Duyuruyu Kapat
Google Gözat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Özlenen misafir...

Konu, 'Balık Avı ile İlgili Fotoğraflı Av Hikayeleri' kısmında ishak BALLICA tarafından paylaşıldı.

  1. ishak BALLICA

    ishak BALLICA Aktif Üye

    Kayıt:
    7 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    809
    Beğeniler:
    99


    Sevgili dostlar, sanırım bu sene sanırım ''balık avı hobim'' açısından en vasat seneyi yaşıyorum. Bu senenin başında yapmış olduğum bir kaç kıyı avını saymazsak hemen hemen her hafta sonunu evde geçirdim diyebilirim.

    Bir defa kıyı avı etkiliğine katılmış, bir defa da bir kaç hafta önce de yine kıyı avı niyetiyle Çeşme yarımadası taraflarına gitmiş ama çok istediğim ve özlediğim o canım ''Al yanaklı/Kalın dudaklı'' dilber (Çupra) ile kavuşup, hasret giderme imkanın olmamıştı.Demek ki, nasip bu haftaya imiş.

    Avın hikayesine geçmeden önce de, size başka bir anekdot aktarmak istiyorum.Hafta içinde mesaide iken av partnerlerimden olan Sevgili Erdal bey'den tekne avı için güzel bir teklif geldi.Sıkıldığını ve kendisine bir hafta içi kaçamak yaratmak istediğini, onunla beraber gelip gelemeyeceğini sordu.Aslında teklif şahane idi.Fakat, ben işlerimin yoğunluğu nedeni ile gelinmeyeceğimi ,ama hafta sonu için her türlü teklife açık olduğumu belirtmiştik.

    Sözün kısacası, o kendine göre plan yapmış ve hafta içi sanırım çarşamba günü basıp gitmişti Çeşme'ye.Ve daha sonra yaptığımız telefon görüşmesinde de ama ne maceralı bir av yaptıklarını öğrendikten sonra iyi ki de gitmemişim diye kendi adıma sevinirken ,onların adına da üzüldüm.Akşam üstü tekne ile çıkmışlar.Amaç hem akşam suyu yapmak,hem de tüm gece av yaparak sabah suyu da aldıktan sonra geri dönmekmiş.Gecenin bir vakti aniden hava patlamış.Çapayı alıp kaçalım diye 45 dakika uğraşmışlar.Ama çapayı sökememişler.Tabi ki de bu arada resmen suya düşmüş kedi yavruna dönmüşler.Tüm geceyi kamara içinde ıslak ıslak geçirip, sabahın ilk ışıkları ile de manuel el/bilek gücüyle çapayı deniz tabanında takıldığı koca bir halattan kurtarmayı başarmışlar.Velhasıl külliyen adrenalin.



    [​IMG]
    Geleleim avın hikayesine.Bu hafta sonu için kafamda net bir plan yok.Yani evdeyim.Sanırım gece saat 22.30 olsa gerek.Sevgili dostum, Çağatay bey aradı.Abi ne yapıyorsun dedi.O beni bu hafta sonu için Çeşme tekne avı yapacağımı düşünüyormuş.Telefonda yaptığımız bir kaç söyleşiden sonra 02.06.2012 /cumartesi sabah için bir kıyı avı planı yaptık.Amaç tüm kış üstümüze sinmiş olan şu hamlıktan kurtulmaktı.

    Bu avımız da eski yıllarda olduğu gibi sabaha karşı saat :02,00 gibi filan buluşup da yollara düşmeyi yeğlemedik.Amaç, kendimi fazla yormadan şöyle iki kardeş keyfe keder bir kıyı avı yapacaktık nihayette.

    Sabah saat 06,00 da buluştuktan sonra, istikameti yem işini halletmek işin doğal olarak yemcilerin olduğu muhite yöneldik.Balıktan tam ümitli olmadığımız için yem işini eski yıllarda olduğu gibi abartmadık.Eskiden bu zamanlarda adam başı birer patlak mamun filan alırdık.Gerçi her birimiz de o zamanlar adam gibi balıklarda alırdık.Şöyle dışarıdan gözlemliyorum da, ne eski gibi balıklar var.Ne de eski verim kalmış.Şimdilerde 3-5 balığı yan yana görmek için bazen arka arkaya 2 gün av yapmak lazım sanırım.Yani sabah erken kalkayım da, sabah suyu alıp 3-5 balık ile geri dönerim dönemi artık biti galiba.


    [​IMG]
    Av yapacağımız yere gelince, hemen takımlar hazırlandı ve bir an önce denize kavuşturuldu.Deniz inanılmaz bir şekilde sakin.Adeta uyuyor gibi.Su yüzeyinde tek bir kıpırtı yok.Aslında tekne avı için ala bir hava.Tabi ki ''akış yapma stili'' ile avlanma için söylüyorum.

    Sabahın o ilk saatlerinde eskiden bahse konu yörede çok sağlam vuruşlar olur ve ilk balıklarımızı hep o saatlerde almıştık.Su bomboş bir akvaryum gibi.Attığımız mamunlara bile belirli belirsiz vuruşlar alıyoruz.Ama bu mini mini vuruşlar son derece nazik olan mamunu parçalamaya ve iğneleri boşa çıkarmaya yetiyor.En güzel biz kalamar parçası ve küçük yengeç e geçelim diye düşündük.Bu defa da ona ise hiç bakan yok.Sözün özü, sanırım bu av temiz hava/bol gıda tarzında bir nev i gezi/belgesel tarzında av olacak diye düşünmeye başladım.

    Öğleye kadar bekledik durduk.Bu ara hava azıcık güney ve güney batı arası esmeye başlayınca başladı su yavaş yavaş oynamaya.Su oynamaya başlayınca da oltalar başladı tıngırdamaya.Ama vuruşlar zayıf.Kalamar halkalarına gelen vuruşların tam olarak ne olduğunu anlamak için, hemen tekrar mamuna geçtik.Ve o küçük vuruşların ne olduğunu çarçabuk çözdük.Vuruşları yapan ince lidakilermiş.Hatta bunlardan 3-5 tanesi de oltalarımıza denk geldi ve aynen suya iade edildi

    [​IMG]
    Vakit artık öğleyarısını geçmiş ve önümüzdeki yazın ilk sıcak günlerinden birini yaşamaya başlamıştık.Bulunduğumuz yerde ne bir gölge yapacak ağaç, n e de bir çalı kümesi vardı.Sıcaktan dilimiz damağımız kururken yanımızdaki buzluktaki son su şişesini de açtık.İçilen her bir yudumn su, anında sanki tüm vucudumuzdan geriye ter şeklinde boşalıyordu.Velhasıl, bizlere kös kös geri dönüş yolu gözükmeye başlamıştı.Yani ümitler artık tükeniyordu.

    Bir ara çalan çep telefonum ile Sevgili arkadaşım Mehmet bey ile tam görüşme yapıp bitirmiştim ki, benden azık ileride olta atan Sevgili Çağatay kardeşimin büyük bir gayret ile makarasını sardığını ve ''üstünde'' diye seslendiğini fark ettim.Yanına vardığım da ise ona sakız gibi bembeyaz güzel bir eski çiftlik kaçkını bir çupranın gelmiş olduğunu gördüm.Çiftlik ortamında kafesteki balıkları hasat ederken, bazen de boylama yaparken çoğu zaman bunlardan bazılarının doğal oratama kaçtıklarını biliyoruz.Bu çupralar ilk başta aynen balık marketlerindeki gibi kısa/tıknaz/tombiş olurken, zaman içinde geçen sürede doğal ortamdan da beslenmeye başladıklarından olsa gerek, için yavaş yavaş renklerinin açıldığı ve vücut formlarının düzeldiği görülür.Ve tabi ki de lezzetlerinde artar.

    Saat öğleden sonra dönmeye başlamış ve sanırım artık 15,00 gibi filan olmuştu.Bulunduğum yerde can sıkıntısından elimdeki puaçayı küçük küçük yaparak, hemen önümde gezinen mini mini balıklara ziyafet çekiyorum.Can sıkıntısı had safhada.Hani neredeyse, arkadaşıma sesleneceğim.Hadi ya kaçalım artık diye.Attığımı kırıntılara su yüzeyindeki, kibrit çöpü boyutundaki gamitler (Kefal yavrusu) kapışırkemn, aşağıya ,inenleri de dipde yer alan minicik karagöz -isparoz ve mırmırlar kapışıyor.

    Yanımdan azıcık ileride olan benim 2 nci kamışın bir ara sallanır gibi oldu.Çömelmiş vaziyette otururken,yaptığım boş işe ara verip kamışa doğru bakmaya başladım.Ahanda beklenen o ağır misafirin selamı geldi.Ama ne selam.Ben yerimnden doğrulup da oraya varmak için tam hamle yaparken, kamış tutulu olduğu ayaktan fırlayıp düştü suya.

    Amanın diyerek, fırlayıp oraya varıp da, kamışa elime aldığımda ise, beklenen misafirin kapıda beklediğini anlamam bir oldu.Başladım sarmaya makinayı.Hım...Zorluyor makinayı.Ama Orjinal Japon Ryobi Ecusima 6000 lik makinam hiç tınmıyor bile.Bu arada sevgili av partnerim Çağatay bey'e seslendim.Geliyor...Geliyor diye.Çağatay bey in digital fotoğraf makinasını alıp da yanıma gelinceye kadar ben sağ salim çok şükür balığı kıyıya almayı başardım.

    Gelen koç gibi yarım kilo üstü güzeller güzeli bir deniz çuprası imiş.Uzun uzun onu inceleyip, adeta methiyeler yazdım diyebilirim.Ne yapayım, o benim her daim ''Al -Yanaklı kalın dudaklı yarim '' idi.

    Vakti bayağı ilerlemesi ve öğle sıcağının artık dayanılmaz bir hale gelmesinden dolayı, arkadaşım ile bberaber sıcaktan ensemiz ve kollarımız al-al amele yanığı olmuş bir vaziyette mutlu mesut dönüş yoluna geçtik.

    Çok daha bereketlisinin en yakın zamanda sizlere ve dostlarınız denk gelmesi dileği ile rastgele arkadaşlar.



    [DM]xrabbm_balik-avi-videosu-0047-ishak-ballyca_sport[/DM]
     
  2. Sponsorlu Bağlantılar
  3. hızır şeref gültekin

    hızır şeref gültekin Daimi Üye

    Yaş:
    33
    Kayıt:
    17 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    3.985
    Beğeniler:
    365
    Şehir:
    rize
    ellerine sağlık abi çok yakışıklı balık :D eeğe tabi bu al yanağı bi kavuşan sonrasında özler :D daha iyileri ras gelsin abicim tebrikler arkadaşlarına da geçmiş olsun :D çapa taktırmada üstüme yoktur bu arada :D
     
  4. Bahadır Sarıca

    Bahadır Sarıca Daimi Üye

    Kayıt:
    1 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    1.073
    Beğeniler:
    59
    Şehir:
    İzmir
    Sevgili İshak abi,
    Yâre kovuşma bu kadar keyifli anlatılabilir. Ellerinize sağlık.
    Avcılıkta sabır bir kez daha kazanmış. Olta sudan kesilinceye kadar umutlar bitmez.
    Tüm ekibe tebrikler. Çağatay Beye de selamlar. Her daim keyifli avlara.
    Sevgi ve selamlarımla...
     
  5. agartan

    agartan Moderatör Yönetici

    Yaş:
    50
    Kayıt:
    30 Nisan 2010
    Mesajlar:
    18.726
    Beğeniler:
    5.727
    Şehir:
    İstanbul
    Tebrikler İshak
    Uzun zamandır özlenen o alyanaklı dilber dudaklıya kavuştuğun için.
     
  6. ishak BALLICA

    ishak BALLICA Aktif Üye

    Kayıt:
    7 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    809
    Beğeniler:
    99
    Sevgili Şeref, yorumun için çok teşekkürler. Çapa taktırma olayına gelince, iyiki o avda ben yokmuşum diye seviniyorum.:)

    Şöyleki İzmir/Çeşme ıldır-gerence yöresi yoğun olarak balık çiftliklerinin olduğu bir yöre.Koca körfezin bir çok yeri eski/taşınmış çiftliklerin geçmiş tarihlerde atmış oldukları tonozlar ve onlara bağlı en az bilek kalınlığındaki halatlar ile kaplı adeta.Yani zemin adeta yer yer çöplük/bit pazarı tezgahı gibi.

    Gece Sevgili dostum Erdal bey ve Kaptan Ertaç abi kamaraya girip yatmışlar.Dışarıda da olta atan bir arkadaşları kalmış.O da sanırım henüz deniz olayın ı tam bilmeyen bir arkadaş.Gece şiddetli, sağnak öncesi hava patlamış.Ve başlamış çapa taramaya...Ta eski çiftliklerden kalma koca bir halata takılıncaya kadar.Bu arda 45 metreden 11 metreye kadar inmişler.O arkadaş artık karaya vuracaklarını anlayınca içeride uyuyanları uyarmış ve gelmekte olan havayı o zaman görüp telaşa düşmüşler.Ama çapa halatat takıldığı için bir türlü sökememişler.Ve el ile azıcık derine akıp, kamaraya girip başlamışlar beklemeye.Amman ne şimşek..Amman ne gök gürültüsü diyor telefonda arkadaşım.:eek:Denizin üstü adeta gündüz gibi oluyor şimşeklerden diyor.Ve arkadan da şideetli sağanak. Y:eek:ok ben almayayımkardeşimmmm...:D:D:DBu kadar adrenalin bana fazla...:D
     
  7. ishak BALLICA

    ishak BALLICA Aktif Üye

    Kayıt:
    7 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    809
    Beğeniler:
    99
    Yarimize geç de olsa kavuştuk çok şükür..:pİnşallah devamının hepimize denk gelmesi dileği ile yorumunuz için teşekkürler arkadaşlar.


    Not: Sevgili Bahadır'ım aleyküm selam.Selamını ileteceğim ..:)
     
  8. AKIN KAPTAN

    AKIN KAPTAN Editör Moderatör

    Kayıt:
    30 Nisan 2010
    Mesajlar:
    1.915
    Beğeniler:
    58
    Şehir:
    Marmaris
    Benim de çapa taktırmışlığım çoktur. Başlarda acemelikten taşa çapa atıyordum. Bazende hafif çapa rüzgarda sürüklenirken kendisi taşı buluyordu. Çıkarmasıda zahmetli ve tehlikeli iştir. Ben koç boynuzuna bağlayıp ileri yol verip koparmaya çalışıyordum. Meğer ahşap tekneler için çok sakıncalıymış. Tahtaları oynatıp teknenin su yapmasına neden olabiliyormuş. En doğrusu ipi kesmekmiş. Tabiki ip yüzen tipte bir ip ise denizciler için tehlikeli olabilir. Ya batan tip ip kullanmak yada ipin ucuna ağırlık bağlayıp göndermek lazım. Ama herşeyden önemlisi çapayı taktırmamak lazım.

    Diğer taraftan balıklar gayet güzel İshak Abi, tebrikler. Tespitin çok doğru. Her geçen yıl balık tutmak zorlaşıyor. Yinede hepimize rastgelsin.
     
  9. Cüneyt Hoca

    Cüneyt Hoca Aktif Üye

    Yaş:
    48
    Kayıt:
    3 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    888
    Beğeniler:
    13
    Güzel çupra, hasret sona ermiş. Daha iyilerinin denk gelmesi dileğiyle, rasgelsin.
     
  10. yükseltaktak

    yükseltaktak Aktif Üye

    Yaş:
    44
    Kayıt:
    22 Aralık 2011
    Mesajlar:
    358
    Beğeniler:
    17
    Güzel balık, Her daim rast gelsin.
     
  11. Denizci Bora

    Denizci Bora Üye

    Yaş:
    37
    Kayıt:
    16 Ekim 2011
    Mesajlar:
    54
    Beğeniler:
    0
    Şehir:
    İstanbul
    İshak Bey çok keyifle anlatmışsınız, gerek arkadaşınızın macerası gerek sizin dilber dudaklılar gerekse suya iadeler ile örnek olacak ve keyif dolu bir palaşım olmuş, çoş teşekkürler ve tebrikler...

    Umarım şartlar değişir de, hem bizim nasibimiz artar hem de, daha önemlisi, bizden sonraki nesiller de bu balıkları internet sayfalarından değil de canlısını görürler.

    Nice doyumsuz avlara, Rastgele...