Duyuruyu Kapat
Google Gözat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Koruk ile Helva ya da Çağatay ile Levrek...

Konu, 'Balık Avı ile İlgili Fotoğraflı Av Hikayeleri' kısmında Çağatay Yılmaz tarafından paylaşıldı.

  1. Çağatay Yılmaz

    Çağatay Yılmaz Aktif Üye

    Yaş:
    46
    Kayıt:
    30 Nisan 2010
    Mesajlar:
    201
    Beğeniler:
    4
    Merhaba arkadaşlar…

    Kıyıdan yemli savurma tarzı ile yakaladığım son levrekten bu yana neredeyse bir aydan fazla zaman geçmişti. Bu süre içinde havasını yakaladığım zamanlarda muhtelif denemelerde de bulunmuştum. Bu denemelerim sırasında ağırlıklı olarak at-çek tarzına ağırlık vermiştim. Niyetim yeni aldığım, kamış, tulum ve sayısı mütevazı çeşit sahteleri hem denemek hem de öteden beri bir türlü yıldızımın barışmadığı bu tarzla sonuç alıp şeytanın bacağını kırmaktı. Ancak, bu yıl havaların mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi mi yoksa bir başka faktör mü etkili oldu bilinmez, bizim avlandığımız meralarda levreği bulmak adeta samanlıkta iğne aramakla eş değer duruma gelmişti. Bundan da anlaşılacağı üzere bu denemelerimde maalesef sonuç alamamıştım. Anlayacağınız, levrek avlama tutkum tavan yapmış durumdaydı.

    Hafta sonu için hava tahmin sitelerinin pazar günü için kuvvetli poyraz fırtınası ile birlikte hava sıcaklığının kayda değer derecede düşeceği tahmini ile birlikte tamam dedim, bu sefer umarım av verecek. Genelde birlikte avlandığımız İshak abinin de duygu ve düşünceleri benimle aynı yönde olunca, pazar günü için levrek avına çıkmamızın karşısındaki tek engel ancak zincirle eve bağlanmamız olabilirdi. Pazar günü hava çok bozuk olacağından dolayı, o gün vazgeçilmez yemimiz mamun’u tedarik etmek muhtemelen mümkün olmayacaktı. O yüzden yem tedarikini cumartesi günü sağlamalıydık. Cumartesi günü, Konak’ta bulunan iki yemciye uğradım, maalesef pazar günü satamayız diye mamun getirtmemişlerdi. İshak abiyi arayıp durumu ona bildirdim. Yapılan bir iki telefon görüşmesinden sonra Narlıdere semtindeki yemcilerde mamun olduğu bilgisine ulaştık. İshak ağbi, yem tedarikini üstlenip mamun almaya Narlıdere’ye gitti. Hazır Konak’a inmişken kutsal mabedimiz Çağlar Av’a uğramamak olmazdı. Hem bir iki eksiğimi giderecek hem de at çek tarzı levrek ustası Hür Mol ile biraz sohbet edecektim. Mağazaya girdiğimde önce sevgili Hür’e görünmeden hayalet gibi süzülüp diğer stanttaki Hakan kardeşimin yanına yanaştım. Hakan’dan bir kutu mustad 505 serisi 2/0 iğne aldım. Hakan merakla sordu, yarın levrek avına çıkıyorum özüme döndüm dedim. Karşılıklı gülüştük. Önce sevgili Hür’e uğrasaydım belki de at çek ustası olan Hür, yine at çek tarzını denemem konusunda içime şüphe düşürebilirdi. Ertesi gün gerçekleştireceğim av için şüpheye, iki arada bir derede kalmaya yer yoktu. Kararımı vermiştim, kanlı canlı yem ile avlanacaktım. Alışverişi bitirdikten sonra, birer kahve eşliğinde Hür ile bir süre sohbet ettikten sonra eve doğru yola koyuldum.
    Pazar günü öğle üzeri, hazırlıkları bitirmiş ve arabayı yüklemiştim. Birazdan gidip İshak abiyi evinden alacaktım. Sürpriz bir telefonla arkadaşımız Güven’in bize katılacağını öğrendim. Ancak malzemeleri bir arabadan diğer arabaya aktarmak o an zor geldi. Kaldı ki iki araba ile gitmek, dönüş için avantaj sağlayacaktı, birbirimize bağlı kalmayacaktık. O yüzden Güven’i İshak abiye yönlendirdim avlak yerinde buluşacaktık.

    Avlak yerine vardığımda kısa süreli bir moral bozukluğu yaşadım. Yer gök fırtına kopacak denen hava, umduğum gibi değildi. Deniz bir dalgayı zor yapıyordu. Yaktın bizi poseidon diye söylendim. Ama artık gelmiştik ve şansımızı o veya bu biçimde deneyecektik. Takımları hazırlayıp denizle kavuşturduk. Ve bizim için sonradan uzun süreceğini anlayacağımız bir bekleyiş başladı. Zaman ilerledikçe rüzgar coştukça coştu ve gün kararırken tahminler tuttu. Deniz adeta deterjan dökülmüş gibi köpük köpük bir hal almıştı. Öyle ki 150 gramlık kurşunlarımız bile tutunmakta zorlanıyordu. Dalgaların ve rüzgârın şiddeti ile açıklardan kopup gelen öbek öbek yosunlar, poşetler, muhtelif dal parçaları oltalarımıza biniyor, yemleri bozuyordu. Sık aralıklarla takımları toplayıp yem tazelemek zorunda kalıyorduk. Akşamın alaca karanlığında Güven çok sıkı bir vuruş aldı, ancak balık yakalanmadan iğneyi kustu. Hepimizi heyecanlandıran bu vuruş, ahlar vahlar arasında heba oldu gitti. Zaman gittikçe ilerliyor, ancak beklenen vuruşlar bir türlü gerçekleşmiyordu. Tüm doğa koşulları müsait olmasına rağmen merada levrek gezinmiyordu. Arada benim yaptığım mazmozlama çabaları da sonuçsuz kalıyordu. Gece, ilerledikçe ilk baştaki umutlar yerini yavaş yavaş yılgınlığa bırakmaya başladı. Sürekli, birbirimize bu yıl, nerede kaldı bu balık, neden hala bu bölgeye gelmedi diye sorup, mantıklı cevaplar aramaya çalışıyorduk. İki üç hafta önce bacağından ciddi bir sakatlık geçiren Güven, soğuk, rüzgar ve ayakta geçen yaklaşık altı saatin sonunda ağrılarının çok artması sonucu ilk pes eden oldu. Müsaade isteyip saat 22.00 civarı avlaktan ayrıldı. İshak ağbi ile ben işi inada bindirmiştik. Biteviye bir faaliyetle sürekli takımları yemleyip atıyorduk. Bu anlarda ağırlıklı olarak kamış elimizde bekliyor, çok yorulduğumuzda kamışı, kamış ayağına koyup dinlenme molaları veriyorduk. Saatler 23.00’ü biraz geçe İshak abi ile bir durum değerlendirmesi yaptık. Ertesi günün mesai günü olmasından dolayı da mantıklı davranıp avı sonlandırmaya karar verdik.

    Bu kararı verdiğimiz an, kamışı, kamış ayağına bıraktığımız molalardan biriydi. İshak abi kendi kamışına doğru yönelirken, ben kamışımı toplamak üzere elime aldım. Çamaşır ipine asılmış çamaşırlar gibi misinaya dolanan yosunlar, ana misinayı ağırlaştırmıştı. Gece boyunca yosunlardan bıkkınlık geçirmiş olduğum için söylenerek misinanın boşluğunu aldım. Bu gibi durumlarda acaba son anda mı acaba biraz daha bekleyeyim mi düşüncelerine dalıyor insan. Son umut, az daha bekle, dur toplama derken, beklediğim o müthiş asılış gerçekleşti ki aklım yerinden fırlıyordu. Uygun şiddette bir tasmalamadan sonra, balıkla mücadeleye başladım. Boşluk vermeden ama abartmadan da balığı kıyıya çekmeye koyuldum. Balığın yüklendiği anlarda makinenin freni cızır cızır ötüyordu. Balık, karanlıkta görülebilir mesafeye geldiğinde heyecanım daha da arttı. Kafası sahile dönmeden önce bir su üstü yaptı, güzel bir levrekti. Ardından daha fazla direnmeden kafası sahile döndü. Bir süre sonra artık dalgaların doldurup boşalttığı mesafeye gelmişti. Üzerimde at çek için almış olduğum tulum olduğu için tereddüt etmeden suya girdim, dalganın çekildiği an balığı solungaçlarından kavrayıp yakaladım. Ve…işte zafer anıydı.

    [​IMG]

    İki kilo üstü güzel bir levrek, benim için uzun sayılabilecek bir aradan sonra oltama denk gelmiş ve bütün çektiğim sıkıntıları unutturmuştu. Sabırla koruk, helva olur derler, ne güzel bir sözmüş bu. Yaklaşık yedi saatlik yorucu faaliyetin sonunda levreğime kavuşmuştum.

    [​IMG]

    Yakalanan bu levrek’in yüzü suyu hürmetine vakit limitlerimizi zorlayıp bir süre daha avlanmaya karar verdik. Bu sürede İshak abi, bir tane yaklaşık 25 cm.lik ispendek yakaladı. Ancak, çok önceden birbirimize verdiğimiz söz (35 cm.’in altını salacağız) ve yasal yerine vicdani tebliğimiz gereği balığı denize iade ettik. Giderayak, yine bir mola anında İshak abinin yerine sabitlediği kamış kuvvetlice sarsıldı. Daha doğrusu o anda İshak abi benim yukarıdaki fotoğrafımı çekmek ile meşgulken sarsılmış. Biz sarsılmayı fark ettiğimizde aslında çok geç kalmıştık. İshak abi kamışı topladı, takım boş geldi, zira bir köstek dibinden kopmuş, diğer kösteğin iğnesi açılmıştı. Dönüş yolunu neydi bu canavar acaba diye sohbet ederek geçirdik. Ama nasipten ötesi yoktu ve bu avımızda İshak abi şanssızdı.

    Bu avda her ne kadar, yemli takımla levrek’i almış olsam da sadece üzerimdeki gerilimi atmış oldum. Yoksa kendimden şüphe duymaya başlayacaktım. Deyim yerinde ise bu av bana “oh be levrek varmış” dedirtti. Ama at çek tarzına da bir ön yargım yok ve şeytanın bacağını kırana kadar, uygun zamanlarda denemeye devam edeceğim.

    Hepinize, güzel avlar dilerim. Rastgelsin.
     
  2. Sponsorlu Bağlantılar
  3. mrshadow

    mrshadow Aktif Üye

    Yaş:
    36
    Kayıt:
    1 Ekim 2010
    Mesajlar:
    185
    Beğeniler:
    12
    Sabrın sonu selamettir diye boşuna dememişler, hakkını vermişsiniz... tebrikler...
     
  4. agartan

    agartan Moderatör Yönetici

    Yaş:
    50
    Kayıt:
    30 Nisan 2010
    Mesajlar:
    18.692
    Beğeniler:
    5.694
    Şehir:
    İstanbul
    Tebrikler Çağatay,
    O zorlu havada 7 saat kadar balık peşinde olmak hiç kolay değil.
    Son anda oltaya binen o güzelim levrek geceyi kurtardığı gibi bizim de bu güzel raporu okumamızı da sağladı..
    Her zaman rastgelsin
     
  5. Ediz Dülger

    Ediz Dülger Aktif Üye

    Yaş:
    43
    Kayıt:
    2 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    341
    Beğeniler:
    0
    İşte bütün zahmetler şu asil hayvan için.. Herşeyi bir anda unutturuyor.. Sabır sonunda meyvesini vermiş. Sonsuz tebrikler ..

    Dip Not: At-çek ten vazgeçilmez ;)
     
  6. helaldılı

    helaldılı Aktif Üye

    Kayıt:
    7 Mart 2011
    Mesajlar:
    676
    Beğeniler:
    107
    Şehir:
    kocaeli gebze
    Tebrikler ve afiyet olsun devamı hepimizde olsun
     
  7. sunny1403

    sunny1403 Daimi Üye

    Yaş:
    45
    Kayıt:
    7 Kasım 2012
    Mesajlar:
    1.022
    Beğeniler:
    268
    Şehir:
    MERSİN
    Tebrikler..Ayrıca 35 cm olayınızı bende desteklıyorum.Saygılar..
     
  8. Çağatay Yılmaz

    Çağatay Yılmaz Aktif Üye

    Yaş:
    46
    Kayıt:
    30 Nisan 2010
    Mesajlar:
    201
    Beğeniler:
    4
    Teşekkürler...

    Çok teşekkür ederim, katkım olduysa ne mutlu bana...

    Sevgili Ediz, Yazdım ya espri yapmış olsam da da at çek den vazgeçmem diye. :) Daha doğrusu bu nasıl bir kısmetsizliktir olayının üzerine gidip vazgeçemem diyelim. :) Ancak, sevgili Hür'ün çalıştığı ortam gereği olanakları sınırlı. Bildiğim kadarı ile Bahadır omzunu sakatladı, geriye tanışmak istediğim ve ders alacağım bir tek sen kaldın. O olasılık da allah kerim diyelim, Mordoğan nere İzmir nere. Ama yine de sabırla bekleyeceğim, bilgin olsun.:)

    Çok teşekkür ediyorum.

    Teşekkür ediyorum yorumunuza. Bu 35 cm. olayının aslı şudur. Biliyorsunuz bir önceki sirküler/tebliğ'de levrek için alt sınır 18 cm.idi. Neyse efendim son tebliğde bu birazcık yükseltildi. Yanılmıyorsam 25 cm.'e çıkartıldı ki belki de yanılıyorumdur zira bu tebliğ santimlerine ben çok fazla kafayı takmadım, takmıyorum da. Bu forumda da geçmişte çokça tartışıldığı üzere aslında Akdeniz Levreği olarak bildiğimiz ve "akdeniz" sıfatı sizi yanıltmasın (karadeniz'deki de odur) ama akdeniz diyelim türe, türün ilk üreme boyu, erkek ve dişi farklı olmak üzere 30 ila 35 cm.dir. Avladığımız levreği, iğneden çıkartırken erkek ya da dişi olduğuna dair o telaşta bir fikir edinemiyeceğiiz için biz üst sınırı kendimiz için 35 cm.yaptık. Mesele budur. Bizden daha duyarlı bazı arkadaşlar, her ne kadar ilk üreme boyunun (bu tartışmalar geçmişte forumda yaşandı) 45 ve üzeri cm. olduğunu savunsa da o üreme limiti atlantik levreği içindir, akdeniz için değil.

    Yahu ben de kendimi kaptırdım. Kurallara uyanı dışında bırakırım ya da eski deyimle tenzih ederim ama çoğunluğun maalesef bohçacı olduğu ülkemde santimleri tartışmak gibi bir saçmalığa girdim şimdi. Gereksizdi. Her neyse, herkese Rastgele...
     
  9. CEMAKO

    CEMAKO Yeni Üye

    Yaş:
    41
    Kayıt:
    25 Mayıs 2011
    Mesajlar:
    27
    Beğeniler:
    7
    Çağatay abi tebrik ederim.
    Senden bir rapor bekliyordum açıkçası bu konuda gerçekten herkesin yapamayacağı kadar sabırlı ve hırslısın bize de böyle bir azmi fazlasıyla tebrik etmek düşer.:harika:
    Rastgelsin.

    Not: At-Çek avında senden trofe haberi bekliyoruz.
     
  10. hızır şeref gültekin

    hızır şeref gültekin Daimi Üye

    Yaş:
    33
    Kayıt:
    17 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    3.985
    Beğeniler:
    365
    Şehir:
    rize
    tebrik ederim abi ishak abiye de saygılar :) vakit levreğin yüzü suyu hürmetine tebrik ederim :) daha irilerini teveccüt saatinde niyaz ederim :)
     
  11. altan

    altan Üye

    Yaş:
    49
    Kayıt:
    19 Mart 2012
    Mesajlar:
    91
    Beğeniler:
    0
    Daha iyileri nasip olusun.