Duyuruyu Kapat
Google Gözat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Gümüşlük Avları - 3 (29-31.10.2010)

Konu, 'Balık Avı ile İlgili Fotoğraflı Av Hikayeleri' kısmında John Dory tarafından paylaşıldı.

  1. John Dory

    John Dory Üye

    Yaş:
    31
    Kayıt:
    20 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    86
    Beğeniler:
    15
    28 Ekim öğleden sonrası belki de hayatımın en maceralı yolculuğuna sahne oldu. Saat 17.20'deki Bodrum uçağı için 2'de evden çıkışım, yağmur ve fırtına altında havaalanına giden otobüsü 45 dakika bekleyişim, yoğun trafik yüzünden son saniyede uçağa yetişmem, türbülanstan bildiğim tüm duaları okutan bir uçuş, ve son aşamada bagajımın uçaktan çıkmaması sonucunda havaalanında 1,5 saat boyunca İstanbul'dan gelecek diğer uçağı bekleyişim, insana hayatın anlamını sorgulatan türden olaylar zinciriydi :) Bu kadar aksiliğin ardından eve vardığımda ne ertesi günkü avı planlayacak, ne de av için gerekli hazırlıkları yapacak enerjim kalmıştı. Son bir çabayla makinelerdeki naylon misinayı örgü misina (Berkley Fireline Crystal 6 LB) ile değiştirip yastığa kafamı koydum.



    Sabah alarmım çaldığında hava henüz aydınlanmamıştı. Dışarıdan rüzgarın uğultusu geliyordu. Sıcacık yorganım önceki günün yorgunluğunu da bana hatırlatarak aklımı çelmeye çalışıyordu. Dışarının durumuna bakılırsa değil olta atmak, ayakta durmak dahi kolay olmayacaktı. Kendimi uzun ikna çabalarımın sonucunda 6.45 gibi yataktan çıkıp hazırlandım. Hiç yoktan bir şansımı deneyip gelecektim. Sahile inip planladığım noktaya vardığımda işimin düşündüğümden de zor olduğunu farkettim. Sahteyi istediğim yere göndermem çok zordu. Birkaç atış denedim, baktım olacak gibi değil, yer değiştirmeye karar verdim. Daha sakin ve daha rahat atış imkanı bulabileceğim iskele tarafına yöneldim. İskeleye vardığımda iskelenin ayaklarının çevresinde kum gibi gümüş balığı sürüleri olduğunu farkettim. Balıkları buraya bir şeylerin sıkıştırmış olduğu belliydi. Açığa yapmış olduğum ilk atışlarımda zargana takipleri aldım. Ardından kıyıya doğru su üstü sahtelerle yaptığım atışlarda sahtenin arkasından bir kaç kez balık patladı. Av zevkli geçiyordu, ancak henüz kıyıya balık çekebilmiş değildim. İyiden iyiye yükselen güneş ümitlerimi azaltmaya başlamıştı. Bir anda arkamda gümüş sürülerinin su üstüne sıçramaya başladıklarını farkettim. Kullandığım su üstü sahteyi değiştirip balığın oynak yaptığı bölgeye paralel bir atış yaptım. Daha 7-8 tur sarmadan ani bir vuruş aldım... balık oltadaydı. Örgünün ucundaki ek bedeni sıradan 0,25 misinadan yapmıştım ve yanımda kepçe yoktu. Balık kuvvetliydi, dikkatli olmam gerekiyordu. Bunun yanı sıra iskele ayakları ve tonoz halatları da balığı sürekli kontrol altında tutmamı gerektiriyordu. Balığın bir yandan misinaya fazla yük bindirmesini engelleyip, diğer yandan ilişkenden uzak tutmam, öte yandan da kepçesiz elimle alabilecek kadar da yormam lazımdı. Balık bu arada sürekli önümden bir o yana, bir bu yana geçiyor ama tam olarak ne olduğunu seçemiyordum. Orta boyun biraz üstü bir levrek olduğunu sandım ilk anda. Sonrasında balık yüzeye yaklaşınca bunun bir akya (çıplak) olduğunu gördüm. Kalamayı açıp balığı gerektiği yerde dizginleyip, 3-4 dakikalık sürede balığı hareketsiz duruma getirecek kadar yordum. İskelenin diğer ucunda balık tutan başka bir arkadaş mücadeleyi görüp oltayı taktığımı zannedip yanıma geldi. Balığı yorduktan sonra oltayı ona teslim edip, iskeleden yarı belime kadar eğilerek balığı tutup çıkardım. Balık çok büyük olmasa dahi geçen sefer tutmuş olduğum akya palazının bir gömlek üstüydü. O kadar hareketliliğin sonrasında o çevre için avın bittiği belliydi, üç beş atış daha yapıp balıkla birlikte evin yolunu tuttum.

    [​IMG]

    Balık çok büyük olmasa dahi geçen sefer tutmuş olduğum akya palazının bir gömlek üstüydü.


    [​IMG]

    Balık fotografta görünen XRap'e değil, yazının en alt kısmında görünen Strike Pro'nun yeşil ve beyaz renk ağırlıklı sahtesine geldi.



    [​IMG]

    İskelenin altındaki gümüş balıklarından arta kalanlar...



    Fırtınanın iyice şiddetlenmesi yüzünden o gün tekrar balığa çıkmadım. Ertesi sabah önceki günün morali ve dinlenmişliğiyle bu sefer çok daha rahat kalktım. Evden çıkarken yanıma önceki gün almış olduğum ancak çoktan ölmüş mamunları da kokmasın diye aldım. Rüzgar yine şiddetliydi ama bu sefer iskele çevresindeki gümüş sürülerinden eser yoktu. Hava tamamen aydınlanana kadar her türlü sahtemi denedim ancak sonuç alamadım. Bunun üzerine ben de yemli takımla şansımı denemeye karar verdim. İlk atışımda güzel bir vuruş alıp çekmeye başladım. Oltanın ucunda bir lidaki, bir de dil balığı vardı. Sonraki denemelerimde gelen giden olmadı, ben de yarım saat kadar sonra balıkları denize iade edip eve döndüm.

    [​IMG]

    Oltanın ucunda bir lidaki, bir de dil balığı vardı. Dil balığı oltaya gelir gelmez, lidaki ise av sonunda denie iade edildi.


    [​IMG]

    Dil balığının muhteşem deseni..


    [​IMG]

    Kedi ulaşamadığı balığa mundar der


    Öğleden sonra hava biraz durgunlaşınca tekneyle açılmaya karar verdik. Ereğli'den tekneyi getireli aylar olmuş, ancak ev işleri, yaz sıcağı derken tekneyi denize indirmek Ekim ayı başını bulmuştu. Benim için siftah da bugüne kısmetmiş. Koyun dışı hala çok çalkantılı olduğu için koyun içinde kıyıya yakın noktalarda yemli oltayla eğlencelik av yaptık. Yemimiz kokmuş mamundu. Yakaladığımız tüm balıkları (karagözler, minik lahozlar, kupesler vs.) bekletmeden denize iade ettik.

    [​IMG]

    Oltalarımızı arada ziyaret eden minik lahozlar bizi sevindirdi. Balıklar incitmeden denize iade edildi.



    Tatilin son günü yine sabahın köründe soluğu sahilde aldım. Daha önceki günler denediğim bölgelerde hareketlilik olmayınca koyun arkasındaki açık denize bakan kısımda şansımı denemeye karar verdim. Uzun bir yürüyüş sonunda kayaların tepesinde yerimi aldım. Rüzgar tamamen kesilmesine rağmen deniz dışarıda hala oldukça dalgalıydı. Durduğum kaya deniz seviyesinden 1 metreden fazla yukarıda olmasına karşın her dalga vurduğunda ıslanıyordum. Bu işin keyifli kısmıydı. Keyifsiz kısmı ise bu dalgada iri bir balık gelmesi durumunda balığı denizden nasıl yukarı çıkarabileceğimi bilmiyordum. Her neyseki endişem yersiz çıktı, 1 saatlik denemem boyunca bir kaç güzel vuruş almama rağmen sahtenin iğnelerini bir türlü balığa geçiremedim :) Bunun üzerine tekrar yer değiştirdim. Koyun iç kısmındaki taşlık, çakıllık sahilden olta atmaya başladım. Burada sadece su üstü sahtelerimi kullandım. Rapala XRap Subwalk'a çok güzel bir vuruş almama rağmen o da oltaya yakalanmadı. En son çare olarak bölgede hiç denemediğim Gelibolu sahtesine maharetini göstermesi için şans verdim. Sabah suyundaki tek balığımı da onla yakaladım :) Onca büyük balığın yakalanmadığı iğneler, yakalaya yakalaya ufacık bir melanuru yakaladı. :) Bunun üzerine şansımı daha fazla zorlamanın anlamı olmadığını görüp avı bıraktım.

    [​IMG]

    Melanur açısından büyük bir başarının fotografı: Kendinden 3 kat büyük sahteye yakalanmak... :)


    Son günün öğleden sonrası ailece balığa çıktık. Herkesin balık tutabilmesi için yine yemli avcılık yaptık. Açık denizde henüz meraları, taşları bilmiyoruz, biz de koyun içinde önceki günkü gibi bir av yaptık. Yakaladığımız balıklardan irice 2-3 tanesini yemek için alıkoyup geri kalanını azad ettik.


    Avlarım esnasında kullanmış olduğum yapay balıklar:


    [​IMG]
    Soldan sağa: 1- Gelibolu Sahtesi 2- Savage Gear Sandeel 3- Rapala XRap Subwalk 4- Strike Pro (Modelini bilmiyorum.) 5- Hatırlamıyorum :)


    Herkese iyi avlar...
     
  2. Sponsorlu Bağlantılar
  3. freefish

    freefish Aktif Üye

    Yaş:
    33
    Kayıt:
    1 Ekim 2010
    Mesajlar:
    493
    Beğeniler:
    8
    Şehir:
    Kocaeli-izmit
    süper bi av ve av raporu olmuş tebrikler şanşın bol olsun
     
  4. agartan

    agartan Moderatör Yönetici

    Yaş:
    51
    Kayıt:
    30 Nisan 2010
    Mesajlar:
    18.734
    Beğeniler:
    5.731
    Şehir:
    İstanbul
    Tebrikler Emre
    Çok keyifli bir 3 gün olmuş.
    Gönül isterdi çok daha fazla ve iri balık denk gelsin ama bu haliyle bile tekrar orda olmayı özlettirecek kadar eğlenceli.

    5 numara Rover2Sea98 olabilir
     
  5. mahmutignak

    mahmutignak Aktif Üye

    Yaş:
    43
    Kayıt:
    2 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    606
    Beğeniler:
    91
    Şehir:
    İSTANBUL
    Çok güzel bir tatil olmuş.Kötü hava şartlarına rağmen balık almayı başarmışınız.Ellerinize sağlık.Afiyet olsun
     
  6. duzensiz

    duzensiz Daimi Üye

    Kayıt:
    2 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    1.066
    Beğeniler:
    24
    tebrikler çok güzel geçmiş günler. azda olsa balıkta alınmış. hele o nasıl bir dil balığıdır buralarda göremediğimiz bir cins.
     
  7. ozi

    ozi Aktif Üye

    Yaş:
    45
    Kayıt:
    16 Haziran 2010
    Mesajlar:
    568
    Beğeniler:
    2
    Tebrikler Emre. Balık avı dolu günler geçirmişsin. Anlatımın ve fotoğraflar çok iyi. RAsgele.
     
  8. hunter

    hunter Daimi Üye

    Yaş:
    46
    Kayıt:
    30 Nisan 2010
    Mesajlar:
    3.966
    Beğeniler:
    630
    Şehir:
    İstanbul-Pendik
    Sevgili Emre,
    Harika vakit geçirmiş,kısa tatilin tadına varmışsın. :)

    senin ava gidip boş döndüğün neredeyse görülmemiş bir durum :)
    bunlarla avunmakda güzel,oltan suya inmiş...daha ne olsun.

    5 Nolu sahtenin bende Rover2Sea98 olduğunu düşünüyorum,yada taklidi :)
    selamlar.
     
  9. BİROL

    BİROL Daimi Üye

    Yaş:
    47
    Kayıt:
    30 Nisan 2010
    Mesajlar:
    4.149
    Beğeniler:
    34
    Şehir:
    İSTANBUL
    Güzel tatil olmuş ve tatili tatlı kılan valar yaşamışsın.
    bunada şükür demek lazım.
     
  10. Rapalacı

    Rapalacı Daimi Üye

    Yaş:
    25
    Kayıt:
    1 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    3.394
    Beğeniler:
    3.324
    Şehir:
    İstanbul / Tekirdağ
    Tebrikler Emre Ağabey, Güzel avlar yapmışsın. Galiba rapala subwalk değil sadece walk gibi geldi :) bendede var subwalk uzay mekiği gibi kanatları var.Strike pro büyük işler başaracak gibi devamını dilerim rastgele..
     
  11. enis59

    enis59 Daimi Üye

    Yaş:
    36
    Kayıt:
    1 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    1.211
    Beğeniler:
    4
    tebrikler güzel bir tatil ve av olmuş