Duyuruyu Kapat
Google Gözat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Lüfer'in havası yeter...

Konu, 'Balık Avı ile İlgili Fotoğraflı Av Hikayeleri' kısmında TekAdam tarafından paylaşıldı.

  1. TekAdam

    TekAdam Moderatör Yönetici

    Yaş:
    48
    Kayıt:
    26 Mayıs 2013
    Mesajlar:
    6.228
    Beğeniler:
    2.570
    Şehir:
    İstanbul-Silivri/Selimpaşa
    Selam dostlar,

    Uzunolta sezonunu geçen hafta açmıştım ve sizlerle bu konuda http://www.baliksevdam.com/forum/kucuk-kacamak-ve-ilk-luferim-10686.html paylaşmıştım.

    Bu küçük kaçamağın tadı damağımda kaldığından bu haftasonunda da Lüfer peşinde olmaya hafta içinde karar verdim. Kankam ile yaptığım görüşmede Zargana sıkıntısı olduğunu söyledi. Bu durum can sıkıcı olsa da çözüm üretmem gerekiyordu. Cuma sabahı, Güneşli Metro'nun ve Büyükçekmece Metro'nun balık reyonu ile yaptığım görüşmeler sonuçsuz kaldı. Sonra Balıkçı Kenan'ın şubelerini aradım, onlarda da Zargana yoktu. Alternatif arayışlarım devam ediyordu. Selimpaşa'daki Birol ağabeyimi aradığımda Zargana sorunum çözülmüş oldu. Akşama doğru ona uğrayıp Zargana'larımı alarak Marmara Ereğlisi'ne gideceğim için çok mutluydum. İşlerimi toparladıktan sonra yola çıktım. İlk durak Selimpaşa idi ve oraya vardığımda saat 16:30 olmuştu. Birol ağabeyimle buluşarak Zargana'larımı aldım. Bana, "Sülo, fırtına geliyor, dikkatli ol" uyarısını yaptığında şok oldum. Hava raporlarına son baktığımda fırtına uyarısı yoktu, aksine çok güzel bir haftasonu olacağını biliyordum.

    Onunla vedalaşarak kankam Ali'nin dükkanında buluşacağımız için Silivri'ye doğru yola çıktım. Yoldayken telefonum çaldı, arayan arkadaşım Yaşar'dı, hoş sohbet, olur mu olmaz mı derken kanına girdim ve onu da çağırdım. O da benim gibi balıkta olmanın huzurunu arayanlardandı, beni kırmadı ve "geliyorum" dedi. Silivri'ye vardığımda kankam Ali ile buluştum, çay eşliğnde bir iki takım hazırladık, biraz muhabbet derken saat 18:00 oldu. Ali'nin işi olduğundan gelemeyecekti, onunla vedalaştım ve yeniden yola koyuldum. O esnada Yaşar aradı, Gümüşyaka'yı geçtiğini söyledi. Marmara Ereğlisi'nde buluşacağımızı kararlaştırdık ve 18:30'u biraz geçerken Yaşar ile buluştuk.

    Hava o kadar sert esiyordu ki, akşam suyuna çıkmamızın hayal olduğu gerçeğiyle karşı karşıyaydık. İstanbul'dan kalkıp buralara kadar gelmiştik, havanın kalmasını beklemekten başka yapacak bir şey yoktu. Akşam yemeğimizi yedikten sonra liman kahvesine gidecek ve ortama bakacaktık. Bu esnada Yaşar'a gelen bir telefon oldu, arayan Sultanköy'lü Tarık idi. Akrabalarının düğünü için köye gelmişler, burada olduğumuzu öğrenince yanımıza geleceğini söyledi. Yemek muhabbetinden sonra Nuri ağabeyi bulmak için liman kahvesine gittik. Onunla buluşarak muhabbete başladık, hava ile ilgili söyledikleri bizi umutlandırmaya yetmişti ama hava halen olanca hızıyla esiyordu, yağmur yağacak gibiydi ve çiselemeye başladı. Sonra Tarık da bize katıldı. Sanki hava Tarık'ın aramıza katılmasını bekliyormuş, Tarık'ın oturmasıyla birlikte gök gürültü sağanak yağmur başladı. Bu iyiye işaretti, yağmurla birlikte rüzgar da azalmaya başlayacaktı. Çaydı, kahveydi derken hoş sohbetlerle gece yarısı olmuş, muhabbet balık üzerine olunca zamanın nasıl geçtiğini anlayamadık. Yağmur kesildiğinde rüzgarda azalmaya başladı, umutlarımız tazelendi. Sabah 05:30 limanda buluşmak üzere Nuri ağabey bizimle vedalaşarak evine gitti.

    Yaşar, Tarık ve ben biraz daha muhabbet etmek istiyorduk. Bunun üzerine Tarık bizi Sultanköy'deki kulübesine davet etti ve oraya gittik. Hoş sohbet derken uykularımız gelmeye ve gözlerimiz kapanmaya başladı. Gece 01:30'da Tarık ile vedalaştık, o evine gitti, biz de kulübede kaldık. Saat 05:00'a kurduğum alarmı duyduğumda hemen fırladım ve denize baktım. Rüzgar iyice azalmıştı ama dalgalar çok kabarıktı. Nuri ağabeyi aradım, "denize çıkabilecekmiyiz" diye sordum, o da "çıkarız" dedi. Bunun üzerine kahvaltımızı yapacağımız pastanede buluşmak için tekrar Marmara Ereğlisi'ne döndük. Kahvaltıyı yaptıktan sonra limana geldiğimizde hava denize çıkılacak gibiydi. Eşyalarımızı tekneye yükledik ve yavaş yavaş avlağa doğru yola koyulduk.

    İçimizde güzel bir av yapacağımız düşüncesi hakimdi. Yarım saat sonra avlağa vardığımızda bizden başka kimse yoktu. Takımlarımızı yemledik ve suyla buluşturduk, onbeş dakikalık süreçte gelen giden yoktu, üstelik çok fazla yosun vardı. Güneşin doğmasıyla birlikte Nuri ağabey ilk vurşunu ve balığını aldı. On dakika sonra Yaşar'a da bir balık geldi ama onu kandıramadı. Ardından Nuri ağabeye bir balık daha geldi ve onu da aldı. Yarım saatlik bir süreçte olan oldu, sonrasında tüm denemelerimiz sonuçsuz kaldı, üstelik takımlarımıza devamlı yosun takılıyordu. İşin keyfi kaçtığından limana dönme vaktimiz gelmişti.

    Limana döndüğümüzde bizden başka kimsenin denize çıkmadığını gördük, sabah suyunun şanslılarıydık. Liman kahvesinde yaptığımız küçük kahvaltıya Tarık'ta sıcak poğaçalarla eşlik etti. Muhabbet yine balıktı ve aldı başını gitti. Yaşar'ı balıklarla yolcu ettiğimde öğlen olmuştu. Nuri ağabey de işlerini halletmek ve biraz dinlenmek için evine gitti. Biz de çay kahve eşliğinde Tarık ile muhabbete devam ettik. Sanırım saat 14:00 gibi Tarık'ın "Sülo, ben de kaçıyorum, biraz balığa çıkayım, kısmetimi arayayım" demesi üzerine tek başıma limanda kalmıştım. Kankam Ali'nin akşam suyuna geleceğini biliyordum, Nuri ağabey de saat 16:30 gibi gelecekti. Tekneye gittim, biraz temizlik yaptım, takımları elden geçirdim ve akşam suyuna hazırlıkları tamamladım. Hava o kadar sıcaktı ki, ağırlık çöktü, biraz uzandım, kendimden geçmişim. Tarık'ın telefonuyla uyandım, balıkta olduğunu, bir tane vuruş aldığını ama balığı küpeşteden kaçırdığını söyledi. Haber sevindiriciydi ama beni biraz olsun üzmüştü. Ardından Nuri ağabey geldi, çaylarımızı içerken kankam Ali'nin telefonu gözlerimin parlamasına neden oldu, yola çıkmıştı, geliyordu. Nihayet beklenen an gelmişti, kadro tamamdı, malzemeleri tekneye yükledik ve akşam suyu için limandan ayrıldık.

    Avlağa vardığımızda bir kaç tekne turluyordu ama balık tutanı da Tarık'ı da göremedik. Akşam güneşin batmasıyla balığın yapacağını bildiğimizden takımlarımızı hazırladık ve merada turlamaya başladık. Nihayet güneş tepenin ardından bize el salladı ve kayboldu. Nasıl bir döngüdür anlamak mümkün değil, güneşin batmasıyla balık yeme saldırmaya başladı, ortalık bayram yerine döndü. Herkes balık alıyor, kaçırıyor, çığlıklar havada uçuşuyordu. Biz de balıklar almaya daha çok kaçırmaya başladık. Bir saatlik süreçte iki kişi altı balığı livara atabildik ama sayabildiğim oniki karavanamızı hatırlıyorum, sonrasını sayamadım. Süreç dolduğunda balık sanki yer yarılmış da içine girmiş gibi ortadan bir anda kayboldu, bu da avımızın sonu oldu. Limana dönüş yolundayken Tarık aradı, Lüfer olmayınca canı sıkılmış, tavalığı almak için İstavrit'e gitmiş, üç kilo kadar İstavrit yakalamış ve mutlu olarak evin yolunu tutmuş olduğunu öğrendim ve onun adına çok sevindim. Deniz ana hepimizi sevindirmişti ve mutluyduk, yüzlerimiz gülüyordu, önemli olan da bu değil mi zaten, ne için denize çıkıyoruz.

    Liman'a döndüğümüzde içimizi ısıtacak çaylarımızı yudumlarken birbirimize takılıyorduk. Kahkahalar eşliğinde kaçırdığımız balıklar üzerine yorumlar yapıyorduk. Ertesi gün balığa çıkamayacaktık, Nuri ağabeyin, kankam Ali'nin ve benim işlerimiz vardı. Artık veda vakti gelmişti, bir sonraki av gününü hayal ederek birbirimize veda ettik ve ayrıldık. Bu arada tutulan altı balığı da bana verdiler, balık tutamamıştım ama eve elim boş dönmüyordum.

    Yaşadıklarımı özetleyecek olursam, günün ilk şansızı Yaşar'dı, sonra Tarık, ardından da bendim, bu hafta Lüfer yakalamak kısmet olmamıştı bize ama orada olmak, o havayı solumak, o ortamda olmak bile bizlere fazlasıyla yetmişti. Sonuçta; Yaşar, Tarık ve ben evimize mutlu olarak dönebilmiştik. Bu rapora vesile olan arkadaşlarım Yaşar'a, Tarık'a, kankam Ali'ye ve Nuri ağabeyime bana yaşattıkları için sonsuz teşekkür ederim. İyi ki, varsınız ve iyi ki, hayatımdasınız, sizleri seviyorum.

    Bu sezon ikinci kez çıktığım uzunolta ile Lüfer avımda yaşadıklarımı sizler ile paylaşmak istedim. Sizlere de kısmet olması dileklerimle, her zaman rast gelsin...

    Çok güzel resimler çekmiştim ama hafıza kartının azizliğine uğradım. Hiç istememe rağmen cep telefonuyla çekilen bir kaç resim vardı, onları paylaşabiliyorum…


    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
     
    Son düzenleme yönetici tarafından yapıldı: 1 Ekim 2013
  2. Sponsorlu Bağlantılar
  3. agartan

    agartan Moderatör Yönetici

    Yaş:
    50
    Kayıt:
    30 Nisan 2010
    Mesajlar:
    18.723
    Beğeniler:
    5.722
    Şehir:
    İstanbul
    Tebrikler Süleyman
    Güzel bir hafta sonu kaçamağı olmuş.
    Balık senin ve Yaşar'ın oltaya rast gelmiş olsaydı daha çok sevinirdim ama yine de sizin tavaya girmiş olması idare eder.. :D
    Afiyet olsun
     
  4. Evren Tamer

    Evren Tamer Moderatör Yönetici

    Yaş:
    35
    Kayıt:
    30 Nisan 2010
    Mesajlar:
    1.208
    Beğeniler:
    628
    Süleyman abi güzel bir av olmuş yinede.zargana aslında bu ara çok ama Metroda kalmamış demek.neyse bir dahakine inşallah Rastgele.
     
  5. YaşaR

    YaşaR Moderatör Yönetici

    Kayıt:
    30 Nisan 2010
    Mesajlar:
    2.032
    Beğeniler:
    218
    Şehir:
    İstanbul
    Süleyman,

    İşyerinden, iş kıyafetleri ile düşünmeden yola çıktım :) Güzel bir av güncesi oldu. Hava güzel olsaydı eminin 24 saat suda kalırdık. Bir dahakine diyelim. Bu arada bizi bir an yalnız bırakmayan, güzel sohbeti ile güzel vakit geçirmemizi sağlayan sevgili Tarık abiye özel teşekkürlerimi sunuyorum ( Alperen59 ) :)

    Her şey için teşekkürler.

    Rastgelsin, sevgiler...
     
  6. YaşaR

    YaşaR Moderatör Yönetici

    Kayıt:
    30 Nisan 2010
    Mesajlar:
    2.032
    Beğeniler:
    218
    Şehir:
    İstanbul
    Bir iki fotoda benden olsun :)
     

    Ekli Dosyalar:

  7. umooth

    umooth Aktif Üye

    Yaş:
    36
    Kayıt:
    3 Haziran 2010
    Mesajlar:
    607
    Beğeniler:
    153
    Şehir:
    İstanbul
    Tebrikler Süleyman Abi, güzel bir haftasonu olmuş bir de balık alsaydın tadından yenmezdi. Ama ben seni biliyorum balık yakalamasanda aynı hazzı aldığını. Ben de bu haftasonu full çalıştım ancak 5 tane kandırabildim. Balık var ama nazlı , sanat eseri edasında hazırladığım yemleri nasıl yemiyorlar hayret :)
    Sevgiler
     
  8. Mert Yılmaz

    Mert Yılmaz Daimi Üye

    Yaş:
    44
    Kayıt:
    21 Mart 2012
    Mesajlar:
    2.065
    Beğeniler:
    459
    Şehir:
    Kocaeli/Gebze Ankara
    Beyler tebrikler elinize sağlık.Afiyet olsun.Bizde daha siftah yok malesef.
     
  9. YaşaR

    YaşaR Moderatör Yönetici

    Kayıt:
    30 Nisan 2010
    Mesajlar:
    2.032
    Beğeniler:
    218
    Şehir:
    İstanbul
    Mert Kardeşim sıkma canını gençsin, güzelsin :)

    Daha sezon yeni açılıyor. Ben vuruş ile açtım sezonu, ama kasap önü kedisi misali balıkları kaptım :D
     
  10. TekAdam

    TekAdam Moderatör Yönetici

    Yaş:
    48
    Kayıt:
    26 Mayıs 2013
    Mesajlar:
    6.228
    Beğeniler:
    2.570
    Şehir:
    İstanbul-Silivri/Selimpaşa
    Teşekkürler Şeref :)

    Her yönüyle harika bir haftasonu yaşadık, unutulmazlar arasında yerini aldı. Yaşar ve bana balık geldi ama kandırmadık, kandırsaydık çok daha farklı olurdu ama balık yakalayamadan eve balıkla dönmek başka bir güzel oldu :D

    Darısı herkesin başına
     
  11. TekAdam

    TekAdam Moderatör Yönetici

    Yaş:
    48
    Kayıt:
    26 Mayıs 2013
    Mesajlar:
    6.228
    Beğeniler:
    2.570
    Şehir:
    İstanbul-Silivri/Selimpaşa
    Teşekkür ederim Evren, güzel ve unutulmayacak bir av güncesi oldu :)

    Aslında ben yemimi her zaman kendim tutarım ama bu sefer sipariş üzerine yem tedarik ettim. Bu gün arkadaşımla konuştum, Zargana yine boy göstermiş, her yerde var. Bir dahakine canlı Zargana ile avlanacağım, canlı yemin üstünlüğü tartışılmaz ;)