaz. Üstelik uzun bir zincir olduğu için kokusuzdur yağın koku ve tadını bastırmaz.

    Duruma göre jelatin yerine un nişasta vs. de kullanılabilir. Örneğin, ekmeğin üstüne balık yağını dökmek. Ama bu durumda ekmek kendi kokusu ile yağın kokusunu oldukça bastıracaktır. Pamuk vb. üzerine yağ dökmekte faydalı ama çok çok etkili olmayan bir çözümdür. Kalaycı pamuğu gibi sert dokulu bir pamuk bulmak ve kullanmak gerekir. Ayrıca bu durumda bile kullanılması gereken miktar bilhassa atış için takımın dengesini bozacak kadar fazla olacaktır.

    Ama bu balığın olduğu yerde balığı takıma doğru çekmek için işe yarar. Bu çözümler ciddi bir yemlemenin vereceği randımanı vermez.

    Peki daha küçük hacimlerle büyük yemlemenin etkisini nasıl sağlayabiliriz?
    Doğrusu bunu %100 sağlamanın bir yolu yok. Alacağız bir kasa balık makul netice verebilecek bir kaç çözüm olabilir.

    Balıkları kışın ucuzken alın dondurucuya koyun. Yazın güneş ısıtmaya başlayınca bunları çıkarıp kıyma makinesinden 2-3 defa geçirin. Ortaya çıkan balık kıymasını güneşe serin. İyice kuruyup un gibi olunca poşete doldurup serin bir yerde veya buzdolabında saklayın.

    Bu elde ettiğiniz unu azıcık balık yağıyla hamur kıvamına getirebilirsiniz kolayca. Yapışması için birazcık yumurta akı, şeker vs. ile yoğurun. İrice fakat kullanırken mutlaka bunları süzgeç bezi gibi iri gözlü bir torba içinde kullanın Hazırladığınız topu hemen kullanmalısınız. Yani top top yapayım her balığa gittiğimde kullanayım diye düşünmeyin. Bu elbette fayda sağlar ama top kurudukça etkinliğini yitirdiği gibi aynı zamanda hızla bozulmaya başlayacaktır.

    Elbette bunları daha küçük parçalar halinde yapıp yemin yakınına takmak fakat çipura yengeçlerin bu kokunun olduğu yerde bol olacağını bilir. Yemleme için kokmaya yüz tutmuş balık bir de kötü haber demektir. İyi haber yem miktarını artırmak olur. Kolay açıklamasını şöyle yapabiliriz. Bildiğimiz kıbrısa 1 karış kadar bir köstekle iğne takılır. Ekmek bilindiği gibi sarılır köstekte ekmekle yemlenir ve dibe yada yüzeye atılır. Kıbrıstaki büyük ekmek yemleme işini yapar. Küçük kefaller gelip bunu dağıtacaktır zaten. O küçük tek iğne ise parçalayıp bir kocaman PET şişeye/şişelere dolduracağız. Şişeyi delik deşik ederek suya bırakacağız. Ama aynı neticeyi vermese de koyayım hatta doğrudan yem olarak kullanmakta mümkündür. Balık yerine karides boru kurdu vs. de kullanılabilir. Tenis topu kadar filan top haline getirin. Daha küçük toplarda yapabilirsiniz elbette.

    Alıntıdır
     
    Dhacioglu ve barbaros17 bunu beğendi.
  5. Sökeli

    Sökeli Aktif Üye

    Yaş:
    53
    Kayıt:
    3 Temmuz 2010
    Mesajlar:
    186
    Beğeniler:
    1
    arkadaşım emegine saglık yazıt içerisinde her balıkçı için alınacak dersler mevcut,saglıcakla kal.
     
  6. cuneyt1972

    cuneyt1972 Üye

    Yaş:
    44
    Kayıt:
    14 Şubat 2011
    Mesajlar:
    59
    Beğeniler:
    3
    Şehir:
    görev gereği tüm TÜRKİYE
    Harika bilgiler çok teşekkürler...
     
  7. janavar

    janavar Üye

    Yaş:
    30
    Kayıt:
    27 Ekim 2011
    Mesajlar:
    88
    Beğeniler:
    0
    Şehir:
    istanbul
    Muazzam bir bilgi
     
  8. ilkaybollu

    ilkaybollu Yeni Üye

    Yaş:
    58
    Kayıt:
    10 Nisan 2012
    Mesajlar:
    1
    Beğeniler:
    0
    elinize emeğinize sağlık teşekkür ederiz
     
  9. Qardian

    Qardian Yeni Üye

    Yaş:
    14
    Kayıt:
    8 Mart 2014
    Mesajlar:
    13
    Beğeniler:
    0
    Şehir:
    Tekirdağ/Şarköy
    Aslında biraz daha kısa olsa daha iyi olurdu ama genel olarak süper olmuş