Duyuruyu Kapat
Google Gözat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

ESKİLERDEN 2

Konu, 'Sohbet' kısmında yaserkut tarafından paylaşıldı.

  1. yaserkut

    yaserkut Yeni Üye

    Yaş:
    53
    Kayıt:
    20 Temmuz 2010
    Mesajlar:
    29
    Beğeniler:
    3
    İnsanın balık gibi bir merakı olurda macerası eksik olurmu. Üniversite ve askerlik bitmiş iş hayatının yoğun temposu başlamış. Ama mesleğinde getirdiği fırsatla Türkiyenin dört bir yanına bavullar eşliğinde takım çantası birde mimarların kullandığı plastik bazuka benzeri çizim kağıtlarının konulduğu boruya özenle yerleştirilmiş 3 adet kamış. Gittiğim heryere anca beraber kanca beraber.

    Müfettiş olunca gittiğiniz yerlerde en az 45 gün kalıyorsunuz. O yüzden meslek hastalığı olarak alkolizm herkesin belası olmuş. Bizde kullanıyoruz ama haftada en fazla 1 kere oda bulunduğum ortama uymak için. Uğraşacak hele de hafta sonu olunca ilgilenecek bir hobiniz mutlaka olmalı. Bende oltalarım ve fotoğraf makinamla bu günleri oldukça iyi değerlendirdim.

    1992 yılında Gaziantep'te teftişteyim. Cuma akşamı fakülteden bir sınıf arkadaşımla buluşmuş hem ufak ufak atıştırıyor hemde bir iki tek atıyoruz. Derken Mesut Serdar senin balık merakın sürüyormu diye bir soru sordu. Şimdi akşam üzeri nerden aklıma düşürdün derken lambalar kafamda parladı. Hadi balığa gidelim mi diye sormamla beraber hesabı ödeyip kalkmamız bir oldu.

    Malzemeler toplandı hazırlık tamam. İstikamet Osmaniye orada daha önce teftişte bulunduğum için lojmandan haberdarım. Bir telefon lojman için bir telefonda İskenderun'a tekneyi ayarlamak için ve biz yoldayız.

    Osmaniye ye gece yarısı vardık ama Müdrümüz Osman bey lojmanı hazırlatmışda girip yatmak ne mümkün. Teras yıkanmış mangal hazırlanmış Kadehler doldurulmuş hadi kolaysa de bakalım biz yatsak diye. Önce yeme ve içme ardından okey eh işte saat 3,5 4 gibi yatak. 2 saat uyudum uyumadım saatin sesiyle kalktım.

    Yataktan doğruca pencereye gittim birde ne göreyim hava kapkara bulutlarla dolu. Bu havada tekneyle açılmak ancak hayal. Usulca yatağa döndüm tam üstümü örterken Mesuttan bir ses Serdar niye yatıyorsun hadi kalkda gidelim. Hava durumunu izah etmeye çalıştıysamda gelen tek cevap azimle ,,,, yapan betonu delermiş biz Antepten buraya geldik bırak yağmuru kasırga olsa iskenderuna gideceğiz.

    Evet yoldayız Dörtyolu geçtik Payas'a yaklaştık ama bir sağnak başladıki silecekler yetmiyor. Anca bir benzin istasyonuna sığınabildik. Yağmur hafifleyince tekrar yola düştük Payas'a yaklaşırken yerler kupkuru yağmurun damlası buralara düşmemiş tabi bizim Mesut keyiften dört köşe.

    İskenderun limandayız tekneci kararlı bu havada asla çıkmam ve habire hatırlatıyor buranın yarıkkaya rüzgarı tren katarını devirir delimiyim ben diye. Bari dedik limamın bitimde balıkçılardan birşeyler alalımda Antebe boş dönmeyelim. Evet balıklar alındı limanda elimizde çay bardakları Mesut tüm gayretiyle tekneciyi kandırmaya çalışıyor.

    Dörtyolda ki sağnak geldi kendimizi arabaya zor attık ama dönmek yok illa balık için ayırdığımız zamanı burada geçireceğiz. Derken o sağnak kesildi ama ne kesilme hava berrak deniz havuzdan daha durgun ve Mesut tekneciyi kandırmayı başardı. Limandaki diğer tekne sahiplerinin delimisiniz bu hava tekrar patlar gitmeyin uyarıları havada kaldı.

    Teknecimiz çok tedirgin bizde tam açılmaya gerek yok limanın açığı bize yeter geldik bari oltalar ıslansın diye bir yandan yoldayız bir yandan teknecinin içini rahatlatmaya çalışıyoruz. Çok fazla açılmadan çapayı koyverdik ve hemen klasik üç iğneli karides yemli dip oltaları attık boğazına ne çıkarsa bahtımıza diye aşağıya gönderildi.

    İnadımızın bereketimi şansımızmı bilmem oltalar dibe değmeden en az 750 gramlık çupra, demirci, celbit ve mercanlar oltaya geliyordu. Yarım saat geçti geçmedi bizde keyifler gıcır livar dolu birbirimize bakıp gülüyoruz ama tekneci bir fırladıki yerinden zannettimki bir gemi bize çarpacak. Adam telaştan konuşamıyor ama bize parmağıyla ufku gösteriyor. Kapkara ufku görmemizle toplanma çabalarımız başladı.

    Mesuta sen oltaları topla ben çapaya yardım edeyim dedim ama tekneci kurt çapa için zaman kaybetmeye niyeti yok çapanın halatına bidon bağlıyor banada halatı çöz diye bağırıyor. Halatı çözmemle bidonla halatı denize bırakıp motora geçti. Marşın basmasıyla biz yola düştük ama Mesut oltaları toplayamamış hala uğraşıyor. Ben kes at dedim ama balık var diye hiç niyeti yok. Teknenin hızına dayanamayan balık kurtuldu bende bıçakla oltaları kestim takımlar yerine konup işler bitince bir baktımki önümüzde dalgadan bir dağ arkamızda başka bir dalga dağı. Bizim tekne ikisinin ortasında fındık kabuğu gibi arkamızdaki dalganın eteğinde onunla aynı hızda gidiyoruz.

    Kaptana kara ne taraf diye sordum ama onunda beti benzi atmış cevap verecek durumda değil. Mesut'a dödüm oda kireç gibi beyazlamış. Dalgalara tekrar baktım tam ortasında hiç bir taraf görülmeyecek şekilde aynı hızda gidiyoruz. İçimden imşallah karaya doğru gidiyoruz yoksa halimiz perişan diye geçirdim. Havaya başımı kaldırıp bakıncada tekne alabora olsa yüzeriz ama bu dalga kırılırda üstümüze gelirse tekneyle birlikte dibi boylarız diye düşünmeden kendimi alamadım.

    Ama moral bozacak zaman değil şimdi teknecininde Mesut'unda moraller yeterince bozuk. Bari ben sakin kalayımda onları sakinleştireyim diye düşündüm. Yarım saat geçti geçmedi limanın dalga kıranından içeri girdik ama ne giriş bizim girmemizle hava tam patladı dalgalar dalgakıranın üstünden aşıyor.

    Bağlama yerine geldiğimizde diğer tekne sahipleri biz demedikmi ne diye gittiniz aklınız yokmu sizin diye veryansın ederken biz malzemeleri karaya bırakmş livarı boşaltıyorduk. Livardan çıkanları gördükleri gibi hepsi aynı anda suspus oldu. Birkaç dakika sonra herkesten tek bir soru gelmeye başladı nereden aldınız bunları. Dedim ya bizim kaptan kurt başka yerleri tarif ediyor onlara.

    Yola koyulduk Mesut fırtınadan bu yana ilk kez konuştu Serdar ben demedimmi azimle ,,,, betonu deler diye. Kahkahaları koyverdik. İlk durak Osmaniye satın aldığımız balıklar Osman beye diğerleri bize. Önce birer duş ardında kısa bir uyku Osman beyin oğlu bizi kaldırdı. Hadi sofra hazır gelin diye. Yemeğin ardından tekrar yola koyulma vakti ve Antebe dönüş.

    Biraz uzun oldu kusura bakmayın. Yaş ilerleyince dil düşermiş derlerdi bizimkide öyle oldu galiba. Sağlıcakla ve bol balıkla kalın.
     
  2. Sponsorlu Bağlantılar
  3. BİROL

    BİROL Daimi Üye

    Yaş:
    47
    Kayıt:
    30 Nisan 2010
    Mesajlar:
    4.149
    Beğeniler:
    34
    Şehir:
    İSTANBUL
    Bir solukta okudum.Bizde de benzer hikayeler çok ama hiç yazmak aklıma gelmedi.
    Denizi , tekneyi bilmeyen arkadaşlara buradan sosyal mesaj verelim abri;
    Ama ha,denizin şakası olmaz, önce güvenlik..
     
  4. Murat BİLGE

    Murat BİLGE Aktif Üye

    Kayıt:
    1 Haziran 2010
    Mesajlar:
    850
    Beğeniler:
    11
    Şehir:
    İstanbul/Eyüp
    Güzel bir anı.
    Yaşadığınız için güzel bir anı diyorum :)
    Allah yardımcınız olmuş.
    paylaşım için sağol.