Duyuruyu Kapat
Google Gözat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

VAR MISIN İDDİASINA?

Konu, 'Balık Avı ile İlgili Fotoğraflı Av Hikayeleri' kısmında TOGAY tarafından paylaşıldı.

  1. TOGAY

    TOGAY Üye

    Yaş:
    34
    Kayıt:
    27 Şubat 2011
    Mesajlar:
    42
    Beğeniler:
    0
    Şehir:
    Bursa
    12.12.2012
    Bursa, saat 14:33

    “Çok anlamsız, bu saatte bu yolda ne trafiği” diye düşünürken, bir yandan radyodan gelen zayıf insan sesinin anlattıklarına kulak vermeye, anlamaya çalışıyordu. Duyduklarıyla kendisini eleştirirken, günlerdir devam eden yoğun iş temposu sonunda işi sonuca ulaştırmış ve bunun verdiği rahatlıkla işten erken ayrılarak kendisine biraz zaman tanımak istiyordu. Tabi bu keşmekeş trafikten bir an evvel kurtulursa… Tüm bu düşünceler HTC Wildfire S markalı cep telefonunun Old Phone zil sesindeki en yüksek ses düzeyinde çığlıklar atmasıyla son buldu...

    “Efendim ?”

    “Alooou, Selamunaleyküm, Napıyorsun Togay?” Arayan İrfan’dı ve sesi enerji doluydu.

    “Aleyküüüümmmselaaammm canım abim, vallahi eve doğru gitmeye çalışıyorum, sen nasılsın?” aynı enerji seviyesinde karşılık vermeye çalıştı.

    “Allah’a şükür iyiyim, iyiyim, hatta süperim. Canımızı sıktı baya bu olay biliyorsun ama harika haberler aldık.”

    Duyduklarından sonra günlerdir aklı ve kalbi sıkıntıda olan İrfan nihayet İstanbul’dan harika bir haber almıştı. O haberin yarattığı olumlu hava kendisinde pozitif enerji, rahatlama ve sevinç gösterilerine dönüşmüştü adeta. En azından İrfan’ın anlattıklarını dinlemekte olan Togay böyle olduğunu düşünüyordu. Yaklaşık 20 dakika boyunca anlatan İrfan’ı pür dikkat dinleyen Togay aracını çoktan sağa çekmişti bile.

    “Allah’a çok şükür kardeşim durum vaziyet bu işte”

    “Abi ne desem bilemiyorum, o kadar sevindim ki anlatamam.”

    “Ya evet bizde çok sevindik, hatta o kadar sevindik ki evdekiler bana ‘Hadi sen balığa git’ dediler. Hı? Ne yapıyorsun sen? Hava nasıl, ne zaman gidelim balığa?” İrfanın bir an ses tonu, tarzı her şeyi değişmişti. Çünkü artık mevzu balık avıydı ve Togay iyi biliyordu ki bu İrfan’ ın en büyük tutkusuydu.,

    “Sen ne zaman istersen abim benim, şimdi de şimdi gidelim.”

    “Hakket ya, havada güzel gibi, bugünü değerlendirsek mi Togayım? Bir baksana hava raporuna, baktın mı sen hava raporuna?”

    “Dün bakmıştım, bu hafta hava güzel abim, sıkıntı yok. Ben şuan ev yolundayım, benim yemcide hemen yolumun üstünde, biraz hamsi alayım o zaman.”

    “Tamam o zaman ben de evdeyim şimdi, hemen hazırlığı yapayım, buluşuruz bir yerde, nerde buluşuruz? Lüks lazım lüks nerde? Benim malzemeler sende idi değil mi? Lüksü de almak lazım, bak Togayım hamsiler fişek gibi olsun tamam mı abicim, yoksa da hallederiz buluruz bir yerde, bize gümüşte lazım, şöyle cam gibi gümüş olacak ki sorma, malzemelerin birazı da Fatih’ de idi değil mi?”

    “Abi tamam dur sakin ol, hallederiz, sen hazırlığını yapmaya bak, görüşürüz.”

    Uzun zamandır balık avına çıkma hasretiyle hararet yapan İrfan, maksimum 3 dakika aralıklarla yaptığı telefon aramalarıyla da Togay’ın su kaynatmasına neden olmuştu. Bir yanda trafik, bir yanda malzeme hazırlığı ve bir yandan da İrfan’ın telefon tacizlerinin arasında kalan Togay, 5 derecelik hava sıcaklığında bile sucuk gibi terlemeyi başarmıştı.

    “Hani 5 dakikada geliyordun? Selamunaleyküm, Hı, Napıyon, Hoş geldin.”

    “Aleykümselam, Abi adamı öldürürsün sen.”

    “Geç sen kullan, benim ehliyetim yok”

    “Sen var ya hakikaten işini biliyorsun İrfan abi, vicdansız buraya kadar nasıl geldin?”

    “Şimdi Togayım, senin yemcide yem yokmuş, yem alıcaz, lüksü dolduralım, yemeğimizi yiyelim, lükse kafa alacağız sakın unutturma! Şimdi bir gidelim de, gerisi kolay, vallahi Togayım gerçekten süper oldu, gidelim şöyle güzel bir av yapalım, o sarıkanatları o lüferleri bir dans ettireyim de gör”

    Yolculuk başlamıştı. Bir anda yapılan av planının, 2 kişilik yapılacak tarihsel bir organizasyona dönüşeceğini kim bilebilirdi ki?

    “Abi ben elimi sürmem, sen nereye diyorsan oraya çekelim tekneyi”

    “Tamam o zaman sen karışma, ben bugün iç güdülerimi dinleyeceğim ve balığı bulacağım sen hiç karışma.”

    “Bugün şov yapacağım abicim haberin olsun, bugün boynuz kulağı geçecek abim”

    “Tabi canım Tabi””

    “Varmısın İddiasına?”

    Togay, İrfan’a bu soruyu sorarak asrın hatasını yapmıştı belki kendince ama ömür boyu unutulmayacak bir günün yaşam fitilini de ateşlemişti farkında olmadan.

    “Varım uleyn, herkes kendi kovasına çalışacak, kaybeden sitede raporu yapar. Sen 10 tutarsan ben 30 tutacağım”

    İşte iddianın şifresi bu idi…



    Gemlik, saat 17:15

    “Şurdan iki porsiyon hamsi yap bakalım üstadım, 2 kiloda şöyle üstlerinden yemlik ver bana.”

    “Togayım sen de işini gör gel, o zaman balıklar hazır olur, yemeğimizi yiyelim hemen çıkalım kardeşim”

    “Tamam abim, hemen geliyorum.”

    15 dakika sonra….

    [​IMG]

    “Oy oyy ölürüm ben bu hamsiye uleee, yerim seni yerim.” naraları atarak hamsileri lüp lüp götüren İrfan’ı n keyfine diyecek yoktu.

    [​IMG]



    Avlak, Saat 18:21

    Tekne temizliği, takım düzeneği, gümüş balığı bulma gayreti derken saatte epey ilerlemişti. İrfan tonozunu nereye düzenleyeceği konusunda hala kıyıda tanıdıklarıyla fikir alışverişi yaparken, külkedisi Togay, teknede biriken suların tahliyesi, tekne içi düzen tertip işleriyle meşgul oluyordu.

    “Tamam Togayım, tonuzu şu balıkçı kuracak merak etme, o işide hallettik.”
    Ve artık denizdeydiler. Balıkçının tonoz kuracağı yeri kestirmesini bekleyen Togay ve İrfan tekne içindeki son hazırlıklarını yapıyorlardı. Ancak büyük bir sorun vardı. Yolda gelirken doldurdukları lüksün vanası arızalıydı ve ne yazık ki, lüksleri olmayacaktı bu gece. Tonozu kuracak olan balıkçının lüksüne güvenerek, yerleşmek üzere yeni kurulmuş olan tonozun ipini tuttu İrfan.

    “Radar gibim adamım vesselam. Altımız et kaynıyor mübarek, et !” diyen balıkçı daha zokasını suya atar atmaz almıştı kaba bir sarıkanatı. İrfan tekneyi sabitlemeye çalışırken, balıkçı kovasına 4 tane lüfer adayı koymuştu bile. Bu Togay ve İrfanda büyük bir heyecan yaratmıştı. Koca denizde balığın tam üstüne denk getirmeyi başarmıştı balıkçı tonozu.

    Ve oltalar suyla buluştu. Ama yine bir sorun vardı, hiç hareketlenme yoktu. Ne irfan, ne Togay, ne de balıkçı tam 2 saat boyunca hiç balık tutamamışlardı. Birden yok oluvermişti balık. İrfan ve Togay dan sonra gelerek tonoza bağlanan ve onlara yem olarak taze gümüş balığı veren balıkçıda hiç balık tutamamıştı.

    “Togayım biz burdan gidelim ve biraz balık tutalım bence.”

    “Nasıl istersen abim.”

    Ve tonozdan ayrıldılar. Ayrılırken de sonradan gelen balıkçıdan yedek lüks kafasını aldılar ve kendi lükslerini çalıştırdılar. Suya çıktıklarında avlanmakta olan 4 tekneden 3 tanesi hala suda idi. Onların tonozlarına doğru yol aldıklarında 1 teknenin daha ayrılmak üzere olduğunu fark ettiler.

    “Selamunaleyküm, varmı bişeyler arkadaşlar?” dedi İrfan.

    “Balık çok seyrek İrfan Abi” dedi İrfanı ve Togayı tanıyan genç balıkçı.

    Artık bir karar vermeleri gerekiyordu, son 2 buçuk saatlerini balıksız geçirmiş olan kahramanlarımızın bir seçim yapmaları gerekiyordu. Ya kıyıya gidip çapa ve ip bulup kendi tonozlarını yapacaklardı yada seyrek denilen ama normal zamanda güzel balık bulunduran bu merada sabahlayacaklardı.

    Seçimlerini yaptılar, bu merada kalacaklardı, artık daha fazla zaman kaybına tahammülleri yoktu. Hafif vuruşlar, asılmalar, çaldırılan yemler eşliğinde yaklaşık 1 saati geçirmişlerdi ve hala kovalarında birkaç iri istavritten başka bir şey yoktu. Derken tonozu kuran balıkçılar gitmeye karar verdiler. İrfan ve Togay a da giderken hazır kurulmuş tonozu bıraktılar.

    Yüce Yaratan, ellerinde olmayan gümüş balığını onlara vermişti, yanmayan lükslerinin yerine cayır cayır yanan bir lüks nasip etmişti ve onları hiç uğraştırmadan çok iyi oturtulmuş bir tonoz bahşetmişti. En önemlisi de kendisini onlara sevdirmiş, O da onları sevmişti.

    13.12.2012
    Denizde bir yer, saat 03:45

    Yoğun bir şekilde devam eden istavritle mücadele operasyonu bir anda son bulmuştu. Ne olduysa suya bırakılan oltalardaki yemler olduğu gibi duruyordu. Bir gariplik vardı, nereye gitmişti bu istavritler? Evet hedefleri istavrit değildi belki ama suyun bir karış altında bile rahatlıkla görünen dev istavritler bir anda yok olmuştu.

    “Abi hiç vuruş yok. İstavrit yeme dokunmu…… Abi, abi ooohh maşallah bu ne böyle?”

    “Sakin ol Togayım, boşluk verme al içeri.”

    Togay güzel bir sarıkanat almıştı artık ve içinden bir ses bu işin devam edeceğini söylüyordu.

    “Togayım bu saati not al ve tetikte ol.”


    Denizde bir yer, saat 04:15

    İki köstekli takımla ve aynı anda bir de zoka takımıyla çalışan İrfan’ a karşılık Togay tek kancalı köstekli takımla mücadele veriyordu. Sarıkanatın şifresini artık çözmüşlerdi. Ardı ardına balıkları içeri alan Togay’ a İrfan hemen karşılık veriyordu, ancak hemen de kendine nazar değdirmeyi başarabiliyordu. İrfanın kestirdiği iğneler, kaçırdığı balıklar, doladığı takımlar arş-ı alaya ulaşmıştı. O soğuk havada yeniden takım yapmakla, yeniden iğne bağlamakla uğraşan İrfan’a nazarla Togay bütün geceyi tek bir takımla idare edebilmeyi başarmış, ancak soğuktan büzüşmüş ayakları bütün vücudunu etkiliyordu. İğne bağlamakla zaman kaybeden İrfan ise soğuğa aldırış etmeden sürekli çalışıyor, çabalıyor ve kaybettiği zamanın telafisini hakkıyla veriyordu.

    “Abi senin iğnelerden bir tane versene bana.”

    “Olmaz vermem, biz rakibiz.” “Uleyn ben çakmağı nereye koydum, hayda çakmak kayıp, sende var mı Togay?

    “Var abicim. Ama veremem biz rakibiz.”

    “Bunu da yaz ulen rapora, hah hah hah”

    Şakalaşmalarla geçen bir gecenin artık bitimine az kamıştı. Kaçanlar, kestirenler, alınamayanlar derken avın tadı çıkarılmış ve gecenin yorgunluğu baş göstermişti.

    “Şuan en çok neyi hayal ediyorum biliyor musun Togayım?”

    “Neyi Abim?

    “Büyük bir bardak çay ve bol pudra şekerli Kürt Böreği.”

    “Ben Kürt Böreği hiç yemedim, bir filmde görmüştüm, Çakallarla Dans filmiydi sanırım. Adam kürt böreği sipariş ediyordu ve üzerine pudra şekeri dökeceğine, yanlışlıkla uyuşturucu döküyordu. Sonuç elbette ki mafiş”

    “Hiç yemedin mi? Tamam sen Kürt Böreğini hak ettin.

    “Eyvallah abim, onun hasretiyle yanacağım sabaha kadar.”


    Denizde bir yer saat 06:45

    Artık gecenin yerini sabah, heyecanın yerini uyku, konsantrasyonun yerini hayaller almıştı. İrfanın derin bakışları aslında anlatıyordu her şeyi…

    [​IMG]

    Sabahın ilk ışıklarıyla av sonlandırılmış, yemler tüketilmiş ve nasipler alınmıştı. Togay 24 sarıkanat ve 12 istavrit tutarken, İrfan 35 sarıkanat ve 25 istavrit yakalamış ve av son bulmuştu.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]


    Kıyıda bir yer, saat 08:15

    Kıyıya çıkıldığında gecenin soğuğuyla büzüşen kemikler gün ışığıyla ısıtılmaya çalışılıyordu. Avlaktan ayrılan İrfan ve Togay, Kürt Böreği ve Çay ziyafetinin ardından ev yolunu tutarlarken İrfanın aklına müthiş bir fikir geldi.

    “Togay bizi şuan iyi etse etse Hamam iyi eder, gidelim şu iliklerimizin, kemiklerimizin buzunu kıralım derim ben.”

    “Abi vallahi bende hamam kültürü sıfırdır, nasıl olur ne olur bilmem, nasıl istersen öyle olsun.”

    “Sen bana bırak, süper olacak.”

    Ev yolunu tutan kahramanlarımız, son anda hamam yolu tutmuşlardı. Sauna, Aslan Ağzı, Kese, Köpük, Masaj, ayran soda derken sıcak havluların altında çekilen 3 saatlik uyku ile vücutları yeniden hayat bulan Togay ve İrfan, tekrar evlerinin yolunu tutarak bir av gününü daha sağlık, huzur ve bereketli bir şekilde sonlandırmışlardı.

    Evine ulaşan İrfan sülalesine, Togay ise ailesine tazecik balıklardan bir bukle pişirerek afiyetle yedirmeyide ihmal etmemişlerdi…

    [​IMG]



    Bir başka Bursa Ekibi Av Hikayesinde buluşmak üzere herkese selamet, bereket ve afiyet dileriz….
     
  2. Sponsorlu Bağlantılar
  3. sunny1403

    sunny1403 Daimi Üye

    Yaş:
    45
    Kayıt:
    7 Kasım 2012
    Mesajlar:
    1.022
    Beğeniler:
    268
    Şehir:
    MERSİN
    Tebrikler.Son zamanlarda okuduğum en guzel raporlardan biri olmuş.Elınıze saglık.Afiyet olsun
     
  4. caberia

    caberia Aktif Üye

    Yaş:
    34
    Kayıt:
    2 Haziran 2010
    Mesajlar:
    740
    Beğeniler:
    129
    Şehir:
    istanbul
    Togay tebrikler guzel bir av olmus yalniz okudugum ve duydugum kadariyla sen cok sanssiz bir zamanda iddaya girmissin irfan abi uzun sure baliga gitmemis hayirli haberler almis iyice bilenmis sende iddaaya girmissin gecmis olsun kardesim birdahakine fatihide alip 4 lu iddaa yapalim bakalim nolacak :)) her daim rastgele bursada gorusuruz
     
  5. Erhan41

    Erhan41 Aktif Üye

    Yaş:
    61
    Kayıt:
    3 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    341
    Beğeniler:
    17
    Şehir:
    İzmit
    VAAAAAY.... :eek: SEN SAĞMIYDIN TOGAY..... ;) BİZİM TOGAYMI FALAN DERKEN RESMİNİ GÖRÜNCE YANILMADIĞIMI ANLADIM TEBRİKLER... :harika: GÜZEL BİR AV OLMUŞ AZ BİRAZ ÜŞÜMÜŞ OLSANIZDA... ;) GÜNÜN HİKÂYESİDE SANKİ ESKİ RADYO ZAMANLARINDAKİ, RADYO TİYATROSU TADINDA DEVAM EDİYORKEN ÇABUK BİTTİ... :( 1 KERE GÖRÜŞMEK NASİP OLDU BİR DAHA I, IHH NEDENSE... :confused: BAŞKA RADYO TİYATROLARINDA BULUŞMAK VE O TİYATROLARA OYUNCU OLABİLMEK NİYET VE DİLEĞİYLE SANA SONSUZ SEVGİ VE SELÂMLAR... SEVGİYLE KAL, HER DAİM RAST GELE...
     
  6. sabriyazici

    sabriyazici Daimi Üye

    Kayıt:
    17 Mart 2012
    Mesajlar:
    1.257
    Beğeniler:
    711
    Şehir:
    İçerenköy / Ataşehir / İSTANBUL
    tebrikler çok güzel balıklar daha iyileri rast gelsin
     
  7. Fatih Koç

    Fatih Koç Daimi Üye

    Yaş:
    40
    Kayıt:
    25 Ekim 2010
    Mesajlar:
    1.233
    Beğeniler:
    11
    Harikaa bir günce ve bir o kadar harika av olmuş...
    Çok keyif aldım..
    Tebrik ve teşekkür ederim..
     
  8. night fisher

    night fisher Aktif Üye

    Yaş:
    52
    Kayıt:
    15 Temmuz 2012
    Mesajlar:
    492
    Beğeniler:
    156
    Şehir:
    bursa
    Orada yanındaymışız gibi hissettirdin kardeşim,güzel balıklar,şahane bir anlatım...
     
  9. leventt

    leventt Aktif Üye

    Yaş:
    40
    Kayıt:
    4 Aralık 2011
    Mesajlar:
    125
    Beğeniler:
    3
    Şehir:
    Kadıköy/İSTANBUL
    Harika ya öyle bir rapor yazmışsınızki soğuğu içimde kürt böreğini midemde hissettim (siz ne kadar yememiş olsanızda :) )
     
  10. hızır şeref gültekin

    hızır şeref gültekin Daimi Üye

    Yaş:
    33
    Kayıt:
    17 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    3.985
    Beğeniler:
    365
    Şehir:
    rize
    iddia mı :) hemde irfan abiyle :) hemde bu aylarda nıck nıck nıck geçmiş olsun :)
     
  11. Mert Yılmaz

    Mert Yılmaz Daimi Üye

    Yaş:
    44
    Kayıt:
    21 Mart 2012
    Mesajlar:
    2.065
    Beğeniler:
    459
    Şehir:
    Kocaeli/Gebze Ankara
    Elinize sağlık :)