Duyuruyu Kapat
Google Gözat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Kayak ve Kano Oltacılığına Giriş Ve Jigging

Konu, 'Jigging (Vertikal Jigging) Jig İle Balık Avı Teknikleri' kısmında Salih Kanaatbilen tarafından paylaşıldı.

  1. Salih Kanaatbilen

    Salih Kanaatbilen Üye

    Yaş:
    37
    Kayıt:
    31 Ocak 2016
    Mesajlar:
    93
    Beğeniler:
    215
    Şehir:
    Adana
    Kano ile jigging - spinning - lrf

    Yukarıdaki konu başlığında araya mesajlar girdiği için konunun bütünlüğü bozuldu. Kayak oltacılığına başlamak isteyen bir oltacının faydalanabileceği temel bir bilgi aktarımını, kesintisiz bulabileceği bir başlık altında yazdıklarımı toparlamak istedim. Umarım faydalı olabilir ya da olabilmişimdir.

    Bu konu başlığı altında Google'da "15 saniyelik" bir mesai harcayarak ulaşılabilecek, içerik olarak konuya hiçbir katkısı olmayan "link"ler göndermeyiniz.

    Diğer yandan, lütfen "ucuz" kayak önerisi istemeyiniz, çünkü piyasadaki ürünlerin fiyatları nedir bilmiyorum.

    Sözünü verdiğim gibi en son bölüme dikey sürütme (jigging) konulu makalemi de ekledim.

    Teşekkür ederim. Saygılarımla.
     
    Son düzenleme: 29 Şubat 2016
  2. Sponsorlu Bağlantılar
  3. Salih Kanaatbilen

    Salih Kanaatbilen Üye

    Yaş:
    37
    Kayıt:
    31 Ocak 2016
    Mesajlar:
    93
    Beğeniler:
    215
    Şehir:
    Adana
    Şanslısınız… Aradığım ikinci el bir olta makinesini bulabilmek umuduyla, ben de yakın zamanda foruma kayıt olmuştum. Makineyi bulamadım ama arada foruma bakar oldum, sizin sorunuzu görünce de kayıtsız kalamadım. Bir kitaba sığacak bir konuyu kısaca nasıl anlatırım bilmiyorum ama, deneyelim bakalım…

    Kendimi tanıtayım önce. Türkiye’de tatlı su ve denizde, “tüm olta balıkçılığı disiplinlerinde” kayak oltacılığını uygulayan ilk olta balıkçılarından, belki de ilk iki kişiden biriyim. İlk kimdir derseniz kıymetli dostum, ustam Bahadır ÇAPAR’dır. Ben 2008 yılından bu yana kayak oltacılığı yapmaktayım. Adana’daki pek çok baraj gölü başta olmak üzere, Kayseri Yamula Barajı’na kadar pek çok Tatlısu gölünde ve Adana Yumurtalık sahillerinden Hatay Samandağ sahillerine ve açıklarına kadar Doğu Akdeniz’de balık peşinde toplamda 2000 km.ye yakın kürek çektim bu güne değin. Sorunuzun odağını oluşturan dikey sürütme (jigging), at-çek ve sırtı(trolling) disiplinlerinde avlanıyorum. Açık konuşmak gerekirse Türkiye’de kayak oltacılığını ustam ve benim dışımda uzun soluklu sürdürebilen, bu konuda uzmanlaşacak deneyime erişebilen bir başkasıyla tanışmadım. Umuyorum vardır. İnternet ortamından takip edebildiğim kadarıyla bir hevesle bu işe girişip, kısa zamanda (çeşitli sebeplerle) vazgeçen bir avuç insan var sadece.

    Konuya gelelim… Peşinen söyleyeyim! Güvenli değil, devrilebilir… vs. gibi yorumlara derhal kulağınızı kapatın! Okumayın, duymayın! Deniz kayağına hiç binmemiş insanların kuruntusu bu. Ben bunca yıl, bunca kilometre, iki kere fırtınada kalmama rağmen – ki birinde kıyıdan 8 kilometre, ikincide 3.5 kilometre açıktaydım – hiç devrilmedim. Bir kere bile! Ustam sadece bir kez devrildi, onda da denizde değil baraj gölündeydi, iç suların dalgası denizden tehlikelidir. Kıyıdan 12 kilometre açıkta avlandığım oldu, Hatay açıklarında 250 metre derinliklere gittim devrilmedim, ölmedim, işte burada size bunları canlı kanlı yazıyorum…Hiç tehlikesi yok anlamayın tabii ki, denizde uyulması gereken kurallara kesin riayet etmeli, hava durumu siteleriyle yakın akraba olmalı, acil durumda kol gücünüzle gittiğiniz yerden döneceğinizi bilerek kendinizi, limitlerinizi, denizi iyi tanımalısınız.

    Diğer yandan sağlıklı ve iyi bir fiziki kondisyonda olmanız da şarttır. Çok güçlü olmanız gerekmez, ben mesela 36 yaşında 1.78 boyunda 70’li kilolarda ortalama bir fiziğe sahibim. Asıl güçlü olmanız gereken psikolojik dayanıklılıktır. Kolay yılan, pes eden bir karakteriniz varsa hemen vaz geçin! Ama bir kere “ben oraya gidecek, sağ salim de döneceğim” derseniz bu iş olur. İlk uzun seferimin ( 24 satte 63 km.) sonlarında yorgunluktan kısa süreli, saniyelik bir baygınlık geçirip kusmuş, yine de kendimi zorlayarak gezimi tamamlayabilmiştim. Ki normal bir av gününüzde yapacağız yol azami 20 – 30 kilometre, vücut alıştığında çok kolay geliyor, ilk birkaç seferiniz zorlar sadece.

    Diğer yandan son derece etkin bir av aracıdır. Tam bir oynak canavarıdır! Kofana, akya ve hatta orkinos oynaklarına on metre mesafeye kadar ürkütmeden sokulabilirsiniz. Zira kayağın su kesimi yoktur, yani su altında kalan kısmı yok gibidir. Birkaç metre kalana kadar balık orda olduğunuzu görmez bile. Çok defa balığın nazlı zamanlarında iş olsun diye sahteyi kovalayan balıklarla göz göze gelirsiniz. Saf saf size bir bakınır geri dönerler. Eğer fırtına çıpası kullanmayı ve akıntıda sürüklenme hızınızı yavaşlatmayı öğrenirseniz dikey sürütmede de ( jigging) son derece etkindir.

    Şimdi… Çok yanlış bir yerdesiniz. Hemen geri adım atın! Daha “kayak nedir” i bilmeden “kayak oltacılığı nedir” e geçmeyin. Olta takımları en son iş.

    Öncelikle deniz kayağı tek kişilik bir teknedir. Suya çıkabileceğiniz en küçük, en hafif, en pratik teknedir. Yani sonuç itibarı ile bir “teknedir”. Öyleyse motorlu bir fiber tekneyle denize açılacak kişi hangi yeterliliklere sahip olmalıysa siz de mutlaka bu yeterliliklere tabisiniz demektir.

    1) İyi derecede yüzme bilmelisiniz.

    2- Temel seviyede ilk yardım ve hayatta kalma teknikleri bilmelisiniz.

    3- Yer yarılsa gök delinse farketmez; üzerinizde üstün kalitede bir can yeleğiniz, tam teşekküllü ve su geçirmez kılıflı bir ecza çantanız, diğer teknelerin sizi görebileceği ufakta olsa bir çakar ve flamanız, yedekte on metre düzgün dürülmüş sağlam ipiniz, size balık tutarkende muhakkak lazım olacak bir fırtına çıpanız (Drag net ve ya paraşütte derler), yedekte 3 litre suyunuz, su geçirmez kafa lambanız ve feneriniz, yedek pilleri, ufak bir dürbününüz, bir düdük muhakkak yanınızda bulunacak!

    4- Temel seviyede denizcilik bilmelisiniz. ( Deniz ve hava durumu, deniz trafiği… gibi değişkenlere göre rota belirleme, kerteriz alma, acil durumlarda mevkinizi bildirebilme, düğümler… vb.)

    5- O gün avlanacağınız mera hakkında genel bilgi sahibi olmalısınız.( Hakim rüzgar yönü nedir, hangi saatte ne yönden eser, dip yapısı nasıldır, çok kuvvetli dip akıntılarına tabii midir, acil durumlarda kendimi atabileceğim korunaklı kıyıları, koyları var mıdır… gibi.)

    6- Eğer kışın av yapacaksanız mutlaka Yelkencilerin kullandığı tipten bir kuru kıyafet (dry suit) içinize içlik, ayrıca hafif su serpintilerine dayanıklı bir rüzgar ceketi alacaksınız.

    7- Sıcak aylarda iyi bir sandalet, keten hafif bir pantolon, mutlaka uzun kollu ince bir gömlek, muhakkak çepeçevre siperlikli bir şapka yeterlidir. Sakın ha şort, tişört giyip çıkmayın! Güneş canınıza okur! Tecrübeyle sabittir.

    Şimdi bunların hepsini yaptıktan sonra aldığınız kayağa gelelim. Özelliklerine göre ben size hangi derinliklerde, ne tür avlar yapmanıza uygundur söylerim. Marka ve ya modeli nedir. Uzunluğu, en geniş noktasında genişliği, sudan yüksekliği (deck height) nedir? İçine oturulan (sit inside) tiptemi yoksa üzerine binilen tiptemi (sit on top)? Baş altı ve kokpitte bulunması gereken iki adet gözün (hatch) kapakları su geçirmez özellikte mi?



    Görüşmek üzere…
     
  4. Salih Kanaatbilen

    Salih Kanaatbilen Üye

    Yaş:
    37
    Kayıt:
    31 Ocak 2016
    Mesajlar:
    93
    Beğeniler:
    215
    Şehir:
    Adana
    Güzel bir kayağa benziyor, dalga yarma kabiliyeti bizim Tarponlardan biraz daha zayıf görünüyor burun yapısına bakarak, ancak daha stabil olacaktır tahminimce. Genişliği denge açısından yeterli, zaten daha genişleri hem yavaş oluyor hemde istikametini (traking) koruyamıyor. Daha kısa kayak düşünmeyin, Zira kayak ne kadar uzun olursa sürat, rotada kalma, dalga yarma kabiliyeti o kadar artar. Kolaylıkla taşıyabileceğiniz, cüssenize uyacak olabilen en uzun boyu tercih etmek esastır.

    Araba konusuna pek takılmayın. Önden, arkadan biraz taşarsada birşey olmaz. Uygun şekilde dört noktadan bağladığınızda sıkıntı kalmaz. Babamı da götürdüğüm bir iç anadolu seferinde çektiğim fotoğrafı paylaşıyorum. Görebileceğiniz üzere iki kayak yüklediğim halde git gel 700 km. civarını bulan yolculuğumuzda hiç bir sorun olmadı.

    Koyacak yer konusu elbette bir sorun. Ancak bu konuda 4.20 boyunda takriben 200 kiloluk bir fiber teknenin sahibine göre çok daha ferah olacağınız garanti:) Çare bulursunuz. Örnek vereyim; ustam beş katlı bir apartmanın teras katında oturuyordu ve çok uzun bir süre tekne römorklarının çıkrığından uydurduğu basit bir vinç ve çelik halatla indirip çıkardı kayaklarını! Olmaz diye birşey yok...
    2.jpg
    Bağlama noktaları.jpg
     
    aldem, iasoslubalıkçı ve stratejist bunu beğendi.
  5. Salih Kanaatbilen

    Salih Kanaatbilen Üye

    Yaş:
    37
    Kayıt:
    31 Ocak 2016
    Mesajlar:
    93
    Beğeniler:
    215
    Şehir:
    Adana
    Açık söylemek gerekirse kendi çevremde dahi benim balıkla çekilmiş fotoğrafımı gören çok çok nadirdir. Sevmiyorum! Bakın ben bunu yakaladım diyerek sosyal medyada, arkadaş çevresinde, alışveriş yaptığı olta mlz. dükkanında milletin gözüne sokan tipleri hiç sevmiyorum! Yanlış anlaşılmasın, avlanma hikayesini, yaşadıklarını, yakalayabildiklerini, heyecanını paylaşan yurdum insanından bahsetmiyorum. Siz de bahsettiğim o irite edici şahsiyetleri muhakkak çevrenizde görüyorsunuzdur, eminim. Bir tepki olarak ben hiç bir yerde "balıklı" fotoğraf paylaşmıyorum. Sadece iyi bir hatıramı paylaşmak adına, sizi kırmamak için bu forumdaki ilk ve son "balıklı" fotoğrafımı göndereyim. Yakın tarihte bir blog üzerinden kayak oltacılığı tecrübelerimi aktarmayı tasarlıyorum. Kısmetse oradan takip etme şansı bulacaksınız.

    Kayak üzerinden yakaladığım ilk akya... Kıyıdan bir kilometre kadar açıkta, kolyoz taklidi, 14 cm.'lik, hibrit aksiyonlu bir popper yüzey sahtesine saldırarak yakalanmıştı. Güneşli ancak soğuk esen bir yılbaşı arefesiydi...
    DSCF2310.jpg
     
    aldem ve stratejist bunu beğendi.
  6. Salih Kanaatbilen

    Salih Kanaatbilen Üye

    Yaş:
    37
    Kayıt:
    31 Ocak 2016
    Mesajlar:
    93
    Beğeniler:
    215
    Şehir:
    Adana
    Birincisi otacı ile balıkçı arasında çok keskin bir çizgi var, benim kanaatimce. Kendimi hiçbir zaman balıkçı olarak görmedim. Ben bir olta balıkçısı, kısaca oltacıyım. Ben balık yemeği sevdiğimden değil, balığı ve ait olduğu tabiatı sevdiğimden balık yakalamaya giderim. O gün balık yakalayamamış olmak hiç bir gün üzüntü vesilesi olmamıştır. Oltacı bir gönül insanıdır; balıkta olmak onun için ruh alemini beslemenin bir yoludur sadece. Alelade bir balıkçıdan farklı olarak oltacı tabiatta seyir halindeyken belli etik kurallar silsilesine de tabidir...

    Savaşçımıdır nedir, bahsi geçen belgeselin bir bölümüne ancak tahammül edebildim! Bu adamlar düpedüz ticari balıkçı! Bizim memlekette de örneklerine zaman zaman rastladığımız "hanzolukların" envai türlüsünü sergilediler. İzlediğim bölümde komşu adadan gelen misafir balıkçının üzerine yürüyüp dövmekle tedit etti öküz! Olacak şey mi! Sonra balık satmak amatör oltacılığın kitabında yazmaz. Balık satanı asla olta balıkçısı görmem, yiyebileceğinden büyük ya da fazlaysa geri salarsın...bitti. Yakaladığım balığa asla maddi değer biçmem, biçilmemelidirde. Yok şukadarlık makine, bu kadarlık kamış, balığın da kilosu şukadar olsa....iyi vallaha! Çok ayıp bu çok ayıp! Sonra herifler bir sürü güvenlik kuralını da çiğniyorlar, çoğu can yeleği bile giymiyor... Cesareti iyi bilirim, buna cesaret değil psikopat aptallığı denir...

    Kayak Oltacılığı'na merak salan tüm arkadaşlara buradan duyurayım. Asla Amerika ve Hawai - ki hawai amerikaya ait zaten - meşeli videolara aldanmayın, izlemeyin ve asla özenmeyin. Yaptıkları çoğu uygulama "nasıl davranmamalısınız"ın bir gösterisidir. Zaten çoğu çekim yapılan alana tam teşekküllü bir tekneyle gider, avlanacağı noktada tekneden kayağa biner, avın her aşamasında tekneden destek alır, bir çoğunuz da "bu çekim yapılan nokta neden kayaktan yüksek" diye sormaz aldanırsınız...Aman diyim, aldanmayın arkadaşlar.

    Eğer takip edecekseniz Avustralya ve Yeni Zellanda'lı kayak oltacılarını takip etmenizi salık veririm. İyi denizcidirler. Amerikalı gibi köylü kurnazı, cahil adamlar da değiller... Benim severek takip ettiğim Josh Holmes'in kanal bağlantısını ekliyorum. Bizim mangalda kül bırakmayan cesur teknecilerin rüyasında görse kabus diyeceği "1000 Km. yola" kayak ve yelkenle gider, balık tutar, yiyeceğinin ötesini öper sever geri salar. Adamdır...

    https://www.youtube.com/user/yakabout

    Hemen hangi sonar, hangi olta gibi sorular somak en büyük yanlıştır. Denizcilik bilmeden kayağa binip açığa çıkılmaz. Temel ekipmanları tedarik etmeden kullanmayı öğrenmeden büyük balık tutmak tehlikelidir. Kayak üzerinde beş kilonun üzerinde ağırlığa sahip herangi bir avcı karakterli balığı zaptetmek tecrübe ister. Yoksa oltanıza düşmüş altı kiloluk bir sırtıkara can havliyle sudan sıçrayıp size çarptığında neler olabileceğini bilen biri olarak sizin yaşamanızı hiç istemem... Hayatınızın en güzel hatırası olabileceği gibi en acı hatırası da olabilir.

    Buradan çıkarılacak sonuç korkarak hareket etmeniz gerektiği değildir. Aksine acele etmeden, tecrübe kazandıkça, ne yaptığınızı ve yapacağınızı bilerek zamanla açıklara çıkmayı, büyük balık kovalamayı düşünmenizdir. Zaten ne yaptığını bilen insan için korku diye bir şey söz konusu değil bildiğiniz gibi.

    Nasıl başlamanız gerektiğine dair öncelikli bilgileri zaten ilk iletimde yazdım. Devamını merak eder ve doğru soruları sorarsanız kalanına da ufaktan değinirim.
     
    iasoslubalıkçı ve stratejist bunu beğendi.
  7. Salih Kanaatbilen

    Salih Kanaatbilen Üye

    Yaş:
    37
    Kayıt:
    31 Ocak 2016
    Mesajlar:
    93
    Beğeniler:
    215
    Şehir:
    Adana
    Kürek: O olmadan kayak, suya düşmüş kuru yapraktan farksız, işe yaramaz bir nesneden öte bir şey değildir. Mutlaka sağlam ve amaca uygun bir küreğiniz olmalı. Çok pahalı ürünleri ilk aşamada bir kenara bırakın. Ben bukadar yıldır halen amatör sayılabilecek kalitede kürekler kullanıyorum, İşimi görüyorlar. Ortalama bir kalitenin üzerinde her kürek, uygun ölçülerde olmak kaydı ile işinizi görecektir.

    Dört tür yapı malzemesi vardır kürekte. Ahşap, karbonfiber, fiber glass ve alüminyum saplı plastik palalı:
    Ahşap kürekler çok iyi bir ustanın elinden çıkmalı, hafif ancak sağlam bir keresteden yekpare üretilmelidir. Ağaç yıllanmış olmalı ki çalışıp bel vermesin. Anladığınız üzere ahşap kürek bu işin romantizmi olup çok nadir kullanılır. Bulunması, korunması son derece zordur. El yapımı, maori tipi palaya sahip küreğiyle büyük beyaz köpekbalıklarıyla dolu Avusturalya'nın çevresini tek başına, destek ekibi olmadan, 245 gün kürek çekerek dolaşan, Freya Hoffmeister teyzemi anmış olayım. Ki geçen yıl Güney Amerika Kıtasının etrafını dolaştığı turunu da bitirmiştir... Ah be teyzem...
    Freya Hoffmeister
    Freya Hoffmeister - Wikipedia, the free encyclopedia
    Karbonfiber kürekler çok pahalı ürünlerdir. Söylemenin ne anlamı var bilmiyorum ama çok hafif ancak kırılgandırlar. Başlangıç için gerek yok bence...

    Fiber glass kürekler nisbeten hafif küreklerdir. Karbonfibere göre daha mukavemetlidir. Uygun ölçülerde bulunursa alınabilir.

    Alüminyum saplı plastik pala kürekler öküz ölüsü gibi ağırdır! Ucuzdur, sağlamdır, iş görür... Ben halen bu tipleri kullanıyorum. Kullandığım küreklerin biri 1,5 kiloya yakın ağırlıkta, uzun yol gittiğimde öldürüyor... Genede idare ediyoruz işte... İyi ölçülerde olmak kaydıyla pek ala alıp uzun müddet kullanabilirsiniz.

    Kürek uzunluğu önemlidir. Ortalama boyda bir kullanıcı için bir uçtan bir uca 230 cm uzunlukta olmalıdır kürek. 220-226 cm. kürekler kısa ve güçsüz kalır.

    Pala tipi de çok önemlidir. Kürek çekme stiline göre adlandırılan iki tip pala var:
    1- Low Angle Blade: Adından da anlaşılacağı gibi, küreği düşük açıyla suya vurduğunuz, palanın tamamının suya gömülmediği, daha az yorucu, relaks bir stili ifade eder. Pala uzunca ve dar şekillenir. Tur ve geziler için, iyi havalar için biçilmiş kaftandır. Ancak kötü havada, süratli seyirde hiç işe yaramaz.
    2- High Angle Blade: Daha kısa ve yayvan bir pala tipidir. Kürek çekme stili baş üstü bir hizadan dike yakın bir açıyla suya daldırıp çekme şeklindedir. Yorucudur, iyi omuz kası yapar ancak açık deniz olta balıkçıları için de vazgeçilmezdir. Oynak gördünüz bastırıp yetişmek istiyorsunuz ya da hava bozdu rüzgar üstü ve dalgalara karşı kürek çekeceksiniz işte bunların ilacı Yüksek açılı pala ve kürek çekme tekniğidir.

    Youtube'de "High angle vs. Low Angle Paddling" şeklinde aratırsanız tekniklere dair videolar bulacaksınız. Bir örnek:



    Can yeleği markası çok önemli değil. "Markalı" olsun yeter. Ortalama bir fiziğiniz varsa "50N" yüzdürme kabiliyetine sahip, kol altları kürek çekmenize-olta atmanıza engel olmayacak şekilde geniş, kaliteli herangi bir ürün işinizi görür. Ben "Gill Pro Racer" kullanıyorum.

    Fırtına çapası olarak ben Lalizas marka kullanıyorum. Çok sert bir kumaşı var biraz zor açılıyor suda ama eh işte idare ediyor. 6m yada 7.5m tekneler için olduğu söylenen(!) modelleri kayağa uygundur.

    Kafa lambası ve fener size kalmış, bütçenize göre IPX7 standartını karşılayan herhangi bir ürün olur.

    İp çok amaçlı kullanılacaktır. Çok kalın olmasına gerek yok. Elinizle yüklendiğinizde kaymadan, elinizi acıtmadan rahat tutabilmeniz ölçüdür. 6-10 mm arası çapta herhangi bir sağlam ip iş görür. Acil bir durumda, teknelerin sizi yedekleyip çekebilmesinde kullanılabilir mesela. Ne olur ne olmaz diye bulunduracaksınız. Bu yedek ipiniz olacak.

    Bunun yanında unutmadan yazayım 20 metre kadar 6mm. kalınlığında, bir makaraya sarılı vaziyette çapa ipi alacaksınız. Bu ana ipiniz olacak. Fırtına çıpasını bir krom karabinayla bu ipe bağlayacaksınız mesela. Ben pek kullanmıyorum ama siz kullanırım derseniz azami yarım kiloluk katlanır özellikte çapa ve ya büyük boy bir parke taşı bulundurabilirsiniz. Normal çapanın derin yerlerde çok uzun ipe ihtiyacı olduğundan kayakta kullanımı kısıtlı.

    Hırdavatçılardan ve ya tekne malzemeleri satan yerlerden takriben 5-7 cm. uzunlukta birkaç tane krom karabina da edinin.

    Dry suit deyince karışmasın. Dalgıçların kullandıklarından değil, yelkencilerin kullandıkları tipte tekno kumaştan imal kıyafetleri anlayın. Bu kumaşlar nefes alabilir özellikte olup, teri buharlaşma yoluyla dışarı atar, dışarıdan su almaz. Pahalı ürünlerdir. Ancak soğuk aylarda denize açıldığınız hergün "verdiğim para helal olsun sana" dedirtir. Ben yine Gill marka Pro Dry Suit kullanıyorum. Fakat bunlar şu an bulunmuyor bildiğim. Musto ve benzeri markaların ürünleri bakılabilir. Bunların altına bir de "neopren ayakkabı" almanız gerekiyor. Mutlaka bir-iki numara büyüğünü alın, içilik ve çorap giydiğiniz için bir de kuru kıyafetin kendi lateks patiği eklenince tam ayak numaranızda olan ayakkabı giyilemiyor.

    Eldiven iyi olur tabii, eliniz nasıra alışık değilse kürek çekerken avucunuz patlar. Ben hayvancılık yaptığım için zaten nasır pek eksik olmuyor, o yüzden kullanmıyorum. Ama kullanmanızı tavsiye ederim.

    Yakalanan balıkları koymak için sizin kayağın önde bulunan su geçirmez bagaj (Hatch- Heç) süper! Nisan ayı ortalarına kadar buza ihtiyacınız yok. Yaz aylarında suyu dışarı akmayacak şekilde poşedi mühürlenmiş buz koymalısınız. Yine de yaz aylarında tüm gün balığı kayakta gezdirmek bir hayal, eğer balık bolsa muhakkak kıyıya dönüp, arabanızda zaten bulunması gereken buzluğunuza aktaracaksınız.

    Pusula elbette ki güzel bir dokunuş olur. Olmazsa olmaz değildir tabiki. Pusula kullanmayı biliyorsanız, özellikle askeri tipleri kerteriz alırken işe yarar. Su geçirmez olduğundan emin olun. Bir de askeri tiplerde grid koordinat sistemine göre milyemli taksimat var yanlış hatırlamıyorsam, derece cinsinden yazmıyormuydu neydi... neyse gereksiz teferruat işte.

    Diğer yandan çok önemli bir konuyu atlamışım. Mümkünse sabit namlulu, namlu boyu 10 cm.'yi geçmeyen, tuzlu suya dayanıklı ve kolayca ulaşabileceğiniz şekilde elbisenizin üzerine asılmaya uygun kopçalı-klipsli bir kılıfa sahip sağlam bir bıçak mutlaka olmalıdır. Tek elle açılabilen tasarıma sahip iyi bir çakı da olur. İki tarafı keskin bıçaklardan, kocaman komando ve av bıçaklarından uzak durun. Keskin şekilde bileyin-biletin. Yalnız jilet gibi de olmasın kazayla kendinizi kesebilirsiniz, orta karar iyidir.

    Saygılar...
     
    iasoslubalıkçı ve stratejist bunu beğendi.
  8. Salih Kanaatbilen

    Salih Kanaatbilen Üye

    Yaş:
    37
    Kayıt:
    31 Ocak 2016
    Mesajlar:
    93
    Beğeniler:
    215
    Şehir:
    Adana
    Kısaca bir toparlayalım;

    1) Can yeleği ve kürek temin ettik.

    2) Mevsim şartlarına uygun giyindik.

    3) Ecza çantamızı temin ettik.

    4) Uygun form ve büyüklükte bıçağımız üstümüzde.

    5) 20 metre kadar çapa ipimiz makarasında sarılı, yedek ipi de dürüp bagaj bölmesine koyduk.

    6) Fırtına çıpası temin ettik.

    7) Kafa lambası, fener, dürbün, düdük, manyetolu çakmak, yedek piller su geçirmez bir kutuya kondu, hazır.

    8) Diğer teknelerin bizi görebilmesini kolaylaştırmak için ufak bir flama taktık.

    9) Yeterli suyumuz da bagaj bölmesinde…

    Görebileceğiniz üzere geçmiş iki makale boyunca detaylandırdığım malzemelerin hepsini orta boyutta bir çantaya sığdırabilirsiniz aslında. Ancak bu malzemelerin çoğu hayati öneme sahip, kendi küçük işlevi büyük teçhizatlardır. O sebeple, şu ana kadar yazdıklarımın, aslında bu konuda yazılabileceklerin çok kısa bir özeti olduğunu bilmelisiniz.

    Şimdi bir adım daha ilerleyelim ve 1,5 litrelik hayat kurtaran dostumuzdan bahsedelim.

    Çiş Şişesi:

    Evet, yanlış okumadınız! Kayak oltacısı bir erkeğin belki de hayatta en çok sevdiği ikinci delikli şey 1,5 litrelik boş bir pet şişedir! Bütün malzemenizi, oltanızı toparlayıp denize açıldınız, kıyıdan epey uzaktasınız ve sıkıştınız… Eee o kadar yolu geri dönecek haliniz yok ya. Orada ihtiyacınızı gidermek bir mecburiyet. Kayak üzerinde ayağa kalkamayacağımıza göre bunu oturduğumuz yerde halledeceğiz. İşte bu pet şişe bu görev için biçilmiş kaftan. İşimiz bitip rahatladıktan sonra rüzgâr altı (rüzgârın gittiği yön) tarafa döküp yıkar, kayağın arka açık bagaj bölümüne ( stern hatch) düşmeyecek şekilde yerleştirir, ava devam ederiz. Daha küçük pet şişelere güvenmeyin, yetmiyor!

    Emniyet ipleri (Paddle – Rod Leashes) :

    Kayağın kapalı bagaj bölmelerinde durmayan, açıktaki her teçhizat -özellikle de kürek - uygun bir iple kayağa bağlanmak durumundadır. Bunu akla ilk geldiği gibi sadece devrilmeye karşı bir önlem olarak algılamayın. Dalgalar ve ya rüzgâr yüzünden, hatta çoğu zaman kendi dikkatsizliğimizden donanımımız suya düşebilir. Hiç unutmam dalgınlıkla kucağıma koyduğumu unuttuğum ve içinde her birinin iş yaptığı test edilmiş şahane dip kaşıklarımın (jig) olduğu bir çanta cup diye suya düşüvermiş, ben ayıkana kadar dibi boylamıştı. Yine bir sefer sigara yakmak için oltamı, ayakucuma koyduğum bir anda yeme basan bir dip balığı çok kıymetli bir makine kamış ikilisini körfezin derinliklerine gömmüştü L

    Kıssadan hisse, siz siz olun muhakkak donanımınızı bağlayın. Bunun için en uygun malzeme elastik kordonlardır. Motosikletlerin bagajlarını sıkıştırdıkları tipten lastikli ipler yani. Bunun mümkün mertebe kaliteli ve ince olanlarını bulup kendiniz yaparsanız en güzeli olur. Youtube’da bununla ilgili bir sürü video bulursunuz. “How to make kayak rod leashes” şeklinde aratmanız yeterli. Fena olmayan bir örnek:



    Son olarak sakın ola, sabit telefonların ahize kablolarına benzer, helezon şeklinde bükümlü sert plastikten imal kordonları kullanmayın. Bunlar düşmeniz halinde bedeninize dolanabiliyor ve çözmesi çok zor. Tehlikesiz bir devrilmeyi, ölümcül bir kazaya dönüştürebilir! Uzak durun!

    Su geçirmez kutular:

    Su geçirmez vasıflı çanta ve kutuları bulmak zor. Bulabildiğiniz yerde de genellikle anlamsız fiyatlar söz konusu… Uygun fiyatla bulabilirseniz ne âlâ, uygun boyutlardaysa alın.

    Ancak bulunamıyorsa hiç dert değil. Mutfakta kullanılmak üzere satılan ağız kısmı contalı, küçük ve orta boy plastik saklama kapları gayet güzel iş görüyor. Bunlar boyut iyibarıyla kapalı bagaj bölümlerine konabilecek ebatta olmalıdır. Hayati donanımları asla açık bölümlerde bulundurmayın. İşi bitince hemen kayağın içine geri koyun. Mesela eczanızı ya da fener, dürbün… Vs. gibi ufak ama kıymetli donanımınızı bunlara yerleştirebilirsiniz. Dikkat edilmesi gereken nokta kutunun kapağındaki silikon contanın eksiz, tek parça halinde yapılmış olmasıdır.

    %100 su geçirmez değildir bu kutular, ancak çok uzun bir süre batmaz ve kolayca su almaz.

    Son bir hatırlatma yapayım; suya açılırken nüfuz cüzdanınızı mutlaka su geçirmez kutuların birine koyun. Eğer düzgün bir can yeleği almışsanız iç kısmında mutlaka kimlik bilgilerinizin yazılacağı bir kısım vardır. Silinmez kalem ile buraya ad-soyad, doğum tarihi ve kimlik numaranızı yazın.

    Bir sonraki yazımda, olta balıkçılığına dönük yardımcı malzemelere değineceğim. Görüşmek üzere…
     
    iasoslubalıkçı ve stratejist bunu beğendi.
  9. Salih Kanaatbilen

    Salih Kanaatbilen Üye

    Yaş:
    37
    Kayıt:
    31 Ocak 2016
    Mesajlar:
    93
    Beğeniler:
    215
    Şehir:
    Adana
    Yavaş yavaş en merak edilen konuya, yani kayak üzerinden balık yakalamaya geliyoruz. Önce balık avına dönük yardımcı donanımlara bir göz atalım.

    Pense:

    Benim kartal burun diye tabir ettiğim, sustalı çelik halkaları açmaya yarayan çok amaçlı balıkçı penselerinden bulundurmanız şart. Misina ve ip kesmeye, balığın ağzından iğne çıkarmaya, çelik halkadan sahte yem değiştirmeye… vs. kullanacaksınız. Alüminyum olanlarını tavsiye etmem. Mümkünse paslanmaz çelik modellerden tercih edin. Mutlaka kılıflı bir model edinin. Kılıfı yoksa da bir kılıf uydurun. Bu gereç kolayca ulaşabileceğiniz yerde mümkünse kılıfıyla kemerinize takılı vaziyette olsun.

    Ben pek yanıma almıyorum ama eğer çok temkinli bir karakteriniz varsa, “kafam rahat etsin” diyorsanız, vücudunuza iğne saplanması durumunda kullanmak üzere bir tel kesme makası bulundurabilirsiniz bagaj bölmenizde. Bunların 20 Cm. civarında boyda olanları iş görür. Büyük hırdavatçılarda bulunur. Bu gibi el aletlerinde paraya acımayın, Çin malı almayın, yerli malı “İzeltaş” marka olabilir mesela… Yine de daha iyisi iğneyi sahteden söküp, saplandığı yerde bırakmak, kıyıya dönüp bir sağlık kurumuna başvurmaktır.

    Kepçe:

    60 cm. çaplı, tercihan yuvarlak çerçeveli, muhakkak misinadan örme tora, azami 60 cm. uzunlukta sapa sahip bir kepçe bulundurmalısınız. Özellikle iri boy deniz turnası (tylosurus acus imperialis), baraküda gibi kolayca dönüp sizi ısırabilecek balıklarda, Orfoz… vb. serranidae üyelerinde kepçe çok işinize yarar. Akya (lichia amia) ve orkinos türlerinin kuyrukları “çatal y” şekilli olduğundan bunları kuyruk sapından tutarak almak benim daha kolayıma geliyor. Balon balıklarını kepçelemeyin, toru ısırıp kesiyorlar.

    Bir rica: lütfen balon balıklarına galiz küfürler savurmayın, onlara eziyet, hatta işkence boyutuna varan muamele yapmayın-yaptırmayın. Öldürürseniz de bunu insanca yapın. Denizlerimize bulaşmış olmaları onların kabahati değil. Bunun yerine Süveyş Kanalı’nı açanlara bol bol söverek, mezarlarında ters takla atmalarını dileyebilirsiniz!

    Bu “fish gripper” denen aleti hiç benimsemedim. Kimseye de önermiyorum. Zaten teslim olmuş bir balığı, çenesinden tutacağım diye çırpınan, çaba gösteren zavallı adamların videolarını görünce de gülüyorum. Benim nazarımda son derece lüzumsuzdur. Hatta bir balığı gripper’la çenesinden havaya kaldırıp sonra geri salan bir adam görüyorsanız bilin ki o ya bilgisizdir ya da balığı zerre umursamıyor, kendi zavallı egosunu tatmin için yakala-bırak yapıyordur. Geri salınacak balığa ya el değirmemeli ya da illa kaldırılacaksa bu iki noktadan iki elle tutarak olmalıdır.

    Kakıç:

    Eğer yakaladığımız büyük boy balık ve ya balıkları geri salmayacaksak, kakıç koca oğlanlarda epey işe yarar. Ben çeneden kakıçlamayı tercih ediyorum. Yalnız boşta durduğu zamanlarda sivri ucu muhakkak kapatılmalıdır.

    “Haydar”

    Siz gönlünüze göre adlandırabilirsiniz! Gürgen gibi sağlam bir ağaçtan imal, içi matkapla bir miktar oyulup kurşun dökülerek ağırlaştırılmış sopa bulundurmak gerekir. Eğer tuttuğunuz balığı geri salmayacaksanız başına sert bir darbe indirip azabına hemen son vermelisiniz. Akabinde mutlaka bir tarafından solungaçlarını bıçağınızla kesip “kanatın”. Evet, kan gövdeyi götürecek ama et kalitesindeki farkı anlatamam!

    “ Kan ve darp söz konusuysa nasıl bir vicdani hesaptan söz edebiliriz? “ derseniz cevabım şu olur: Sizin için tatlı canından vazgeçen bu muhteşem varlığın etini olabilecek en lezzetli şekilde tüketmek, küçükte olsa bir saygı göstergesidir derim…

    Balık çantası:

    Bunların yurtdışında termal özellikte olup buzluk gibi kullanılanları bile var. Ancak ben paraya kıyıp getirtmedim ne yalan söyleyeyim. Kolay yıkanabilir bir kumaş ya da naylondan imal ağzı büzülebilir ya da fermuarlı büyükçe bir çanta bu iş için işinizi görecektir.

    Olta:

    Tabii ki en önemlimiz! Kesinlikle ikiden fazla olta takımıyla kayağa binmeyiniz! Amerikalı malların yaptığı gibi kayağın neresine bir makine-kamış daha tepebilirim sevdasına düşmeyiniz! Lütfen kayağın arkasına, üzerine kamış yuvaları iliştirilmiş plastik kasa koymayınız! Hem çirkin bir görüntü, hem de karşılaştığınız ilk kötü havada dalga vurunca sağa sola saçılacak saçma sapan bir uygulamadır! Asla aynı anda bir oltadan fazla oltayla sırtı çekmeyin, yemli sarkıtma yapmayın!

    Özellikle büyük balığa olta atıyorsanız kamış boyunuz 240 cm.’yi geçmesin. Balığı zapt etmek için çok yüksek fren (kalama) kuvveti uygulamanız gerekir, kamış ucu sizden ve tabiatıyla denge merkezinizden uzaklaştığından balığın ani asılmalarında dengenizi yitirebilir, alabora olabilirsiniz. Ben tercihan at-çek için 220-240, sırtı ve dikey sürütme (jigging) için 150-200 cm. boyları tavsiye ederim.

    Eğer olta makinelerinizin söküm ve bakımını kendiniz yapamıyorsanız ya iyi servis imkânı sunan marka ve modelleri ya su serpintilerine dayanıklı, servis ömrü uzun modelleri tercih edin.

    Bunların dışında sahte yemleriniz, hazır takımlarınız, iğne, kurşun, misina, fırdöndü… vb. tüm gereçler düzenli bir biçimde kutulanmış olmalıdır. Lazım olan her ne ise oltanın ucuna iliştirildikten sonra kalan her şey kutusuyla birlikte ayakaltından kaldırılmalıdır.

    Devamında denize nasıl açılacağız, hava şartlarına göre nasıl davranacağız gibi konulara kısaca değinip, Erkan Bey’in sorusuna cevaben kayak üzerinden dikey sürütme (jigging) tekniğinin yeterli bir açıklamasını yapacağım.

    Görüşmek üzere…
     
    stratejist bunu beğendi.
  10. Salih Kanaatbilen

    Salih Kanaatbilen Üye

    Yaş:
    37
    Kayıt:
    31 Ocak 2016
    Mesajlar:
    93
    Beğeniler:
    215
    Şehir:
    Adana
    Bu arada kayakta yapılması gereken bir modifikasyon ve genel olarak modifikasyon konusuna biraz değinmek istiyorum.

    Öncelikle kayağa yapacağınız hemen her modifikasyonun, bir vida deliği de olsa kayağın gövdesine yeni bir delik açmak anlamına geldiği unutulmamalı. Kayağın en büyük üstünlüğü iç bölümün büyük oranda su geçirmez oluşu, bu sayede batmama garantisidir. Montajlayacağınız her bir donanımın kaidesini duruma göre conta ya da sızdırmaz kimyasallarla monte etmeniz gerekir. Her halükarda bu bir risktir. Bu sebeple kayağınıza bir vida deliği açarken dahi iki kere değil on kere düşünmeden, yerini ölçüp biçmeden adım atmayın.

    Kayağın karinasına (tabanına) asla delik açmaya kalkışmayın! Sonar aynası (transducer) monte edeceğim diye karinayı delen akılsız bir adam görmüştüm internette o yüzden bunu hatırlatma gereği hissediyorum. Sakın ha…

    Hazır sonar demişken; ben kayak oltacılığında sonarı çok gerekli bulmuyorum. Birincisi montajı son derece zahmetli. Kablolar, sonarın kendisi, en önemlisi de akü hem kalabalık, hem gereksiz ağırlık. Bunun yerine Navionics firmasının akıllı telefonlar için harita uygulamasını tavsiye ederim. Kaba olarak dip yapısı hakkında fikir verecektir. Zaten kısa sürede kaya nerde başlar-biter, neresi çukur, neresi yamaç ezberliyorsunuz. Hatta ustalaştıkça balık varlığına dair bazı alametleri görebiliyor, hatta hissediyorsunuz zaten. Bence zor yolu, yani hislerinizi keskinleştirmeyi tercih edin. Yine de sonar kullanmak istiyorsanız internet montajına dair videolarla dolu, bulmanız zor olmasa gerek.

    Şimdi gelelim mutlaka yapmanız gereken modifikasyona. Türkçe, çapa ipi gezdirici olarak anabileceğimiz “anchor trolley system”. Bu sistem rüzgâr ve akıntı durumuna göre fırtına çıpamızı baş ve ya kıç tarafında konumlandırmamıza yarar. Dikey sürütme (Jigging) disipliniyle avlanırken olmazsa olmaz bir sistemdir. Teknikle ilgili bilgi verirken nasıl kullanılacağına değineceğim. Şimdi nasıl yapılacağının izahıyla bırakacağım.

    İhtiyacımız olan malzeme:

    1) İki adet paslanmaz, mikro makara. Bunları tekne-yat malzemesi satan yerlerde kolaylıkla bulursunuz.

    2) Kayağımızın boyunun iki misli uzunlukta 4-6 mm çaplı, sağlam ip.

    3) Paslanmaz özellikte bir halka.

    Bunlarla ilgili onlarca iyi hazırlanmış video bulunduğundan kendim hazırlamaya gerek görmedim bu güne değin. O sebeple montajına dair, başarılı bulduğum bir videoyu paylaşıyorum. Videoda konuşan arkadaş akıllı bir arkadaş. Kısaca diyor ki “kayağıma yeni bir delik delmek istemiyordum, bu sebeple yaptığım aparatı zaten var olan deliklere montajladım”. Alkışlıyorum kendisini…

     
    stratejist ve tolgakapkin bunu beğendi.
  11. Salih Kanaatbilen

    Salih Kanaatbilen Üye

    Yaş:
    37
    Kayıt:
    31 Ocak 2016
    Mesajlar:
    93
    Beğeniler:
    215
    Şehir:
    Adana
    Haftanın ilk iş gününün verdiği yorgunlukla, yazacağıma söz verdiğim son bölümü yazmaya epey üşeniyorum şu an. O yüzden bu gün kısaca kürek sporunun başka bir yönüne dikkat çekmeye çalışacağım.

    Doğrusu, balıkçı-oltacı - kendinizi her nasıl adlandırıyorsanız - cemiyetinin çok çok büyük bir kısmı sonuca, yani "balık elde etmeye" o kadar kaptırmış durumdaki kendini, pek çokları eğlencenin büyüğünü ıskalıyor. Günlük hayatımızdan sıyrılıp balığa gidebildiğimiz kısa zaman dilimlerinin her anı çok kıymetli halbuki.

    Kayak, iyi bir oltacı teknesi olduğu kadar, müthiş bir keşif aracıdırda. 20-30 cm derinliğinde sularda ilerleyebilir, kayalıkların arasında gezebilir, tekne indirmenin mümkün olmadığı kıyılardan denize ve göllere açılabilir, karadan ulaşımı olmayan, pek çok teknenin yanaşamayacağı ıssız kıyılara kolayca ulaşabilirsiniz. Özellikle ormanlık kıyılara sahip baraj gölleri bir kayakçı ve kampçı için dünyanın en huzurlu köşeleridir. Deniz kayağı ve kano (ikisi aynı şey değil) benim kampçılık hayatımda bir devrim yarattı diyebilirim. Özellikle kendimle başbaşa olmayı çok sevdiğimden, bazan sırf geceyi geçirmek için şehre yakın bir baraj gölüne inip, ıssız bir kıyıya uyku tulumunu serip, sabah erkenden işime geri döndüğüm olmuştur. Hem balık yakalamayı bırakmak zorunda da değilsiniz. Sahte yemle avlayabileceğiniz sudak, kasna, turna...artık bölgenizde ne varsa ve tabii sevgili sazanlarımız oltanızın ucunu şenlendirmeye yeterde artar bile.

    "Bu kayak bu yükü nasıl alır" diye sorarken bulursunuz kendinizi! Ama alır mübarek!
    DSCF1938.jpg
    Kimbilir belki yıllardır kimsenin uğramadığı, kuş uçmaz kervan geçmez bir ada bile bulursunuz göl gezinizde! Büyük bir kaşif edasıyla keşfinize ad verebilirsiniz. Biz bizimkine "Çekirge Adası" dedik mesela...
    DSCF0765.jpg
    Hayatınızın en keyifli uykularından birini çekip...
    DSCF1949.jpg

    Sevdiklerinizle güzel hatıralar nakşedebilirsiniz hafızalarınıza.
    DSCF2017.jpg
    Sevinç.jpg
    Kayak ve kanoya heveslenenlerin birde bu bakış açısıyla değerlendirme yapmalarını, kayağın bu dünyadaki en eğlenceli ulaşım araçlarından biri olduğunu bilmelerini isterim...
     
    aldem ve stratejist bunu beğendi.