Duyuruyu Kapat
Google Gözat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Eskilerden Bir Anı... Çanakkale'den

Konu, 'Balık Avı ile İlgili Fotoğraflı Av Hikayeleri' kısmında agartan tarafından paylaşıldı.

  1. agartan

    agartan Moderatör Yönetici

    Yaş:
    51
    Kayıt:
    30 Nisan 2010
    Mesajlar:
    18.740
    Beğeniler:
    5.739
    Şehir:
    İstanbul
    Çanakkale’de Av –Ağustos 09

    Merhaba arkadaşlar.
    Benim ne kadar denize ve balık avcılığına aşık olduğumu belki de bilmiyorsunuz.
    Buna rağmen yaklaşık bir senedir elime olta alamadığımı da bilmiyorsunuz.
    İşte hasret sona erdi ve ben geçtiğimiz hafta tekrar sevgili denizimle buluştum, kucaklaştım ve hasret giderdim. Daha doyamadan döndüm ama zaten mümkün mü doymak? Hem de bu kadar süre ayrı kalıpta birkaç günde hasret gidermek. Yine de geçen onca ayın acısını az da olsa çıkartmayı başardım ve bu günleri sizlerle de paylaşmak istiyorum.

    02/08/2009 Pazar.. Sabah ışıklarıyla Levrek avı denemesi.
    Saatimi 03:45e kurdum ve çalar çalmaz da kalktım Akşamdan hazırlayıp kapının kenarına yığdığım malzemelerimi hiç gürültü etmemeye çalışarak evden çıkardım ve arabanın bagajına yükledim. Yüzümde hafif bir tebessümle sabahın serinliğini içime çekerek büyük bir coşkuyla avlağıma doğru yola çıktım. Yol boyunca da yapacağım muhtemel av ile ilgili hayaller kurdum. Avlağa vardığımda hala kapkara bir gökyüzü vardı ve saat 04:45i gösteriyordu.

    Hemen av kıyafetimi giydim. Oltalarımı hazırladım. Telefonumu ve arabamın anahtarını su geçirmez kutulara koyup boynuma astım ve denizle aramda kalan son 50 metreyi aştım.

    İşte denizdeydim. Hafif çırpıntılı bir deniz vardı. Umutluydum ve ilk atışı yaptım. Sonrasında ise asıl noktaya doğru at-çek yaparak yürümeye başladım. Yürüdüm, yürüdüm ve yürüdüm. 

    Hedef noktama geldikten sonra daha da bir zevk ve istekle oltamı sallamaya başladım. Hava yavaş yavaş aydınlanmaya başlamıştı. İşte tam av saati diye düşündüğüm anlarda daha bir hırsla atıp çekmeye başladım ama sonuç yoktu.

    O sırada yerel bir balıkçı geldi ve sandalıyla açılmaya, daha doğrusu kıyıya paralel bir şekilde bıraktığı oltalarına bakmaya başladı. Bir yandan at-çek yapıyor, bir yandan da onu izliyordum. Onun oltalarında balık olması benim de umudumdu. Ama ne onda ne de bende balık vardı. Bu benim için çokta önemli değildi aslında. Ben denizde olmayı ve orada olta sallamayı seviyordum. Balık bu işin bonusuydu.

    Artık güneş denizin üstünde kendini göstermeye başladığında ise bir aksilikle karşılaştım. 10-30 gr atarlı Trabucco 4 parçalı kamışım daha önce de kırıldığı yerden tekrar kırılmıştı.. Bu parçayı daha önce bir karbon parçayla onarmış ama deneme fırsatı bulamamıştım. Üzerinde 10-30 gr yazmasına rağmen 29 grlık sahtemi atarken kırılmıştı her defasında. Demek ki bu kamışın gerçek atarı max 1 oz. Yani 28 gr.

    Mecburen arabaya kadar olan yolu geri teperek yeni bir kamış çıkardım. Bu kamışı ilk defa deneyecektim. Shimano Alivio BX 2.40 10-30
    Makinamı yeni kamışa taktım ve tekrar denizle aramda olan o elli metrelik yolu geçerek at-çeke devam ettim. Kamışın atışını fazla beğendiğimi söyleyemeyeceğim. Ama gördüğüm kadarıyla atarının üzerinde de kullansam çalışacak gibi duruyordu.

    Saat 08:30 u gösterdiğinde ise toplanıp eve döndüm. Şanssız bir başlangıç olmuştu ama olsundu. Bunun sonraki günleri de vardı.

    Sonraki birkaç günü avsız bir şekilde geçirdim.

    Bir akşam bizi ziyarete gelen bir arkadaşla kaçınılmaz olarak başlayan balık muhabbeti sonucunda benim Levrek avlamaya çalıştığım avlakta Kofananın var olduğunu ve yakın zamanda kendisinin de 4.5 kg lık bir tane yakaladığını öğrendim. Tabii ki bir anda heyecanlandım ve hemen ne zaman gidebileceğimizi konuşmaya başladık. 5 Ağustos 2009 akşamı saat 22:00 civarında ava çıkmaya karar verdik. Yani konuştuğumuz gecenin ertesi akşamı. 

    Akşam av saati yaklaştıkça heyecanım arttı. Bu süre içinde de birkaç defa telefonla görüştük. Son ana kadar her şey yolundayken bir anda durum değişti. Beni arayıp bu avlak ve balıklar konusunda son derece tecrübeli olan abisinin bu geceyi uygun görmediğini, başka zaman gidebileceğimizi söyledi. Gökte ay dolunaydı ve abisine göre dolunayda şansımız yoktu. Peki, başka zaman gideriz deyip telefonu kapattım. Hayal kırıklığına uğramıştım. Eşim istersen kendin git, zaten biliyorsun orayı dese de gitmedim.

    06/08/2009 Perşembe.
    Bir akşam önce gidemediğim ve erteledğim avı gerçekleştirme zamanıydı. Hedefim gece yarısından önce avlakta olmaktı. Dolunay umurumda değildi. Balık isterse gelmesindi…

    Gece 22:45 sularında evden çıktım ve avlağıma gittim. Saat 23:45 te hedeflediğim yere ulaşmış ve ilk atışımı yapmıştım. Hedefim Levrek ve Kofanaydı. Koca avlakta tek başımaydım.

    Ben avda umutsuzluğa kapılmam. Oltam denizdeyse balık yakalayabileceğimi düşünürüm her zaman. Bu nedenle de avda sıkılmam. Yalnız bile olsam. Ama insanın yanında en azından bir arkadaşının olmasının keyfi çok daha farklı tabii. O aynı zamanda can yoldaşınız..

    İşte bunları düşünüp atıp çekiyorum.

    Gün 07/08/2009 ve saat 00:10u gösterirken Shimano Alivio BX 2.40 10-30 gr atarlı kamışımın bir anda ağzı yere bakan “C” halini aldığını gördüm. Aynı anda da makinamı sarmaya başladım ve oltama takılanın sağlam bir şey olduğunu farkettim. Birkaç turdan sonra yakaladığım balığın kendini havalara attığını gördüğüm anda bunun Levrek olmadığını anladım. Ay yüzünden ortalık aydınlıktı. Balığın bana yaklaştıkça hırçınlaştığını görüyor ve korkuyordum. Yanımda kepçe olmasına rağmen yardımcı olacak kimse yoktu. Nasıl yapsam diye düşünürken kepçeden vazgeçtim ve balığımı sudan kesmeye karar verdim. 0.20 lik misinamın dayanıp dayanmayacağını bilemesem de yapacak bir şey yoktu. Hiçbir boşluk vermeden ve balığımı sudan hafifçe kesip taşların üzerine düşürdüm ve elimden oltayı atıp galsamalarından sıkıca kavradım. Bu bir kofanaydı ve benin kalbim küt küt atıyordu.

    Elim balığın galsamalarında olduğu halde balığın sert kuyruk darbeleri ve kıvranmalarıyla kurtulmaya çalıştığını görüyordum ama şansı yoktu artık. Sahtemdeki her iki üçlü iğne de balığa saplanmıştı. Çantamdan pensemi çıkarıp iğneleri çıkardım balığımdan ve kepçemin içine koyarak çırpınmasını engellemeye çalıştım.

    Derin bir soluk aldım ve o sırada bana bakan bir çift göz ile karşılaştım. Bu bir Tilki’ydi. 
    Sanırım benim balığıma beleş tarafından konmayı planlıyordu. :D kendisine el kol hareketleri yaparak oradan uzaklaşmasını sağladım ama balığımı da daha iyi görebileceğim bir yere aldım.

    Birkaç dakika soluklandıktan sonra atıp çekmeye devam ettim. İçimden bir ses “yeter işte, aradığını buldun, gecikme dön evine” derken diğer bir ses te “devam et ve bir tane de levrek yakala diyordu. İkinci ses galip geldi ve ava devam ettim. Taa ki sabah olmasına az bir zaman kalıncaya kadar.

    Bu süre içinde bir kez yer değiştirdim. Balığımı arabaya koyup aksi istikamette yürüyerek at çek yapıp tekrar ilk noktaya geri döndüm ve hala yalnızdım koskoca avlakta.

    Avlakta çekilmiş tek bir kare. Cep telefonu ile ancak bu kadar

    [​IMG]

    Saat 04:30 u gösterdiğinde avı sonlandırıp eve döndüm.

    Eve girdiğimde balığı bir tepsinin içine folyo sererek yerleştirdim ve dolaba koydum. Amacım eşimin sabah dolabı açtığında balıkla karşılaşmasıydı. Ne yazık ki bu gerçekleşmedi. Gözlerimi açtığımda kızım emekleyerek yanıma gelmiş ve beni öpmekle yalamak arası bir şeyler yaparak uyandırmıştı. Bu da en güzel uyanma şekliydi.

    Aynı anda da eşim durumu sordu ve dolaba bakmasını söyledim. Gidip açtığında onun da gözlerinin parladığını tahmin ediyorum ve “bu bir kofana “ diye bağırdığını duydum.

    Ağzım mutluluktan bir karış yayılmış vaziyette avda hissettiklerimi çarçabuk anlatmaya çalıştım. Ben öyle mutlu olunca doğal olarak o da mutlu olmuştu. Daha sabahtan balığı nasıl pişireceğimizi konuşmaya başlamıştık ve ızgara yapmaya karar verdik.

    Biliyorum. Düşündüğümden de uzun bir yazı oldu. Ama bu kadarını yazmasam rahat edemeyecektim. Çünkü yazarken bile o anları tekrar yaşıyorum ve heyecanlanıyorum.

    En güzel avlar sizlerin olsun

    Sevgilerimle
    10/08/2009

    Avlak: Çanakkale
    Kamış: Shimano Alivio BX 2.40 10-30
    Makina: Shimano Spirex 2500FG 6.2:1
    Bu makinayı da ilk defa ciddi olarak deneme şansı buldum. Gerçekten çok başarılı bir makine. Sarma telini her zaman uygun atış pozisyonuna getiriyor ve açmak için de “Quick Fire” denilen tetiği var. Temin etme imkanı olanlara 60 Usd lik bu makinayı tavsiye edebilirim.
    Misina: Tornado 0.20 (Bu misinayı son derece başarılı buldum. Saatlerce at-çek yapmama rağmen bir kere bile kopmadı, düğümlenmedi ve makinadan toplu olarak çıkmadı)
    Sahte: Yo-Zuri Hydro Pencil Green Mackarel (her zaman favorim)
    (Bunun dışında da birçok sahteyi denedim)

    [​IMG]

    [​IMG]
     
  2. Sponsorlu Bağlantılar
  3. YEKTA

    YEKTA Daimi Üye

    Yaş:
    41
    Kayıt:
    20 Haziran 2012
    Mesajlar:
    2.593
    Beğeniler:
    1.670
    Şehir:
    KOCAELİ
    Çanakkalede bir av yapalım abi bir ara
     
  4. agartan

    agartan Moderatör Yönetici

    Yaş:
    51
    Kayıt:
    30 Nisan 2010
    Mesajlar:
    18.740
    Beğeniler:
    5.739
    Şehir:
    İstanbul
    Yapalım Yekta yapalım...
    Sanal balıkçılıktan saha balıkçılığına terfi edebilsem... :D
     
  5. Yakamoz

    Yakamoz Aktif Üye

    Kayıt:
    11 Kasım 2010
    Mesajlar:
    528
    Beğeniler:
    372
    Şehir:
    İstanbul
    Bu forumların en güzel tarafı yaşadığınız anıları aynen yaşayan ve hisseden insanları görüp tarifsiz bir mutluluk yaşamak :)

    Okuyunca sizinle birlikte ava gitmiş gibi oldum.

    Şaka bir yana Canakkale günleri geçmeden bir hafta sonu mini bir atçek organizasyonu yapalım Geliboluyu özledik:)
     
  6. arkadas

    arkadas Aktif Üye

    Yaş:
    34
    Kayıt:
    4 Aralık 2012
    Mesajlar:
    551
    Beğeniler:
    190
    Şehir:
    frankfurt ve mersin
    sanki burnunda tütüyormus gibime geldi dostum ;)
     
  7. hızır şeref gültekin

    hızır şeref gültekin Daimi Üye

    Yaş:
    33
    Kayıt:
    17 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    3.985
    Beğeniler:
    365
    Şehir:
    rize
    ahhh ah nerde o günleeer :)
     
  8. dr.zeki

    dr.zeki Aktif Üye

    Kayıt:
    7 Temmuz 2010
    Mesajlar:
    451
    Beğeniler:
    113
    Şehir:
    Balıkesir-İzmir
    Doyamadım okumaya. Eskise de taptaze bir anlatım olmuş.
    Ben de şu an dolunaydan dolayı ara verdim.
    ama zaten Allah a şükür deniz bana arka bahçe kadar yakında.
    selamlar
     
  9. Coşkun meray

    Coşkun meray Aktif Üye

    Yaş:
    37
    Kayıt:
    1 Nisan 2013
    Mesajlar:
    911
    Beğeniler:
    247
    Şehir:
    İzmit
    Valla Şeref bey şu yazdığınız gibi 10 tane daha av raporu yazın kitap olarak baskıya verelim.
    Çanakkale avı için miço ararsanız hazırda bekliyorum Şeref ve Yekta abi:)
     
  10. KalamA

    KalamA Daimi Üye

    Yaş:
    33
    Kayıt:
    25 Nisan 2013
    Mesajlar:
    2.615
    Beğeniler:
    2.305
    Şehir:
    KsK 35½
    Şeref abi bu raporunla sanıyorum benimle birlikte okuyan herkesi de aldın o merana götürdün. Kofananı aldıktan sonraki her cümlende göz bebeklerim beklediğin levreği de aldığını okumak için kalbimin atışıyla doğru orantılı bir şekilde büyüdü ama kısmetten öte köy yok elbette. Raporun sonlarına doğru inceden gözlerim sulanmadı dersem yalan söylerim. Hem avın hem raporun hem de o mükemmel ailen için kutlarım abi seni. Her zaman her alanda en güzelleri rastgelsin...
     
  11. Hamdi

    Hamdi Admin Site Admin

    Yaş:
    42
    Kayıt:
    29 Nisan 2010
    Mesajlar:
    18.794
    Beğeniler:
    8.179
    Şehir:
    İstanbul
    Senin balığın gelmiş Şeref abi :p