Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Cezbedici sivilarin arka planindaki bilim ve işleme tarzi ile ilgili bir araştirma

Konu, 'Kendin Yap, Keşfet, El Becerini Geliştir Köşemiz' kısmında fercam tarafından paylaşıldı.

  1. fercam

    fercam Yeni Üye

    Yaş:
    60
    Kayıt:
    20 Nisan 2015
    Mesajlar:
    24
    Beğeniler:
    43
    Şehir:
    Ankara/TURKEY , Boston/USA
    Tabi ki Türkiye’de bu konu ile ilgili araştırmalar vardır ancak akademik tarzda laboratuvar bazlı gerçek yaşama uygulanmış veri çok olmadığından bu yazıyı sizler için yabancı kaynaklardan araştırarak oluşturmaya çalıştım.


    İlk olarak balıkların( tabi ki özellikle yırtıcı olanların) beslenme tarzlarının incelenmesinin (saldırma, yutma, yeme veya reddetme, yedikten sonraki hareketi ) önemine bakmak gerekmektedir.

    Alt paragraftaki incelemeyi okuyunca daha iyi anlaşılmaktadır ki sahte, yem,yem benzeri nesneler nasıl ve neden cazip hale getirilmesi gerekmektedir.

    Balıklar tarafından gıda algılamanin esaslari;

    Balıklar tarafından besleme algılamanın birincil esası kokusu (koku)veya görme yoluyla oluyor, ancak öğenin tadının, öğenin yutulmasinda veya reddedildiğini belirlemedeki temel faktör olduğu mevcut bilimsel

    fikir birliği olarak tanımlanmaktadir, tadının yutulabilir , yenebilir bir nesne olması da yakın mesafeden daha önemli bir unsurdur.

    Kimyasal duygulama sistemi ve koku alma muhtemelen daha uzak mesafelerde daha etkilidir.

    O zaman ozellikle yirtici baliklar icin ağzına aldigi yem (mesela tavuk eti gibi) , sahte yem (LRF silicon yemler gibi) yenilebilir bir sey tadinda olmalıdirki yeme eylemine girişip tükürmesin (reddetmesin).

    Demekki cezbedicilerin en öne çıkan birincil özelliği tad olmali,ikincil özelliği kokusu olmalidir ve dahada onemlisi her yirticiya gore beslenme alışkanlığına göre tad ve koku ayarlanmasi yapılmalı (tatlı su , tuzlu su ) gibi bir durum ortaya çıkmaktadır.


    Balıklar tarafından gıda algılamanin esaslari;

    Balıkların yemi önce koku ve görme vasıtası ile keşfetmesi , yaklaşması , ağzına alması , tadına bakması , yenilebilir bir şey olduğuna karar verip yemesi (ısırma veya yutma ) şeklinde bir dizi işlem beslenme esasını teşkil eder.

    Yakalanması bizim için esas olduğundan ( Balığın ağzı içerisinde yemin reddedilmeden uzunca durması) bilimsel anlamda yemin tadının yenilebilir bir şey olması birincil öncelikle olduğu kabul edilmektedir, koku ikincil , görme üçüncül , mesafe dördüncül önceliği alırlar.

    Yakalanmasının şansının yüzde oranında artış için;


    O zaman iğnedeki yem (tavuk eti gibi) veya LRF deki silikon v.s. için esaslar sırasıyla ;

    Tad

    Koku

    Görüntü

    Mesafe


    Sahte balık veyahut yaygın adıyla rapalalar için tersi geçerlidir.

    Mesafe

    Görüntü + aksiyon

    Koku

    Tad



    Sahte balıklarda tad çok önemli olmasa da koku önemlidir.Ancak balıklar her nesneyi ağzı ile kontrol edeceği için (elleri olmadığından) en az iki adet olan üçlü iğnelerden birine takılmak ihtimali hemen hemen yüzde yüze yakındır, onun için rapala konusunu pek irdelemiyeceğim , koku için ise avlanmaya başlamadan önce ucuz bir balık yağına bandırıp çıkartmak sahte üzerindeki kötü kokuları yok etmek için yeterli olacaktır .


    Diğer her türlü yem içinde tadı ve kokusunu cazip hale getirmek önemlidir.Burada cezbediciler devreye giriyor.

    Bu cezbediciler nasıl imal ediliyor?

    İçinde neler var?

    Çoğu balık cezbedicisindeki aktif besin maddeleri, okyanusda çokça bulunan balıklardan SHAD ve COD, kerevit, yemlik balik (gümüş balığı , kefal gibi), solucanlar ve / veya diğer su odaklı canlılardan alınan yağlardır. Aktif maddeler bazı çekici maddeler kısmen veya tamamen sarımsak, anason, diğer bitkiler, meyveler veya tohum özleri içerebilir. Bazıları ayrıca, kokusuz, tatsız enzimler, hormonlar ve feromon bileşikleri ile üreticinin beslenme tepkisini ve diğer biyolojik tepkileri tetikleyebileceğini öne sürdüğü şeklinde bağlanır. Genellikle, balık cezbedicileri üretmek için kullanılan malzemeler, örneğin balık unu veya kedi maması yaparken cikan bazı diğer ürün imalat sürecinin yan ürünleridir. Bu yan ürünler genellikle balık cezbedicilerinde kullanılacak yağları ve bileşikleri çıkarmak için preslenir veya başka şekilde işlenir. Çıkarılan yağlar doğal protein ve amino asit parçacıkları içerir. Bu aktif maddeler çoğunlukla plastik veya metal yüzeylerine daha iyi, daha uzun süre dayanan su altında cabuk cozulmeyerek iyi yapışması sağlayan daha ağır, daha kalın bir inert yağ veya jel ile karıştırılır. Balık yağları, protein ve amino asit parçacıkları daha hafiftir ve atıl bazdan ayrılır ve çoğunlukla birkaç dakika uygulama süresince suya dağılır. Sudan daha hafif olan yağlar, suyun yüzeyine düz çıkar ve dagilir. Yağ moleküllerini helyum balonları gibi düşünün. Taban yağından veya jelden ayrıldıklarında, etraflarında oyalanmazlar, ancak düz ozon tabakasına yönelirler,ayni mantik calisir,su yuzeyine cikarlar.

    Bu durumda pek çok arkadaşımızın paylaştığı gibi farklı deniz ürünlerini mikserden geçirip bir kaç gün bekletip koku ve amino asitlerin doruğa çıkması sağlanıp içine konulabilir ve o ürün gibi kokması sağlanabilir .(Burada önemli olan bir şeyi paylaşmaya izin verin , et mamullerinin tamamı ilk cansız hale geldiğinde içindeki proteinler ve amino asitler henüz tam aktif değillerdir dinledirildikten bir kaç gün sonra zirve yapar.Onun için eti dinlendirilince lezzeti artar.)



    Ancak bizim peşinde olduğumuz şey bu değil , biz daha farklı ve özel bir şeyin peşindeyiz.Biz yeni nesil yağ gibi olan ve kokusunu bırakan ve tadı olan bir şeyin peşindeyiz.



    İşte tam bu noktada biraz bilime ihtiyaç var.

    Genel olarak et obur balıkların alkali ve nötr amino asitlere çok yakın ilgi gösterdikleri bilimsel bir gerçektir ki bu amino asitler sırasıyla glycine,alanine,proline,arginine, taurine,valine ve betaine dir.

    Bu adlar neyi ifade ediyor dersek meselâ

    [​IMG] aminoacidstable2.gif


    Yengeçin tadı glycine, alanine,arginine ,glutamate amino asitlerinden ve bazı mineraller ile nükleik asitlerden oluşmaktadır, benzer şekilde deniz kestanesi ise glycine, alanine,valine ,glutamate,methionine amino asitlerinden ve bazı mineraller ile nükleik asitlerden oluşmaktadır.

    Basit bir mantıkla bu amino asitleri bulur ve meselâ tavuk etine uygularsak balık yemi ağzına aldığında yengeç tadı alacaktır.

    Peki bu amino asitleri bulmak mümkün değil midir.

    [​IMG][​IMG][​IMG]

    [​IMG][​IMG][​IMG][​IMG][​IMG]



    Mümkün olabilirmiş !!!


    Nereden bulacağız birader bunları diye serzenişte bulunabilirsiniz

    Biz Türk milleti azami ve yaratıcılığı ile bununda kolayını buluruz evvelAllah,inşaAllah


    Bu noktada gene bilime baş vurmak gerekiyor .

    Tabii birde tecrübelere.

    İngiliz balıkçılar diğer Avrupa ülke balıkçılarına göre bize daha benzer avlanma yöntemleriyle avlandıklarını düşündüğümden biraz onların yayınlarını inceledim, eski nesil balıkçıların RAY tabi ettikleri STINGRAY balığının ciğerinin diğer yemlere göre levrek için çok cazip bir yem olduğunu keşfetiklerini öğrendim, bu yem olarak iğnede durmadığı içinde kadın çorabı ile kullandıklarını okudum, tabii nereden bulacağız bu balığı diyenleri duyar gibiyim, onlarda bulamazmış balıkçı teknelerinin dönüşünü bekleyip onlardan temin ederlermiş.


    [​IMG]


    Teferruata değil ana maddeye odaklanalım lütfen VATOZ CİĞERİ yada BALIK CİĞERİ, anahtar kelime bu, neden ciğer?


    Ciğer, Pankreas, Bağırsak gibi iç organlar yukarda zikredilen tüm amino asitlerin deposudur.

    Balık iç organları ile büyük kefal ve levrek avladığını bazı arkadaşlarımız paylaşmadımı? Nedenini hep merak etmiştim pis bağırsağın ne cazibesi var ki bunu yiyor diye.


    O zaman bir daha halden büyük balık alınca yada büyük balık yakalayınca iç organlarını atmak yok.Özellikle ciğer ve Pankreas.


    Eğer balık ciğerinin yağını çıkarabilirseniz yada hazır bulursanız, mesela burada COD balığınınki var,https://www.amazon.com/s/?ie=UTF8&k...hvtargid=kwd-318414771&ref=pd_sl_54xgkow92y_e .

    Yada internetten fish liver oil diye aratabilirsiniz.


    Bunca eziyeti niye çekeyim diyorsanız hazır almaya devam.

    Yalnız bir anımı paylaşalım bir dönem cam ve metal sehpalar modaydı bir üretici İtalya’ya fuara gitmişti, döndüğünde cam metal yapıştırıcı malzeme ufak bir tüp bir ton buğday fiyatına denk geliyor demişti.Demem odur ki yaratıcı olmakta yarar var.


    Umarım bu uzun yazı ile sizleri sıkmamış ve sizlere yardımcı olmuşumdur.


    Kalın sağlıcakla rastgele…


    Fercam

    Feridun İYİTELLİKARA

    Ankara,Boston

    Not:resim yüklemede beceriksizliğimi mazur görün eklerdeki resimleri bir bilen yükleyebiilirse ve konu doğru yerde değilse taşıyabilirseniz sevinirim.
     

    Ekli Dosyalar:

  2. Sponsorlu Bağlantılar