Duyuruyu Kapat
Google Gözat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

ÖYLE BİR GÜNDÜ...BÖYLE BİR ANI KALDI..

Konu, 'Balık Avı ile İlgili Fotoğraflı Av Hikayeleri' kısmında BAYBORA tarafından paylaşıldı.

  1. BAYBORA

    BAYBORA Daimi Üye

    Yaş:
    46
    Kayıt:
    22 Temmuz 2010
    Mesajlar:
    1.586
    Beğeniler:
    16
    Şehir:
    SİVAS
    Esasen bir dergi için hazırlanmış bir günce dilimi idi bu yazı...Lakin bu gün içimden geldi.Burda da paylaşmak istedim...Fotoğraf eklemedim saat itibariyle arşivle uğraşamadığım için...bilahare ekleriz..

    Her şey sirkülerin değiştirilerek sezonun bir mart”a alınmasıyla başladı… (ve biz bunu ancak martın ilk haftası fark ettik..öyle şartlanmışız nisana )koca kışı çizgili pijamalarımızla evde geçirmiştik…Dalton kardeşlerden tek farkımız sayımızın ve fiziğimizin tutmamasıydı…Yoksa esaret ve atalet aynı…
    Bir şekilde bir şeyler yapmak gerekiyordu…Ben de sevgili kardeşim Bülent” e bir telefon açıverdim..
    -Olm duydun mu lan !
    -No”l du başkan Esat mı devrilmiş.
    -Yok olm…alabalığı 1 martta başlatmışlar..Gidek mi?
    -Hee gidek…
    Zati dervişin fikri neyse zikri de o olurmuş…Ekibimizin yürüyen mizah makinası ,usta avcısı Yusuf olmadan o yola gitmek zulüm olurdu.Aradım onu da,
    -Sinann (bir rahmetli annesi Sinan derdi ,bir de ben )
    -Gardaş duydun mu…
    -Hee yeni duydum..
    -Neyi lan?
    -Amerika iran” a haziranda vuracakmış..
    -Olm bırakın siyasi gündemi…mevzuu daha ciddi..
    -Ne ki bey
    -Alabalığı 1 martta başlatmışlar
    -Aboooo gidiyoh mu ?
    -He babam durah mı ?
    Böylece evinde çoluk-çocuğuyla oturup çekirdek çitleyerek hanım talimatı bekleyen iki masum biçarenin aklını çelince ,geriye günü belirlemek kalmıştı…
    Evet 10 mart pazar günü neden olmasın dı ki, ağır siyasal buhran dönemlerindeki gibi yine telefon diplomasisi başladı…ilk kurban gene Bülent;
    -Yavrucum 10 mart gece 03:00 hareket sinan”ı alıp geliyorsun.
    -Yav pazara dersim var…
    -İptal et babam…pisagor teoremi değişmez nasılsa amma balık gider…
    -Taam neydek iptal edecez…
    -Neydek edecen…
    İkinci sorti henüz ilk darbenin tesirini atlatıp normal hale gelememiş Yusuf” a yöneldi,
    -Alooo hacı 10 mart gece 03:00 hareket Bülent seni alıp gelecek.
    -Bey pazar sabah işim var..
    -Ne lan kiliseye mi gidecen,
    -Yok da hanım dedi ki…
    -Bilmem arkadaş geleceksin…
    -Gelek beyim… (sesinin tonundan, telefonun kapanmasından sonra ki fırtınaya dair bir şeyler hissetmedim değil…lakin av boyunca renk vermedi…yiğit uşaktır)
    Gün ve saat belirlenmişti…güzergah zaten aklımdaydı ama işi kazaya bırakmak da olmaz dı.
    Hemen oturup face ye yazdım…
    “Kahramanmaraş/Göksun yolcuları....
    Gecikeni oyarım,
    söylemedi demeyin !”
    Tam böyle bir şey…Lakin ben balığa gideceğim zaman uyuyamam ki…ya kanca bağlarım…ya aynı oltayı 35 kere temizlerim….Doğumane kapısındaki zavallı kocalar gibi döner dururum velhasıl…Ama olsun du ….Yine de saat 01.45 te saati kurdum…03:00
    Ne de olsa Bülent Yusuf”u alıp gelecek ben zaten hazırım…Bu kafadan 15 dakika demek…
    Lakin evdeki hesap çarşıya uymadı…Son saate baktığım da 02:50 idi…iyicene hatırlıyorum…
    Üç”e 10 kala uyumuşum…telefonun feryadıyla uyandım…saat 03:30 !telefon kapalı olduğu halde küfrün sesini duyuyorum yukardan.Teknoloji çok gelişti arkadaş…
    Neyse, indim aşağı…
    Birinin ağzını açmasına fırsat vermeden gördüğüme bağırarak oturdum koltuğa .Haksız olunca insan ya arsız olmalı ya sağır…Şaştı kaldı garipler…
    Ve yoldayız…
    Sivas –Kayseri istikametinden seyredip sonra güzergah değiştireceğiz…Arabada muhabbet gırla gitmekte, yalnız dışarsı bir tuhaf ;basbayağı kar yağıyor…Sinan” a dönüyorum ister istemez….
    -Hacı kar yağıyor…çıkabilecek miyiz ki…
    -Kar değil babam… havanın hırsı o….
    Direksiyondan Bülent hocam can havliyle araya atlıyor…
    -Hacı havanın hırsı yolu kapattı…
    -La yok şimdi geçer…
    -Yok he mi …bak bakıyım şerit çizgileri nerde ( 10 santimi buldu kar bu arada ,amma yiğit sözünden dönmez Yusuf direniyor)
    -Karayolları çizmemiştir!
    -Bak allah”ın işine !
    Neyse vardık Gürün eline,bir yol üstü lokantasında bir çay içip çıkacağız…Lakin bir sürü şehirler arası otobüs mola vermiş ve acayip bir kalabalık var…İnsanlar bizi izliyor…Yorumlar türlü türlü,
    -Olum akutçu bunlar…
    -Atma lan akutçu da tulum çizme olur mu…Belediyeden gelmişlerdir.Bir yer tıkanmış demek ki ,
    O ara yaşlıca bir amca geliyor yanıma..(Ali”ymiş adı)
    -Selamın aleyküm..
    -aAeyküm selam dede.
    -Siz neye böyle geydiğiz ki ?
    -Dede kimyasal saldırı olacakmış tedbir aldık…
    -O ne ki oğlum…
    -Ya dede balığa gidiyoz da dayanamadık yolda giydik tulumları…
    -Haaa …
    -Yaaa…
    Dedem döndü gidiyor…Birden durdu,yavaşça döndü ekseni etrafında ve işaret parmağıyla beni göstererek ,
    -Beniminen “polikniğe girme” !
    (Polemik demek istiyor ,kimyasal saldırıya takılmış az geç te olsa)
    Can havliyle Sinan”a dönüp bağırıyorum…
    -De hadi…yoksa dedeyle polikliniğe girecem.
    -Şerefsizim çhek-up yaptrırım.Aha burda kalırsınız…
    Gün ışıdı bu arada …Gene yoldayız..lakin yağış ta durdu .Sinan büyük ikramiye vurmuş gibi keyifli ,bir kaşı diğerinden az yukarda…hafif muzip bir tebessüm yüzünde..
    -Demedim mi havanın hırsı…
    -He gardaş dedin..
    Havanın hırsına dair bilindik muhabbetle vardık mer”aya…Vardık ta ,su yok ortada…bu mevsimde olması gerekenin yarısı kadar ancak akmakta….renk iyi…Bir yar başına inip izliyorum inatla….suyun ne içinde, ne de üstünde bir işaret var….Oysa su sinekleri uçuşuyor, suyun yüzü yem dolu…
    Arabamızı yukarıya Hamit ağabeyimizin çiftliğine bırakıp dağılıyoruz…Hamit ağabey eski zamanlardan beri burada alabalık üretimi yapıyor…
    45 dakika kadar spin çalışıyorum…2 numara siyah üstü yeşil mepss kaşığın peşine gelen yok…
    Derin bir hayal kırıklığıya yukarlara doğru gitmekteyim…Birden korkunç bir ses çınlatıyor dağları…Böyle; kafasına hindistan cevizi düşmüş bir kaplan feryadı mı desem…Tanzanya dolaylarından bir uzun hava mı ….Neyse varıyorum sese …Bülent hocam ilk balığını almış spinle (bu aynı zamanda sonuncu zaten )
    Tebrik edip dönüyorum geri…çiftliğin tahliye kanalından yemli ile gökkuşağı deneyeceğim…
    Gene de yokluyorum…uygun yerleri..Derken bir iğde ağacının eğilip suya havuzlanmış dallarının gölgesindeki ağır akıntıdan 20-22 cm bir tane kırmızı benek atlıyor kaşığa …
    Öyle bir yerdeyim ki…sinsi sinsi kaşığın peşinden gelişini…yeter mesafeye varınca hızlanarak aynı anda bir yarım daire çizip kaşığın altına girişini ve buradan su sathına doğru kaşığa yaptığı son hamleyi bir-bir görüyorum…
    Daha tutsam da olur,tutmasam da….
    Şimdi sıra bende,Bülent hocanın verdiği ayaktan bir uzun hava da ben çığırıyorum…(lakin bu kükremeden çiftlikteki atların ürktüğünü henüz bilmiyorum)
    lDerken yorgunluktan da kımıldayacak hal kalmadı..Ama buluşma saatine de az kaldı…çiftliğe geçiyorum…spin takımı bırakıp yemli bir takımla kanala iniyorum…kanal Hamit ağbinin özel mülkü kendi tarlaları içinde kalıyor ve yaklaşık bir km kadar…Burda herkes avlanamıyor…az sonra bir de gökkuşağı alıyorum…Porsiyondan az büyük…
    Dönüp bekliyorum çiftlikte …emekli bir subay olan Hamit ağabeyle düne ve bu güne dair hakkıyla bir sohbetten sonra tek tek dostlar da geliyor…Sinan da bir gökkuşağı almış…Ama ancak porsiyon boyda…
    Ve başlıyor çay başı muhabbeti…Tüm herkes kendi fikrince balığın yokluğu üzerine teoriler üretmekte…Sonunda “karma teori” ye itibar ediyoruz..Henüz çok soğuk balık daha gezmedi…
    Gün ortasında tekrar hareket ediyoruz…Bu sefer dönüş yolundayız…mutluyuz,avlanmışız…balık ta tutmuşuz üstelik…azı-çoğu bir.
    Malum muhabbetle geçen seyahatin ardından Gürün”e tekrar uğruyoruz.Klubümüz si-dof (Sivas doğa ve of-road kulübü)” un kurucu üyelerinden can dostumuz Murat Çakıcı kardeşimize uğrayıp bir çay içelim,bir de yakıt ikmali yapalım diyoruz.lakin murat”a varmak kolay murat”tan ayrılmak zor…
    Biz çayları içerken Murat başkanın telefonu çalıyor..az konuşmadan sonra kendimizi Murat”ın arabayla şuğul kanyon istikametinde yolda buluyoruz.gençler balık pişirmişler bizim için.
    Böylelikle sezonun ilk avını Şuğul Kanyon”da isli demlikte çay içip ateş başında bir sonraki av için planlar yaparak kapatıyoruz…
    Bir sonraki av da görüşmek ümidiyle…rast gele….
    (BAYBORA)
     
  2. Sponsorlu Bağlantılar
  3. Murat Çoşkun

    Murat Çoşkun Aktif Üye

    Kayıt:
    4 Eylül 2010
    Mesajlar:
    241
    Beğeniler:
    18
    harika bir yazıydı murat, hiç bir satırını es geçemedim.
    büyük bir tebessüm, ve zevkle okudum yazını.
    bir ara kendimide görür gibi oldum avlakta,
    çok teşekkürler bizimle paylaştığın için.
    her daim rasgele.
     
  4. BAYBORA

    BAYBORA Daimi Üye

    Yaş:
    46
    Kayıt:
    22 Temmuz 2010
    Mesajlar:
    1.586
    Beğeniler:
    16
    Şehir:
    SİVAS
    Çok teşekkür ederim.
    Hepimiz biriz,aynı şekilde yaşıyor ve aynı şeyleri seviyoruz..
    O yüzden tam da dediğin gibidir.
    Ben de başka av güncelerinde içinde olurum olayın.
    Sevgiyle.:)
     
  5. Selahattin

    Selahattin Moderatör Yönetici

    Yaş:
    31
    Kayıt:
    2 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    7.863
    Beğeniler:
    4.131
    Şehir:
    Şişli, İstanbul
    Abim vallahi özlemişim yazılarını, faceden öyle kıtlamayla çay içer gibi iki satırlık olmuyor, ayda bir yazsan da razıyım mahrum etme bizi :) Tam bir ziyafetti, resim koymasan da olur o derece yani :) Ellerine emeğine sağlık tüm dost abilerime de selamlar, saygılar..
     
  6. BAYBORA

    BAYBORA Daimi Üye

    Yaş:
    46
    Kayıt:
    22 Temmuz 2010
    Mesajlar:
    1.586
    Beğeniler:
    16
    Şehir:
    SİVAS
    Eyvallah Selahattin.
    Teşekkür ederim.Az muhabbet olsun istedim:)
     
  7. nuri deniz

    nuri deniz Aktif Üye

    Kayıt:
    29 Ekim 2012
    Mesajlar:
    462
    Beğeniler:
    23
    Baybora; Yazı için teşekkürler...Ancak Kırmızı beneklileride resim olarak görmek isterdim....
     
  8. Tolga

    Tolga Aktif Üye

    Yaş:
    39
    Kayıt:
    30 Nisan 2010
    Mesajlar:
    711
    Beğeniler:
    38
    Şehir:
    ISTANBUL
    Ben 2 şeye takıldım. 1. Pisagor kaçtımı? 2. Yusuf Ağabey'in evinde Pazar akşamı fırtına veya kasırga koptu mu? :)

    Murat Ağabey sabah sabah bir çırpıda okudum yazını. Ofiste somurtanların içinde güne gülerek başlamak güzel.

    Eline emeğine sağlık.
     
  9. Hamdi

    Hamdi Admin Site Admin

    Yaş:
    42
    Kayıt:
    29 Nisan 2010
    Mesajlar:
    18.766
    Beğeniler:
    8.120
    Şehir:
    İstanbul
    Çok keyifli bir yazı olmuş, aslında balık avlarında hepimiz buna benzer şeyler yaşıyoruz. Balıktan çok bu muhabbetler hafızalarımızda yer ediyor :)

    Yüreğine sağlık, bizlerin gönlüne kalem olmuşsun.
     
  10. BAYBORA

    BAYBORA Daimi Üye

    Yaş:
    46
    Kayıt:
    22 Temmuz 2010
    Mesajlar:
    1.586
    Beğeniler:
    16
    Şehir:
    SİVAS


    AĞABEY BU AVDAN İKİ FOTOĞRAF OLACAK EKLERİZ İNŞALLAH :)
     
  11. BAYBORA

    BAYBORA Daimi Üye

    Yaş:
    46
    Kayıt:
    22 Temmuz 2010
    Mesajlar:
    1.586
    Beğeniler:
    16
    Şehir:
    SİVAS
    Eyvallah Tolga Can.
    Pisagor duruyor hala da pis pis bakıyor.
    Sinan o pazarı kazasız atlattı (Ya da bizi atlattı)
    o da öylece geçti :)