Duyuruyu Kapat
Google Gözat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Zokalı Lüfer Takımı

Konu, 'Olta Takımları ve Olta Çeşitlerine Genel Bakış' kısmında Burak Karadeniz tarafından paylaşıldı.

Etiketler:
  1. Burak Karadeniz

    Burak Karadeniz Aktif Üye

    Yaş:
    63
    Kayıt:
    2 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    571
    Beğeniler:
    82
    Zokalı takım ile lüfer avı; bu balığın yatak yaptığı yerler ile sonbahar aylarında Karadeniz’den Ege Denizine, ilkbahar aylarında da Ege Denizinden Karadeniz’e göçleri sırasında zaman, zaman kanaldan çıkıp, yem yemek için yanlayarak istavrit, hamsi, sardalye gibi balıkları sıkıştırdıkları İstanbul ve Çanakkale boğazlarındaki akıntının nispeten az olduğu koylarda yapılır.

    Ayrıca Marmara Denizi’nin Anadolu ve Trakya sahillerinin 10-15 kulacı geçmeyen derinliklerinde, göç etmeyerek Marmara Denizi’nde kalmış olan yerli lüfer balıkları ile boğazlardan geçişleri sırasında Marmara Denizine yayılan lüfer balıklarının avında da zokalı takım kullanılarak çok verimli ve zevkli avlar gerçekleştirilir.

    Zokalı takım ile en verimli lüfer avı genellikle güneş battıktan sonra teknede yakılan lüks lambasının ya da benzeri kuvvetli bir ışık kaynağının aydınlatması altında gece saatlerinde yapılır. Bunun yanı sıra lüfer balığının çok bol olduğu, eskilerin değimiyle “Curum” yaptığı zamanlarda da gündüz saatlerinde zokalı lüfer takımı ile çok güzel ve bereketli avlar yapmak mümkündür.




    Olta Takımının Hazırlanması

    Öncelikle zokalı lüfer takım düzeneğini ince misinalardan oluşturmakta fayda vardır. İnce misina ile hazırlanmış bir lüfer takımı çok avcı ve hassas olur. Takımın suya karşı direnci az olduğu gibi yakamozda yapmaz.

    Mantar veya kasnağa oltanın ana bedeni olarak 55 kulaç (100m) uzunluğunda 0.50mm kalınlığında gamı alınmış, yatık bir misina sarılır. Sarım işlemi bittikten sonra bu misinanın boşta kalan ucuna 1 no (2cm) fırdöndü bağlanır. Bu fırdöndünün boşta kalan diğer ucuna 3 ince misinadan düz büküm yapılarak hazırlanan yaklaşık 1m uzunluğunda ve adına kolçak denilen misina bağlanır. Kolçağın boşta kalan diğer ucuna yine 1 no (2cm) fırdöndü bağlanarak sabitlenir. Derin su takımlarında kolçak kullanılmasının amacı; fırdöndüleri çalıştırarak takımın gam yapmasını önlemek içindir. Şayet 3’lü büküm yapılması bilinmiyorsa, kolçak ana beden misinası ile aynı kalınlıkta tek bir misinadan oluşturulur. Kolçağın ucuna bağladığımız fırdöndünün boşta kalan halkasına 1-1.5 kulaç uzunluğuna 0.25-0.35mm kalınlığında şeffaf beyaz renkli beden misinası bağlanır. Beden misinasının sonuna da avlanılacak meranın derinliğine, akıntı durumuna ve tutulması amaçlanan balığın büyüklüğüne uygun şekil ve ağırlıkta bir zoka takılır. Kullanılacak zoka bedene bağlanmadan önce balıkların dikkatini çekmesi ve daha avcı olması amacıyla cıva ile parlatılır. Bazı durumlarda avlanılan meranın derinliğine ve akıntının hızına göre takımın dibe daha çabuk indirilmesi ve oltanın akıntının tesiri ile uçmaması ve apiko (dik) vaziyette durması için takıma ilave ağırlık eklemek gerekebilir. Bunun içinde kolçağın fırdöndülerinin önüne bir veya birden fazla takriben 15-20gram ağırlığında zokadan daha hafif yaprak halinde kıstırma ismi verilen kurşun parçası sarılır. Bu ilave kıstırmalar oltanın dibe çabuk inmesini, deniz dibinin kolay bulunmasını, bedenin apiko vaziyette durmasını sağlamasının yanı sıra, balık yakalandığında da olta yukarı çekilirken bedenin geldiğini de haber verir ve beden kulacının belirli olması nedeniylede, beden ona göre çekilerek zoka ucundaki balık hesaplı bir şekilde salıncaklandırılarak ve sandalın küpeştesine çarptırılmadan içeri alınır. Dikkat edilecek önemli bir hususta takıma ilave edilecek olan her bir kıstırmanın ağırlığının zokanın ağırlığından daha az olmasıdır. Eğer kıstırma zokadan daha ağır olursa dibin bulunmasında zorluk yaşanır ve dibe inerken kıstırma zokadan önce inerek bedeni dolaştırır. Örneğin 30gramlık bir zoka kullanıyorsak, takıma ilave edeceğimiz her bir kıstırmanın ağırlığı 25gram civarında olmalıdır.

    Zokalı takım ile avlanılırken zoka iğnesinin dibine 4-5cm uzunluğunda misinadan kasa yapılarak ikinci bir iğne daha bağlanır ve bu iğneye “Hırsız” adı verilir. Hırsız iğnenin faydası büyüktür. Lüfer balığı yemi genellikle ucundan ısırıp kopararak zokaya yakalanmadan yemin yarısını götürür ve zoka iğnesinde parçalanmış olarak kalan yemede bir daha itibar etmez. Yemin ucuna iliştirdiğimiz hırsız iğne işte bu bakımdan çok yararlıdır ve zokaya gelen balığın yakalanmasını garanti eder.


    Yemin Takılması ve Takımın Kullanılması

    Zokalı lüfer takımında genellikle istavrit, izmarit, hamsi, gümüş, kıraça, çaça gibi balıklar yem olarak kullanılır. Lüfer balığı taze yemi daha istekli yediği için kullanılacak bu yemlerin mutlaka taze olarak bulundurulmalarında fayda vardır.

    Hamsi, gümüş, kıraça, çaça gibi balıklar genellikle zokaya bütün olarak takılırlar. İstavrit ve izmarit gibi balıklarda lüfer balığının yeme itibar etme şekline bakılarak bazen yaprak şeklinde kesilerek filato olarak, bazen kuyruğundan başının sonuna kadar kesilerek tek göz diye tabir ettiğimiz şekilde filato olarak, bazen de orta kılçığını kesip çıkararak şakşak şeklinde zokaya takılırlar.

    Bütün olarak takılan yemlerde zoka iğnesi balığın ağzından sokularak balık zedelenmeden iğnenin ucu kafasından veya gırtlağından çıkarılır. Hırsız iğnesi de yem balığının kuyruğuna yakın bir yere takılır.

    Yaprak yem; balığın göğüs yüzgecinden kuyruğuna doğru orta kılçığına paralel bir şekilde kesilerek filato şeklinde çıkarılması ile elde edilir. Zokaya takılırken, iğne yaprak yemin kuyruk tarafından ve ucuna yakın bir yerden geçirilir. Yem iğne etrafında çevrilerek iğne tekrar saplanır. Aynı şekilde bu işlem bir kere daha tekrarlanır. Filato haindeki yaprak yemin geniş tarafının aşağıya doğru sarkmış olan enli ucunun alt kısmına da hırsız iğnesi saplanarak takılır.

    Tek göz yem ise, yem balığının başının yarısı da dahil olmak üzere, kuyruğundan başının sonuna kadar kesilerek çıkarılan filato halindeki yemdir. Zokaya; kuyruk tarafından zoka iğnesinin geçirilmesi bilahare hırsız iğnesinin de filato kısma saplanması suretiyle ve yaprak yemde de anlatıldığı şekilde takılır. Zoka iğnelerine takılmış olan yemin baş tarafı aşağıya doğru sarkık bir şekilde durur.

    Şakşak yemde; yem balığının kuyruğundan itibaren baş tarafına doğru göğüs yüzgeçleri hizasına kadar her iki tarafından kesilerek orta kılçığının ve kuyruğunun çıkarılıp alınması ile elde edilir. Balığın kafası tam olarak kalır ve göğüs yüzgecinden itibaren her iki tarafından kesilerek orta kılçığı ve kuyruğu alındığı için de şekil olarak başa bağlı yan yana iki yaprak yem görünümündedir. Zokaya takılırken önce hırsız iğnesi yem balığının azından sokularak gırtlak deliğinden veya galsamasından çıkarılır. Daha sonra şayet zoka iğnesi kısa saplıysa balığın azına sokulan iğne yem balığının başının üst kısmından ucu görülecek şekilde saplanarak dışarıya çıkarılır. Zoka iğnesi uzun saplı ise yine iğne yem balığının azından sokularak ucu galsamasından çıkarılır ve zoka çevrilerek iğnenin ucu balığın ense kısmına saplanır. Hırsız iğnede yem balığının gırtlağından geçirilerek çıkarılmış ise iki yaprak yemden birisinin uç kısmına doğru saplanarak takılır, hırsız iğnesi yem balığının galsamasından geçirilip çıkarılmış ise her iki yaprak yeme birden batırılarak iğne ucu dışarıda kalacak şekilde takılır.

    Zokalı lüfer takımı ile avcılıkta yemin çok taze olması avın verimini artıran en önemli etkendir. Bunun yanı sıra yemin çok düzgün kesilmiş ve takılmış olması da diğer önemli bir husustur. Zoka ve hırsız iğnelerine düzgün kesilerek takılmış taze bir yemin ucu balığı kıskandıracak ve hırslandıracak bir şekilde zokanın ucunda sallanıyorsa bu görüntüye hiçbir lüfer balığı dayanamaz ve bu yeme hayır diyemez.

    Zokalı takımla lüfer avcılığı genellikle gece yapıldığı için hava kararmadan önce avlanılacak meraya gidilir. Suların ve rüzgarın durumuna göre hava müsait ise baştan tek demir atılarak, hava müsait değilse ve sandalın sabit durmayarak gezineceği ihtimali varsa, bu seferde baştan ve kıçtan iki demir atılarak sandal tonozlanmak suretiyle sabitlenir. Hava karardığında zor olacağı için önceden lüks ya da kullanılacak ışık kaynağı yakılarak hazırlanır. Dip derinliği bir iskandil indirilerek tespit edildikten sonra olta o nispette açılarak zokaya yem takılır öncelikle yem takılı zoka denize bırakılır şayet takımda kıstırma varsa, kıstırmalar zokanın batış yönünden 1-2m kadar açığa atılarak kıstırmalar ve zokanın birbirlerine dolaşmadan dibi bulmaları sağlanır. Olta apiko vaziyete geldiğinde olta misinası 1metre kadar toplanarak balığın yeme gelmesi beklenir. Bu arada ufak el hareketleri ile olta misinası 5-10cm kadar çekilip bırakılarak lüfer balığı tahrik edilmeye çalışılır. Lüfer balığı zokadaki yemi birden yutmaz, öncelikle yemi kuyruk ve orta kısmından ısırarak keskin dişleriyle parçalamak suretiyle yemek ister. Bu ilk ısırma hareketi hissedildiğinde balığı yakalamak için misinayı çekmek çoğunlukla balığın iğneye takılamadan yemin ucundan kopararak kaçmasına neden olur. Onun için lüfer balığının ilk vuruşunda çalınmamak yani misinayı kuvvetlice çekmemek, balığın birinci vuruşunu takip edecek ikinci hamlesini yapmasını bekleyip kuvvetlice çalınarak tasmalayıp zoka ve hırsız iğnelerinden birine yakalanmasını sağlamak suretiyle çekmek gerekir. Oltaya yakalanan balığı çabuk ancak çok dengeli ve çekiş ritmini hiç aksatmadan tekneye kadar getirmek ve su üstüne çıktığı anda da kafasını silkeleyerek ağzındaki iğneyi atmak suretiyle kaçmasını önlemek için de sudan salıncaklayarak sandala almak dikkat edilmesi gereken diğer önemli bir husustur.

    Zokalı takımla yapılan lüfer avcılığı sırasında tutulan her 4-5 balıktan sonra zokanın bedene bağlandığı yerin üstündeki bir karışlık bölümü kontrol etmek gerekir. Bu kısımdaki misina lüfer balığı tarafından zaman, zaman ısırılarak zedelenir. Şayet farkına varılmaz ve takım bu şekilde kullanılmaya devam edilirse, devamında yakalanan ilk balık çekilirken olta misinası zedelenen yerden koparak balığın ve zokanın kaybına neden olur. Bu şekilde bir kayba sebebiyet vermemek için bedeni arada bir yoklayarak, zedelenen kısmın kesilip çıkartıldıktan sonra zokanın tekrar bağlanması suretiyle ava devam edilmesinde fayda vardır.

    Değerli arkadaşlarım bizim kuşağın ve daha eskilerin kullandığı bu düzenek ve avlanma yöntemi; artan deniz trafiği, çevre kirliliği, aşırı ve bilinçsiz avlanma gibi nedenlerden dolayı lüfer balığı neslini ne yazık ki yok olma derecesine kadar getirdiği için günümüzde bu düzenekle avlanma yöntemi pek bilinmemekte ve kullanılmamaktadır. Geçmiş senelerin verdiği tecrübe ve bilgilerime dayanarak, elimden geldiğince zokalı lüfer takımı ve avcılığı hakkındaki bilgilerimi paylaşmaya çalıştım. İnşallah en kısa zamanda yetkili kuruluş ve kişiler lüfer balığının yok olma seviyesine getiren olumsuzlukların ortadan kaldırılması için gerekli tedbirleri alırlar ve denizlerimizin incisi olan bu balığın bollaştığı ve bereketli lüfer balığı avcılığının yapıldığı günlere tekrar döneriz.

    Amatör balık avcılılığa gönül vermiş tüm dostlarımın gönüllerinde yatan ve hayallerini süsleyen balıkları yakalamaları dileklerimle sevgi ve saygılar…

    Rastgelsin.



    Zokalı Lüfer Takımının Kabaca Cizimi

    [​IMG]

    Zokalı Lüfer Takımının Resmi

    [​IMG]


    Büyük Zoka - Sarımsak Zoka - Sülük Zoka

    [​IMG]


    Hırsız İğnesi Bağlanmış Zokalar

    [​IMG]

    Büyük Sarımsak Zoka

    [​IMG]

    Sarımsak Zoka

    [​IMG]

    Sülük Zoka

    [​IMG]

    Yaprak Kıstırma Kurşunları

    [​IMG]

    Şakşak Yem

    [​IMG]

    Şakşak Yem

    [​IMG]

    Yaprak Yem

    [​IMG]

    Tek Göz Yem

    [​IMG]
     
    Dramalı bunu beğendi.
  2. Sponsorlu Bağlantılar
  3. Hamdi

    Hamdi Admin Site Admin

    Yaş:
    42
    Kayıt:
    29 Nisan 2010
    Mesajlar:
    18.767
    Beğeniler:
    8.121
    Şehir:
    İstanbul
    Eline sağlık Burak abi, çok güzel bir konu daha eklemişsin.
     
  4. Aybata74

    Aybata74 Aktif Üye

    Yaş:
    42
    Kayıt:
    30 Nisan 2010
    Mesajlar:
    743
    Beğeniler:
    17
    Şehir:
    İstanbul
    Abi eline sağlık, Herzamanki gibi özenle hazırlanmış değerli bilgi ve resimlerle harmanlanmış arşivlik bir çalışma, Teşekkür ederiz...
     
  5. lüferoski

    lüferoski Aktif Üye

    Yaş:
    38
    Kayıt:
    12 Kasım 2010
    Mesajlar:
    711
    Beğeniler:
    10
    Şehir:
    istanbul.
    süper bir paylaşım eline saglık burak abicim burç abime selamlar saygılar.
     
  6. CAHİT ACUN

    CAHİT ACUN Daimi Üye

    Yaş:
    62
    Kayıt:
    30 Nisan 2010
    Mesajlar:
    2.057
    Beğeniler:
    289
    Şehir:
    İSTANBUL
    Kardeşim...

    Bu çalışmayı nasıl özenle ve emekle hazırladığını çok iyi biliyorum.Çalışman son derece mükemmel olmuş.Ellerine ve emeğine sağlık.Bugüne kadar hazırlamış olduğun konular,verdiğin emekler ve bu güzel uğraş için balık sevdam platformunun ağabeyi olarak tüm balık sevdam ailesi adına çok çok teşekkürler ediyorum.Sağol,varol ve hep bizimle ol...
     
  7. Selahattin

    Selahattin Moderatör Yönetici

    Yaş:
    31
    Kayıt:
    2 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    7.863
    Beğeniler:
    4.131
    Şehir:
    Şişli, İstanbul
    Teşekkürler Burak ağabey çok özenli ve yararlı bir çalışma olmuş.Ellerine emeğine sağlık.
     
  8. TAHİR GÜRHAN

    TAHİR GÜRHAN Aktif Üye

    Yaş:
    57
    Kayıt:
    4 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    226
    Beğeniler:
    3
    Sevgili Ağabeyciğim,
    geçmiş yıllarımızın en güzel avlarından zokalı lüfer avcılığı bu kadar güzel anlatılabilirdi.Maalesef yalnış ticari balıkçılık yüzünden yok olmaya başlayan lüfer balığının geleceği çok karanlık.Dünyanın hiç bir ülkesinde defne yaprağı ,çinekop ve hatta sarıkanat boylarında lüfer tüketimi yapılmazken balık hali çinekop bile olamamışyapraklardan geçilmiyor.Bunun engellenmesi çok kolayken tam tersine avcılığı sanki destekleniyor.
    Ah ağabeyciğim ah en güzel değerlerimiz yok oluyor birer birer .Yinede bu güzel bilgileri paylaştığın için çok teşekkürler.Ellerine sağlık.
    Sevgilerimle
     
  9. Emre

    Emre Aktif Üye

    Yaş:
    35
    Kayıt:
    30 Nisan 2010
    Mesajlar:
    155
    Beğeniler:
    5
    Çok güzel anlatımlar.
    Yıllardır yatığımız keyifli avcılıklardan biridir.
    Eğer balık varsa keyfinden geçilmez :)

    Eski üstadlarla konuştuğum zaman 5-10 balığa denize gitmediklerini anlatırlar. Biz 3 tane 5 tane aldık dediğim zaman gülüyorlar resmen. 30-40 balıktan aşağı yaptığım zahmete değmezdi eskiden diyorlar.. Ah ah..

    Sanırım bu gidişle 3e 5e bile hasret kalıcaz..
     
  10. C.POLAT

    C.POLAT Aktif Üye

    Kayıt:
    1 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    526
    Beğeniler:
    15
    Çok teşekkürler,çok güzel bir çalışma,sağolasın Burak abi :)
     
  11. Burak Karadeniz

    Burak Karadeniz Aktif Üye

    Yaş:
    63
    Kayıt:
    2 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    571
    Beğeniler:
    82

    Hamdi'cim teşekkür ederim.Elimden geldiğince arkadaşlarımıza yararlı olmaya çalışıyorum.Sevgilerimle.