Duyuruyu Kapat
Google Gözat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

İlk temas,ilk dokunuş ve ilk aşk...:)

Konu, 'Balık Avı ile İlgili Fotoğraflı Av Hikayeleri' kısmında ishak BALLICA tarafından paylaşıldı.

  1. ishak BALLICA

    ishak BALLICA Aktif Üye

    Kayıt:
    7 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    809
    Beğeniler:
    99
    [​IMG]


    Sevgili oltacı dostlarım, bu sene başında denk gelen güzel poyraz havalarda azim edip bir kaç güzel levrek almıştım çok şükür.Ama malesef devamını getiremedim.Zira benim meralarda bir daha Yemli Levrek avı için uygun olan poyraz denk gelmedi.Sizlerinde bildiği gibi Ege kıyları bu sene genelde hep güneyli sakin havaları barındırdı durdu.

    Geçen gün evdeyim ve misafirliyim.Birden cep telefoum çaldı.Arayan, av partnerlerimden sevgili Erdal kardeşim.Bir iki hoş, beşden sonra hemen konuya girdi.Yarın güzel lodos veriyor.İstersen Lodos alan yörelerde bir levrek denemesi yapalım diye bir öneride bulundu.Bir an düşündükten sonra neden olmasın dedim.
    Nihayetinde önemli olan av merasında denizin oynaması idi.Bazı yöreleri poyraz oynatırken, bazı yöreleri ise tersine lodos oynatıyordu.En azından denemiş ve hava almış oluruz diye düşünmüştüm.

    Sözün özü ertesi gün öğle vakti gibi buluşmak üzere sözleşerek telefonumu kapattım.Ve ertesi günü de erken kalkarak kahvatı sonrası başladım hazırlanmaya.Amacım bu defa yemli Levrek avı denemesinin yanında esas uğraşım ve ilgi odağım , adına Spin avcılığı denilen At-Çek ile Levrek avcılığını denemekti.Nihayetinde bu stile merak sarmama ve ona uygun kamış ve makina almama rağmen bir kaç deneme yapmış ve bir türlü de başarılı olamamıştım.Nitekim, bu sene kış başındaki denemem de ben Levreğe at-çek yaparken bir tane kallavi kalamar sahteye basınca , sahteyi hemen değiştirip işi At-Çek ile kıyıdan kalamar avına çevirmiştim.

    Zaten başka da kayde değer bir deneyimim yoktu diyebilirim.Tek bildiğim bu işe gönül veren sevgili dostlarımın bire bir sohbetlerimizde bana anlatmış oldukları teorik bilgilerdi.Bunun için başta Sevgili Hür MOL kardeşim.Sevgili Ediz DÜLGER kardeşim ve Sevgili Serkan ÖZTÜRK kardeşime bu hususta müteşekkür olduğumu en başta belirtmek isterim.Zira onlar bana esin ve ışık kaynağı olmuşlardır.
    Av merasına varınca, doğal olarak yılların alışkanlığı olsa gerek ilk önce Yemli Levrek avcılığı ile alakalı takımlarımı hazırladım ve mamun ile yemliyerek su ile buluşturdum.Ve aynısı Sevgili dostum, Erdal bey de yaptı.Daha sonra kıyafet değiştirerek göğüs çizmesi ve onun üstüne de yağmurluk tarzındaki üstlüğümü giydim.Ve at-çek için artık tamamdım.

    [​IMG]
    Sahile tekrar varınca ilk önce silikon demesi yapmaya çalıştım.Ama atmak ne mümkün, Silikon çok hafif olduğu için asla ileriye gitmiyor ve hemen önüme düşüyordu.Bir kaç nafile atıştan sonra olmayacağına inandım ve silikonu çıkarttım.Ve başladım başka ne yapabilirim diye düşünmeye.Zira bu usul hakkında malzeme yönünden tam donanımlı değilim.Tüh be dedim kendi kendime.Eee,şimdi ne yapacaksın bakalım..Kahretsin yanıma bunu kullanmaya yarayacak Zargana topunu da almamışım.
    Aklıma çantamda yer alan ve tekne avlarında sırtı için kullandığım sahteler geldi.Bunlardan bir tanesini alarak küçük klipse yerleştirdim ve bu defa bununla deneme yapmaya karar verdim.İlk önce az suya girdim ve başladım çalışmaya.Yok içime sinmedi.Nedeni se sahte arzu edilen seviyede aksiyon yapmıyor ve dalgaların içinde tepe taklak devrilerek geliyor.
    Halbuki, bana esin ve ışık kaynağı olan sevgili arkadaşlarım he daim üstüne basa basa ille de Aksiyıon çok önemli demişlerdi.Cesaret gösterip, suya biraz daha girdim.Su diz kapaklarıma kadar geliyor.İşte bu defa olmuştu.Attığım sahte başlamıştı su içinde dans ede, ede yüzmeye.
    Yalnız bu av merası benim diğer av meralarım gibi değil.5-10 adımdan sonra birden derinleşen bir yer.Onun için ayaklarımı yere sağlam basmam ve dengede iyi durmam lazımdı.Bu arada merada av yapan başka at-çek çalışan arkadaşlar da var.Ve ara sıra da uygulamalı olarak gözlem yapmak için onları da gözlemliyor ve bir şeyler öğrenmeye çalışıyorum.Ama suya benim kadar giren yok.Genelde dalgalardan sakınarak ayaklarını fazla ıslatmadan su kenarında at-çek yapıyorlar.Bir tanesi de kasık içzme ile at çek yapıyor.Muhtelif renk ve cins adını tam olarak öğrenemediğim balık şeklinde baş tarafı metalden mamul kandırıcılar ile çalışıyorlar.

    [​IMG]
    Yaklaşık bir yarım saatden fazla deneme yaptım.Yoruldım ve sıkıldım.Sahteye ha bre dal parçaları,ot, vs takılıyordu zira.Çıktım yemli takımlarımı kontrol ettim ve bir daha deneme yapmaya başladım.Vakit henüz erken ve hava aydınlık.Yani bastığım yeri görebiliyorum.Hava da bu arada ara ara sağanak yapıyor.Bu esnada bayağı bir zorlanıyorum.Bir arad da önce ince, ince ve daha sonra da hızını arttıran bir kısa yağmur geçişi oldu.Baktım Erdal kardeşim arabaya kaçmış bile.Kıyafetim ona göre olduğu için ben de bir sıkıntı yok çok şükür.Tek sıkıntı ara sıra sapıtan ve azan çok sert dalgalar.Zira kabaran dalga bazen taa, göğüs kafesime kadar geliyor ve güm diye bana çarpıyor.Dengede durup, devrilmemek için bayağı bir temkinli olmaz zorundayım.Ayrıca, ayağımın altı da hiç güvenli değil.Çünkü kumlar ha bre oynuyor ve tekrar tekrar sıra ile dengeli bir şekilde ayaklarımı kaldırıp, bir daha zemine basmam lazım.Çünkü bir süre sonra ayak bileklerime kadar kuma gömülüyorum.

    Ümitsiz ve nafile şeklinde ha bre çalışırken bir an yakınımdan bir beyazlık geçtiğini gördüm gibi oldu.Dikkatli bir şekilde baktım.Ama çözemedim.Saniyeler içinde düşündüm, yahu arkadaşlarımın '' sahteyi takip '' dedikleri bu olmasın dedim bir an, ve daha iştahlı bir şekilde başladım at-çek yapmaya.
    Ve sonunda ilk dokunuşu,ilk teması aldım.Balık benim sahteye ilgi göstermiş ve basmıştı.O ana kadar tıngır-mıngır yavaş, yavaş sardığım makinanın kolu dönmez olmuş ve adeta saplanmış kalmıştı bir yere sanki.Ve arkadan benim 4500 lik Japon malı Ryobi Kobe'm kibarca cızırdar gibi oldu.Evet,evet..Olmuştu.Bu defa olmuştu.
    Dengeli bir şekilde sudan, karaya doğru arka arkaya giderken bşr yandan da Erdal bey e sesleniyordum.Yardım et diye.Sağolsun hemen bulunduğu yerden koşarak yanıma ulaştı ve ne yapayım dedi.Zira o kıyıda ben ise henüz daha su içindeydim.Levrek ise bu arada ha bre kalamayı kibar,kibar boşaltıyordu.
    Yemli takım ile avlanırken, balık basınca kamışa elime aldığımda onun endamı ve boyu posu hakkında senelerin tecrübesi olsa az-çok fikir sahibi olmuştum.Ama kibrit çöpü kalınlığında bir ucu olan at-çek kamışı ile ilk deneyemimi yaşadığımdan olsa gerek, balığın ebatı hakkında hiç bir şey tahmin edemeden yavaş yavaş makinayı sara sara kıyıya ulaştım çok şükür.Bu arada henüz balık ileride ve göz temasım olmadı.


    [​IMG]
    Yavaş,yavaş makinayı sarması için Erdal kardeşime kamışı verdikten sonra yine suya girdim ve temkinli bir şekilde suya girerek ilerledim ve nihayet balığı gördüm.Ebatı da gayet iyiyidi.Bu arada balık iyice kıya yanaşmaya başlarken ben de kendimi balığın gerisine atarak iki elimde onu ileriye doğru fırlattım.Ve daha sonra bir daha.Yani bir nevi kepçeleme işi gibi bir şey.Ve sonunda pehlivan suyun dışına çıkmıştı.
    Balık emniyetli bir mesafeye gelince de hemen solungaçlarının olduğu yerden elimi sokarak balığı havaya kaldırdım.İşte bu...İşte bu diye...O anlardaki yaşanan aderenalin patlamasını anlatacak kelimeler olduğuna inanmıyorum.Anlatılmaz, yaşanır denilen şey bu olsa gerek.Balık denk geldikten sonra etrafda at-çek yapan arkadaşlardan gelip tebrik edenler oldu.Attığım sahteyi filan incelediler.Ve bir genç arkadaş da balık ile fotoğraf çektirmek istedi.Onun da gönlünü yaptıktan sonra, doğal olarak bir kaç fotoğrafta ben çektirdim ve hatta kısa bir video.Anı olması açısından. Zira bu ilk temas,ilk dokunuş ve nihayetinde adına At-çek denilen sistem ile başlayan aşkımızın ilk kıvılcımı olmuştu.Ve bu balığımı Sevgili dostum, Erdal kardeşime hediye ederek,yine girdim su içine.


    [​IMG]
    Bu arada da vakit bayağı bir ilerledi.Henüz hava kararmadı ama günün artık son ışıkları diyebilirim.Ama henüz ortalık seçiliyor.ve ben yine su içinde at-çek çalışıp duruyorum.Bu defa daha bir ümit ve güvenle.tabiki.
    Sevgili arkadaşlar, artık sayısını bile hatırlamadığım at Allah, çek Allah diye yorulup dururken,Sahtenin bana ulaşmasına yakın bir mesafede öyle bir takip aldım ki.Akıllara zarar.İri desem yetmez sanırım.Kallavi desem emin olun az kalır.Adeta bir et yumağı /et kitlesi gibi bir şey.Dev bir levrek çok yakınıma kadar sahtenin arkasından geldiği halde, beni fark ettiğinde olsa gerek ağır abi hareket ile süzülerek derine gitti.Bu kadar iri,bu kadar büyük bir Levreği hiç doğal ortamında görmemiştim.Ürpermedim desem yalan olur.
    Onu gördükten sonra adeta nutkum tutuldu ve hemen arkasından at-çek yapamadım.Sudan çıktım ve aynen Erdal kardeşinin yanına giderek gördüğü anlattım.Emin olun, anlatırken bile hala heyecan ile sesim titriyordu.

    Arkadaşımın ilk tepkisi ya ne duruyorsun:Haydi devam etsene demesi oldu.Yok dedim.Bugünlük bu kadar heyecan yeter.Haydi sen arabadan bir şeyler getir de yiyelim demem üzerine sağ olun arkadaşım arabaya yöneldi.Ve az ilerimizde olan sonradan gelen Maksut kardeşim ve İsmail abiye uğradı ve başladı onlara benim gördüğümü anlatmaya.
    Bu arada hava da artık iyiden iyiye kararmaya başladı.Ben arkadaşımı beklerken bu arada yemli kamışları izliyor,hem kendi kamışlarımı hemde arkadaşın kamışlarına bakarak olmaya çalışıyorum.
    Benim arkadaş ise , az ileride av yapan diğer iki dostumuz ile ayak üstü koyu sohbete başlamış bile.Bir ara benim kamışlardan, biri selam verir gibi olması ile birlikte can havliyle bulunduğum yerden fırlayıp, kamış ayağındaki kamışı alıp boşluğunu alayım dedim.ve pat-pat diye 2 defa vuruş aldım.Ve tasmaladım doğal olarak.Yeme basan gayet güzel bir ebatta bir levrekmiş.Daha sonra eve gelince ölçüp tartım net bir kilo ve 42-43 cm lik bir küçük pehlivan.
    Akşam yemeği tarzında yapılan atıştırmalıklardan sonra bir kez daha iyice suya girerek at-çek yapmadım.Zira çekindim.Genelde kıyıdan denemelerim oldu.Çünkü gün boyu 3 veya 4 gibi esen lodos havanın kararması ile birlikte 5 ve üstüne çıkmıştı.
    Hava karardıktan sonra yakınımızda av yapan arkadaşlarımıza bir adet iri mığrı denk geldi.ve daha sonra bir adette Erdal kardeşime.Ve başka da bir vuruş olmadı.Sanırım saat 22.00 den sonra da havanın artık iyice sertleşmesi neticesi 150 gr lık kurşunun bile zeminde tutunamamaya başlaması ile yavaş, yavaş toplanarak dönüşe geçtik.

    Benim için ilk at-çek deneyimimi yaşadığım, gayet güzel bir av güncesi oldu.Çok daha güzelinin en yakın zamanda dostlarınız ile birlikte sizlere denk gelmesi dileği ile rastgele..




     
    hızır şeref gültekin bunu beğendi.
  2. Sponsorlu Bağlantılar
  3. çamlıbahçedenahmet

    çamlıbahçedenahmet Daimi Üye

    Yaş:
    52
    Kayıt:
    19 Aralık 2013
    Mesajlar:
    1.944
    Beğeniler:
    1.954
    Şehir:
    istanbul - bebek çamlıbahçe
    ilk tebrik eden ben olayım daha iyileri rasgelsin harika görüntüler ve video
     
    ishak BALLICA bunu beğendi.
  4. ishak BALLICA

    ishak BALLICA Aktif Üye

    Kayıt:
    7 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    809
    Beğeniler:
    99
    Sevgili dostum, yorum yazarak sevincimi paylaştığınız için teşekkür ederim.:)Cümlemize gönlümüzdeki avların denk gelmesi dileği ile rastgele...
     
  5. ErdalYildiz

    ErdalYildiz Aktif Üye

    Yaş:
    43
    Kayıt:
    14 Ocak 2014
    Mesajlar:
    950
    Beğeniler:
    935
    Şehir:
    Trabzon
    Rapor ve görüntüler harika.Avlarınız daim olsun.Tebrikler...

    GT-N7100 cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi
     
    ishak BALLICA bunu beğendi.
  6. ToprağınSesi

    ToprağınSesi Aktif Üye

    Yaş:
    49
    Kayıt:
    15 Ocak 2014
    Mesajlar:
    116
    Beğeniler:
    49
    tebrikler üstat vallahi sanki ben yaşamışım gibi hissettim o aktarımı ve barındırdığı adrenalini. Daha iyilerine ve hep aynı şevkle...
     
    ishak BALLICA bunu beğendi.
  7. ishak BALLICA

    ishak BALLICA Aktif Üye

    Kayıt:
    7 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    809
    Beğeniler:
    99
    Sevgili Erdal, yorumun güzel sözlerin için teşekkürler kardeşim.Çok daha güzelinin en yakın zamanda sizlere denk gelmesi dileği ile rastgele..:)
     
    ErdalYildiz bunu beğendi.
  8. ishak BALLICA

    ishak BALLICA Aktif Üye

    Kayıt:
    7 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    809
    Beğeniler:
    99
    Sevgili dostum, bu av esnasında yaşamış olduğum o güzel anları av sonrası elimden geldiğince ve dilimin döndüğünce siz dostlarıma da yansıtmaya çalıştım.:)

    Sevincime ortak edebildiysem ne mutlu bana.
     
  9. trakonya79

    trakonya79 Daimi Üye

    Yaş:
    37
    Kayıt:
    18 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    2.349
    Beğeniler:
    2.355
    Şehir:
    İSTANBUL
    İshak abi selmalar;

    abi tebrik ediyorum çok güzel balıklar almışsınız,sizinde belirttiğiniz gibi tam levrek suyunu yakalamışsınız,

    ahhhh
    ahhhhh
    ahhhhhhh:p:D:harika::harika:

    Bende o yorelerde olaydım bende sizinle olta ataydım bende yagmur altında ıslanayadım ne güzel olurdu,malesef istanbulun tüm meralarına beton bloklar çevirmiş durumda,

    istanbulda böyle avcılık yapmak için kilometrelerce yollar kat etmek sıfır çekme ihtimalini göz önüne almak gerekiyor,

    kısmet olursa baharda Rizeye gitme planım var olurda gidersem bir levrek raporuda benden gelir artık.

    abi devamı denk gelir inşallah avlarınız bereketli olsun :harika:
     
    ishak BALLICA bunu beğendi.
  10. ToprağınSesi

    ToprağınSesi Aktif Üye

    Yaş:
    49
    Kayıt:
    15 Ocak 2014
    Mesajlar:
    116
    Beğeniler:
    49

    Hem de nasıl hem de nasıl...
    Ve bendeniz şiirle de uğraşan biri olarak sahici duygu nedir az çok bilîrim.
    Bu yolladığım naçizane şiir de lütfederseniz hediye olsun size.

    Teyemmme Sokulmu Arsz Kibir iiri - Serhat AKDENZ airine ait iirler - Serhat AKDENZ iirleri - Edebiyat Defteri


    hürmetle
     
    ishak BALLICA bunu beğendi.
  11. agartan

    agartan Moderatör Yönetici

    Yaş:
    50
    Kayıt:
    30 Nisan 2010
    Mesajlar:
    18.730
    Beğeniler:
    5.728
    Şehir:
    İstanbul
    Tebrikler sevgili İshak,
    Anlatımın harika, bire bir yaşadım o anları..
    Hatta bana sahteme ilk teşrif eden levreğimi ve o ilk heyecanla onu nasıl kaçırdığımı hatırlattı..
    Balığın takibi gibi güzellikleriyle at çek avcılığı yemliye göre çok daha heyacanlı değil mi?
    Her zaman rast gelsin