Duyuruyu Kapat
Google Gözat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Eski avlardan.. (Trofe İçerir)

Konu, 'Balık Avı ile İlgili Fotoğraflı Av Hikayeleri' kısmında marule tarafından paylaşıldı.

  1. marule

    marule Üye

    Kayıt:
    2 Mart 2014
    Mesajlar:
    38
    Beğeniler:
    46
    Şehir:
    İstanbul
    Avın hikayesine geçmeden önce kısaca balıkçılığa nasıl başladığımı anlatayım.

    7-8 yaşımdan aberi amatör balıkçıyım. Dedem lise müdürlüğünden emekli olduktan sonra balıkçılık yapmaya başlamış ve kendi gibi emekli öğretmen arkadaşları ile ortak pancar motorlu bir balıkçı teknesi alıp barınağa bağlamıştı. Hemen hemen hergün ava giderlermiş. Dedemler bu işe ilk başladıklarında at kuyruğundan yapılma misinalar varmış, Allahtan ben balıkçılığa başladığımda monofilamentler yaygınlaşmıştı. 7-8 yaşına gelince dedem artık vaktin geldiğini düşünmüş olmalı ki beni tekneyle avlara götürmeye başlamıştı. Kerteriz ile yön bularak gittiğimiz meralarda 3 köstekli dip oltasıyla avlanıyorduk. Çupra, mercan artık ne gelirse.

    İşte ilk balığımı da yine böyle bir avda tutmuştum. Çok küçük olmama rağmen dün gibi hatırlarım. Balığı çekerken tuttuğumu hissetmemiştim, parlak birşey suyun içinden tekneye doğru geliyordu. Başkası balık tuttu sanmıştım. Sonra bir baktım balık benim oltada, tabi hemen heyecanlandım. Aldım 300 gr çipurayı teknenin içine. Tabi o zaman balık bana 500-600 gr kocaman bir şey gibi görünmüştü, çocukluk işte. O balığı tekneye almamla damarlarıma balıkçılık zehrinin girmesi aynı anda oldu.

    Bazı avlarda böyle küçük çipuraları canlı yapıp, bidonla denize atardık. Torik, kofana, akya gibi avcı balıklar yakalamaya çalışırlardı. Bidon sistemi şöyle idi iğneden bidona kadar 20-30 metre 100lük misina ile büyük bir iğne. Bidonla tekne arasında ise örgü çamaşır ipi tabi o zaman misina pahalı her yerde kullanamıyorsun. Ben hiç bir zaman büyük balığın yakalanmasına şahit olmadım ama bazı günler eve 20-30-40 kiloluk toriklerle döndükleri çok oluyordu. O zamanlar denizlerimiz daha bakir daha bereketli idi.

    Gelelim bu ava, 2013 Nisan aylarında yine tekneyle açılmış av arkadaşımla sıradan avlarımızdan birini gerçekleştiriyorduk. Küçük çipura veya istavrit gibi balıklar tutarsak çocukluğumdan öğrendiğim bidon sistemi ile canlıya bırakıyorduk. Tabi bu sefer daha kaliteli misinalar kullandığımız 100lük değil 50-60lık misina iş görüyordu. İğne olarak mustad halka iğnelerden kullanıyorduk. Bu iğneler klasik “J” şeklindei iğnelere göre büyük balık avlarında daha iyi, balığı kendi tasmalıyor ve ağzının kenarından yakalıyor. Balığın midesine falan iğne kaçmıyor, böylece balığı bırakmaya karar verdiğinizde,hayvanı hiç zedelemeden geri salabiliyorsunuz. Çene kenarından yakaladığı için balığın keskin dişlerinin misinayı kesme ihtimalini de azaltıyor. Genelde tek bir yerde avlanmayı sevmem, tekneyi taramaya bırakırım. Bu sırada da bidonla uzağa saldığımız canlı da denizde geze geze kısmetini arar.

    Yine böyle bir zamanda bir zamanda birden bidon suya batıp çıkmaya başladı, önce dalgadır dedik es geçtik, sonra kasnaktan yavaş yavaş misina almaya başladı. Ben kasnağı elime aldığımda balık çoktan kendi kendini tasmalamıştı. Makara olmadığı için kalama vs yoktu. El ile5-10 dklık al ver den sonra balık yorulmuş, yavaş yavaş bize doğru gelmeye başlamıştı. Tekneye yaklaştığında kahverengi renklerinden lagos olduğunu anladık. 2-3 dk sonra balık kendi kendine suyun üstüne çıktı ve karını yukarda olacak şekilde yüzmeye çalışıyordu. Dip balığı olduğu için su yüzeyine çıkınca şişti dedik. Derinlik 13-14 kulaçtı. Kakıç falan hak getire olduğundan balığın kafasını bir havlu ile tutup içeri aldık.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Balık 1 dk kadar daha canlı kaldıktan sonra son nefesini verdi. Kaya balıklarının çok daha dirençli ve dayanıklı balıklar olduğunu sanıyordum. İlk kaldırdığımda çok ağır geldi. Belki yorgunluktandır. Yaklaşık 8-10 kilo arası olduğunu tahmin ediyorum.

    Bir 10-15 dk daha avlanmaya devam etmeye çalışsak da aklımız lagostaydı. Zaten av saatide çoktan geçmiş saat 11 olmuştu. Daha fazla oyalanmadan kıyıya doğru dönüşe geçtik. Trofeli avlardan sonra dönüş yolu çabuk geçer, bunda da öyle oldu 1 saatlik yol, 10 dk gibi geçti.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Kıyıda da bir kaç fotodan sonra balığı eve götürüp ölçtük. Ev ahalisi heyecanlamış akşama yiyecekleri taze lagosu konuşmaya başlamıştı,büyük balığı gören konu komşu da balığın başına toplanmış, nerede nasıl yakaladığımızı sormaya başlamıştı.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]


    Bu sırada balıkta deri soyulması ve şişme gibi alışık olmadığımız gariplikler farketmeye başladım. Halbuki balık daha 2 saatlikti ve denizden taze çıkmıştı. Balığın ağzının içine bakmak hiç aklımıza gelmemişti. İğneyi çenesinden kolaylıkla çıkarmıştık. Ağzının içini açtığımızda gördüğümüz manzara korkunçtu. Kırmızı iltahaplı bir şişlik vardı.

    [​IMG]

    [​IMG]


    [​IMG]
    Görüntü beni biraz ürküttüğünden ve balığın garip davranışlarına en başından beri anlam veremediğimden balığın hastalıklı olabileceği ihtimali iyice artmıştı. Bu sırada güzelim balığa kıyamayan komşular ve ev ahalisi, büyük balıkta böyle şeylerin olabileceğiniz, derinden çektiğimiz için şiştiğini vs vs türlü türlü teorilerle bunun normal olduğuna kendilerini inandırıyorlardı. Aklımdaki sorulara son vermek için veteriner bir arkadaşımı aradım. Kedi köpek dışında tropik kuşlar,baykuş, maynun, timsah, iguana gibi değişik hayvanları da çokça tedavi etmişti. Durumdan bahsedip fotoları gönderdim.

    Teşhisi koymakta zorlanmadı. Balığın tümörü vardı. Yenir mi dedim, yerseniz bir şey olmaz ama yememenizi tavsiye ederim dedi. Peki yemezsek balığı ne yapacağız dedim,en sağlıklısı ücra bir köşeye ve derine gömmek, çünkü balığı yiyen diğer hayvanlara da iltihap bulaşabilir dedi. Balığı yemek gibi bir riske girmeyip gömmeye karar verdim. Bazı komşular bana hak verse de bazılarının hiç içine sinmedi :) Bu macerada burada bitti.

    Fotolar üstte sizin kararınız ne olurdu?
     
    YaşaR, Dubara33, zıpkıncı ve 1 kişi daha bunu beğendi.
  2. Sponsorlu Bağlantılar
  3. Dündar

    Dündar Daimi Üye

    Kayıt:
    9 Temmuz 2013
    Mesajlar:
    1.186
    Beğeniler:
    1.868
    Şehir:
    .......
    Keşke o iğne daha derinlere saplansaydı da farketseydiniz durumu , toprağa değil de geldiği yere iade edilseydi.
    Sağlık olsun.
     
    Dubara33 ve marule bunu beğendi.
  4. TekAdam

    TekAdam Moderatör Yönetici

    Yaş:
    48
    Kayıt:
    26 Mayıs 2013
    Mesajlar:
    6.228
    Beğeniler:
    2.570
    Şehir:
    İstanbul-Silivri/Selimpaşa
    Mert merhaba,

    Eski de olsa bizimle paylaştığın ve tüyolarla dolu av raporun için teşekkür ederim. Müthiş avınız içinde sizleri tebrik ederim :)

    Resimde gördüğüm ve anladığım balığın şişmiş dili, bana göre yenilebilecek bir balıkmış, toprağa gübre olmuş ;)

    Avlarının devamını ve her zaman rast gelmesini dilerim...
     
    marule, Dündar ve KalamA bunu beğendi.
  5. KalamA

    KalamA Daimi Üye

    Yaş:
    33
    Kayıt:
    25 Nisan 2013
    Mesajlar:
    2.615
    Beğeniler:
    2.305
    Şehir:
    KsK 35½
    Mert merhabalar :) Çok güzel bir yazı yazmışsın, çok da güzel fotoğraflarla bezemişsin. Büyük keyif aldım okurken. Mutlu sonla bitmeyen Türk filmleri gibi olmuş sonu :) Benim bildiğim kadarıyla da bu tip balıkların dili şişer, yüzeye yaklaştıkça kocaman olur. Eğer veteriner arkadaşın haklı ise tabiki bilinçli herkes gibi ben de senin yaptığını yapardım. ''Atın ölümü arpadan olsun'' zihniyetiyle hiv gibi virüslere savaş açan kamyon şoförü amcalar gibi ''ye gitsin yaw'' demezdim tabi :D Ama emin olmak için de iyice araştırıp öyle gömerdim. Sonuçta mundar etmek istemezdim o güzelim lagosu :rolleyes: Her zaman rastgelsin...
     
    karaelmasli, marule ve Dündar bunu beğendi.
  6. agartan

    agartan Moderatör Yönetici

    Yaş:
    50
    Kayıt:
    30 Nisan 2010
    Mesajlar:
    18.693
    Beğeniler:
    5.696
    Şehir:
    İstanbul
    Tebrikler..
    Hikayenin sonu üzücü olsa da av hikayesi çok güzel.
    Veterinerden ziyade su ürünleri mühendisine sormak durumu değiştirir miydi diye merak ediyorum. Sonuçta en güvenli yol seçilmiş, yenmemiş..
    Her zaman rast gelsin..
     
    marule, sabriyazici ve Dündar bunu beğendi.
  7. Sahil33

    Sahil33 Aktif Üye

    Yaş:
    34
    Kayıt:
    15 Ekim 2013
    Mesajlar:
    944
    Beğeniler:
    261
    Şehir:
    adana mersin
    önce paylaşım için teşekkürler .. ama güzelim lagosa yazık olmuş çeşke bi balıkçıya sorsaydın . bende bi baygın almıştım kıyıdan 3 kg 800 gr geldi . ben heyecan dan elimi solungacına soktum :)sonra elimi çıkarmak için ugraştım elimin derisinde tarış olmuştu . ama oda şışmişti ve hala canlıydı . sanırım özelligi öyle yazın belli aylarında akdenizde baygın olup suyun yuzeyine çıkıyorlar bunun nedeni ni söylentilere göre ot yada yosun yiyormuş hatta bazıları iç lastik ve dürbünle olun peşine düşüyorlar :)
     
    marule bunu beğendi.
  8. marule

    marule Üye

    Kayıt:
    2 Mart 2014
    Mesajlar:
    38
    Beğeniler:
    46
    Şehir:
    İstanbul
    yorumlar için teşekkürler, genelde zaten duyan insanlar "yav o balığı biz yerdik" şeklinde tepki veriyorlar. Ben balık yemem, tutmayı seviyorum, bu balıkta bana yeterli heyecanı yaşattığı için mundar olmuş sayılmaz :)

    Kullandığım iğne şu http://www.texstackle.com/images/library/brs/large/0179-1938.jpg

    iğneyi çıkarırken balığın ağzının içini az da olsa görmüştüm ama o anki adrenalinden bir anormallik var mıydı yok muydu hatırlamıyorum. Bu avdan sonra lagoslarla ilgili bir çok araştırma yaptım. Belli bir yaşa kadar üremediklerini öğrendim, ortalam 80-90 cm boya kadar yumurta bırakmıyorlarmış. Allahtan bu balık 90ı geçmişti, zaten bunu öğrendikten sonra yakaladığım lagosları yasal sınırdan(45 cm) büyük de olsa, bırakıyorum. Tüm dünyada tehlike altında olan ve avı yasak olan lagos ve orfozun ne hikmetse Türkiyede avı serbest. Üstelik zıpkınla da avı serbest ki dalışlarımda bir kaç kere karşılaştım, kaçmak yerine kayanın kovuğuna çekilen bir balık. En amatör zıpkıncı bile vurabilir. Türkiye'de avının serbest olmasını balık restoranlarında fahiş fiyattan satılmasına bağlıyorum. Kim güzel balık yemek istese "bir lagos yiyelim" diyor. Talep yüksek olunca arzı da artırıyor. Her türü olduğu gibi bu türü özellikle korumamız gerekiyor.

    Millet koca vatozu kancaya yem olarak takıp, 100 kiloluk orfozlar tutarken, bizim denizlerimizde böyle bir canlıyı görmek neredeyse imkansız.
    Huge Fish eats Sting Ray Whole! Chew On This - YouTube


    Dikkat ettiyseniz hep havlu ile tutuyoruz, çünkü lagosun solungaçları testere gibi.

    Ot ve yosun söylentilerini bende duymuştum. Çevremde ticari balıkçılık yapan aileler var, ama onlar genelde "denizden ne çıksa yenir" mantığında oldukları için güvenilir bilgi verebileceklerini sanmıyorum. Su ürünleri ile ilgili birine sormak daha iyi olabilirdi ancak öyle bir kaynağa da erişimim yok malesef.
     
    Dündar, Sahil33, KalamA ve 1 kişi daha bunu beğendi.
  9. KalamA

    KalamA Daimi Üye

    Yaş:
    33
    Kayıt:
    25 Nisan 2013
    Mesajlar:
    2.615
    Beğeniler:
    2.305
    Şehir:
    KsK 35½
    Bilinçli bir kardeşimin klavyesinden dökülen bu güzel sözler beni ziyadesiyle mutlu etti Ben de işin tamamen heyecanında bir amatör balıkçıyım ve tuttuğum balığı pek nadir yerim Mert, ben genelde onunla, sevdiklerime ziyafet çekmeyi severim ;) Değerli Süleyman ağabeyimin söylediği doğrultuda; eğer o kırmızılık sadece balığın şişen dili ise (ki bence %99 öyle), tuttuğun lagos ''mundar'' olmuş demeyim o halde, karada yaşayan haşere familyalarına bir lagos ziyafeti çekmişsin diyeyim :) Daha güzelleri rastgelsin...
     
    marule ve Dündar bunu beğendi.
  10. emrepasa

    emrepasa Aktif Üye

    Yaş:
    31
    Kayıt:
    26 Kasım 2010
    Mesajlar:
    283
    Beğeniler:
    30
    keyifle okudum.en kötü avınız,günleriniz böyle olsun.rastgele.
     
    marule bunu beğendi.
  11. selçukerhan

    selçukerhan Üye

    Yaş:
    35
    Kayıt:
    14 Ağustos 2013
    Mesajlar:
    44
    Beğeniler:
    19
    Şehir:
    HATAY-DÖRTYOL
    Tebrikler arkadaş, bende Hatay Dörtyoldayım. Herkes Lagos Lagos diyor ama tutmak nasip olmadı. Ekonomik değeri yüksek bir balık olduğunu duymuştum. İnşallah daha sağlıklıları denk gelir. Hep diyorum balığı çekmekten daha zevk alıyorum. Eve getirip çoluk çocuk yemesi de ayrı bir zevk ama. Bence balığı çekerken yaşanan o mücadele bambaşka..
     
    kamilvariser ve marule bunu beğendi.