Duyuruyu Kapat
Google Gözat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Gümüşlük Avları - 6 (Kaçanlar ve kaçamayanlar)

Konu, 'Balık Avı ile İlgili Fotoğraflı Av Hikayeleri' kısmında John Dory tarafından paylaşıldı.

  1. John Dory

    John Dory Üye

    Yaş:
    31
    Kayıt:
    20 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    86
    Beğeniler:
    15
    Başlıktan da anlaşılacağı üzere bu sefer yakaladıklarımdan çok, yakalayamadıklarım üzerine kafa yorduğum bir av serüveni geçirdim. Tatil uzundu; yıllık iznim ile bayram tatilinin birleşmesi sonucu 16 gün iznim vardı. Buna karşın tatilin nispeten çok az bir kısmını balık tutmaya ayırabildim. Aslında tatilim Gümüşlük'ten ibaret değildi, Bodrum yolunda önce Bozcaada'ya sonra Sivrice'ye uğradım. Ancak beraber tatile çıktığım kız arkadaşımı yalnız bırakmamak adına, bir gözüm sürekli denizde olmasına karşın buralarda olta atmadım. Yine de bu sürede deniz özlemimi Sivrice'de dalış yaparak ve Vedat amca ile balık konusunda fikir alışverişinde bulunarak dindirdim. Gümüşlük'te ise avlarımı kısıtlı zamana sıkıştırmak durumundaydım. Çoğunlukla sabahları avlandım: Gün doğmadan saat 4 gibi deniz kıyısına inip, güneş tepelerin arkasından sıyrılıp denize vurunca da avımı bitiriyordum. Akşamları pek avlanma fırsatım olmadı. Çok da bir şey kaçırdığımı sanmıyorum. Nitekim sahil inanılmaz kalabalıktı. Onca insan gürültüsünde ne balık olurdu, ne de ben ava konsantre olabilirdim.

    İlk sabahımda açılışı minik bir ahtapotla yaptım. Parlak her cisme ilgi duyan kafadanbacaklılar, önlerinden sahte geçmesine kayıtsız kalamıyor. Ahtapotlar yakalandığında taşlara yapışmaları nedeniyle genellikle sahtenin çarpmalarından kolaylıkla kurtuluyorlar. Sahtenize bir ahtapot atladıysa büyük ihtimalle oltanın dipte ota, taşa takılıp kurtulduğunu düşünürsünüz. Herneyse, daha önce yakaladığım ahtapotlar gibi bu minik misafirimi de geldiği yere uğurladım.

    Dailymotion - Ahtapot salınırken - Dieren Kanalı

    İkinci gün, hava alacakaranlığa dönmeye başlamışken sahte ile açığa yaptığım atışlardan birine cevap aldım. Balığın büyük olduğunu kestirebiliyordum, ancak çok da dirençli değildi. Balık sığlığa yanaşırken son bir kez daha şansını denedi, ama kurtulmayı başaramadı. Dalgasından balığın boyunu görebiliyordum, iri bir levrek olmalıydı. Balığı ayaklarımın dibine kadar yanaştırınca yanıldığımı anladım. Oltanın ucunda güzel bir turna vardı.(Geçen seferki levrekten sonra alışkanlık oldu, artık gece gündüz farketmeden suya girip olta atıyorum :) ) Balığın galsamasından tutup karaya aldım. Balığın fotografını çekmek için fotograf makinesini ararken, balık bir anda debelenmeye başlayıp üzerinde durduğu masadan kaydı. Düşmesini engelleyeyim derken balığın ağzındaki sahtenin çarpması elime girdi. Çarpma baş parmak ile işaret parmağı arasındaki yumuşak bölgeye girmişti ve ucunda balık tüm ağırlığıyla debeleniyordu. Balığı yere indirdim. İğne elime korktuğum kadar kötü oturmamıştı, kancaları zorlanmadan saplandığı yerden çıkardım. Balığın keyfinden, elimdeki acı umrumda bile değildi. Ancak siz siz olun, özellikle sahte balık ile yaptığınız avlarda sahtenin iğnelerini elinize maksimum uzaklıkta tutun. Balığı iyice sabitledikten sonra iğneleri çıkarmaya çalışın. Eğer mümkünse yanınızda bir kargaburun bulundurarak işinizi halledin. Balıkla karadaki boğuşmamız esnasında zaten gün ışımıştı. Birkaç atış daha yaptım. Sonuç alamadım.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Üçüncü gün, ava giderken balıkçıdan aldığım kalamarın bacaklarını da yanımda götürdüm. Avlağa biraz erken varmıştım. Kalamarın kafa ve ayak kısmını olduğu gibi 2/0 tek iğneye takıp 10 metre ileriye attım. Akıntı veya dalga olmadığı için kurşun da kullanmadım. Yemli olta bekleyedursun, diğer köşede at çek yapmaya başladım. Çok geçmeden diğer kamış dayamış olduğum sandalyeden kaydı. Oltanın yerinden oynamasını ilk başta etrafta oynayan kedilerden bilsem de ortada kedi filan göremeyince doğru oltaya koştum. Oltayı tarttım,boşalmıştı. Kıyıya çektiğimde misinanın iğnenin biraz yukarısından kesilmiş olduğunu gördüm. 0,30 beden sanki kayalara sürtüne sürtüne deforme olmuş gibiydi. Olan bitene anlam veremeyerek ava devam ettim ancak gelen giden olmadı.

    Ertesi gün önceki günün hırsıyla aynı saatte aynı yerdeydim. Yemim aynıydı, misinayı kalınlaştırmış (0,37), ve denizdeki hafif çırpıntı nedeniyle takıma bir gezer kurşun eklemiştim. Oltayı hemen hemen aynı yere attım. Derinlik tahmini olarak 1 metreden azcaydı. Çok geçmeden oltanın ucuna inceden bir şey vurmaya başladı. Bir ara vuruşlar şiddetlenir gibi oldu, sonra kesildi. Derken son bir sağlam vuruş geldi. Tasmayı attım; balık üstündeydi. Oltanın diğer ucunda olağanüstü bir güç vardı. Buna rağmen balığı çok yakında olmasının avantajıyla hemen kıyıya yaklaştırdım. Balığın kendisini değil ama izini görebiliyordum. Dalgalandırdığı su kütlesi oldukça büyüktü. Ancak balığın kendisini görmediğim için suya inip elle almak istemiyordum. Zira az da olsa müren veya mığrı olma ihtimali vardı, geceleyin elimi kolumu kaptırmak istemiyordum. Bulunduğum yer sudan iki karış yükseklikteydi, ancak bu irilikte bir balığı kaldırmak misina kalın da olsa büyük risk olurdu. Bunları düşündüğüm esnada balık misinayı yine iğnenin dibinden kesip gitti. Elim ayağım titriyordu. Misina bir gün önceki gibi yine zedelenerek kesilmişti. Moralim oldukça bozulmuştu. Her zaman balık avında içinde bulunulan ruh halinin çok önemli olduğuna inanırım. Eğer stresliyseniz, kızgınsanız, hırslıysanız balık oltanıza uğramaz. Belki çevreye yaydığımız olumsuz elektrik, belki de ruh halimizin oltadaki hareketlere yansımasından, balıklar bu gibi durumlarda kesinlikle daha az oltaya vuruyorlar. Böyle olacağını bildiğimden, ısrarcı olmayıp güneşin doğmasını beklemeden meradan ayrıldım.

    Sonraki iki üç gün daha balığa çıktım. Ancak kaçırdığım balık her neyse oltama bir daha uğramadı. Bu esnada sahte ile denemelerim de sonuçsuz kaldı. İki kere levrek vuruşu aldım, ancak ikisi de yolda iğnelerden kurtulmayı başardı. Sahtelerim her nasılsa bir kere mırmır, bir kere de kayabalığı olmak üzere iki kere ufak balık yakaladı, daha doğrusu çarptı.

    [​IMG]

    Kapanışı ise açılıştaki gibi bir kafadanbacaklı ile yaptım. Bu seferki konuğum sübyeydi. Sualtında ahtapottan bile daha güzel seyir zevki olan bu canlıyı da geldiği yere iade ettim.

    [​IMG]

    Kalamar ayağıyla yaptığım avlar dışında da yemli denemelerim oldu. Ağustos başındaki gidişimde iri melanur yakalama beklentim vardı ancak beklentim gerçekleşmemişti. Belki bu sefer gelirler diye umuyordum, yanılmışım. İri melanur olacağı yerde kıyılarda yavru mırmır istilası vardı. Sürekli yemlerimi çalan bu hırsızlar iğneleri biraz küçük tutmaya kalkınca izmarit gibi yakalanmaya başladılar. Elbette hepsi iade edildi.

    [​IMG]

    Mırmırlar dışında birkaç el kadar sargoz, bolca ispari ve karagöz oltama takıldı. Misafirlerim arasında bir domuz balığı (çütre) dahi vardı.

    [​IMG]

    [​IMG]

    Hiç mi adam gibi balık yoktu derseniz, ender gerçekleştirdiğim gece avlarından birinde güzel bir çupra ve karagöz aldım. Hepsi o...

    [​IMG]

    [​IMG]

    Ancak en başında da belirttiğim gibi benim aklım halen kaçan balıkta. Kaçan levreğinde filan değilim, ama keşke oltamı iki kere kesen bu balığın ne olduğunu görebilseydim. Aklımda birkaç ihtimal var ama hepsi bazı yönlerden eksik kalıyor.

    Sabaha karşı 1 metre dahi olmayan, çakıllık bölgede geldi vuruş. Çok değil 10 metre sonra deniz bir anda derinleşip 8-9 metre derinliğe ulaşıyor.

    Sığlık mera akla ilk levreği getiriyor. Ancak levrek boşluk bulup misinayı galsamasına denk getiremezse oltayı kesemez.

    Misinanın kesilmesi benim aklıma her daim lüferi getiriyor. Civardaki balıkçılarla konuşmalarımdan da civarda kofana çıktığını biliyorum. Ancak makas gibi dişleri olan lüferin misinayı bu kadar deforme ederek kesmesi pek mümkün gelmiyor bana.

    Gece avlarında müren her daim bir ihtimal. Ama balığın sudaki dalgalanması, verdiği mücadele, su yüzeyinde çıkardığı ses bile müren olma ihtimalini oldukça azaltıyor.

    Ve maalesef en güçlü ihtimal olarak balon balığı... Bu kadar sığa girer mi, birkaç kilolukların çıktığını biliyorum ancak bu denli mücadele edebilir mi hiç bilmiyorum. Ancak misinayı bu denli deforme etmesi bana sanki balon balığının işi gibi geliyor. Ben yine de diğer ihtimalleri düşünmek istiyorum. Malum kaçan balık her zaman büyüktür :)

    Rastgele.
     
  2. Sponsorlu Bağlantılar
  3. agartan

    agartan Moderatör Yönetici

    Yaş:
    50
    Kayıt:
    30 Nisan 2010
    Mesajlar:
    18.693
    Beğeniler:
    5.696
    Şehir:
    İstanbul
    Tebrikler Emre,
    Çok çeşitli balıklı güzel bir tatil geçirmişsin.
    Keşke kaldırırsam kopar demeyip balığı görmeye çalışsaydın. En azından ne olduğunu görürdün. İnşallah başka sefere artık.

    Buna benzer lafı 2 gün önce bir arkadaşla sohbet esnasında ben söylemiştim.
    Kopan bir misina yüzünden kaybedilen sahtenin peşinden atışlar korkaklaşmış, çekişler ruhsuzlaşmıştı. Senin de bahsettiğin gibi ruh hali yansıyor oltaya.
    Her zaman rastgelsin
     
  4. hunter

    hunter Daimi Üye

    Yaş:
    46
    Kayıt:
    30 Nisan 2010
    Mesajlar:
    3.966
    Beğeniler:
    630
    Şehir:
    İstanbul-Pendik
    Emre'cim Tebrikler,çok güzel tatil ve avlar gerçekleştirmişsin.

    Eline giren iğnenin acısını bende burada yaşadım,daha dikkatli olmak lazım elbet,sahte iğneleri her zaman tehlike arzedebiliyor.
    Selamlar.
     
  5. BİROL

    BİROL Daimi Üye

    Yaş:
    47
    Kayıt:
    30 Nisan 2010
    Mesajlar:
    4.149
    Beğeniler:
    34
    Şehir:
    İSTANBUL
    HEr ortamda her şartta bölgeye uygun balıkları ve sürpriz balıkları almasını bilen yülen yüzlü avcı.Tebrik ediyorum seni .
    Beraber lüfere olta atmayız özledim.
     
  6. AKIN KAPTAN

    AKIN KAPTAN Editör Moderatör

    Kayıt:
    30 Nisan 2010
    Mesajlar:
    1.915
    Beğeniler:
    58
    Şehir:
    Marmaris
    Balon balığı misinayı hiç yıpratamaz. Derhal makas gibi keser. Onun içi diğer ihtimalleri düşünmekte fayda var. Gümüşlüğe hayat gelmiş anlaşılan. Yurdumuzun cennet köşesinden raporladığın balıklar için tebrikler. Hep rastgelsin.
     
  7. bluefish34

    bluefish34 Aktif Üye

    Kayıt:
    17 Aralık 2010
    Mesajlar:
    151
    Beğeniler:
    0
    Şehir:
    İstanbul, Kastamonu
    Tebrikler Emre güzel avlar yapmışsın çeşitde bol olmuş anlatımda herzaman ki güzellikte ellerine sağlık.. Rastgelsin..
     
  8. evren davut

    evren davut Aktif Üye

    Yaş:
    36
    Kayıt:
    2 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    191
    Beğeniler:
    24
    Şehir:
    istanbul
    tebrik ederim güzel zaman gecirmişsiniz.

    kaçan balıga gelince cok cok güyük ihtimalle mıgrıdır.misinayı deforme ederek kopartır.yakalandıgı zaman kopartmaz ama siz cekmeye baslayınca kendi etrafında donerek misinayı koparır ve cektiğiniz zaman oltayı misinanın kopan yerinde asırı bir deformasyon görürsünüz.
     
  9. Vedat Abayoğlu

    Vedat Abayoğlu Daimi Üye

    Yaş:
    68
    Kayıt:
    2 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    1.093
    Beğeniler:
    142
    Şehir:
    Sivrice Feneri Mevkii Sivrice Koyu ASSOS
    Sevgili Emre

    Detaylı raporunu zevkle okudum.

    Misinaları yıpratıp koparan ise kesinlikle mıgrıdır.

    Sevgimle kal
     
  10. Hamdi

    Hamdi Admin Site Admin

    Yaş:
    42
    Kayıt:
    29 Nisan 2010
    Mesajlar:
    18.767
    Beğeniler:
    8.121
    Şehir:
    İstanbul
    Emre güzel bir rapor olmuş eline saglık. Kısmetin açık olsun.
     
  11. İrfan

    İrfan Moderatör

    Yaş:
    39
    Kayıt:
    30 Nisan 2010
    Mesajlar:
    3.987
    Beğeniler:
    350
    Şehir:
    Bursa /Mudanya/Osmangazi
    Tebrikler Emre keyifli ve çook güzel bir rapor olmuş.
    Kaçan balığa üzüldüm,sağlık olsun.yinede güzel balıklar kısmetin olmuş.devamına rasgelsin selamlar.:)