Duyuruyu Kapat
Google Gözat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

GERÇEKLERDEN KAÇMAYALIM.

Konu, 'Genel Konular' kısmında turgaysezgin tarafından paylaşıldı.

  1. turgaysezgin

    turgaysezgin Yeni Üye

    Yaş:
    52
    Kayıt:
    3 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    15
    Beğeniler:
    0
    Şehir:
    GELİBOLU/SAROS
    Denizlerimiz,balık ve yasaklar.Her zaman şikayetçi olduğumuz ve balık popülasyonu için sürekli gündemde tuttuğumuz balık avı, limit ve av yasakları maalesef havanda su dövmekten öteye gidemiyor.Neden acaba?Kimisi Lüfer Yok Olmasın!diye kampanya başlatıyor,kimisi İmza Kampanyası.Herkesin ise dilinde Gırgır-Trol nedense tüm balık avcılığı ve yasaklar bunlara odaklanmış durumda.Acaba 15 Nisan-1 Eylül tarihi yeterli mi?Bir çok balık avı sitesi,dernek gerçekten balık ve denizlerimize sahip mi çıkmak istiyor yoksa gündem yaratarak üyelerinin daha çok yorum yapmalarını tık lamalarını mı istiyor.Bence tık lamaları.
    Gerçekçi olmakta her zaman fayda vardır tebliğler,sirküler ve yasaklar kesinlikle ve kesinlikle balık popülasyonunu çoğaltmaz sadece adet yerini bulsun diye makam görevini icra etmekten öteye gitmez.Bunun aksini de kimse ispat edemez, masa başında oturarak denizin d sini balığın b sini bilmeyen kamu kurum ve kuruluşları ile zaten denizlerimizi kurutan kooperatiflerin görüşleri ile hiçbir yere varılamaz.Şimdi gelelim konuya.Gırgır ve Trol belirli sularda ve belirli zaman dilimlerinde av icra ederler ve edeceklerde lakin şu soruyu hiç kendimize sorduk mu?Balıkçılık Nedir?Meslek mi?Hobi amaçlı eğlence mi?Meslek diyorsak şayet;
    Benim aklıma ; ailesini geçindirmek , başka bir uğraşı olmadan tüm kazancını denizden ve balık avından sağlayan kişi ve kişiler gelir.Yeşil kağıt ve plakalı teknesi ile ucuz mazot alarak belirli bölgelerde av icra eden kişiler olmalıdır.Şimdi bakalım balıkçı teknelerine,çoğu şirket sahibi hatta milletvekili şahısların trol ve gırgırları av yapmakta veya emekli olmuş zaten belli bir geliri olan hatta şu an belli bir mesleği icra ederken kazancına ilave olarak plakalı tekne sahibi av yapanlar yok mu?Bu gün emekli olan bir şahıs emekliliğine müteakip kanuni olarak çalışmaya devam ettiği zaman devlet emekli maaşının % 10 unu kesiyor peki plaka verir iken neyi kesiyor?
    Bugün limanlara inelim ve tüm teknelere bakalım gerçekten meslek olarak balıkçılık icra den kaç kişi var.Köyde damda hayvanlar bağlı,tarla ekili barınakta da alamana eee bu ne şimdi ,öbür tarafta haftanın 5 günü maaşlı işi hafta sonu denizden bereket olmaz, önce hakikaten bu mesleği tam anlamıyla icra edecek kişiler veya kuruluşlar belirlenmeli önüne gelene plaka,yeşil kağıt.Maalesef kim balıkçı kim amatör belli değil.Vergilendirme ise bir garip kim ne yakalar,ne satar belli değil.Gırgır-Trol belirli dönemlerde yasaklanıyor iyide yılın 12 ayı marya ağı,bırakma,alamana,parakete niye yasaklanmıyor,kooperatiflerden görüş alınıyor iyi de zaten yasakları çiğneyen kendi üyeleri o zaman neyin görüşünü verecek tabi levrek için 18cm.sinarit için 14 cm. diyecek.Üniversiteler de görüş bildiriyor acaba kalkıp ta sabahın köründe sahilde ağlarını toplayan balıkçıları biliyorlar mı,yoksa ansiklopedik bilgileri mi aktarıyorlar.Balıkçılık mesleği tek kazanç olarak icra edilmedikçe önüne gelen denizlerimizi süpürür durur,bunun adı da yağmacılıktır.Gerçekçi olalım gerçekçi düne kadar hemen hemen her platformda Tırıvırıya Hayır diye logo bulunuyor hatta bu konuda av bayilerine ilgili kurumlar tarafından kontrollerde yapılıyordu peki niye kimse misina ağlarını gündeme getirmedi tırıvırı misina ağının sadece ve sadece ufacık bir parçası değil mi?Allah tan ki bu yıl sonunda misina ağlarıda yasaklandı, inşallah kontrollerde aksama olmaz.Dalgıçlar ise başlı başına bir sorun,sorduğumuzda her dalgıç zemzem suyuyla yıkanmış kadar temiz peki gece dalanlar kimler,200-300kg.ahtapotu toplayanlar kimler(sözüm amatörlere değil).Yasak uygulanacaksa herkese uygulanmalı gırgıra da,dalgıca da,oltacıya da.Çoğumuz aynı plağı yıllarca dinledik “Oltayla Balık Bitmez” amaç balığı bitirmek değil yasaklara saygılı olmak değil mi?Komşumuz Yunanistan yasak döneminde bizden balık ithal ediyor peki onların hiç mi kafası çalışmıyor, kendi balıkçısına yasakları uygulatır iken nasılsa bizim sularımızda marya ağı ile dip ve balıklarını toplamaya devam ediyoruz sonunda da ihracat açıldı balık para yapıyor demiyormuyuz. Sinarit,Mercan kg.50-60 Tl.den ihraç edilir iken acaba kaçımız bu fiyatlara tezgahtan alıp ta tüketebiliyoruz.Kim ne derse desin ne bireyler ne de kuruluşlar üzerimize düşen görevlerimizi maalesef yapmıyoruz sadece konuşuyoruz ve yazıyoruz.Ben diyorum ki tüm dostlarımız fikir ve düşüncelerini net bir şekilde belirtsin,belirtsin ki konuyu derleyip toplayalım kalemi düzgün bir arkadaşımızda yardımcı olduktan sonra meclise kadar taşıyalım,Müsteşarlıkla yoluna devam eden devletimiz Denizcilik Bakanlığını oluşturmadık ça yazar dururuz,kampanyalar yapar kendi kendimizi avuturuz.Tüm dostlara saygılarımla.Rasgele.
     
  2. Sponsorlu Bağlantılar
  3. agartan

    agartan Moderatör Yönetici

    Yaş:
    50
    Kayıt:
    30 Nisan 2010
    Mesajlar:
    18.693
    Beğeniler:
    5.696
    Şehir:
    İstanbul
    Oltacıyla balık nesli tükenmez. Tükenmez ama gerçek amatör oltacılarla tükenmez.
    Limitini bilen, küçüğünü salan, yasak ve balıklar için zararlı yöntemlerle avlanmayan oltacılarla bitmez.
    Oysa ki senin de belirttiğin gibi ister kıyıdan, ister tekneyle, ister belgeli, isterse belgesiz avlanan binlerce kişi yakaladığı para edecek her türlü balığı satıyor, satamadıklarını ya yiyor, ya da kedilere köpeklere veriyor.
    Ne yarını, ne de başkasını düşünen yok. Bunlara dur diyen de yok.. :(
     
  4. ahmet10

    ahmet10 Aktif Üye

    Yaş:
    43
    Kayıt:
    1 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    381
    Beğeniler:
    93
    Tüm yazdıklarınıza canı gönülden katılıyorum. Oltayla balık bitmez belki evet ama bitmesine pek tabiki katkı sağlar. Ben bu güne kadar gerek piknik için gittiğim göl yada dere kenarlarında gerekse plajlarda olta atılmayan hemen hemen hiçbir yer görmedim. Tırıvırı kullananda limitlere uymayanda kendisine olta balıkçısıyım diyor. Eğer uyarmaya kalkarsanız ya başınıza iş almayı göze alıyorsunuz yada günüm zehir olmasın diye vaz geçiyorsunuz.
    Şahsım adıma babamla birlikte gittiğimiz seneler öncesinin dere ve göllerdeki balık durumuyla şimdiyi kıyaslıyorum ve korkuyorum. Sanırım bu hızla tahribata devam edersek bizim çocuklarımız bizler kadar şanslı olamayacaklar.
    Tabiki lafım limitlere uyan elinden geldiğince doğayı koruyan bu hobiyi tam bir amatör olarak yapanlara değil. Ama bu gidişe sanırım acilen birilerinin dur demesi gerekli...
     
  5. red baron

    red baron Aktif Üye

    Yaş:
    39
    Kayıt:
    12 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    132
    Beğeniler:
    3
    Şehir:
    istanbul
    Balık neslini kurtarmak okadar da sanıldığı kadar zor olmasa gerek bence,bana göre bir kaç kuralla iş çözüle bilir.Devlet olarak bir kaç yasak konulmalı bence önce teknelerdeki sonarların kullanılmasını yasaklanması,marmarda balık avını yasaklanması,marmaranın doğal bir balık merası haline getirilmesi gibi daha başka sayarsak ortalama üç yıl sürecek balık avı yasağında tabiki balıktan geçinenleride düşünmek gerek bu çalışanlarada devlet maaşları tutarınca maaş bağlasa geri ödemesi olmadan bence bu şartlar çokta kolay yerine getirile bilir.Kaldıki bu kadar kaldırım taşına,çiçeğe ota çimene para yaratan yönetimler bir sene çiçek ekmese bu projeye çokta güzel gerçeleştire bilir bence çevre kirliliğine gelincede bu konuda çevreye yeterince sahip çıkmayan bizlere kalıyor.Yok yasak için imza atalım,yürüyüş yapalım,meydanlara çıkalım bunlar boş iş önce kapılarımızın önlerini süpürelim,bir ağcın dibine bir şişe su dökelim,başını büken bir fidanın dibine bir dayanak dikelimvs.vs anlatmaya söylemeye kalkarsan çok konuşulacak çok anlatılacak laf var.
     
  6. Surffishing

    Surffishing Daimi Üye

    Yaş:
    44
    Kayıt:
    30 Nisan 2010
    Mesajlar:
    4.675
    Beğeniler:
    25
    Şehir:
    Balıkesir
    Oltacıyla balık bitermi lafı artık gerilerde kalmak üzere..

    Ülkemizde balıkçılık denilince et avcılığı anlaşılıyor.Bu söylediğimi pekçok forumda ve hatta kendi forumumuzdada gözlemlediğim zamanlar oldu.Sanıyoruzki iyi balıkçı yakaladığı balığın cüssesiyle alakalı.Oysaki bu iyi balıkçılıkla değil kişisel egolarla ilgili bir olay.Benim için bu hobiyi olması gerektiği gibi yaşayan ve yaşatan iyi balıkçıdır.Gerisi et'çi.

    Sezonun kapanmasına 4-5 gün kala Gülpınardan bir telefon geldi ve Bandırmadan tanıdığım Gırgırı olan bir dosum aradı..Bir sorun nedeniyle beni çağırdı.Hemen atlayıp gittim.Hava kararmak üzereydi ve güvertede çay içerken limandaki kargo kamyonlarından birine aralarında 10 kg Sinaritlerin,oldukça iri trança ve akyaların konulduğunu görünce meraktan indim ve baktım.Kamyonun yanında bir kişi vardı ve ilk birkaç soruma samimi cevap versede sonraki sorularım onu rahatsız etti ve sorularımı geçiştirip eski tek lojmanına yöneldi.Sonrasında şoförle konuştuk.Bana söylediği 5 gündür 4 kişinin sürekli balık getirdikleri ve bugün verilen miktarın en az miktar olduğunu söyledi.Azı buysa dedim ilk gün nasıldı kimbilir.Çünkü o gün sadece sinarit sayısı 10'a yakındı.Sonradan öğrendimki o kamyonet oraya o balıkları almak için özellikle gelmiş.Çünkü oradaki gırgırların kendi soğuk hava depolu kamyonları varmış.
    Kısacası denizlerimizin sigortası olan açıklardaki taşlar,kayalıklar kendini bilmezler tarafından hızla sömürülmeye başlandı.Çünkü tutulan her balık iyi paralara satılıyor.İşin ucu para oluncada ne deniz,nede doğal hayat umursanıyor.Ancak o taşlardaki balıklar bittiğinde pekçokşeyde bitmiş olacağını kimse düşünmüyor.Adete parsadan pay kapma yarışı başlamış durumda.
    Şunuda ilave edeyim.Aslında bu dediğim avları yapanlar asla kendini göstermeyenler.Bu ve benzeri forumları takip edip,nerede balık var ise 3-4 kişi oraya intikal edip o taştan bu taşa dolaşanlar.Bir tekne yaklaşınca yemlileri salıp,safa yatanlar.
    Kısacası eline sinekliği alıp gelen iki üç arıyı öldürmekle kovan sönmez.Ama sineklikle kovandaki kraliçeyi öldürürsen o kovan söner.
     
  7. Vedat Abayoğlu

    Vedat Abayoğlu Daimi Üye

    Yaş:
    68
    Kayıt:
    2 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    1.093
    Beğeniler:
    142
    Şehir:
    Sivrice Feneri Mevkii Sivrice Koyu ASSOS
    Sevgili Kardeşim
    Yazdıklarına tamemen katılıyorum.
    Olayın vahim gidişatındaki noktaları bir,bir sıralayayım.
    1)Balıkcılıktaki örnek ülkeleri incelediğimizde,oralardaki en çarpıcı tatbikat,balık avı yasaklarının balığın üreme mevsimlerine göre ayarlanmasıdır.
    Asla üreme mevsimini kapsamayan av dönemi bazı hallerde verilen kota ve buna katiyetle uyan avcılarca güzelce uygulanır ve sürdürülebilir avcılık kavramı tatbik edilir.
    2)Yurdumuzdaki av yasağı dönemi hiçbir şeye yaramayan yaz aylarında uygulandığı gibi,özellikle balığın yumurtlama döneminde toplandığı sahalarda,her türlü,kuvvetli ışık,uzun ve derin ağlar,bu sürüleri kilometrelerce uzaktan tespit eden devasa sonarlar,radarlar ve bilimum elektronik cihazlarla yapılır.Oysa bu elektronik cihazlar,ancak açık denizde kullanılmasına izin verilen cihazlardır.Olay yurdumuzda tam tersi işler,başka ülklerde emsali götülmeyen bir şekilde hemen iç denizlerimizde kullanılmaktadır.
    3)Trol denen bela toplam balık istihsalinin yüzde olarak sadece %25 ini kapsar görünsede,telef edilen ve denize iade edilen yavru balık miktarı bunun katbe kat üstündedir.Trol torbasını döktüğünde binlerce yavru balık para etmeyeceği için denize ölü bıraklılr aralarından sadece birkaç kasa iri balık alınır ve gece gündüz bir limite tabi olmadan avlanırlar.Bunlara güya mesafe limiti konmuştur ama hemen hepsi bunu ihlal eder durur.SGK birimleri ve sair yetkililerde daha çok seyrederler,
    4)Küçük balıkcıyı koruma amaclı uygulamalarda mahalli teknelere 12 ay avlanma izini verilmiştir.
    Oysa bu teknelerin hemen hepsi artık küçük balıkcı sıfatını çoktan aşmış,nerdeyse boy,kullanılan cihaz,ağ uzunluk ve derinliği,ağ tipi,kıstaslarda gırgırlara yetişme çabalarındadırlar.
    Kendilerinle sohbet ediniz hemen suçu trollere ve gırgırlara yükleyeceklerdir.Peki Levreğe,cupraya sargoza kefale falan ne oldu bunlarıdamı trol ve gırgırlar bitirdi diye sorarsanız o zamanda ne yapalım ekmek parası edebiyatına başlarlar.Onlara göre bu denizde her türlü uygulamayı yapmaya hakları vardır.Yani Marya ağı atarlar,avı tüm mevsim yasak türleri avlarlar,böcekti istakozdu ellerinden gelse hepsini tutarlar.
    Mesafe,derinlik,miktar,boy kısıtlamaları ve kontrolleri yoktur.
    Sayıları gırgır ve trollerin belkide yüz mislidir.Her türlü mazot vs desteğinide alırlar.Vergimi? Oda ne olaki ne vergisidirki vergi nedirki.Kimi dahada ileri gidebilirler Biz milletin efendisiyiz deyiverirler.Ulu Atamızın bu deyişini çoktan suistimal etmişlerdir.
    Igrıp çoğu bölgelerde yasaklanmıştırda ne olmuştur.Çalı ırgıbı,levreği ağla çevirip güzel giysi ve zıpkınlarıyla içine dalıverir sürüyü temizler üreme devresindeymişler gibi hususları akıllarına dahi getirmezler.Oysa kendi bindikleri dalı kesmektedirler bu akıllarına bile gelmez.
    Kimi bölgelerde kimisi elini kolunu bıraksada halende dinamitte atarlar.
    5)Kim ne derse desin.Cenderede bana aksini kabul ettiremezler.Artık giysi ucuzdur,Zıpkınlar ucuz ve üst seviyededirler,Işıktı bilmem neydi her türlü donanıma sahip zıpkıncılar artık her yerdedir.Yaz,kış farketmez denizdedirler.Orfoz vurmak yasakmış ha külahıma anlatsınlar ben bugüne kadar en amatör bilinenlerin dahi rastladıklarında orfoza attıklarına çok şahit oldum.
    6)Ya oltacılar,İstanbul en büyük örnektir.Çok büyük coğunluğu kraça avcısıdırlar.El kadar kalkan avcısıdırlar.Kovaları balıktan taşsa bile devam ederler.
    7)Ben bir atcekcinin levrek sürüsüne raslayıpta yeter dediğine hiç raslamadım.Sürünün tamamı oltaya gelse hepsini alma çabasından vazgeçmezler.
    8)Artık hedef Erdalında dediği gibi çok açık,beynelminel sulardaki sığlıklar,kayalık bölgelerdir.Yetersiz olsada birkaç tekne bir araya gelir ve oralarada erişmektedirler.Binlerce iğne pareketeyle bu taşlara sığınmış anaç ve kıymetli dip balıklarının ellerinden gelse hepsini tutma hırsındadırlar.
    9)Durum tatlısulardada aynıdır.Doğu Anadolunun o bakir derelerinde göllerinde tırıvırıdan başka nerdeyse başka olta dahi kullanmayan onbinlerce mahalli kişi vardır.
    10)Çok büyük çoğunluk,sanki insan nesline zararlı mahlukatla mücadele edercesine,soyunu tüketircesine her boyda her cinste balığı tamamen yok edecek yöntem,hırs ve iştahla tahrip ve telef çabasındadılr
    11)Suların mücevheri,cennet benzeri yerlerde yaşayan kırmızı benek alaları her mevsim,ağla,serpmeyle,tırıvırıyla,balık otuyla,kireçle,doğalgaz tüpleriyle,klorla,jeneratörle,derenin yolunu başka yöne aktararak,elle ayakla bilmem nereleriyle tamamen tüketme çabasındadırlar.
    Oltacıları ise,hele bir rastlasalar çuvalla yakalasalarda doymak bilmez bir iştahla avlamaktadırlar.
    12)Bir baraja,yada gölete kaliteli yavru balık bırakılsa bu minicik yavruları vicdansızca tutmaktadırlar.
    13)Profesyonellerin gözleri hep sınırdadır.Oralarda koıllanan balıkları fırsatını yakaladıkları anda tutup kaçma eğilimdedirler.
    14)Beyler artık maalesef şu durumu kabul etmeliyiz.Bu topraktan bu tür insan yetişmektedir.Hızla çoğalmaktadırlar.Öyle ya sınırlarımızı kim koruyacak.
    15) Ben deliyim bana burada öyle derler.Hiç tutulan balık geri bırakılırmıymış,kim zeytin ağacını toplamazda kuşlara kışın yesinler diye bırakırmış,Kim ağacındaki bademleri toplamazda sincaplar yesin dermiş,kim kışın ortasında aç kuşlara yem bırakırmış,kim evinin burnunun dibinde ateş edenlere çatarda sopa yemekten son anda kurtulurmuş.
    Kim her seferinde hüküm geçmez,bulaşılmaz,korkulur gırgırları trolleri ihbar edermiş.Kimin dört kere tekne ve motorları çalınmış.
    16)Ama oda bu milletin evladı.Nede olsa onada bulaşan kötü huylardan tamamen arınamıyor.Giidiyor jigmidir nedir onunla anaçları tepeliyor.Birde anlatıyor birde resimliyor,egomu nedir tatmin oluyor.
    17)Ben birde milliyetciyim.Atatürkcüyüm,bir marş çalınsa ağlarım,azıcık doldursalar Yunana girer çıkarım.Hadi oradan ihtiyar cıkma evinden artık.
    Sevgiyle kalınız