Duyuruyu Kapat
Google Gözat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Rüya Gibi Bir Gece...

Konu, 'Balık Avı ile İlgili Fotoğraflı Av Hikayeleri' kısmında Hür MOL tarafından paylaşıldı.

  1. Hür MOL

    Hür MOL Aktif Üye

    Yaş:
    53
    Kayıt:
    28 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    250
    Beğeniler:
    11
    Şehir:
    İzmir
    13 Aralık 2010 Pazartesi akşamı,
    Genellikle bir cumartesi akşamları, bir de Pazartesi akşamları ava çıkmam. Cumartesileri çok kalabalık olduğundan , pazartesileri de tv de tek seyrettiğim dizi olan Ezel olduğundan. Saat 22 sıraları Tv başında Ezeli seyrederek çayımı yudumlarken, çayımı tazeleyen valide hanımın ( hava durumları ile çok ilgilidir) yağmur da rüzgar da durdu mırıldanması ile irkildim. Halbuki ben Windguru sitesinden 16 knotlarda güney rüzgarı görüyordum. Hemen balkona attım kendimi, havayı bir kokladım. Yağmur durmuş, hava sıfır rüzgar ve kışın puslu rengi geceye vurmuş. Bir anda ne Ezel kaldı kafamda ne de başka bir şey.
    Apar topar giyindim ve bu kez göğüs çizmemi bile giymek için oyalanmadan attım kendimi avlağa. Etrafta kimseler yok, etrafta kuş uçmaz kervan geçmez bir hava var. Su mükemmel, hava mükemmel, alçak basınç yarım ayı da kapamış her şey dört dörtlük. Süratle hazırlıklarımı tamamladıktan sonra bu kez tercihimi 2.70 Shimano kamışımdan yana kullanıyorum, üzerine de 35 lik Ryobi makinemi takıyorum. Bu kez bu avlakta hiç kullanmadığım Maxrap serisinin Gren Flake ‘ini , Okuma 26 mm lik misinamın ucuna iliştiriyorum; işte hazırım.

    Bismillah deyip Gren Flake’ i suya gönderdim. Henüz ilk atışımdı ki , misinam gerildi. 40 cm civarı bir ispendeği kıyıya almıştım bile. Heyecanım katlandı, içim kıpır. Bu ilk dolu çekiş güzel bir av gecesi olacağının müjdecisi miydi acaba? Balığımı pinterleyip suya bıraktıktan sonra ikinci kez sahtemi gönderdim suya. Aman allahım bir kez daha oltam gerildi. Heyecan bende tavan yaptı. Bu biraz daha iyice gibi. Yavaş yavaş getirdim kıyıya. 1.5 kg civarı bir yakışıklı ellerimdeydi. Onu da pintere bıraktıktan sonra, üçüncü atışımı yaptım. Atarken de düşünüyorum; ille abartacağım ya… Acaba 3 te üç olur mu ? Yok artık bu kadar da şımarmaya gerek yok düşünceleri içinde Makinemin kolunu ağır ağır sararken inanılmaz bişi oluyor. Belki inanmayacaksınız bana ama yine misinam bir kez daha gerildi. Yoksa bu Gren Flake mucizesimi. Neyse bunu düşünmenin sırası değil. Başlıyorum tadını çıkara çıkara makinemi sarmaya. Birkaç dakika sonra üçüncü yakışıklı ile tokalaşıyoruz. 2 kg civarı bir yakışıklı bu. İnanılır gibi değil üçte üç. Uzun zamandır böyle bir şey yaşamamıştım. Sürekli kafam meşgul , düşünüyorum neden? Bugünü sıradan olmaktan çıkaran faktörler neler olabilir diye kendimle istişareye giriyorum. Güzel bir tezim, sanki bu akşam beni doğruluyor gibi. Tartışmaya açık olsa da benim inandığım bir durum var. Bu akşamın böyle başlamasının bence önemli nedenlerinden biri , yalnız avlanıyor olmam. Çünkü kalabalık yakın düzen avlarda , sizin sahteniz bir takip almış durumda iken, yakınına şap diye düşen diğer bir diğer sahtenin sesi , o takibin bir anda bitmesine sebep olabiliyor. Ben buna ciddi şekilde inanıyorum.

    Dördüncü kez sahtem suda… Mükemmel bir vuruş daha alıyorum, rüya gibi , roman olabilecek gibi, yazacağım muhtemel rapor geliyor o an aklıma. Ne kadar şaşıracak arkadaşlarım diye… Belki abarttığımı düşünecekler ama yapacak bir şey yok. Bu bir gerçek ve şu anda oltamın ucunda bir yakışıklı daha dansediyor. Başlıyorum yine usulca çekmeye.
    Yok. bu kez olmadı. Kamışım bir an da hafifliyor ve balığı kaçırıyorum. Ama hiç üzülmediğim gibi dörtte dört bir ilgi keyfimi katmerliyor. Bu gece unutulmaz bir gece olmaya namzet.

    Bir kez daha sahtemi atıyorum. Heyecanım dorukta. Sanki bu akşam yakışıklılar her atışıma saldıracakmış duygusu ile dikkatle sarıyorum makinemi. Her atağı gole giden bir takımı izleyen seyircinin heyecanı var üstümde. Yok yok, bu.ya bir rüya , yada biri şu kamera şakalarından falan yapıyor bana. Acaba birileri bana şaka yapıyor da o yüzden mi kimseler yok etrafta… Hakikaten rüya gibi. Kendimi imrenerek seyrettiğimiz bol balıklı youtube videolarının kahramanı gibi hissediyorum ya da öyle bir avlakta olduğumu. Çünkü…çünkü misinam yine gerildi benim. Üstelik ne rüyadayım ne de Youtube videolarının içinden geliyorum. Suratıma vurmaya başlayan yağmur taneleriyle kendime gelip , misinamın ucundaki hatırı sayılır bir ağırlığı çekmeye devam ediyorum. Kısa bir süre sonra onunla da tanışıyoruz. Yine 1.5 kg civarı bir yakışıklıyı pinterimle buluşturuyorum. Mola vermeye karar veriyorum. Sakın bana böyle balık vuruken mola verilir mi demeyin; ilk dört balık ile kişisel limitimi doldurmak üzereyim bile. Aceleye gerek yok. Şimdi böyle güzel bir av zevki yaşadığım bir ortamda , ki bu ortamları çok nadir bulabiliyorken, eve gidilir mi?

    İlerilerden bir süliet görüyorum , yavaş yavaş avlağa doru yürüyor. Bu bizim ‘’Gündüzgezen ‘’ Şenol kardeşim. Uyku tutmadı herhalde… Ama geldiğine de çok seviniyorum. Çünkü bugün iri bir trofe beklentisi içindeyim ve üstelik kepçemi de almadım yanıma. Bazen böyle unutkanlıklar yapabiliyorum. Ne de olsa yaşlandık artık.

    Birazdan Şenol da katılıyor bana ve devam ediyoruz avımıza. Şenol kardeşim de güzel bir yakışıklı alıyor. Ben mi hiç sormayın. Bu arada 3 adet yakışıklıyı daha misafir etmişim. Ama şimdi limit aşımı kaygımı biraz da egomla beraber kafamdan atıyorum. Çünkü ne de olsa artık 2 kişiyiz. Saat 04:15 gösteriyor. İşte o beklediğim sıra dışı vuruş 6 saat sonra geliyor.
    Tasmalıyorum balığı ve bir kez daha tasmalıyorum… Evet şimdi daha güven verici gibi. Yaklaşık 3-4 metre kadar aralıklarla birkaç kez kalamamı bağırtıyor. Bekliyorum sıranın bana gelmesini. Bir elim kamışta bir elim makinemin kolunda paşamın sakinleşmesini beklerken o muhteşem tek enstrümanlık melodiyi dinliyorum. Müthiş bir keyif. Paşam yorulmaya başladı şimdi sıra bende. Başlıyoruz karşılıklı tangoya. Bir adım o bir adım ben… yaklaşık 15 metrelik bir kıyı şeridinde bir sağa bir sola dolaştırıyor beni. İşte su üstü yaptı. Paşam 20 metrelerde. Ama çok yorulmuş belli. Elinde geleni yapıyor ama nafile. Yavaş yavaş yaklaşıyor bana doğru. Eyvah kepçemiz de yok ama olsun, sorun değil. Bu balığı kepçesiz alabilmek beni daha da mutlu edecek. Şenol kardeşim kıyıda balığı kolluyor. Tek çaremiz karaya oturtacağız paşayı ve Şenol balığın arkasına geçecek. Üzerinde göğüs çizmesi de var nasılsa gerekirse çökebilir de üzerine. İşte yaklaşıyor 5 metre , 4metre , 3, 2, Ve işte kıyıda… Bu arada ben geri geri kıyıdan 6-7 metre kadar açıldım. Bu tür trofe çekimlerinde bu çok önemli. Kamış ucundan itibaren sahtenize kadar olan misina boyu kısa kalırsa , ilk kafa darbesinde avı kaçırma riski çok yüksek. Bu misina payını mutlaka kullanmalıyız.
    Şenol kardeşimin de yardımlarıyla gecenin mütjiş trofesini alıyoruz. Daha sonraki tartımızda öğreniyoruz. Bu 5.550 gr bir canavar. Aynı zamanda kendime ait paşa rekorumu yeniliyorum.
    İnanılmaz bir gece , rüya gibi. Doğal olarak bu paşa , bize avı da bitirmemiz gerektiğini söylüyor ; çünkü limit artık 2 kişi için bile doldu. Öyle yapıyoruz ve toparlanıyoruz. Tabi siz değerli forum arkadaşlarımıza karşı olan görevimizi de unutmuyoruz. Çünkü bu işin en güzel , diğer bir yanı da sizlerle olan bu paylaşım, ve sizlerin moral depolayıcı sözleri.

    Daha iyi avların sizin olması dileğiyle, Sağlıkla Kalın …




    [​IMG]

    [​IMG]
     
    Son düzenleme yönetici tarafından yapıldı: 15 Aralık 2010
  2. Sponsorlu Bağlantılar
  3. Fatih Koç

    Fatih Koç Daimi Üye

    Yaş:
    40
    Kayıt:
    25 Ekim 2010
    Mesajlar:
    1.233
    Beğeniler:
    11
    harika süper...
    tek kelimeyle bunları diyebildim..
    Levreklerle denize imzasını atan abim benim...
    :D
    tebrikler..
    tebrikler...
    tebrikler....
     
  4. GündüzGezen

    GündüzGezen Üye

    Kayıt:
    12 Aralık 2010
    Mesajlar:
    78
    Beğeniler:
    1
    Şehir:
    İzmir
    Gerçekten unutulmaz bir geceydi. Allah herkese nasip etsin böyle avı. En kısa zamanda görüşmek üzere Hür abi.... :D
     
  5. Hamdi

    Hamdi Admin Site Admin

    Yaş:
    42
    Kayıt:
    29 Nisan 2010
    Mesajlar:
    18.768
    Beğeniler:
    8.127
    Şehir:
    İstanbul
    Tebrikler, harika levrekler..

    Kısmetin hep açık olsun..:)
     
  6. duzensiz

    duzensiz Daimi Üye

    Kayıt:
    2 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    1.066
    Beğeniler:
    24
    okurken tüylerim diken diken oldu. çok güzel bir geceymiş abi. tebrikler :)
     
  7. sinarit_baba

    sinarit_baba Aktif Üye

    Yaş:
    43
    Kayıt:
    28 Haziran 2010
    Mesajlar:
    167
    Beğeniler:
    11
    Şehir:
    İzmir
    Tebrikler,
    Rastgele...
     
  8. BİROL

    BİROL Daimi Üye

    Yaş:
    47
    Kayıt:
    30 Nisan 2010
    Mesajlar:
    4.149
    Beğeniler:
    34
    Şehir:
    İSTANBUL
    Kamera şakası gibi.
    Hangi kameraya el sallıyoruz :D
     
  9. Çağatay Yılmaz

    Çağatay Yılmaz Aktif Üye

    Yaş:
    46
    Kayıt:
    30 Nisan 2010
    Mesajlar:
    201
    Beğeniler:
    4
    Harika bir anlatım ve harika bir av Hür bey. Hep böyle güzel balıklar rastgelsin.
     
  10. müthişaman

    müthişaman Daimi Üye

    Kayıt:
    30 Nisan 2010
    Mesajlar:
    2.125
    Beğeniler:
    189
    Şehir:
    İstanbul
    Hür Bey,bir levrek avcısının rüyası gerçeğe dönmüş.Trofe levreğiniz için ve bu av için tebrik ediyorum.Levrek avıyla ilgili okuduğum en güzel raporlardan biri.Anlatımınız için de ayrıca tebrik ediyorum.
    Tam anlamıyla bir levrek resitali.
     
  11. ainos

    ainos Aktif Üye

    Kayıt:
    1 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    173
    Beğeniler:
    4
    Tebrikler harika bir av olmuş. Peş peşe üçte üç yapmanın zevkini bilirim :) keyfinize diyecek yoktur :D