Duyuruyu Kapat
Google Gözat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

misinalar

Konu, 'Misinalar ve Çeşitleriyle Özelliklerine Genel Bakış' kısmında Ali Emre tarafından paylaşıldı.

  1. Ali Emre

    Ali Emre Aktif Üye

    Yaş:
    42
    Kayıt:
    30 Nisan 2010
    Mesajlar:
    340
    Beğeniler:
    23
    Şehir:
    ABUJA/NİGERİA
    Pek çokları için misina misinadır. Öylesi böylesi yoktur. Gidilir satıcıdan bir top alınır. Halbuki misina sportif amaç güden amatör balıkçılık için son derece kritik bir husustur çünkü balıkla aranızdaki tek bağlantıdır. İyi bir misina daha doğrusu amacına uygun kullanılan bir misina avı kolaylaştırmaktan öte görevlere sahiptir.
    Misina seçimini ve kullanımını iyi yapabilmek için bir kaç terimi bilmek faydalı olacaktır:
    Test yükü: Misinanın kopmadan taşıyabileceği maksimum yükü belirtir. Genel olarak her misinanın etiketinde libre (LB) veya kilogram (KG) olarak belirtilir. Libre İngiliz ölçü birimidir ve sıklıkla ABD’de kullanılır. Elbette bizim alıştığımız birimden farklıdır. Basitçe Lb değerinin yarısını alın bunun biraz altını kg olarak düşünün. Yani 20 lb deniyorsa 10 kg’nin biraz altı 9 5..9 75 kilo gibi bir değer aklınıza gelsin. Formül olarak isterseniz 1 kg = 2 2 libre (1 Lb = 455 gr) 22 libre ise 10 kg. olur. Bu değerler “test” değeridir ve çoğu marka bu ağırlığa ulaşmadan kopar gider. Bu yüzden olası en ağır yükün en azından %30 fazlası test değerine sahip misinalar kullanın. Eğer 5 kg. bir kofana çekmek istiyorsanız en az 7 kg yani 18 librelik bir misinaya ihtiyacınız olacaktır. Misina seçimini sadece balığın ağırlığına bakarak yapamazsınız. Bilhassa kıyıdan avlanırken uygulayacağınız fırlatma gücü çok çok yüksek değerlere çıkabilir. Eğer 100 gr kurşun kullanıyorsanız bunu 50 m öteye fırlatmak için mesela 10 kg atar yük oluşturursunuz. Eğer misina bu yüke dayanamazsa kopar.
    Esneklik: Misinanın yüke bindiği zaman ne kadar uzadığını ifade eder. Bunun bir ölçüsü yoktur. Esnek olmayan çok esnek az esnek gibi basit tabirler kullanılır. Esnekliği yüksek olan bir misina balık çektiği zaman uza***** yükü emer. Balık sürekli yoğun güçle çekemez. İlk anda uygulanan yoğun yük bu esneme sayesinde emilir ve balığın yakalanması kolaylaşır.
    Şöyleki esnemeyen bir misina ise balığın bu ilk hareketinde yükü doğrudan balığın ağzına ve kamışa yada elinize verir. Esnek olmayan bir kamış bu ani darbe ile kırılabilir yerleştirdiğiniz yerden veya elinizden kurtulup gidebilir. Misinayı elle tutuyorsanız elinizi kesebilir. Ama balık ne olduğunu anlayamadan iğne damağına saplanmış olur. Eğer misina belli bir esnekliğe sahipse iğne balığın sert damağına saplanmadan önce uza***** belli bir gecikme sağlar. Balıkçı bu gecikmeyi karşılamak üzere hızla tasmalar ki iğne balığın damağına otursun. Esnek olmayan bir misinada ise böyle hızlı tasmalama yaparsanız iğneyi kıracak yada balığın ağzını yırtacak kadar bir güç sağlarsınız. Ayrıca esnek olmayan bir misina kamışa vs. zarar verebilir.
    Diğer yandan misinanın esnekliği azaldıkça balığın yemin kurşunun her hareketi doğrudan kamışa kadar ulaşır. Böylece daha hassas bir duyumsama sahibi olursunuz. Esnemeyen bir misina ve biraz tecrübe ile balığın vurduğunu yakalandığını çapariye kaç balık takıldığını kurşunun dipte gezindiğini birinin takımının sizinkini yakalayıp çektiğini vs. anlayabilir hatta yakaladığınız balığın cinsini vs. tahmin edebilirsiniz. Ama böyle bir misina ile her daim hazır olmanız gerekir bilhassa sazan levrek kofana gibi iri balık avında. Kamışı daima sağlam tutmalısınız. Misinayı asla elinizde tutmamalısınız yani şöyle kamış kullanmadan parmağıma koyayım balık gelince hissedeyim gibisinden.. Aksi halde balığın geldiğini bir hayli acılı ve kanlı şekilde kesilen elinizle anlayabilirsiniz.Orkinos kılıç balığı yayın gibi çok iri balıklar ile uğraşıyorsanız esnek olmayan bir misinadan uzak durun.
    Hafıza: Üzerinde pek durulmayan bir husustur ama aaafe keder verecek meselelerin nedenidir. Misina sarılı olduğu yerin şeklini korumaya çalışır. Örneğin makaranın şeklini korur ve attığınız misina havada ve suyun üzerinde uzatılmış bir helezon yay gibi serilir. Yemi fırlatıyorsanız havada sürtünme artar ve mesafe kısalır. Suya düştüğünde ise yüzey gerilimi artar ve yemin suya batışı gecikir. Suyun içinde de aynı etki sürdüğü için balığın misinayı görme ihtimali artar. Ayrıca bu kıvrımlar bazen kuş gözü denen düğümlere sebep olur ve misinayı zayıflatır. Toplarkende karışmaya daha meyilli olur.
    Ayrıca hafızası yüksek bir misina bilhassa düğüm yerlerinde zayıflamaya meyillidir. Bir şekilde baskı altında çekilirse kurdela etkisi yaratır ve sert bir yay şeklini alır. Sonuçta deformasyon artar acayip şekiller ortaya çıkar ve misina çöpe gider. Çapari satanların sıklıkla söyledikleri “denize bir kere girdimi çaparinin işi biter” lafının sebebi bu mevzudur.
    Bir misinanın düşük hafızaya sahip olması her zaman avantajdır. Ancak hafızasız olmasına güvenen modeller bunu etiketlerinde açıkca “low memory” “No memory” şeklinde belirtirler. Sıradan misinalar bu hususa dair hemen hiç bir bilgi içermezler. Basitçe misinayı kıvırın kıvırdığınız şekilde kalıyorsa hafızası yüksektir.
    Görülebilme: Bu hususu iki şekilde ele almak gerekir. Suyun dışında görülebilme suyun içinde balığın görebilmesi. Suyun dışı bazen önemli olur yanınızdaki sizin takımınızı görüyorsa üzerine göz göre göre takım atmaktan imtina eder mesela. Ama bunlar teferruat hususlardır ve asıl önemli olan suyun içinde misinanın görülmesidir. Balık misinayı görürse ondan ürkebilir. Yayınlar kendine güvenen balıklardır misinaymış filan hiç umursamaz yemi götürür. Lüfer sülalesi dikkatini çeken bir şey varken misinaya dikkat etmez. Ama diğer pek çok tür misinadan ürker. Kimi türler -ki bunlar azınlıktadır şükür ki- hiç sokulmamayı tercih eder. Diğerleri ise ürkek davranır ama genede yeme yönelebilir çoğu zaman. Eğer balık misinayı göremiyorsa görse bile onu ürkütecek bir şeye benzetemiyorsa yeme saldırma ihtimali artar.
    Suda görülme olayını kavramak için suda ışığın davranışını anlamak önemlidir. Gün ışığı suya girince emilmeye başlar. Önce kızıl ötesi kırmızı ve morötesi emilir. En son ise mavi ve morötesi görünmeyen ışık. Kırmızı bir şey suyun bir kaç metre altında donuk siyah haline gelir. Bu kolayca belli olan bir formasyon sunar. Daha derinlerde ise kırmızı şekil detaylarını kaybeder ve balıklar için kamuflajı artırır. Tipik saydam misinalar ise bu etkiyi göstermez. Yüzeyde ve yüzeyin altında misinaya vuran ışığın bir bölümü misinanın içinde aşağıya doğru uzanır. Sonuçta misina suyun içinde donuk bir çizgi halinde açıkca görülür hale gelir. Ayrıca taşıdıkları ışık etraflarında bir hale oluşturur ve misina olduğundan daha kalın bir görünüm alır. Bilhassa yüzeyden taşınan kırmızı ışık dipte daha az olduğundan misina karanlıkta parlayan bir lamba gibi belirgin hale gelir.
    Bir diğer etmense misinanın rengidir. Pembe bir misina sizin için çok belirgin olacaktır fakat suyun içinde bu pembe griye dönüşür (kırmızı ışık ortamda olmadığı için) ve bilhassa dipte görünürlüğü azalır. Ama yüzeye yakın derinlikte pembe çok belirgin olacaktır. Mavi ise en az tercih edilecek olandır. Çünkü derinlik arttıkça ancak mavi ışık bulunur. Bu durumda mavi misina ışığı maksimum yansıtır ve görünürlüğü artar. Duman rengi gri ise ortamda bulunan ışığı daha çok emdiği için daha az dikkat çeker. Yeşil ise etrafta bolca yeşillik olan düşük derinliklerde balığın çok fazla dikkatini çekmez. Saydam misinalar ise bilhassa dışarıdan aldıkları ışığı içerde dağıtmaları yüzünden belirgin donuk bir hat halini alırlar. Diğer yandan yapıldıkları malzemenin sudan farklı kırma endeksine sahip olmaları yüzünden mercek etkisi gösterirler. Klasik misinalarda kullanım esnasında oluşan mikro çatlaklara giren su ile misina arasında oluşan kırılma ve yansımalar yüzünden misina saydamlıktan çıkar.. Işığın fazla olduğu sığ kesimlerde bilhassa bulanık sularda bu misinalar pek farkedilemez. Ama ortalama derinliklerde ve berrak sularda kolayca farkedilebilirler. Bu etkiler en fazla gece avında görülür. Sıradan bir saydam misina yüzeydeki ışık ve yakamozla kolayca görülür hale gelip balıkları ürkütür. Ama mehtaplı bir gecede bu etki azalır. Balıklarda daha fazla görüp yemlenebildikleri yüksekliklerde olduklarından ayışığında daha iyi avlanırlar.
    Görülebilmeyi iyileştirmek yani daha az görülen ürkülen bir misina seçmek için bir kaç hususa dikkat edilebilir. En öncelikle daha ince misina mutlak daha az görünürlükteki demektir. Bir diğer husus ise misinanın rengidir. Bilhassa 20m’den az derinliklerde yeşil ve duman grisi (füme) renkleri daha zor ayırt edilebilen misinalardır. Daha derinlerde pembe renk daha zor görünür. Bazı özel misinalar enteresan şekilde suyun içinde tam saydam hale gelir ve görünmez. Bunu sağlayan ışığa gösterdikleri tepki suyunkine yakın kırılma endeksine sahip olmaları bağlı polimer yapılarının mikroçatlaklara pek meydan vermemesidir. Bu misinalar görülmeme konusunda tartışılmaz en avantajlı olanlardır. Ayrıca görünürlüğü azaltmak için her bir birimi (metre yarım metre vs.) farklı renkte olan misinalarda mevcuttur. Bu tipik kamuflaj deseni etkisi yaratır ve farkedilmeyi zorlaştırır.
    Dayanıklılık: Diğer yandan bir misinanın sıyrılmaya karşı direnci de önemli bir kriterdir. Misina kullanırken çoğu zaman bir yerlerden sürtünerek çekilir. Bu esnada mutlak şekilde yıpranır ama kimisi az kimisi ise çok. Genel kaide olarak sağlam misinalar bu hususta da iyidir. Bu sürtünme iki şekilde misinaya etki eder. Öncelikle misinanın yüzeyinden birazı sürtündüğü yerde kalır. Bu bariz şekilde misinanın yer yer incelmesine sebep olur. Diğer yandan bu sürtünme misina üzerinde çatlaklar oluşmasına yol açar. Bu su içinde görünürlüğü kötü etkiler. Bilhassa suyun dışında makaraya kamış kılavuzlarına vs. sürtünme fazlaca ısı üretir ve misina yumuşar uzar. Bu uzama sürtünme bölgesinde oluşur. O kadar ki misinanın bir tarafı aynen kalırken diğer yanının uzunluğu değişir ve ardından soğuma başlar. Bu durumda misina üzerinde çatlaklara yol açar. Ancak ısınınca yumuşamasına rağmen genişleme eğilimi göstermeyen misinalar bu sorundan daha az etkilenir. Bu özelliği sağlayan misinalar silikon katkılı veya çeşitli polimerlerle güçlendirilmiş misinalar olacaktır.
    Misinalar bilhassa son yüzyılda büyük gelişmeler göstermiştir. Bunun sonucunda özellikleri farklı değişik tür misinalar boy göstermiştir. Bunları beş temel grupta toplamak mümkündür.
    Monofilament : Bu tür misinalar standart konvansiyonel naylon misinaları kapsar.

    Naylon ve benzeri karbon zinciri tabanlı materyallerden üretilirler. Bu nedenle saydam ve nispeten sağlam olurlar. Her yönden diğerlerinden daha kötü özelliklere sahiptirler. Ama esneklik olarak en önde gidenler bu türlerdir elbette esnek bir misina istiyorsanız. Bazıları kopmadan önce boyunun %40′ı kadar uzayabilir. Diğer taraftan çok büyük bir avantaja sahiptirler çok ucuzdurlar. Monofilamentin bilhassa sağlamlık yönünden geliştirilmesi ile termal monofilamentler silikon benzeri katkılı olanları vs. üretilmiştir. Bunlar biraz daha pahalı olmalarına rağmen son derece sağlamdırlar. Aynı kalınlıkta iki kata yakın yük kaldırabilirler. Esneklikleri gene fazladır. Ama bilhassa hafıza yönünden standart monofilamentten pek iyi netice vermezler.
    Monofilamentin en zayıf tarafı düğümlere dayanıksız olmasıdır. Bu yüzden çamaşır ipi bağlar gibi alelade değil yükü çeken hattın en az zedeleneceği şekilde bağlantı yapmak gerekir. Bu ise bilhassa çapari düğümlerinde zor bir iştir. Eğer düzgün düğüm atabilseydik 0 35 beden yerine 0 20 rahatça kullanabilirdik sanıyorum.
    Bir diğer dezavantaj ise UV ışığa çok hassas olmalarıdır. UV ışık naylon bazlı olan bu misinaların yapısını bozar. Saydamlıkları yavaşça kaybolurken çok kırılgan ve gevrek bir hal alırlar bu yüzden mümkün olduğunca güneş altında tutmamak gerekir. Doğrusu diğer tüm türlerde bir şekilde güneşten etkilenir ama monofilament hemen hepsinden daha fazla…
    ABD pazarına yönelik olarak üretilen misinalarda çap belirtilmez yerine test yükü verilir. Bu durumda verilen yük değeri aslında sıradan monofilamentin hangi çapta kaldıracağını gösterir.
    Örgü misinalar: Çok ince bir kaç monofilamentin veya bahsedilen diğer türlerin saç örgüsü gibi örülmesi ile elde edilirler.

    Bu sayede görülebilirlik nispeten azalırken sağlamlık artar. Fiyat ise makul seviyede kalır. Yapıldıkları malzemeye bağlı olsa da esnekliklerinin yüksek olması nedeniyle özellikle çok büyük orkinos ton balığı yada kavgacı balıklar olan yayınlar gibi avlar için en uygun misinalar olurlar.
    Fused misinalar : “Fused” terimi çok yeni bir terim olup henüz Türkçe bir karşılıkla raflara çıkmış değil. Bu yüzden orjinal ingilizce adını kullanmayı daha doğru buluyorum.

    Bu misinalar monofilamentten daha sağlam olan çeşitli fiber ve polimer malzemelerden üretilirler. Ama fiber kalın olursa kırılgan olur. Bunu önlemek üzere çok ince çok çok ince bir sürü fiber bir araya getirilir termal olarak birleştirilerek yapışmadan birbirine sıkıca sarılması sağlanır. Daha sonra da üzerleri plastik PVC ABS gibi bir materyalle sarılarak paketlenir. Bu misinalar son derece sağlamdır. Hafıza özellikleri çok düşüktür. Ama kolayca eskirler. Özellikle etraflarını saran koruyucu kabuk çabucak sıyrılır. Ayrıca saydamlığın avantajlarına sahip değildirler. Fakat iyi bir monofilamentin kalınlığından çok daha düşük bir kalınlıkta daha fazla yüke dayanabilirler. Bu yüzden suya batma havada süzülme gibi konularda son derece iyidirler. Fiyatları ise monofilamente göre çok yüksek olur.
    Fused misinalar farklı fiber türleri ile elde edilebilir. Örneğin örümcek ağının hammaddesi genetik yolla koyunlardan sütleriyle elde edilerek bu işte kullanılabilmektedir. Polyester fiberglass dyneema gibi daha sentetik fiberler de olabilir. Hepsi aynı sağlamlık ve dayanıklılığa sahip değildir. Fakat monofilament ve sıradan örgü misinalarla karşılaştırınca acayip sağlam ve düşük esnekliktedirler.
    Batma demişken çoğu fiberin gravite katsayısı sudan düşüktür. Buda misinanın yüzmesine yolaçar. Bu elbette batma açısından bir dezavantajdır. Ama ucuna taktığınız ağırlığı tutacak bir diğer husus misinanın sürtünmesidir. Daha ince misina daha az sürtünme demek olup kurşunun batmasını kolaylaştırır.
    Dyneema Misinalar: Dyneema Stren marka misinalarla bu piyasaya girmiş sentetik bir fiber türüdür. Temelde kevlara rakip bir şey ararken Japonya’da geliştirilmiş olup çok sağlam dağcı halatları paraşüt ipleri kurşun geçirmez elbiseler gibi uçtaki işlerde kullanılırlar. Dyneema’nın bazı türlerinden de son derece kaliteli misinalar üretilebilir. Bu noktada piyasada standart dyneema veya kevlar lifleriyle micro dyneema’dan (dyneema’nın misina için en elverişli olan türü) üretilmiş misinalar bulunabilir. Hepside son derece sağlamdır. Dyneema lifleri örgü veya fused şeklinde bir araya getirilebilir. Dyneema/Micro Dyneema tabanlı fused misinalar hafızasız olmakla hiç bir şekilde esnememeleriyle bilinirler.
    Dyneema yük dayanımından önce sağlamlığı ile öne çıkar. Sıradan balıkların bu misinayı dişleriyle kesmesi pek mümkün değildir. Böylece lüfer/çinekop levrek turna gibi avlarda çok avantajlı olurlar. Tipik kancaya bağlı çelik tel durumunu bir yere kadar gereksiz hale getirirler. Literatürde bu misinaları kocaman köpekbalıklarının kesemediği yazılıdır. Temel sebep balık ısırınca liflerin yayılıp dişlerinin arasındaki boşlukta kalıyor olmasıdır. Ancak piranha gibi sık ve çok keskin dişlere sahip balıklar bu misinaları bazen kesebilirler. Müren levrek lüfer hani turna gibi bizim sahamıza giren balıkların bu misinaları kesmeleri pek mümkün değildir. Kendi tecrübelerimden maket bıçağının bunu keserken köreldiğini ancak yan keski veya iyi çelikten bir bıçak ile kesmenin mantıklı olduğunu biliyorum.
    Daha çok örgü şeklinde kullanılan standart dyneema’lar ise daha sağlam olmalarına karşın çok yumuşak olmalarıyla öne çıkarlar. Yumuşak olmak toplarken atarken vs. daha fazla dikkat gerektirir. Çok kolay düğüm olabilirler. Ama esneyip hafıza sahibi olmadıkları için biraz uğraşıp düğümler açılabilir. O kadar ki igneden misinayı sökmeniz mümkündür. Ama bunu ancak bir dikiş iğnesi vs. marifetiyle halkaları açarak yapabilirsiniz. Sökülen misina sanki hiç düğümlenmemiş gibi olur. Dyneema grimsi beyaz bir renge sahiptir. Buda suda kolay görünmeye vasıla olur. Bu yüzden fosforlu yeşil gri pembe gibi renklere boyanırlar. Ama dyneema boyayı pek iyi tutmaz ve bir süre sonra kendi rengine döner. Kaliteli dyneema misinaları diğerlerinden ayıran etkenlerden biride bu renk tutma konusudur. Bu belki bir avantajda olabilir misinayı permanent kalemle boya***** farklı renge dönüştürebilirsiniz örneğin.
    Florokarbon Misinalar : Bu malzemenin kırılma indisi suya yakındır. Üstelik suyu hiç bir şekilde emmez üzerinde mikroçatlaklar oluşmaz. Bu özelliklerle suyun içinde görünmez olurlar. Haa %100 denemez ama eğer burada bir misina var mı diye aramıyorsanız onu görmeniz farketmeniz nerdeyse imkansızdır. Bazı türler suyun dışında farklı bir polarizasyon şeması gösterir ve nerdeyse parlar. Böylece suyun dışında nerdeyse burdayım diye bağırıp çok iyi görünürken su içinde görünmez olan misinalar elde edilir. Bilhassa ürkek balıklar olan yalnız gezen balıklar turna levrek gibi avlar için ideal misinalardır. Esneklikleri düşüktür. Dayanıklıkları ise sıradan monofilamentlere göre daha yüksek olmasına rağmen dyneema gibi süper misinalardan çok daha düşüktür. Bu özellikleri ile benim görüşüme göre şok çekici ve iğnelerin takıldığı ana takım için ideal misinalardır. Özellikle yoğunluğunun (=ağırlığı) yüksek olması batmasını hızlandırır ve kurşunun daha efektif olmasını sağlar. Fiyatları ise beklenebileceği üzere yüksektir ama çok pahalı denecek kadar fazla da değildir.
    Standart monofilamentlerin tek varlık sebepleri ucuz olmaları. Bir kaç YTL’ye zilyon metre alabiliyorsunuz. Beden yap takım yap ufacık düğüm olsa kopar at.. Esneklikleri genelde yüksek. Kolay eskiyorlar. Bilhassa deniz suyunda kısa sürede şeffaflıklarını kaybediyorlar. Balık bol su bulanık akıntılı ise yani balık tutulmayı bekliyorsa sizde yeterince ustalığa sahipseniz ne zaman tasmalayacağınızı boşluk vermeden çekmeyi vs. biliyorsanız bu misinalar gayet uygun. Ama balık kıtsa siz yeterince tecrübeye sahip değilseniz “çok ağır kofana mı dır nedir” diye heyecanla çektiğiniz takımın ucunda yosun veya poşet çıkması sizi üzüyorsa hızla çekeceğim tasmalayacağım diye neden uğraşayım diyorsanız bu misinalar size göre değil. Elbette süper misinalara yapacağınız harcama da önemli. Bugün 60 - 70 YTL ile 4 m kamışlı 5 bilyalı bir makineyle sıradan misinadan 250 m makaraya sarıp alabilirsiniz. Ama aynı paraya iyice bir dyneema misinadan 110 m ancak alabilirsiniz.
    Termal ve polimer katkılı monofilamentler ise biraz daha sağlam olmalarıyla öne çıkıyorlar. Fakat genelde alıcıları 100m vs. makara alıp üç köstekli seyirtme çapari vs. yapmak üzere kullanıyor. Bunlar genelde belli bir yükten sonra uzama ve öyle kalma eğilimindeler. Bu nedenle özellikle düğüm noktalarında bir hayli zayıflıyorlar.Ayrıca uzadıktan sonra burulmaya müsaitler. Bu yüzden acayip bir şekil alıp dolaşık bir hale gelebiliyorlar. 0 16 gibi ince bir termal monofilament 4.5 kg gibi iyi bir dayanıma sahip olabiliyor. Fakat 250 gr’lık bir balık vurup çekince seyirtmede biraz hızlı toplayınca vs. burularak berbat hale gelebiliyorlar. 0 10 gibi süper ince olanları köstek yapmak için çok iyi duruyor. Fakat o kadar kolay dolaşıyorlar ki bir kaç atımdan sonra kullanılmaz hale gelebiliyorlar. Gerçi aynı zaafiyetler sıradan monofilamentler içinde söz konusu. Fakat bunlar daha sağlam. Bu yüzden tercih edilmeleri daha iyi.
    Şöyleki 0 24 monofilament termik olanından çok daha zayıf. Diyelim en fazla 4 kg test değerine sahip. Eğer bunun yerine termal olanı tercih ederseniz aynı dezavantajlara karşın 10 kg dayanıma sahip oluyor. Bu test değerleri aldatıcı olabilir. Şöyleki düğüm attığınız yerlerde bir kaç kullanımda vs. misina iyice zayıflıyor. Bu durumda yarım kiloluk bir balık bile bunu koparabilecek oluyor. Eğer standart misina yerine termal olanını kullanırsanız aynı görülme hafıza vs. zaafiyetleri olan ama daha sağlam bir takıma sahip olabiliyorsunuz. Bu da bilhassa kıyı avcılığında çok faydalı olabiliyor. Kıyıda ummadığınız balıkların takımınıza vurması mümkün. Basit bir çapariye kiloluk kefalin takıldığı sıradan bir vakadır. Bu 1 kg çeken hayvan zaten zayıflamış olan 4 kg çekebildiğini söyleyen misinayı kolayca koparabilir. Kaçan balık büyük olur nedendir sizce? Takımınızın büyük balığı alacak kadar sağlam olmaması olabilir mi? Kısacası tercihi daha ince olanına göre değilde daha sağlam olanına göre yapmanız iyi olacaktır. Yani üç köstekli bir takım için 0 25 misina iyi olur diyorsanız bu 3 kg çekiyor 3 kg çeken 0 16 termal kullanayım şeklinde düşünmeyin. Gene 0 25 kullanın.
    Bu mevzu bilhassa yurtdışından gelen misinalarda kafa karıştırıcı olabilir. Bazı ülkelerde misinalar kalınlığı değil dayanımları ile sınıflandırılır. Biz gidip 0 30 misina isteriz onlarda ise 14 librelik (6-7 kilo) misina istenir kalınlığı vurgulanmaz. Bilhassa internet üzerinde alışveriş yaparken bu kafa karıştırıcı olur. Kalite bir misinadan 10 lb (4 5 kg) lik alırsınız. 0 16 termal monofilament misinanız olur. Buda ikide birde dolaşıp başınızı ağrıtabilir.
    Dyneema ve benzerleri ise benim görüşüme göre olmazsa olmaz beden malzemesi. Bilhassa makinaya saracağınız misina bunlardan olmalı. 0 20 dyneema ile tipik bir makina 300 m misina alabilir ki sanırım her yere yeter. Bu misina ile 20 kg’lık balığı rahatça çekebilirsiniz. Bu misinaların test değerlerinden daha yüksek değerlere dayanabildikleri de sıkça görülür. Diğer yandan bunlar size süper hassas bir izleme olanağı sunar. En basit çapariyle istavrit avı bile zevkli bir hale geliverir. Sanki takım önünüzdedir bir tanesi vurdu biraz bekleyelim dolsun iki etti dur dur 3-4 oldu Hay Allah sardalya vurdu çapariyi bozmadan çekelim vs. gibi zevkli bir av aaafi yaşatırlar.
    Diğer yandan bu misinalar saydam olmadıkları için yakamozda daha iyi netice verebilirler. Şeffaf misinalar yakındaki planktondan gelen ışığı bir şekilde içinde tutar. Kırma indisi aynı olmayan iki maddenin birleştiği yerde ışık mutlaka bir miktar yansır. Bu yüzden yakamoz sıradan bir şeffaf misina içinde çok iyi farkedilir. Ama dyneema’lar ışığı olduğu gibi yansıtır ve nispeten daha az görülürler. Özellikle duman grisi renkler bu noktada belirgin bir avantaj sunar. Yakamozdan kurtulmanın tek yolu onu bastıracak ayışığı gibi daha güçlü bir aydınlıktır. Ama bu imkanın olmadığı yerde 0.06 mm gibi çok çok ince dyneema’lar idare eder bir seçim olabilir. Bu nerdeyse saç teli kadar misinalar 8-10 kg yük kaldıracak kadar güçlü olabilirken daha ince olduklarından daha az planktonu ışıldatırlar.
    Ama dyneema’lar alışılagelmiş av tarzına ters düşerler. Balık vurmaya başladı hurra son sürat tasmalayalım derseniz balığı kaçırırsınız. Yem olarak istavrit takalım kamışı şöyle bir yere dayayalım balık vurunca çekeriz diye düşünmeyin. Balık vurunca kamışınızı çekip düşürebilir. Biraz iriyse bu işe uygun bir kamış değilse sağlam yere koyarsanız kamışı kırarsınız hatta. Bunlardan birinin kullanım kılavuzunda “Bu misinayı kullanırken arkanızı dönmeyin hatta gözünüzü bile kapatmayın” der. Sebebi basittir bunlar esnemez uzamaz. Balık yemi kaptığı gibi ani olarak çok hızlı şekilde yemi alıp uzaklaşmak ister. Sıradan misinalar bu esnada esneyerek kuvveti kamışa iletmezler; Kamışa vurduğunu hissettiğiniz an balığın yemi iyice zorladığı andır. Dyneema’da ise balık daha yeme ilk dokunduğu anda kamışınız titremeye başlar. Ayrıca balık birazda büyükse tüm yükü istisnasız olarak kamışa vuracaktır. Sıradan bir misinada balık önce misinayı yeterince esnetmelidir bu da giderek artan bir kuvvetle kamışa yüklenmesi demektir ki balığın yorulmasına da sebep olur ilk anki yüksek enerjisini emer. Bu anlatımı pek çokları yanlış şekilde “Dyneema kamış kırar” gibi yorumlar. Herşeyden önce vuran balığın kamışı kıracak kadar büyük olması gerekir. Çoğu kamış bilhassa soğukta iyice gevrer ve dayanımı azalır. Bu durumda kamışı sağlam bir yere koyar kocaman bir balıkta gelir vurursa kamış belki zarar görebilir. Bu bilhassa teknede sürütme yaparken başınıza gelebilir.
    Buradaki sorun bir başka mevzuyu ortaya çıkarır. Tipik monofilament ilk ani vuruşlarda balık veya kurşunu fırlatırken esner ve vuruşu yumuşatır. Ama dyneema öyle yapmaz boydan boya yüke maruz kalır. Bu nedenle alıştığınız monofilamentlerin kaldıracağı yüklerin %30 kadar daha fazlasına dayanacak dyneema seçmelisiniz. Yani 10 kg çeken monofilamentin yerine koyacağınız dyneema en az 13 kg taşıyabilmelidir. Bu akılda tutmak gereken bir husustur ve kalın misinalarınızın yerine dyneema seçerken önemli olacaktır.
    Dyneema’ların bu yüksek refleks sorunu daha esnek bir kamış kullanımını gerektirir. Zaten büyük balık için esnek kamış bir tür zorunluluktur. Bilhassa sıradan misinalarla uzun süre avlanmış birisi için dyneema tarzına alışmak zor olabilir normalde yakaladığı bir sürü avı kaçıracaktır. Dyneema takımınıza sürekli sahip olmanızı yumuşak hareket etmenizi balığı anlayıp gerektiğinde yayına yapıldığı gibi yormayı gerektirir. Fakat kısa bir sürede dyneema’ya alıştıktan sonra normalde kaçırdığınız bir sürü avı livarınıza koyabilir hale gelirsiniz. En basit yönden geç tasmalama sorununuz olmaz. Avınız Lastiğin ucundaymış gibi sallanmadığı için kancadan kurtulması daha güçtür. Balık vurduğunda hafifçe tasmalamanız sadece kamışın boşluğunu almanız bile kancayı avın damağına oturtmaya yetecektir. Buna mukabil boşluk vermeden çekmek ise apayrı bir sorundur. Tavsiyem kamışı suya yaklaştırıp sararken yukarıya kaldırın. En yukarıya ulaşınca kamışın esnemesinin yarattığı etkiyi kullanarak boşluk vermeden dinlenme vs. fırsatı bulabilirsiniz. Ama en önemli tavsiye kaliteli bir iğne kullanmak olacaktır.
    Dyneema’ların bir diğer sorunu ise komik gelebilir ama fazla ince olmaları yüzünden makaradan hızla boşalmalarıdır. Bu yüzden rüzgar onları kolayca uçurabilir. 50 m öteye atarsınız kolayca fakat kurşunun dalmasını beklerken makaradan 100m misina boşalır rüzgarın estiği yöne 20-25 m açılır ve oradaki balıkçıların önüne gider. Onların takımlarıda ister istemez sizinkinin üstüne gider. Biraz uğraşıp alışmak gereksede kurşun havada bir süre yol aldıktan sonra misinayı elle hafifçe tutmak boşluğu alınca tekrar bırakmak ve böylece rüzgarla uçup gitmesine engel olmak gerekebilir.
    Dyneema’ların özellikle yumuşak olanları tipik bir iplik gibidir. Bu nedenle eğer sardığınız yeni kısım öncekilerden daha sıkı ise veya sarımı sıkı yapamıyorsanız dyneema eski sarımların arasına girer. Bu durumda fırlatma yapmaya bile gerek olmadan basitçe misinayı salmak istediğinizde bile araya giren bölüme bir kaç katı birden sürükler ve misina yumak halinde çıkıp gider. Sonuçta bu dolaşığı atlaştırmak gerekir ve dertsiz başınıza dert açarsınız. Dyneema düğümlerde eriyip sarmaz. Bu yüzden düğümler bazen uğraştırsa da her zaman çözülebilir. Fakat bununla uğraşırken vakit kaybı takımın dibe yatıp bir yerlere takılması gibi hususlar meydana gelir. O yüzden bu duruma mahal vermemek gerekir. Dyneema’yı her zaman sıkı olacak şekilde sarın. Makaraya ilk defa doldururken mutlaka bir yerlerden dolaştırıp sıkıca gelmesini sağlayın. Ama aklınızda olsun dyneema demiri bile kesebilecek kadar etkili bir liftir. Benim yaptığım gibi koltuğun kenarından geçirip döşemeyi kestirmeyin.. Eğer bir sebeple toplarken gevşek gelmişse bir sonraki atışı çok ağırca yapın sıkı olacak şekilde misinayı hemen toplayın.
    Ayrıca dyneema misinaların çap ölçüleri biraz gariptir. Fused veya örgü olarak yapıldıkları için 0 20 bir dyneema’yı elinize alınca 0 30 monofilament kadar kalın görürsünüz. Bu misinalar gerginleşip boşlukları alınınca anılan kalınlığa düşerler. Hoş bu pek fazla sorun değildir. Çünkü bunların dengi başka bir misina en az iki misli kalın olmak durumundadır. Fakat bu durum dyneema’ların atıp-çekme gibi aktif teknikler dışında etkinliğini azaltır. Eğer levrek avında olduğu gibi misinayı bir ayak taşına bağlayıp uzaklaşacaksanız bu tür bir misinanın nimetlerinin hiç biri sizin için anlam ifade etmeyebilir. Bu durumda 10 kat fazla vereceğiniz parada anlamsız harcanmış olacaktır.
    Özellikle seyirtme uğraşırken dyneema gene sorun olabilir. Kaşık silikon yem vs. takıp seyirtme yapıyorsanız bu misinaların hafızasız ve uzamaz olması alıştığınız yöntemleri yanlış kılabilir. Tipik uygulamada seyirtme atılır seri hareketlerle çekilir. Bilinen misinalar bu durumda yemin daha doğal hareket etmesini sağlar. Dyneema’da ise hareketiniz aynı anda karşıya ulaşır. Çektiğinizde yem aniden fırlar bıraktığınızda aniden duraklar. Yem ise eylemsizlikten dolayı harekete devam eder misinanın üzerine gelir ve çoğu durumda karışır. Bu etkiyi biraz düzeltmek için yemi doğrudan değilde fluorokarbon yada monofilament bir parça ile kullanmayı deneyebilirsiniz. Benim milletin kutusunda gördüğüm maketler kaşıklar vs. bu konuda sorun çıkaran türlerden değildi. Ayrıca hiç kimseyi teknik olarak uzayabilen bir misinanın avantajlarını kullanacak bir faaliyet içinde de görmedim. Bizdeki malzemecilerde kaşık maket diye satılan yemler aslında bir sürü alt kategoriye ayrılıyor. Kullanımları da buna bağlı olarak farklı. Mesela kaşığın uzun veya enli olması maketin batma durumu suda dönme durumu iğnenin ucunda veya altında olması gibi bir sürü etmene bağlı olarak farklı çekme teknikleri kullanılıyor. İlk bakışta arada fark görülmese de uzamayan bir misina takınca aynı teknikle aynı sonucu elde edemiyorsunuz. Bu paragraftan anlaşılacak olanın “kaşık ile dyneema iş yapmaz” olmasını istemem.

    Yukarda görülen kaşıklar “jigging spoon” olarak bilinirler. Bunların kullanımı atarsınız misinaya bolca boşluk verip beklersiniz. Bir an misina setleşir ve sizde balığı çekersiniz. Bu levrek yakalamanın farklı bir yoludur. Eğer dyneema kullanıyorsanız vereceğiniz boşluk çoğu zaman yeterli olmaz. Balık vurup giderken boşluk çabucak tükenir av birden duraklar. Bu durumda ürkerek yemi bırakır.Ben hemen hiç kimsenin buralarda bu yöntemle levrek yakalamaya çalıştığını görmedim. Bu görülen kaşıklar üretimleri kullanımları filan tamamen farklı kaşıklardır ve bizzat bu iş için tasarlanmıştır. Eğer bu tekniği kullanıyorsanız dyneema size göre olmayabilir.
    Düğüm konusunda bu misinalar pek fazla sorun çıkarmazlar. Düğüm yerindeki zayıflama ihmal edilebilecek kadar önemsizdir. Örgü/Fused yapısında kayganlık ve hafıza dertleri olmadığından düğümde pek güç kaybı sorunu çıkarmazlar ama düğümün sıyrılıp boşalması problemi mesele olur. Örgü tipi Dyneema’dan farklı olarak Fused yapıda olanları düğüm tutmada zorlanıp kendiliğinden çok çok kolayca açılabilirler. Sertlik bir düğümde başka bir tehlike taşır. Misina düğüm atarken kendi kendini kesebilir. Bilhassa istenmeyen bir düğüm misinanın kopmasına yol açabilir. Bu yüzden düğümleri çok fazla sıkmayıp üzerine birazcık japon damlatmak iyi bir yol gibi görünüyor. Bu misinalar lif yapısıyla yapıştırıcıyı hemen emer ve sanki kaynak yapmış gibi olur. Gerçi alelade bir sürü düğüm attığım dyneema misinalarda pek sorun görmedim. Ama bir kaç kez misina karışınca özellikle bu durumla karşılaştığım oldu. Dyneema/Fiber misinaları tipik bir misina değil sanki bir tür çelik telmiş gibi düşünmek gerekiyor.
    Bazıları bu sertliğin kamıştaki kılavuzları eskittiğini iddia ediyorlar. Temel sorun şu. Bazı ucuz ama kaliteli kamışlar porselenlerin üzerine kaygan bir malzeme çoğu zaman teflon ve benzeri bir kaplama yapıyorlar. Elbette bir hayli sert olan dyneema lifleri bunu kısa sürede aşındırıyor ve alttaki kalitesiz malzeme açığa çıkıyor. Bu hususa bilhassa dikkat etmek lazım. Porselenlerin olması gerektiği gibi seramik veya aaaal malzemeden olması lazım.
    Bu kadar dert çıkaran üstüne nerdeyse altın gibi pahalı olan bu misinalarla neden uğraşalım? Bu zevki bir kaç kez dyneema ile balık çekmeden anlamak çok zordur. Kıyıdan atarken normal misina ile ulaştığınızdan nerdeyse iki misli mesafeye ulaşırsınız. Seyirtme yapılan yerlerde çok duyduğunuz “Çaat” seslerini unutursunuz. Midye kapsa bile misinayı yerinden söker gene toplarsınız.. Çaparinize kaç balık vurduğunu bilirsiniz. Denizden poşet mi balık mı çektiğinizi bilirsiniz. Geç tasmaladım sorunu yaşamazsınız. En zevklisi ise balığın her hareketini takip edebiliyor olmanızdır. Bir şekilde bunlardan kullanmaya başladıktan sonra sıradan takımlar size o kadar zevk vermeyecektir. Her zaman her yerde dyneema en iyi değildir. Ama dyneema bir misinaya sahip olmak her zaman iyidir.
     
    nzmcnr bunu beğendi.
  2. Sponsorlu Bağlantılar
  3. hızır şeref gültekin

    hızır şeref gültekin Daimi Üye

    Yaş:
    33
    Kayıt:
    17 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    3.985
    Beğeniler:
    365
    Şehir:
    rize
    Abi emeğine sağlık
     
  4. m1976k

    m1976k Aktif Üye

    Kayıt:
    20 Kasım 2010
    Mesajlar:
    472
    Beğeniler:
    5
    Şehir:
    ortaca /muğla
    HCM BU NE BÖYLE YÜKSEK LİSANS TEZİMİ MAŞALLAH :)
    ELLERİNE SAĞLIK..
     
  5. oltacı34

    oltacı34 Üye

    Yaş:
    37
    Kayıt:
    26 Aralık 2010
    Mesajlar:
    76
    Beğeniler:
    33
    Şehir:
    İstanbul sancaktepe
    Emeğine sağlık bu faydalı bilgiler için teşekkürler
     
  6. BİROL

    BİROL Daimi Üye

    Yaş:
    47
    Kayıt:
    30 Nisan 2010
    Mesajlar:
    4.149
    Beğeniler:
    34
    Şehir:
    İSTANBUL
    Eline sağlık Aliemre. Ansiklopedik bilgiler...