Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Aksak ritm jigging " slow pitch jigging" - 3

Konu, 'Jigging (Vertikal Jigging) Jig İle Balık Avı Teknikleri' kısmında Seddülbahir tarafından paylaşıldı.

  1. Seddülbahir

    Seddülbahir Aktif Üye

    Yaş:
    47
    Kayıt:
    11 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    285
    Beğeniler:
    269
    Şehir:
    Bursa
    Merhaba Arkadaşlar,


    Aksak ritim jigging ile ilgili düzenlemeye çalıştığım serimizin sonuna geldik. Üçüncü ve son kısım olan bu yazıyla sizlere balıkla mücadele sırasında uygulanacak stratejiler ve yaşanabilecek olası senaryolar hakkında bilgi vermeye çalışacağım.

    Önceki yazıları okumayan veya hatırlatma yapmamız isteyenler için kısaca bir tekrarlayacak olursak,

    Aksak ritim jigging normal (konvansiyonel) jigging’in yavaş yapılan versiyonu değil, kendine göre adımları ve hareketleri olan ayrı ve kendine has bir disiplindir. Ana amacımız, balığın ilgisini çekmek için jigin kendi işini kendisinin yapmasını sağlamaktır. Bunu da ağır aksak bir şekilde tam, yarım veya çeyrek tur makinemizi sararak/arada durarak ve kamışımızı kullanarak sağlarız.

    Unutmayalım ki, öncelikli hedef avcı balıkların iştahını daha da kabartmak olduğundan jigimize "yaralı balık" aksiyonu verdirebilmek hayati bir önem taşımaktadır. O yüzden işe mümkünse donanımızı, yani kamış ve makinemizi bu yönteme uygun şekilde seçerek başlamalıyız.

    Bu metodun diğer başka önemli gereksinimlerinden biri jigimizin devamlı altımızda kalmasını sağlayabilmektir. Ancak bu sayede verimli bir şekilde avlanabilir ve dipten gelen sinyalleri doğru biçimde okuyabiliriz. Bunu sağlayabilmek için ise teknemizi devamlı kontrol altında tutmalıyız.


    Balıkla mücadele stratejileri:
    upload_2018-1-19_9-46-6.png


    Balıkla mücadeleyi; balığı tasmalayıp salimen tekneye alana kadar geçen süre olarak düşünebiliriz. Bu da kabaca 3 kısıma (etap) ayırılabilir.
    Evet, aksak ritim jigle daha fazla vuruş alacağımızı belirtmiştik. Ama aynı zamanda bu yöntemde balığı kaçırma riskiniz de diğer metotlara göre biraz yüksektir. (Tabi ne yapılacağını bilmiyorsanız)

    Bunu etkileyen sebepler:

    · Çok hafif bir takımla avlanmaktasınız, takıma çok yüklenip balığı zorlama şansınız olmaz.

    · Daha çok dibe yakın noktalarda vuruş alacaksınız, buralarda balık daha mücadeleci ve taş altına girme eğilimindedir.


    Etap 1: Dip bölgesi: (Dipten 20 metreye kadar olan mesafe)

    Vuruşların çoğunu alacağımız yer işte bu bölgedir.

    Dikkat etmemiz gereken en önemli husus taşlık, kayalık yuvalardır. Orfoz ve lahoz gibi taş balıkları yemlerini kaptıkları gibi yuvalarına girmek isterler. Sinarit hatta akya gibi balıklar bile yemi aldıktan sonra aşağı doğru gitmeye, ufak tepeciklerin etrafında dönmeye veya taşaltı erişte içi gibi yerlere saklanmaya çalışırlar.

    İp misinanız taşa değdiği an olay bitmiştir, geçmiş olsun. Sürtünme kuvvetine hiç dayanıklı olmadıklarından ne kadar kalın olursa olsun kopacaklardır.

    Ya da diyelim ki şanslısınız ve ip misinanız kayaya değmedi ve kopmadı..eğer balık yuvasına (taşına) girerse yine kaybettiniz demektir. Çünkü hiç bir kuvvet artık onu yerinden kolay kolay sökemez.

    Her zaman turlarınızı sayın!

    Bu sayede vuruşu aldığınız yerde dipten ne kadar mesafede olduğunuzu kestirebilirsiniz. Böylece de ne kadar payınız olduğunu bilir, buna göre balığı durdurmak için kalomayı kısar veya serbest bırakabilirsiniz.


    Kaloma’nın en hassas rol oynadığı bu bölgede, iyi ayarlanmış bir kaloma ve makinenin kullanılması hayati önem taşır.


    Yalnız, kalomayla oynamanın riskli bir iş olduğunu unutmayın. Eğer çok gevşek bırakırsanız makinedeki misinanızı bitirme veya balığın yuvasına geri girme şansı olduğunu göz önünde bulundurmakta fayda var.



    Bu alandan çıkana kadar bütün konsantrenizi verin.


    En riskli bölge bu dip bölgesidir. Kader anı diyebileceğimiz, balığın yakalanıp yakalanamayacağı gerçeği burada ortaya çıkar. Eğer dikkatli davranıp kalomanın da yardımıla balığı kaldırıp dipten 20 metre kadar da yukarı çekebilirseniz balığı hafiften aldık sayabiliriz. (ama daha bitmedi…)

    upload_2018-1-19_9-50-3.png



    upload_2018-1-19_9-50-14.png


    Arkadaşlar!


    Bu görsellerde sunulan orfoz ve lahoz balıklarının nesilleri tükenme eşiğindedir ve şu an kanunen avlanması yasaktır.


    Sizleri bilinçli avcılar olarak bu türleri avlamamaya ve avlayanları da uyarmaya davet ediyoruz.


    Etap 2: Orta su


    Balığı dipten bir kere kurtardıktan sonra bu alana girersiniz. Burada sakin ve sürekli olarak makinenizi sarmaya devam edin. Artık ne misinanın sürteceği bir taş ne de ağırlık faktörü söz konusu olduğundan zorlanmazsınız. İşi aceleye getirmeyin. Eğer balık yol isterse (deparlarsa) bırakın gitsin. Ne fazla sıkı ne de fazla gevşek, kalomadan çıkan o büyülü sesi dinleyip keyfini çıkarın.


    Yine de siz siz olun, işin mokunu çıkarmayın :)
    Mücadele haddinden fazla uzun sürerse iğnelerin açılma veya bağların çözülme/kopma riski doğabilir. Hafif takımla büyük balığı tekneye almak zaman alacaktır. O yüzden kararlılık önemli.Siz balığı tekneye önce bir alın da, ağzında iğnelerle (ve de jiginizle) kopartıp gitmesin. Fotoğrafını aldıktan sonra tekneden salmak daha iyidir...


    Anahtar faktör, sakin kalıp kamışı pompalamadan makinenin yardımıyla balığı sürekli olarak takımın üzerinde tutmanızdır. Hareketleriniz ne çok sıkı ne de çok gevşek olmalıdır. Kendinizi uzak doğu sporlarından biri olan Tai-Chi’nii ritmik hareketlerini yapıyormuş gibi hayal edin.

    upload_2018-1-19_9-52-32.png


    Etap 3: Yüzey

    Burası balığı kaybedebileceğiniz, 2. riskli yerdir. Neden, çünkü açıkta kalan misina azalmış durumdadır. Balığın en ufak bir tepkisinden doğabilecek etki, olduğu gibi sisteminize yansır. Balık eğer dipten gelip vurgun yememişse ve canlıysa ki orta su balıkları (akya, baraküda, torik, orkinos vs) genelde böyledirler, su üzerinde de müthiş bir direnç gösterebilirler, hiç ummadığınız şekilde oltanızda gerilimler oluşur. Kamış aşırı zorlanabilir.

    Balık iğneyi ağzından atabilir veya yırtıp kaçabilir. Misinada attığınız düğümler/bağlar sıyrılabilir veya zayıflamış/hasar görmüş bağlantılar kopabilir. Gözünüzün önünde hayatınızın trofesine elveda demek zorunda kalabilirsiniz.

    Baktınız yüzeyde mücadele gereğinden fazla sürdü, balığın tasmalanmasında problem var, misinanıza pek güveniniz yok ya da başka sebeplerden ötürü içiniz rahat değil, kalomayı iyice açın ve balığa yol verin. Bırakın bir sakinleşsin.

    Zaten ince olan kamışınıza biraz daha yük binerse kolayca kırılabilir. Dikkat edin, sakın yükü tamamıyle kamışa bindirmeyin. Hele hele asla teknenin bordasına dayamayın!

    Kamışı koltuk altınızda değil, dirseğinizin altında tutmaya çalışın: İlk başlarda biraz zor gelebilir ama alıştıkça farkını göreceksiniz.


    upload_2018-1-19_9-54-53.png

    upload_2018-1-19_9-55-3.png


    Ya dibe yakın bir yerde büyük balık vurursa:


    İki seçeneğiniz var:

    Birincisi, baş parmağınızı kullanarak veya tatlı sıkı bir kaloma ile balığın misina sağmasını durdurmaya çalışın ve aynı anda takımda kullandığınız malzemelerin sağlam olmasına dua edin. Balık kafa attığında bırakın biraz yol alsın sonra baş parmağınızla durdurup kamışın kafasını kaldırmaya çalışın. Orkinos balıkları hariç diğer balıklar deparlarını uzun sürdüremezler. Belki 5-10 saniyelik kaçışlar olur ama orkinos gibi makineden sürekli misina istemezler. Burada önemli olan dibin nerede olduğunu bilmek ve balığın gidişine biraz izin verip sonra da durdurabilmektir.

    Öteki seçenek ise şudur: Eğer hiç bir yaptığınız çare etmiyorsa, kalomayı iyice açın. Bırakın balık istediği kadar yol alsın gitsin. Çünkü eğer ip misinan üzerinde gerilim varsa ve bir kayaya/ilişkene sürterse hemen kopar ama üstünde gerilim yoksa aslında epey sağlamdır. Balık dibi bulunca yatay yüzmek isteyecektir. İşte bu anda tekrar oyuna başlayarak kalomayı sıkın ve çekmeye başlayın. Mücadele yine başlasın…

    Balık basmış dibe doğru giderken misinanız dikse olay bir halat çekme yarışı gibidir. Ama dibi bulup yatay yüzmeye başlayınca olay halat yarışından çıkar. Aslında balıklar her zaman sizden uzağa da yüzmezler, sizin etrafınızda yüzerler. İşte bu anlarda biraz hızlı karar verip uygulamanız gerekecektir.


    Ya balık kendini dibe taktırırsa?

    İşimiz biraz zor. Zira eğer balık yuvasına girmiş hele hele bir de galsamasıyla (yani gırtlak yüzgeçlerinin sert kenarlarıyla) kendini kilitlediyse onu oradan sökmek imkansıza yakındır. Balık o pozisyonda hiç kımıldamaz, bir yere takıldım zannedersiniz, o derece yani. Yapacağımız tek şey beklemektir. Hiç kıpırdatmamaya çalışın yoksa misina veya ipinizi kestirirsiniz. Burada uygulanabilecek bir yöntem, misinayı elinize alarak balığın kendini koyvermesini veya başka bir yuvaya geçmek isteyeceği anı beklemektir. Balıklar böyle durumlarda kendilerini daha iyi saklanabilecekleri başka bir taş (genelde kendi yuvaları) aramak isterler. Bir kere balık o taştan ayrılınca da var gücünüzle balığı yukarı kaldırmaya bakın. Balık dipten kopunca artık kalomayı biraz gevşetebilirsiniz; çünkü o mücadele sırasında lider veya ip misinanız hasar görmüş olabilir.

    Jiginiz dibe değer değmez hemen 3-5 hızlı turla sarın. Bu, sizi dipten 2-3 metre yukarı taşıyacaktır. Aynı zamanda balıkları cezbeden bir hareket te yapmış olursunuz. Her tür balık, ister tam dip balığı ister gezen dip balığı olsun o kadar yukarı çıkabileceğinden ötürü jiginizi kolaylıkla takip edebilecektir.

    Makineyi hızlıca sararak aynı zamanda misinada oluşacak boşlukları da almış olursunuz.

    upload_2018-1-19_9-56-58.png


    upload_2018-1-19_9-57-9.png


    Bazen jiginizi çalıştırırken balığın takibini ve hafifçe vuruşunu hissedersiniz. Bu taktirde, 2-3 tur hızlıca sarın. Balık nasıl olsa jiginizin cazibesine kapılmış, ilk fırsatta jiginizi ısıracaktır. Jiginizi balıktan biraz uzaklaştırın (naza çekin) sonra tekrar kendi işini yapmasını sağlayın. Jig bu sayede dipten de kurtulduğu için takımın dibe takılması riskini de azaltmış olacaksınız. Yanlış anlamanız bile size bir şey kaybettirmez, merak etmeyin. Eğer jiginiz biraz farklı davranıyorsa, aksiyonunu tam yapamıyorsa, birdenbire hafifledi veya bir şey çarptıysa 3-5 kez hızlıca sarıp bir bakın bakalım…


    Yazımızın sonlarına doğru geliyoruz. Bazılarınız soracaktır;

    Bilindik, hızlı jig metodunun ne sıkıntısı var diye…

    Hayır, tabi ki hiç bir problem yok. Bu da aslında heyecanlı ve zevkli bir yöntem ve bununla da gayet güzel balıklar alınabiliyor. Ben de jige ilk başladığımda bu yöntemle başladım. Bu yöntemle gayet güzel balıklar yakaladım, hala da yakalamaya devam ediyorum. Hiç ummadığım bir anda aşağıdan adeta devasa bir elin oltamı çekmesi, 2 haneli kilolara sahip trofe balıkları avlayabilmek gerçekten her oltacının yaşamak isteyeceği şeyler. Ama bir o kadar da zorlayıcı bir yöntem. Öyle ki, günün sonunda eve döndüğünüzde kendinizi kavgadan çıkmış, hatta dayak yemiş gibi hissediyorsunuz. Hele bir de boş geçen seferler arttıkça insan elindeki malzemenin gerekliliğini sorgulamaya başlıyor, satayım diye bakıyor. Siteler bu tip ilanlarla dolu.

    Her zaman her tür balık avında uygulanabilecek „hızlı veya yavaş“ mucizevi bir yöntem yok malesef. Burada sizlere „ağır aksak ritim jigging“ adlı yeni bir yöntemi de tanıtarak, belki bu tip zorluklardan ötürü jigging metodunu kendine uzak hissedenlere farklı bir kapı açabiliriz diye düşünüyorum.

    Jigging ilk başlarda daha da zor bir disiplindi, örneğin:

    MİSİNALAR: Önceden, jigging ilk çıktığında sadece naylon mono filament ve kısmen FC (florokarbon) misinalar vardı. Bunlar nispeten kalın çaplıydı. Bu metodla hedeflediğiniz balıkları yakalayabilmek için epey kalın bir çapta misina kullanmak zorunda kalıyordunuz. Bu da takımınızda gereksiz ağırlık ve su tutmasından ötürü sağırlık yaratıyordu. Şimdi ise aynı güce sahip ip misinalar var ve bunlar çok daha ince. Bu sayede su tutmuyorlar ve teleferik hattı gibi eğilmiyorlar. Aynı zamanda bir de esneme özelliği var. Naylon misina yaklaşık %20-%45; FC misina %17-%37 arasında esneme özelliğinde sahiptir. Ama bu özellik ip misinada sadece %4 tür. Bu sayede artık jiglerimize çok daha rahat aksiyon verebiliyoruz. Sonuç olarak, eski tip misinalarla jig yapıyorsanız daha büyük makinelere, daha ağır jiglere ve daha hızlı aksiyon vermeye mecbursunuz.

    TEKNE: Bir çok tekne hali hazırda kendini akıntıya bırakarak jig yapıyor. Bu da, misinadaki bel verme, daha doğrusu takımda boşluk problemini doğuruyor. Fakat artık biliyoruz ki, jig yapmanın en etkili olduğu zaman misinamızın suya dik girdiği ve dibe dimdik indiği zamandır. Bu sayede jiginizle devamlı irtibatta kalırsınız ve ondan gelen sinyalleri zamanında okuyup olayı kontrolünüz altında tutarsınız.

    upload_2018-1-19_10-0-2.png

    upload_2018-1-19_10-0-17.png


    Dik pozisyon yaratabilmek için artık biliyoruz ki en etkili yöntem bir spanker, yani randa; yani kuyruk yelkeni. Hiç olmazsa rüzgar çıpası kullanmaktır. Bu sayede rüzgar üzerinde durabilir ve takımınızla dik pozisyonda kalabilirsiniz. Arada verip duracağınız ileri yol ile kuyruk yelkenini paralel kullanarak rüzgar üstünde av yapabilirsiniz. Bu yöntemin tek dezavantajı farklı yönlerden esen, alçak şiddette rüzgarlarda kullanılamamasıdır. Rüzgar çıpası elinizde hiçbir şey yoksa kullanmanız gereken minimum gerekliliktir. Ama bunda da rüzgar ve akıntı farklı yönlerden geliyorsa bazı zorluklar olabilir.

    Jigging yöntemi ilk çıktığında birçok balıkçı “ Olur mu öyle şey, hayvan nasıl yesin o koca şeyi?” diyerek bir önyargı belirtmişti. Gerçekten de o zamanlar aşırı büyük boyutlarda, enteresan jigler vardı. Şimdi ise gelişen teknoloji ve bu ön yargının yenilmesi sayesinde gerçekten çok keyifli avlara imza atılabiliyor.

    Birçok balıkçı artık teknesinde jig takımını hazır tutuyor ve merasını bulunca jigi salıyor.

    Benim şahsi olarak sizden ricam, havyarlı olduğunu anladığınız, anaç balıkları tutup görüntülerini aldıktan sonra tekrar salınız ki, çocuklarımız ve torunlarımız da böyle bizim gibi zevkli avcılık yapabilsinler. Sonuçta insan kuru bir ekmekle bile doyabilir ama o balıklar kolay yetişmiyor maalesef…

    Buradan esinlenerek, arkadaşlarımızla şöyle bir anlayış geliştirdik:

    Yavru balıkları ( x< 1 kg) zaten salıyoruz ama aslında 5 kg ve üzeri balıklar asıl üretken gücü oluşturmaktadır. Soyun devamını sağlayacak olan ister dişi isterse de erkek olsun, asıl bu bireylerdir. Bu yüzden ( x> 5 kg) olan anaç-babaç balıkları da artık fotoğraflarını aldıktan sonra salıyoruz. Ki, denizlerimizin bu değerli mücevherleri tükenmesin, çocuklarımız da görebilsinler.

    Sizlere de tavsiye ederim. İnanın eve döndüğünüzde kendinizi çok daha iyi hissedeceksiniz
    :harika::harika::harika:

    Hakkıyla ve vicdanıyla avlanan herkese rastgele,
     

    Ekli Dosyalar:

    arkaodalar, coner, Semih09 ve 13 kişi daha bunu beğendi.
  2. Sponsorlu Bağlantılar
  3. Muhayyer

    Muhayyer Aktif Üye

    Yaş:
    53
    Kayıt:
    15 Ekim 2017
    Mesajlar:
    687
    Beğeniler:
    1.806
    Şehir:
    istanbul
    Çok teşekkürler. Derli toplu çok yararlı bilgiler.
     
    Seddülbahir bunu beğendi.
  4. Cüneyt Hoca

    Cüneyt Hoca Daimi Üye

    Yaş:
    49
    Kayıt:
    3 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    1.301
    Beğeniler:
    854
    Emeğinize sağlık. Akademik düzeyde bir paylaşım oldu.
    Bu av disiplinin de kullanılan yem türleri hakkında da bilgi var mı?
     
  5. Seddülbahir

    Seddülbahir Aktif Üye

    Yaş:
    47
    Kayıt:
    11 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    285
    Beğeniler:
    269
    Şehir:
    Bursa
    Cüneyt Hocam merhaba,

    Slow jig yaparken genelde sulara ve derinliğe göre değişen ağırlıkta (daha çok) yaprak cinsi jigler kullanılıyor.
    Türlü türlü jigler mevcut, firmalar ürüne göre kendi düşüş stilini belirleyip oana göre farklı jigler üretebiliyorlar.
    Kimi salına salına ağır devinimlerle inerken, kimi de kavis çizerek döne döne iniyor.
    Ben hem başında hem de kuyruğunda iğne bulunmasına dikkat ediyorum (ama şart değil)

    Hayabusa, Shimano, Zets vs markalarında gayet başarılı ürünler var.
    Internette yeteri kadar çeşit ve türde slow jig yemleri bulabilirsiniz.
     
    coner, Mektupla, Muhayyer ve 1 kişi daha bunu beğendi.
  6. Muhayyer

    Muhayyer Aktif Üye

    Yaş:
    53
    Kayıt:
    15 Ekim 2017
    Mesajlar:
    687
    Beğeniler:
    1.806
    Şehir:
    istanbul
    Merhaba,
    Peki akıntı olmadığını farzedersek, hangi ağırlıkta jigler önerirsiniz?
    Bu jigler hedef balığa göre değişkenlik gösteriyordur sanırım?
     
  7. Seddülbahir

    Seddülbahir Aktif Üye

    Yaş:
    47
    Kayıt:
    11 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    285
    Beğeniler:
    269
    Şehir:
    Bursa
    150-200 gr arası jigleri öneririm..
    Renk konusu tamamen meraya ve hedef balığa göre değişir, haklısınız..
     
    Muhayyer bunu beğendi.
  8. Seddülbahir

    Seddülbahir Aktif Üye

    Yaş:
    47
    Kayıt:
    11 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    285
    Beğeniler:
    269
    Şehir:
    Bursa
    Bu arada, bir güncelleme yapmak gerekirse;
    Son zamanlarda gittikçe yaygınlaşan Minnkota'nın öncülüğünü yaptığı baş pervanesi sayesinde de istediğiniz noktada sabit kalabilmek mümkün.
    Teknenin baş tarafına monte edebileceğiniz bu elektrikli motor ile meraya geldiğinizde akıntı veya rüzgar sizi nereye sürüklerse sürüklesin, aynı noktaya gelme/orada kalma şansını yakalayabilirsiniz. Demir atmadan, başka bir donanıma ihtiyaç duymadan uygulanabilecek çok pratik bir yöntem..Ama tabi biraz fiyatlı:rolleyes:
     
    Cüneyt Hoca bunu beğendi.
  9. Bledax

    Bledax Aktif Üye

    Yaş:
    46
    Kayıt:
    20 Ocak 2016
    Mesajlar:
    468
    Beğeniler:
    365
    Şehir:
    Aydin
    minnkota candır... benim icadım olsa piyasaya en az 3 katı fiyatla sunardım .bir sürü sıkıntıyı tek tuşla hallediyor... şahane gerçekten.:harika::harika::harika:
     
  10. Cüneyt Hoca

    Cüneyt Hoca Daimi Üye

    Yaş:
    49
    Kayıt:
    3 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    1.301
    Beğeniler:
    854
    Merhaba, Çanakkale boğazı gibi hem akıntılı hem de rüzgarlı meralarda faydalı olur mu acaba. Yabancı balık sitelerinde çokça kullanıldığını görüyorum. Üstelik uzaktan kumandalı ve GPS e bağlı modelleride var. Ancak belgesellerden gördüğüm kadarıyla küçük fiber teknelerde kullanılıyor.
     
  11. coner

    coner Daimi Üye

    Yaş:
    60
    Kayıt:
    29 Ekim 2014
    Mesajlar:
    7.539
    Beğeniler:
    14.083
    Şehir:
    istanbul/Üsküdar/Tuzla
    Daha profesyonel teknelerde ön parvene olabiliyor.