Duyuruyu Kapat
Google Gözat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Ölümün Kıyısında II

Konu, 'Balık ve Avcılığıyla ilgili Makaleler' kısmında sonerose tarafından paylaşıldı.

  1. sonerose

    sonerose Üye

    Yaş:
    39
    Kayıt:
    29 Temmuz 2015
    Mesajlar:
    72
    Beğeniler:
    194
    Neredeyse üç saat oldu... Hiç birşey yok! Saat gece yarısını geçmek üzere. Iki arada bir deredeyim. Evime gidip sıcacık yatağıma mı yatsam, yoksa bunca yolu gelmişken arabada iki üç saat kestirdikten sonra sabah suyuna mı baksam? Kayaların üzerinden inip yamacı tırmanıyorum. Arabanın yanına geldiğimde tulum çizmemi çıkarıp kamışı topluyorum. Arabanın koltuğunu yatırarak seçimimi sabah suyundan yana yapıyorum. Yorgunluğa fazla direnemeyen gözlerim kapanıyor.
    Yine kayanın üzerindeyim. Havanın rengi bir tuhaf, etraf hem tanıdık hem de farklı. O an yanımda birini farkediyorum. Ayağının dibinde biri üç diğeri beş kiloya yakın levrekleri görüyorum. İyi de bu adam kim ? Levrekleri ne zaman tuttu? Bir yerden tanıyorum sanki. Alacakaranlıkta taktığı yapay yemi görmeye çalışıyorum. O da anlamış gibi cevap veriyor .
    Gülümseyerek.
    -Bu değil bununla almadım.
    -Hııı?
    _Biraz önce yaklaşık yedi sekiz kilo civarı bir levrek koparttı gitti kırmızıydı.
    -Barbun rengimi ?
    -Farketmez kırmızzıııyyıı taakk kıırrmıızzzııyıııı taaakkk KIRMIZI...
    Şurada iki saat kestireyim dedim. Onda bile rüyamda levrekleri gördüm. Saat neredeyse dört olmuş. Tam saati! Tulum çizmemi giyip oltamı kuruyorum. Bir dakika, rüya! Kırmızı, evet olması lazım şu kutuda. Değil bu. Evvvet işte burada!
    Rüyanın heyecanı ve mistik havasıyla yamaçtan inmeye başlıyorum.
    O da ne? İnanılır gibi değil ama henüz üç saat önce durduğum kayanın yanında gerçekten biri duruyor. Şaşkınlık ve birazda korkuyla ona yaklaştığımda heyecanım bir kat daha artıyor. Adamın yanında kocaman bir levrek! Tüylerim diken diken olmuş titrek bir sesle...




    -Rastgelsin.
    Gülümsüyor.
    -Eyvallah
    -Almışsınız!
    -Evet aldım
    Geleli yarım saat oldu, gece yarısına kadar denedim ama bir şey yoktu. Arabaya gidiyorum, tuhaf bir rüya arkasından uyanıp tekrar dönüyorum ve rüyamdaki adam kocaman levrekle yanımda duruyor.
    -Az önce de sağlam bir vuruş aldım ama ne yazık ki koparttı iş yapan yapay yemim de gitti.
    - Vay be ... Harika yapay yem neydi?
    -Kırmızı varsa muhakkak at.
    İnanılır gibi değil bu olanlar. Olduğum yere çöküyorum. Çantamdaki suyumu alıp avucuma döküp, yüzüme çarpıyorum. Yetmiyor bir kaç yudum içip yine titrek bir sesle
    -Rastgelsin
    -Sana da





    Ve ilk atışım. Yaşadıklarımın etkisiyle nasıl çektiğimi bile anlamadan, ikinci atışım. Bir yandan suya bakarken diğer yandan adamı kesiyorum. O da atıp çekiyor kanlı canlı orada duruyor. Üçüncü atışta nefesim düzene girmeye başlıyor. Tüm bu olanların bir tesadüf olduğunu düşünüp dördüncü atışımı yapıyorum. Ağır ağır çevirdiğim makinanın kolu bir anda duruyor. Üzerimdeki korkuyu atamadan heyecan ve adrenalin içinde balığı aniden tasmalıyorum. Sabahın serinliği terlemiş alnımı üşütüyor. Bu balık, evet hayatımın balığı! Çok büyük çok güçlü ama ben de güçlüyüm ve bu kayalık suda ipleri onun eline vermek istemiyorum . Kalamayı biraz daha sıkıp onu daha da yaklaştırıyorum . Şu an kafamda tek bir soru var. Onu bu kayanın üzerinden nasıl alacağım? Yanımdaki adama bakıyorum.
    -Kepçe varmı?
    -Şey... Afedersiniz kepçe varmı?
    Tuhaf bir şekilde yine aynı gülümseme.





    Yeleğime asılı balık tutucumu elime alırken bir yandan da eğiliyorum. İyice yaklaşan levrek kendini gösteriyor. Tutucuyu ağzına kıstırmak için tek bir hamle şansım var. Ikinci şansım olmayabilir. Bu kadar büyük bir levreği ürküttüğümde neler olabileceğini biliyorum .
    Göz göze geliyoruz son hamlesini yapmaya hazırlanıyor. Kamışı tutan kolum kasılmış halde tutucuyu uzattığım anda ayağımın kaydığını hissediyorum. Kaskatı olmuş vücudum soğuk suyun etkisiyle şoka giriyor tutunacak bir yer arıyorum. İçimdeki ıslaklık... Hayır tulum çizmem!!! Kıyıdaki adam...
    -Heyyy yardım et! Yardımmm!!!
    Başım suya girerken yine gülümsüyor. Hiç bir şey olmamış gibi.
    Elimdekileri bırakıp yeleğimi açıyorum tulumumun askılarını çözdüğümde vücuduma yapışan tulum kımıldamıyor bile. Başımı sudan her çıkartmak istediğimde daha da batıyorum. Kül karası suda baş aşağıyken çırpınışlarım son aldığım nefesimi de çabucak tüketiyor. Yalaladığım levrek ağzında kırmızı... yapay yemle yanımdan geçiyor. Bakışları ödeştik der gibi. Avcıyken av olmak ikimizin kaderi. Çocuklarım, eşim, ailem ve tüm sevdiklerim gözümün önünden geçiyor. Kıyıya yaklaşan levrek gibi teslim oluyorum. Bu sefer ben ölümün kıyısındayım ama benim son kozum yok. Yanımdaki adam !!! Şimdi hatırlıyorum onun kim olduğunu; O her zaman deniz kenarında bıraktığım diğer yarım, O canım sıkıldığında, çok isteyip gidemediğimde, rüyalarımda balığa gönderdiğim diğer yarım. O son nefesimi verirken bile balık tutmasını istediğim diğer yarım. O benim , O ölmeyen tutkum...
    Ciğerlerim yanıyor. Kulağımda en sevdiğim şarkı; BON JOVİ'den IT'S MY LIFE çalıyor. Kapalı olan gözlerimi açmaya çalışıyorum. Kulağıma gelen şarkıyı daha net duyuyorum. Bana aç gözlerini diyor, "O senin hayatın!" Bir anda hayat dolu yeni bir nefes alıyorum ve telefonumun uyandırma alarmıyla gözlerimi kocaman açıp yeni bir güne uyanıyorum.

    Soner
     
    danielfalso, dusty35, eylmz ve 1 kişi daha bunu beğendi.
  2. Sponsorlu Bağlantılar