Duyuruyu Kapat
Google Gözat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

kefal,kedi ve köpek

Konu, 'Sohbet' kısmında müthişaman tarafından paylaşıldı.

  1. müthişaman

    müthişaman Daimi Üye

    Kayıt:
    30 Nisan 2010
    Mesajlar:
    2.125
    Beğeniler:
    189
    Şehir:
    İstanbul
    kefal,kedi ve köpek

    Balıklıgöl’e gidenler oradaki efsanevi balıklara yem atmadan
    ayrılmamıştır.Yörede anlatılan efsaneye göre İbrahim’in ateşe atılmasıyla
    yanan odunlar Tanrı’nın emriyle balığa dönmüştür.Gerçekten de,Balıklıgöl’e
    yolu düşenler bilirler,bu balıkların görünümü odunu çağrıştırır gibidir.Kısa,küt
    başlarının ardından kuyruğa kadar uzanan kalın ve pullu vücutlarının dalından
    kesilmiş odunlara benzediği izlenimini edinirsiniz.Sizleri bilmiyorum;ama ben
    hep aynı şeyi hissetmişimdir. Suyun üstünde yüzen odun gölgeleri…Belki de anlatılan efsaneye gerçeklik payı katan onların bu kutsal görünüşleridir.
    Denizlerimizin temizlik işçileri kefaller aslında kimsenin haklarında fazla bir şey söylemeye gerek görmediği sayıca çok olan emektar balıklarımızdandır.Kefaller de Balıklıgöl’ün bu kutsal balıkları gibi temizlenemeyen denizlerimizin kutsal balıklarıdır.
    Diğer insanlara yaptığımız gibi onları yaptıkları işe bakarak yargılamışızdır.İnsanımız bu deniz işcilerini hep aşağılamış,hatta onlara hakaret derecesinde isimler icat etmiştir.Asıl yargılanacak,isim bulunacak varlıklar biz insanlar değil miyiz?Yaşadıkları dünyaya evcil evlerimizin evsel atıklarını pompalayarak onları besin zincirimizin temizlik işçileri yapmadık mı? Konuşup dile gelseler,onların bu temizlikçi ruhlarına bulduğumuz,yakıştırdığımız,hatta
    üzerlerine yapıştırdığımız bu yafta isimleri eminim bizler için uygun görürlerdi.
    Biraz ileri gittin,orda dur,diyebilirsiniz.Haklısınız,belki biraz olsun ileri gittim.Fakat çevrenize baktığınız zaman insanoğlunun yaşadığı dünyayı temiz tutma!anlamında biraz geri kaldığını, başka bir deyişle sınıfta kaldığını görürsünüz.Sadece su dünyasında yaşayan kefaller mi mağdur?
    İnsanoğlu denizlerini kirletmedeki maharetini karalarını,göllerini,havasını,
    suyunu kirleterek fazlasıyla tekrar ediyor.Küresel ısınmanın gündemden inmediği günümüzde kirlenme de önemli bir sorun olarak bizim ve gelecek nesillerin karşısında duruyor.
    Kefal’i anladık,kedi-köpek neresinde bu yazının,diyorsunuz.Büyükdere’ye uğrayanlar sahildeki çay bahçelerine muhakkak gitmişlerdir.Ben de her hafta,hava güzel olursa, yaptığım gibi bu çay bahçelerinden birine çay içmek,temiz hava almak için gittim.Hava gayet güzel,güneş pastırma sıcağı tadındaydı.Her zamanki gibi çayımı söyledim.Denizde kefal ve ekmek,bahçede kediyle köpek vardı.Gözüm denizde yüzen,daha doğrusu çamur rengi sularda yüzmeye çalışan kefallere takıldı.Onları uzun süre seyrettikten sonra garsonun getirdiği çayımı içmeye başladım.
    Bu çay bahçelerinin kedileri ve onların doğal arkadaşları,pek arkadaşlık denmez ama,köpekleri hiç eksik olmaz.Bu kedi bahçesinin doğal müdavimleri olan kediler,her zaman sizleri büyük bir alakayla karşılar,evcilleştirilmiş atalarından miras kalan yalvarma,yakarma,acındırma gibi davranışlarını sizleri bezdirene,yıldırana kadar bu çay,pardon kedi bahçelerinde sürdürürler.Beni de aynı ilgiyle karşılamışlar,yerime oturtmuşlardı ki tabiat ananın kendilerinin antitezi olarak yarattığı bir ingiliz dövüş köpeği-anadolu çoban köpeği kırması torpil gibi bir köpeğin gelmesiyle bütün bu seramoni sona erdi.Kediler bu canavarın gelmesiyle hizaya gelip evcil kimliklerini bir kenara bıraktı.Ortalık toz duman olmuştu.Zavallı yavru kediler oradaki küçük bir çam ağacının tepesine zor attılar kendilerini.Bu tarihi kovalamaca,bilmem kaçıncı kedi köpek harbi,kedilerin ortadan kaybolması,köpeğin de pes etmesiyle sona erdi.Bu tarihi savaşı büyük bir zevkle izleyen seyircilerin dikkati başka şeylere ve yerlere dağıldı.
    Önümdeki masada oturan hafif bıçkın kılıklı,İstanbul tabiriyle mafya,gençler arkamdaki masalarda oturan bir kişiden,galiba bir kabadayıdan bahsediyorlardı.Biraz irkildim.Çünkü evcil şehrimizin vahşi ürünleri olan bu kural tanımaz insanlar,dokununca patlayacak saatli bomba gibiler.Neyse,
    kabadayı,demiştik.Ben gerçek,ünlü bir İstanbul kabadayısı sandım bu mevzu bahis kişiyi.Arkama dönünce rol gereği kabadayı olmuş ünlü bir halk müziği sanatçısı olduğunu anladım.Sanırım bir televizyon dizisi setinin hazırlıkları yapılıyordu.
    Denize bakınca emektar balıklarımızın kendilerini vazifelendirdiğimiz işlerine hararetli bir şekilde devam ettiklerini gördüm.Etraftakiler dizinin setini inceliyor,önümdeki gençler:
    _ Acaba yanına gitsek ayıp olur mu?
    _ Bir fotoğraf çektiririz.
    _ Yok canım adam bir şey demez!
    _ Git sen git,haydi bakalım..
    diye aralarında pazarlık yapıyordu.
    Arkamdan gelen bir ses kedi tırmalamasına benziyordu .Önce pek aldırmadım.Kedi herhalde,dedim.Sandalyeyi tırmalıyor olmalı.Ses kesilmedi.Devam ediyor.Dönüp bakınca kedinin ağzında denizden yeni çıkmış,dipdiri,patır patır,şıpır şıpır bir kefalin çırpındığını gördüm.Kediye,vay be,aferin sana,nasıl yakaladın kerata,dedim.Kedinin zalim kollarındaki kefal kan revan içinde çırpınıyor,her çırpınışında balığın başının bir parçası kedinin midesine iniyordu.Artık ortada balığın başı da yoktu.Son çırpınışlar…
    Şıp,şıp şıp,şıp,şı,ş…
    Üzülmüş müydüm?Bilmiyorum,ama yazımızın en önemli kahramanlarından birini kaybettik.Denizde daha çok var?Acaba balıklara karşı bu acımasızlığımız,yani az ya da hiç acımayışımızın bir sebebi var mı?

    Dünyasına,çevresine,havasına,suyuna,denizine acımayan insanoğlu yavaş yavaş yitirmeye başladığı bu doğal hazinelere fotoğraflardan acıyarak mı bakacak sizce?En azından bizler çocuklarımıza temiz,yaşanabilir bir dünya bırakma adına şimdiden bir şeyler yapmaya başlayabiliriz.Çok geç olmadan…
     
  2. Sponsorlu Bağlantılar
  3. Selahattin

    Selahattin Moderatör Yönetici

    Yaş:
    31
    Kayıt:
    2 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    7.866
    Beğeniler:
    4.140
    Şehir:
    Şişli, İstanbul
    Bu güzel hikaye de gözden kaçmış:) Ellerine emeğine sağlık abi..
     
  4. müthişaman

    müthişaman Daimi Üye

    Kayıt:
    30 Nisan 2010
    Mesajlar:
    2.125
    Beğeniler:
    189
    Şehir:
    İstanbul
    Selahattin,dikkatin için teşekkür ederim.
    Aslında bir kefal raporu olarak açsaydım daha çok ilgi görürdü.
    Avlanan balık :Kefal
    Avlak :Kanalizasyon veya çay bahçesi önü
    Avcı :Kedi
    Teknik : Deniz kenarında pusuya yatarak pençeleme (Kediyi hala takdir ediyorum.Tekniğini geliştirmek için çok çalışmıştır.)