Duyuruyu Kapat
Google Gözat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Olta Balıkçılığı Kitabı

Konu, 'Genel Konular' kısmında soner Yılmaz tarafından paylaşıldı.

  1. soner Yılmaz

    soner Yılmaz Aktif Üye

    Kayıt:
    28 Ağustos 2010
    Mesajlar:
    126
    Beğeniler:
    1
    Şehir:
    Hatay
    Bir dergide reklamını gördüğüm kitaptan bahsetmek istedim sizlere, İnternet üzerenden sipariş vermek, inceledikten sonra duyurmak isterdim ama internet sayfasındaki sipariş linki çalışmıyor. Belki bu kitabı bilen yada okuyan vardır aranızda, benim hakkında bilgi edinemediğim bu kitap, kitap olma özelliği sebebiyle bile değerli olsada içerik olarak ne kadar zengin yada faydalıdır bilemiyorum. 2008 yılında basılmış olan bu kitap 633 Sayfa, kuşe kağıda renkli baskı. Önsözünden kısa bir pasajını alıntı yaptığım bu kitap hakkındaki yorumlarınızı bekliyorum.




    Olta Balıkçılığı kitabımızı ilk olarak 1990 yılında yayınlamıştık. Aradan geçen zaman içerisinde olta balıkçılığı konusunda ülkemizde önemli gelişmeler oldu. Bunun yanında avlanabilecek balıklar konusunda is önemli azalmalar olduğunu gördük. Örneğin; 1970'li yıllarda izmir-Mordoğan taraflarında mercan avına gittiğimizde 3-4 kişi 30-40 kg. Mercan balığı avlamadan dönmezdik. Hele kış aylarında devamlı gittiğimiz bu avlarda olta balıkçılığının çok verimli ve zevkli dönemlerini yaşadık. Şimdi ise 3-4 tane küçük mercan tutulduğu zaman insanlar mutlu oluyor. Elbette ki halen balık yakalanabilecek alanlarımız mevcut. Ama özellikle iç sularda çok ciddi koruma önlemleri alınmadığı taktirde ve bu kitabın içerisinde birçok kez dile getirildiği gibi sportif amaçla yapılan oltacılıkta yakalanan balığı geriye bırakma koşuluna veya boy yasaklarına kesinlikle uyulmadığı taktirde bu kaynakların da tükeneceği kesindir. Bu nedenle balık avı yasaklarına uyulmasının ve uymayanların mutlaka kurallara uymasının sağlanmasının, olta balıkçılığının geleceği bakımından büyük önem taşıdığını hemen başlangıçta önemle vurgulamak istiyorum.


    Prof.Dr.Atilla ALPBAZ


    Kitap için ulaşacağınız sayfa: http://www.aalpbaz.com/olta.htm
     
  2. Sponsorlu Bağlantılar
  3. Tolga

    Tolga Aktif Üye

    Yaş:
    39
    Kayıt:
    30 Nisan 2010
    Mesajlar:
    711
    Beğeniler:
    38
    Şehir:
    ISTANBUL


    Aklıma bu kısım takıldı. Ozamanlar sirküler diye birşey yokmuş demekki.:)
    Hoş şimdi var da ne oluyor ki. ???
     
  4. agartan

    agartan Moderatör Yönetici

    Yaş:
    51
    Kayıt:
    30 Nisan 2010
    Mesajlar:
    18.734
    Beğeniler:
    5.731
    Şehir:
    İstanbul
    Sirküler denen nizamname 5-10 senedir var.
    Zaten ne zaman bişeyleri korumaya alsalar o şey çoktan tükenmiş demektir. :D
     
  5. müthişaman

    müthişaman Daimi Üye

    Kayıt:
    30 Nisan 2010
    Mesajlar:
    2.125
    Beğeniler:
    189
    Şehir:
    İstanbul
    Bahadır Bey'in raporu ve bu yazı güzel örtüştü.40 kilo mercan'ı dört kişi ailesiyle tüketemeyeceğine göre diğer mercanlar ya dondurucu ya da eş dost payı olmuştur.
     
  6. BAYBORA

    BAYBORA Daimi Üye

    Yaş:
    46
    Kayıt:
    22 Temmuz 2010
    Mesajlar:
    1.586
    Beğeniler:
    16
    Şehir:
    SİVAS
    İxte ben bu yüzden Milli parklara karşıyım Şeref,
    Bizde bir cennet parçası milli park oldu mu önce iş makinaları girer yüzlerce ağaç kesilir,toprak yırtılır makinelerle asfalt yollar yapılır.Sonra devlet sırtından geçinen kodaman takımı için koca koca binalar ve eklentileri yapılır.Binaların etrafına betondan duvarlark yapılır.Sonrası çöp,pislik ve sahayı terk eden doğal yaşamdır.:):)
     
  7. Bahadır Sarıca

    Bahadır Sarıca Daimi Üye

    Kayıt:
    1 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    1.073
    Beğeniler:
    59
    Şehir:
    İzmir
    Sevgili Emre Bey'in dediği gibi "40kg, 4 kişi." Aslında sirkülere gerek var mı? (Sakın yalnış anlaşılmasın. Kurallar ve belirleyicilik açısından tabii ki gerekli.) Ama sirküler olmadan da insanlar birşeyleri düşünebilmeliler, sorgulayabilmeliler sanırım.
    Kayınpederim Antalya'lı. Eski iyi balıkçılardan!(skor olarak) Anlatımlarında eskiden küçücük teknesiyle bir avda kılıçlar yakaladığını keyifle anlatıyordu. Ona
    "Ya o kadar balığı ne yapıyordunuz? Ertesi ava da bıraksaydınız" dediğimde cevabı;
    "Ertesi avda gene yakalıyorduk ki" oldu.:rolleyes:
    Sanırım endonezyalı balıkçıların yaşayarak öğrendiklerini illa biz de yaşayacağız.