Duyuruyu Kapat
Google Gözat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Kayak ve Kano Oltacılığına Giriş Ve Jigging

Konu, 'Jigging (Vertikal Jigging) Jig İle Balık Avı Teknikleri' kısmında Salih Kanaatbilen tarafından paylaşıldı.

  1. Ogiveogi

    Ogiveogi Daimi Üye

    Yaş:
    17
    Kayıt:
    27 Eylül 2014
    Mesajlar:
    1.785
    Beğeniler:
    972
    Şehir:
    İstanbul
    Ölümcül kano avı o yayın kanoyu ringo gibi çeker tahminlerimce
     
  2. Sponsorlu Bağlantılar
  3. Salih Kanaatbilen

    Salih Kanaatbilen Aktif Üye

    Yaş:
    37
    Kayıt:
    31 Ocak 2016
    Mesajlar:
    115
    Beğeniler:
    239
    Şehir:
    Adana
    Kayak oltacılığında 50 kg üzeri balıklar her daim çok tehlikelidir. Bu boy balıkların avına gidilecekse "kesinlikle ve en az" iki ayrı kayaktan oluşan bir ekiple gidilir. Tatlısu göllerinde ve Yayın balığı için çok problem yok, makinenin frenini (kaloma) boşlar en yakın kıyıya çıkar, mücadeleye devam edersin. Kıyıya çıkamadın, balık inanılmaz büyük ve zaptedemeyeceğine, dahası tehlikeli bir durum olabileceğine kanaat getirdin diyelim: gayet basit ipe bıçağı vurur balığı salarsın gider! Bu kadar. O büyüklükler sözkonusu olduğunda asıl kıyamet denizde kopuyor!

    Yalnız sizden ve bundan sonra konu hakkında yorum yapacak, soru soracak arkadaşlardan çok rica ediyorum. Yazdığım makaleleri ve çeşitli senaryolara dair yorumlarımı iyice okuyup, sindirmeden yorum ve soru göndermeyiniz. Onca yazının üzerine tekrar takrar aynı şeyleri yazmaktan haz etmiyorum. Denge ve büyük balık düşerse ne olur sorularınızın cevabı zaten yazılarımda mevcut. Aynı şekliyle ilgili paragrafları aşağıya ekliyorum. Bu arada o balık Sinağrit değil İzbir (Mycteroperca rubra) balığıydı...

    Elbet nadiren de olsa balık dibe bastığında "hafif bir sendeliyorsun" o kadarcık işte... Diğer yandan oltaya 18-20 kg arası uzunkanat orkinos düşürmüşlüğüm de var. Ne bileyim...Ben büyükbaş hayvancılık yaptığımdan ve sürekli 40 - 800 kg arası buzağı, tosun ve ineklerle uğraştığımdanmıdır nedir? Ben pek endişe duymuyorum.


    Sonradan bir nüansı atlamış olabileceğimi düşünerek bu son paragrafı ekleme gereğini hissettim. Ağır balıkla mücadele esnasında kamış ve makine nasıl kullanılmalıdır? sorusunun cevabını müsadenizle vermek istemem. Bunca emek, ter ve kan dökerek - evet, yanlış okumadınız kan - kazandığım tüm tecrübemi bir çırpıda ortaya dökmek pek hoşuma gitmiyor. Nitekim bu gibi konular zor yoldan, kendiniz tecrübe ederek öğrenirseniz kıymetlidir. Bazı şeyler okuyarak öğrenilmiyor. Ancak ağır bir balık bastığında kayakta nasıl denge kurulmalıdır, kısaca anlatayım. Balık sizi, kayağın hangi yönünde bulunuyorsa o anda, o yöne doğru aşağı almak isteyecektir. Vücudunuz ise tam tersi yöne "yatarak" bu kuvvete karşı direnç oluşturmak ister, bu bir reflekstir. Siz bu refleksi yenerek sürekli kayağın ortasında kalmaya çalışacaksınız, işin sırrı budur. Eğer refleks bir hareketle balığın çektiğinin tersi yöne doğru kendinizi yatırırsanız ne olur? Balık bir anda karar değiştirip size doğru yüzebilir ya da bir şekilde iğneden kurtulabilir; işte karşı kuvvet bir anda boşalırsa sizde eğildiğiniz tarafa tepe taklak devrilir, alabora olursunuz. Yeterli bir cevap olabilmiştir umarım.

    Saygılarımla...
     
    Son düzenleme: 3 Mart 2016
    mustafaonur ve Burak Kızılırmak bunu beğendi.
  4. süheyl

    süheyl Aktif Üye

    Yaş:
    46
    Kayıt:
    3 Temmuz 2013
    Mesajlar:
    746
    Beğeniler:
    709
    Şehir:
    iskenderun / gülcühan
    Bence salih haklı bukadar güzel anlatmış birazda fazla soru sorarak yıpratmamak lazım
    bundan sonrakilerini yapmak istiyenlerin kendi teçrübelerini kazanmalarını ve bizlerle paylaşmalarını dilerim...
     
  5. Salih Kanaatbilen

    Salih Kanaatbilen Aktif Üye

    Yaş:
    37
    Kayıt:
    31 Ocak 2016
    Mesajlar:
    115
    Beğeniler:
    239
    Şehir:
    Adana
    Süheyl Bey; anlayışınız için teşekkür ederim. Bunca kaleme aldığım makaleyi, çok ağır rahatsızlık geçirdiğim bir süreçte yazdım. Ne denli zorlandığımı anlatamam. Ancak kayak oltacılığına merak salmış, üstelik bu işe duyduğu büyük hevesi kanıtlarcasına kimselere sormadan gidip kayak satın almış Erkan Arda (Arrow) Bey kardeşimize yardımcı olmak boynumun borcuydu ve bunu yapmaya gayret ettim. Ülkemizde bu konuda racon kesebilecek bir elin parmakları kadar sayıda kişiden biri olarak, genç bir hevesdaşımızın ne yaptığını bilmeden denize açılmasına, kötü tecrübeler yaşamasına göz yumamazdım.

    Diğer yandan olta düzenekleri, makine, kamış, sahte yem, sahte yem avcılığında uygulamalı aksiyon teknikleri gibi konularda temel nitelikte olan, ve heveslilere seçim yaparken rehber olacak kriterleri zaten yazdım. Daha detaylı bilgiler için mayıs-haziran gibi yayına almayı planladığım "kişisel blogumu" beklemeniz gerekiyor. Bu konularda son söz olarak söyleyebileceğim; marka bağımlısı olmayın. Satın alacağınız donanım her ne ise doğru mühendislik, malzeme kalitesi ve işçiliğe sahip mi? ona bakın.

    Ancak "kayağın kendisi"yle ilgili, önceki yazdıklarım içinde cevabını bulamadığınız sorularınızı, seve seve buradan cevaplamaya devam edeceğim. Gönül rahatlığıyla sorabilirsiniz.

    Kayak size ne eşsiz imkanlar sunar, ne güzel hatıralara vesile olur? İşte size bir örnek daha; geçen yıl apansız ölen köpeğim Çimen ve dostlarımla bir kamp gezimizin video kaydı... İzlemekten keyif alırsınız umarım.

    Saygılar, sevgiler...
     
    murat2371 ve iasoslubalıkçı bunu beğendi.
  6. Salih Kanaatbilen

    Salih Kanaatbilen Aktif Üye

    Yaş:
    37
    Kayıt:
    31 Ocak 2016
    Mesajlar:
    115
    Beğeniler:
    239
    Şehir:
    Adana
    Sevgili dostum ve ustam Bahadır Çapar'ın yakın bir gelecekte yayımlayacağı, her zamanki gibi özgün tasarım ve içeriğini kendisinin hazırladığı, bu kez yaşamın başlangıcı olarak gördüğüm nehirlerden, yaşamın "tarlası" niteliğindeki denizlere doğru süregelen şahsi serüveni süresince deneyimlediklerini paylaşmanın yanında, bu deneyimlerin düşünsel ve duygusal aleminde uyandırdıklarını da paylaşacağını öngördüğüm www.nehirdendenize.com adresinden, alıntı bir bölüm paylaşmak istiyorum. Sizlerin "henüz" erişimi olmayan içerik kısmından -yakınlığımız sayesinde ulaşabildiğim - kendisinin de müsaadesiyle paylaştığım, kayak oltacılığına duyulan sevdanın haykırıldığı bir cümleler bütünü olmanın ötesinde, uğraşının felsefi temellerine de atıfta bulunan bir bölüm bu. Kayak oltacılığı heveskarlarının dikkatle okumasını, sindirmesini böylelikle balıkçılıktan ayrı olarak "oltacılığın" basit bir "et elde etme yolu" ve/ve ya şu marka takım taklavat sahibi olmanın çok ötesinde, kuramsal, uygulamalı ve sanatsal unsurlar barındıran, insani ve toplumsal bir "olgu" olduğunu anlama noktasına yaklaşabileceklerini umut ederim.

    "...rekreasyonel bir uğraşı tanımlaması üzerinden balıkçılığı ele alacak olursak 'olta balıkçılığı'nın nirvanası kuşkusuz kürek yardımı ile kano yahut kayak üzerinden icra edilen hâlidir. Ancak; bu konuda yazıya dönmüş tüm tematik üretimlerimi ben bile "kayak ile oltacılık" başlığı altında toplamış olsam da, salt başlığa odaklanıp bütün mevzunun deniz kayağı ve oltanın bir aradalığını sağlamak sureti ile kolayına becerilebilecek bir uğraşı şeklinde algılanması ya da öyle sanılması kanımca yanıltıcı olur. Bu kadarcık bir algı ile kayak oltacılığının değerlendirilmeye çalışılması ise bir anlamda ayak bileklerinden öteye suya girmemiş birinin okyanusu bildiğini iddia etmesi kadar komik ve mesnetsiz olur. Duyuma dayalı nakledişler, anonimleşmiş sunuş ve derlemeler ilk heyecanı duymak ve duyulanı paylaşıp çoğaltmak adına iş görür belki ama cevapları değil soruları çoğaltır çoğunlukla. Bu bağlamda meseleye kısık gözlerle bakarak uygulamadan yoksun öngörülere dayalı 'kuru' yorumların arasından kürek suyunda balık tutarak millenmiş deneyimlerin 'ıslak'lığını ayırt edebilmek hayli önemlidir. Bu ayırt ile özgün ve nitelikli kaynaklardan gıdalanan bir oltacı taşıdığı yeni hevesi kolayca olumlu ve bağımsız bir deneyime dönüştürebilir. Bu hevesin hatırına çekilen her kürek, varılan her menzil ve tutulan her bir balık ise -olağan olanın dışına çıkarak yol alabilmiş- o insanı yavaş yavaş kendisi ile ilgili eşsiz farkındalıklar kazanmış -algı, anlayış ve becerileri ile olağandan sıyrılmış- yepyeni bir oltacı hâline dönüştürür.

    ...
    Kayak yahut kano vasıtası ile yürütülen bir oltacılık esasen; sığda kalmış kürek ve olta uygulamalarından çok ötede, balık peşinde kürek gücüyle katedilmiş fersahların sonunda erişilebilecek olan kuramsal bir coğrafyayı işaret eder. Olta balıkçılığının kuramsal açıdan bu en derin ve en uzak coğrafyasında tekilliği ile yetinebilen, korkularına akıl erdirebilmiş ve kanaatkârlığı içselleştirebilmiş olanların korkusuzca olta atması işte bu yüzden şaşırtıcı değildir. Birçoğumuza göre yeni bir rekreasyon alanı şeklinde tanımlanan bu uğraş, 'oltacılık’a tutkun ve yetkinliklerinin cesareti ile zırhlanmış heveskârları günden güne cezbeden, sahip olduğu kendine özgü dinamikleri ile -oltacının hem tematik becerilerine hem de karakter kalitesine etki eden- fevkalade bir seviyenin tam karşılığıdır.

    Daha ilk tümcelerde dahi meselenin kuramsal yanına bu denli çok değiniyor olmam elbette bir kurgu yahut sıralama yanlışlığından ötürü değildir. Aksine mevzunun alfabesini söktürerek ardı sıra matematiğini belletmek için verilecek ilk gayretin, bu işin neler kullanılarak yapılacağını teknik bir dille aktarmaktan önce bu işin ne olduğuna dair kuramsal esası kavratarak nasıl yapılacağını anlatmak olduğuna inanmamdandır. Dolayısı ile "Kayak ile Oltacılık" konusunda açılacak ilk başlıklar kuramsal açıdan bu işin ne olup olmadığının kavranmasını sağlamayı amaçlamalı, okuyucunun oltacılık görgüsünü rafineleştirerek "olta-balık” şeklindeki algı odağını "kürek-oltacı" olgusuna kaydırmalıdır. Zira yılların ustalaştırdığı oltacılar için bile bu gereçler üzerinde yapılacak oltacılıkta çoğu şey yeniden öğrenilmesi ve yeniden keşfedilmesi gerekecek düzeyde bilinmez olduğundan böylesi bir oltacının maharetini kayağa taşımak için derdine düşeceği ilk şey nasıl bir kayak alacağı değil özgün bilgi üretebilen ve doğrulanabilir kaynaklara ulaşmak olmalıdır. Hâlbuki bir liste çıkaracak düzeyde malzeme bilgisi ve bu liste üzerinden malzeme tedariği bu uğraşının ilk ve en sancılı adımı değil aksine, en kolay atılacak en son adımıdır.

    ...
    Sonuç olarak kayak ile oltacılık serüveninin ilk ve en zorlu etabı, imrendiren ancak adam akıllı bir tematik mesaj taşımayan bol yakalayışlı güncel medya yığınının arasından nitelikli kaynak isimlere ve eserlere ulaşmaktır. Bu günün sözde gelişmiş erişim olanaklarına rağmen bu işi aklına koymuş biri için kaynak araması ciddi bir mesai ve ısrarlı tematik sondajlar gerektirecektir. Zira aynı mevzunun iki yakın unsuru olsalar da çok sayıdaki medyatik yakalayıcının türettikleri ile az sayıdaki öğreticinin ürettikleri aynı katmanda yan yana bulunamayacak kadar farklı niteliklerdir. Özgünlük ve niteliklilik üzerinden kaynak değerlendirmesi yaparak kendini besleyen rekreatif bir heves, pekâlâ egemen bir anlayışa dönüşerek bireyin Dünya'ya ve yaşama dönük algısını yalınlaştırıp mükemmelleştirebilir.
    "
     
    Son düzenleme: 8 Mart 2016