ATATÜRK KÖŞESİ

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan Ersin
  • Başlangıç Tarihi Başlangıç Tarihi
ATATÜRK’ÜN BALIKESİR’İ ZİYARETLERİ

Gazi Mustafa Kemal Paşa 29 Ocak 1923’te İzmir’de Latife(Uşaklıgil) ile evlendi. Bu evliliğin ilk haftasında da bir yurt gezisine çıkarak Balıkesir’e geldi.

Atatürk’ün Balıkesir’i ziyaretleri 7 kez oldu. Bunlardan ilki, 6 Şubat 1923’te gerçekleşti. İzmir’den trenle Balıkesir’e gelen Mustafa Kemal Paşa’nın beraberinde eşi ve Kazım Karabekir Paşa ile diğer zevat bulunuyordu.

Milli Kuvvetler Caddesi üzerine serilen halılar ve devasa taklarla süslenen cadde boyunca halkı selamlayarak Belediye binasına gitti ve burada yapılan geçit törenini izledi.

Balıkesir Gazi Mustafa Kemal Paşa’yı büyük bir sevgi ve coşku ile kucakladı. Paşa geceyi Sacitzade Mahmut Bey’in evinde geçirdi.

7 Şubat 1923 günü öğleyin Paşa Camii’nde okunan mevlid den sonra minbere çıkarak bir konuşma yaptı. “Balıkesir Hutbesi” diye anılan bu konuşmasında “Allah birdir, şanı büyüktür. Allah’ın selameti, atıfeti ve hayrı üzerinize olsun” diyerek söze başladı ve kurulacak yeni devletin temel esasları ile devrimler ve cumhuriyete ışık tutan mesajlar verdi.

8 Şubat 1923’te Balya’ya oradan da Edremit’e geçen Mustafa Kemal Paşa 10 Şubat günü Balıkesir’e döndü ve 11 Şubat günü Balıkesir’den trenle ayrıldı. İzmir’e gitti.

Gazi Mustafa Kemal Paşa 8 Ekim 1925 günü Bursa’dan, Mudanya’ya oradan Ertuğrul yatı ile Bandırma’ya, Bandırma’dan de trenle Balıkesir’e geldi. Balıkesir’de ve Bandırma’da büyük coşku ile karşılanan Gazi Mustafa Kemal Paşa 10 Ekim 1925 Cumartesi günü Balıkesir’den özel bir trenle Soma’ya hareket etti.

Gazi Hazretleri’nin Balıkesir’e 3. Gelişi 13 Haziran 1926’ya rastlar. Vapurla Bandırma’ya gelen Gazi, oradan trenle Balıkesir’e geçti. Balıkesir’de kaldığı sürece bazı ziyaretlerde bulundu.15 Haziran 1926 Salı günü Balıkesir’den trenle hareket etti. Bu arada İzmir’de kendisine hazırlanan suikastı daha Balıkesir’de iken haber almış bulunan Mustafa Kemal Paşa’nın, İsmet Paşa’dan aldığı bir telgraf üzerine treni Soğucak İstasyonunda bekletildi. 16 Haziran 1926 günü Mustafa Kemal Paşa’yı İzmir’e götüren tren saat 18.00 sıralarında İzmir Basmane Garı’na girdi.

7 Şubat 1931 Cumartesi günü Mustafa Kemal Paşa 4. Kez Balıkesir’e geldi. İzmir’den Balıkesir’e gelen Gazi, Balıkesir’de bazı ziyaretler ve konuşmalar yaptıktan sonra 8 Şubat 1931 günü özel bir törenle İzmir’e döndü.

Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın Balıkesir’e 5. Ziyareti 15 Ocak 1933 günü Ankara’dan çıkılan yurt gezisinin 5. Günü gerçekleşti. Gülcemal vapuru ile 20 Ocak 1933 Cuma günü gece saat 22.00’de Bandırma’ya gelen Mustafa Kemal Paşa, oradan özel treniyle Balıkesir’e hareket etti. 20/21 gecesini Balıkesir’e 20 km uzaklıktaki Yeniköy İstasyonunda geçirdi. 21 Ocak 1933 Cumartesi öğleyin saat tam 12.00’de Balıkesir’e vardı ve büyük bir tezahüratla karşılandı.

22 Ocak 1933 Pazar günü de saat 24.00 sıralarında gene özel treniyle Kütahya’ya hareket etti.

Mustafa Kemal Paşa’nın Balıkesir’i 6. Ziyaret 15 Nisan 1934 ile 16 Nisan 1934 arasına rastlamaktadır. Bu gezisinde Gazi, Ayvalık üzerinden otomobille Balıkesir’e geldi. Bu arada Gömeç, Burhaniye, Edremit’i ziyaret ederek halkla konuşmalar yaptı.

Bu gezisinde 13 Nisan 1934’de Ayvalık’a gelen Mustafa Kemal Paşa, geceyi Edremit’te geçirdikten sonra 15 Nisan !934 Pazar günü Balıkesir’e gelmiştir. 16 Nisan 1934 Pazartesi günü de Balıkesir’den Ankara’ya hareket etti.

Son gelişi ki bu 7. Ziyaretidir. Misafirleri İran Şehinşahı Rıza Pehlevi ile birlikte oldu. Bu ziyaretinde Mustafa Kemal Paşa 24 Haziran 1934 Pazar günü, Soma üzerinden trenle Balıkesir’e geldi. 25 Haziran 1934 Pazartesi günü de Balıkesir’den otomobil ile Çanakkale’ye hareket etti.

Atatürk’ün Balıkesir ilini son ziyareti ise Savarona Yatı ile Erdek’e 24 Haziran 1938 günü gelmesiyle noktalandı. Bu gezisinde Atatürk Erdek’e hastalığı nedeniyle inemedi ama halkı yattan selamladı.

Kaynakça:
Türkiye Cumhuriyetinin 75. Yılında BALIKESİR,Balıkesir Valiliği 1999
 
İŞTE O AN
Yıl: 1928.Türkiye Cumhuriyeti henüz 5 yaşında.Dünyaya meydan okuyan lider.Yeni Türkiye Cumhuriyeti'ni saygın bir devlet olarak kabul ettirmesinin haklı gururunu yaşıyor o anda.Çünkü bu masadakiler O'nun ve Türkiye'nin gücü karşısında saygı duymaktan başka birşey yapamayan dünya liderleri.Bu masada.Yani Atatürk'ün masasında o anda tam 32 kral ve 62 cumhurbaşkanı var.Bu kalabalıkta öne çıkan karizmaya bakarmısınız..
(link)

HALKIN LİDERİ
Düşmana diz çöktüren lider.''Milletin Efendisidir" dediği köylülerle birlikte memleket meselelerini konuşuyor.Onlardan biri gibi.Onların yanıbaşında.Bir taşın üstünde dikkatle dinliyor onları.Ve bir milleti uyandıran lider o milletle birlikte yürüyor atiye.
(link)

SORUNLAR ONUNLA ÇÖZÜLÜR
1930'un Kasımında çekilmiş bu o an.Sivas'ta bir genç bir sorununu paylaşıyor Ata'sıyla.Bir dilekçe yazmış ''O bizim liderimiz.Bir çözüm bulur'' diyerek hemen yanına koşmuş.Ve işte o lider.Milletin.Halkın lideri.Çok önemsiyor bu genci.Dilekçesini inceliyor ve yakından ilgileniyor.
(link)

BAŞÖĞRETMEN
O sadece bir asker.Bir devlet adamı değildi.O her anlamda bir öğretmendi.Matematik.Geometri.Tarih bilgisiyle yeni nesli Yeni Türkiye Cumhuriyeti'ne yetiştirdi.İzmir Atatürk Lisesi'nde bir Şubat 1931'de öğrencilerle matematik dersindeydi.Kendine güvenen.Kendinden emin duruşuyla tam bir başöğretmendi.
(link)

SIĞIRTMAÇ MUSTAFA
1929'un 15 Eylül günüydü.Mustafa Kemal ve arkadaşları Yalova'daydı.Atatürk yolda gördüğü 9 yaşlarındaki bir çocuğa yolu sordu.İşte o çocuk Sığırtmaç Mustafa'ydı.Birgün sonra Mustafa'yı tekrar buldu ve himayesine aldı.Okuttu.Her iki Mustafa takım elbiseleriyle 15 haziran 1930'da sohbet ederken böyle yansıdı o an'a.
(link)

AFET İNANLA DANSI
Manevi çocuklarından biri de Afet İnan'dı Atatürk'ün.Ekim 1925’te izmir’e geldiği günlerde bir ilkokulda karşılaşmıştı Afet Hanım'la.Afet İnan'ın isteği öğrenimini sürdürmek ve yabancı dil öğrenmekti.Atatürk de O'nu İsviçre'ye gönderdi.Bu fotoğraf da 27 Ağustos 1934'te İzmir Vapuru'nda çekilmiş.Modern.Çağdaş Türkiye'nin lideri Afet Hanım'la dans ederken.
(link)

İÇİMİZDEN BİRİ
Her zaman çağdaş.Her zaman şık ve karizmatikti. Ama o hep bizden biriydi.Samimiydi.Cumhuriyet'in 10'uncu yılı kutlamaları için sunulan sayfalar dolusu sloğanı okumuş ve birinin altını çizmişti. ''Bunu beğendim'' demişti.O slogan şöyleydi: ''Atatürk içimizden biri.''İşte içimizden biri Atatürk o anda Kızılcahamam'da yere bağdaş kurmuş dinleniyordu.

(link)

CUMHURİYET KADINI
Cumhuriyeti kuran.Devrimleri yapan ve Türk halkının yönünü çağdaş dünyaya çeviren Atatürk sık sık yurt gezileri yapardı.İşte o gezilerden birinde çekilmiş bu o an.Türk kadınına hak ettiği çağdaş değerini kazandıran Atatürk'ün çevresi yine o çağdaş türk kadınlarıyla çevrelenmiş.
(link)

RENKLİ YOLCULUK
Ölümünden önceki yıllardı.Hastaydı.Ama durup dinlenmeden çalışmaya devam ediyordu.Türkiye Cumhuriyeti'nin geldiği yeri yeterli bulmuyor.Çağdaş medeniyet seviyesinin üstüne çıkarmak istiyordu.Yorgundu.Ama biliyordu.Bu işte yorulmak yoktu.Zira O'nun yolundan devam edecek bir nesil düşlüyordu.Siyah-beyaz bir ülkeyi.Karanlıklar içindeki bir ulusu işte böyle renkli bir hale getirmişti.Yola devam etmek gerekirdi.
(link)
 
Yargılanmanın sonucu ne oldu acaba...merak ettim doğrusu, saydığınız isimler, mustafa kemalin yakın arkadaşları değilmiydi ? bu işin içinde başka birşey olmasın sakın, insan yakın dostuna suikast düzenlermi...!!!
 
Değerli arkadaşlar,

Atatürk'ü okumaya ve resimlerine bakmaya doyulmuyor.

Vakit ayırabileceğiniz bir zamanda (link) adresini ziyaret etmenizi öneriyorum.

Saygılar.
 
28 Haziran 1914

I. Dünya Savaşı, Avusturya Veliahtı Arşidük Franz Ferdinand ve karısı Sophia, bir Sırp milliyetçisi tarafından Saraybosna'da öldürülmesi üzerine başladı.

28 Haziran 1919
I. Dünya Savaşı sonunda, İtilaf Devletleri ile Almanya arasında Versay Barış Anlaşması imzalandı. Almanya sömürgelerini kaybediyor, ordusu sınırlandırılıyor, savaş tazminatı ödemeye mahkum ediliyordu.

28 Haziran 1919
İtalyanların Burdur'u işgali.

28 Haziran 1921
İzmit'in Kurtuluşu. Milli kuvvetlerin İzmit'e girişi.

28 Haziran 1925
Doğu İstiklal Mahkemesi’nce ölüm cezasına çarptırılan Şeyh Sait ve arkadaşları idam edildi.

28 Haziran 1938
TBMM'de Cemiyetler Kanunu ile Türk Basın Birliği'nin kurulmasına ilişkin kanun kabul edildi. Yeni Cemiyetler Kanunu'na göre ''sınıf esasına müstenit (dayalı)'' cemiyet kurmak yasaklandı.
 
Ya insanı, bu gün olduğu gibi, fikirlerini, hislerini, düşüncelerini açıklamaya kanunlar müsade etmiyorsa, böyle bir ülkeye demokratik, bir ülke denebilirmi bilemiyorum...😕

12 adanın, yani bize ait adayı, yunanistana, müttefiklerimiz veriyor, bizim tarafta tık...dahi yok, garip...!!! Sanırım şu yakın tarihimizin, tekrar ele alınıp, doğru bir şekilde yeniden yazılması gerekiyor, yıllarca gerçeklerden uzak andersenden masallarmı öğretildi bize galiba....😕

Aynen Öyle Erhan Abi,
Masallarla büyüdük resmen.
Dost görünenler genelde vakti zamanında hep tepemize binmek için fırsat kollamış.
Saygılarımla,
 
29 Haziran 1913
Bulgaristan'la öteki Balkan Devletleri arasındaki anlaşmazlığın büyümesi sonucu, 2. Balkan Savaşı'nın başlaması (Bulgaristan ile Sırplar-Yunanlılar ve Romanya arasında).

29 Haziran 1919
Aydın'da silahlı çeteler, halkla birlikte Yunan kuvvetlerine karşı amansız bir mücadeleye girdi.

29 Haziran 1920
Savaştepe, Burhaniye, Eşme ve Sındırgı'nın Yunanlılar tarafından işgali.

29 Haziran 1921
Yunanlılar çekilirken İzmit, Adapazarı, Karamürsel, Kandıra, Yalova ve İznik civarında tahribat, yıkım, yangın ve toplu öldürme olayları düzenledi.

29 Haziran 1938
Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü kuruldu.

29 Haziran 1939
Hatay Devleti Meclisi, oybirliğiyle Türkiye'ye katılma kararı aldı.
 
SAVARONA

Derleyen: Batu Göker

(link)

İsmini Hint okyanusundaki bir deniz kuşundan alan Savarona yatı, Golden Gate ve Brooklyn köprülerini imal ederek servet sahibi olmuş olan John Roebling isimli mühendisin torunu, Richard M. Cadwallader’in dul eşi Bayan Emily Roebling Cadwallader tarafından Almanya’nın Hamburg şehrinde, Blohm und Woss tersanesine Gibbs ve Cox dizaynı olarak sipariş edilmiştir. Yapımına 29 Temmuz 1930 tarihinde başlanmış ve yat 28 Mart 1931 tarihinde denize indirilmiştir. Yat 4.000.000,-USD‘a imal edilmiştir.

Yat, döneminin en büyük özel yatı olup, içi antika meraklısı sahibinin isteği doğrultusunda dünya’nın dört bir yanından getirilmiş özel ve tarihi eşyalarla zenginleştirilmiştir.

(link)

Savarona denize indikten sonra Atlantik’te, Akdeniz’de ve Kuzey Afrika sularında dolaştı. Yatını çok seven Bayan Cadwallader, Amerikan hükümetince ülke dışında imal edilmiş teknelerden istenen tescil ile ( teknenin bedeli kadar ) gümrük vergilerinin yüksekliği nedeniyle yatını Amerika’ya götürememişti. Bu sebeple yatını kullanamayan sahibesi onu satmaya karar verdi.

Ulu Önder Atatürk döneminde uzun bir süre ‘Cumhurbaşkanlığı Yatı’ olarak Ertuğrul Yatı kullanılmıştı.

Atatürk, denize olan büyük sevgisi nedeniyle İstanbul’da bulunduğu yaz aylarında özellikle Moda Koyu’nda yapılan yelken ve kürek yarışlarını Acar Motoru ve Ertuğrul Yatı’ndan izlemekten de büyük bir zevk alırdı. 1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramı nedeniyle Moda Koyu’nda yapılan deniz şenlikleri başta olmak üzere önemli yarış günlerinde Acar Motoru ve Ertuğrul Yatı, Atatürk’ün yarışları en iyi biçimde izleyebileceği yere gelirdi. Büyük önderin bu yarışları izlemeye gelmiş olması hiç kuşkusuz denizciler için de ayrı bir heyecan, şevk ve gurur kaynağı olurdu.

(link)

Atatürk; İran Şahı Rıza Pehlevi, İngiliz Kralı VIII. Edward ve Ürdün Kralı Abdullah’ı da Ertuğrul Yatında ağırlamıştır. 1938 yılında Kral VII. Edward İstanbul’u ziyaret ettiğinde bacadan dökülen kurum Majestelerinin beyaz pazenlerini kirletince, Atatürk Ertuğrul’un hurdaya gönderilmesine karar vererek yeni bir cumhurbaşkanlığı yatı araştırılması için emir vermiştir.
Başbakan Celal Bayar'ın çok yakın ahbapları olan Zeki Rıza Sporel ile Mahmut Baler, İstanbul'da Yun-Is'in temsilciliğini yapıyorlardı. Zeki Rıza Bey de, İngiliz Vitol ailesinin kızı ile evliydi. Eşinin kardeşleri de İngiliz Konsolosluğu'nda çalışıyorlardı.

Bu iki İngiliz'in, satılan yat’tan bahsederek Zeki Rıza Bey'i haberdar etmesi ve Rıza Beyin de, o sırada Atatürk için bir yat alınması girişiminde bulunan Celal Bayar'a durumu anlatması ile hükümet Savarona' nın satışından haberdar olmuştur. Araştırmalar sonucu İngiltere’nin Southampton limanında satışa çıkarılan eşsiz Savarona yatı Atatürk için uygun görülmüştür.

Bayan Cadwallader görüşmeler sonunda, takdir edip hayranı olduğu Atatürk’ün kullanabilmesi için gemiyi imalat değerinin çok altında ucuz bir fiyatla Türk hükümetine satmıştır.

Ancak Alman tekniğinin bir harikası olan Savarona' yı elinden kaçırmak istemeyen Almanya, Krupp firmasının desteği ile Savarona Yatı'na haciz koyar. Fakat daha sonra, Atatürk'e karşı büyük sempatisi olan Amerika'nın o zamanki başkanı Roosvelt, Savarona Yatı'nın üzerindeki Almanya'nın koymuş olduğu haczin en kısa zamanda kaldırılarak, Türkiye'ye satılmasını; aksi halde o sıralarda, New York Limanı'nda bulunan ünlü Alman transatlantiğinin haczedileceğini Hitler'e bildirir. Sonunda Almanya haczi kaldırarak, Savarona' nın Hamburg Limanı'ndan çıkmasına izin verir.

Bundan sonra Amerikan bandırası ile İngiltere'nin Sauthampton Limanı'na getirilen Savarona' ya, 24 Mart 1938 tarihinde Türk Bayrağı çekilerek, satın almak için gelen heyet üyelerine (Londra Büyükelçimiz Fethi Okyar, Cumhurbaşkanlığı Başkatibi Hasan Rıza Soyak, Hava Müsteşarı Sadullah Güney, İş Bankası Genel Müdürü Muammer Eriş, Etibank Genel Müdürü İlhami Nafiz Pamir) teslim edilir.

(link)

12.04.1938 tarihinde her türlü hazırlığını yapmak üzere İngiltere'nin Southampton limanından tekrar Almanya'nın Hamburg Limanı'na gelen Savarona Yatı, bazı döşemeleri yenilendikten sonra 22.05.1938 tarihinde Gemi Süvarisi Sait Özege ve 45 kişilik personeli ile İstanbul'a hareket etti. Atatürk’ün ölümcül hasta olduğu sırada 01 Haziran 1938 Çarşamba günü saat 6.30'da Florya önlerinde demirleyen Savarona, aynı gün saat 12.30'da hareket ederek 13.45'de Dolmabahçe Sarayı'nın önünde demirlemiştir.

Atatürk aynı gün saat 15.30'da yanında Hasan Rıza Soyak, Salih Bozok, Kılıç Ali ve Yaver Celal olduğu halde, Acar motoru ile Savarona Yatı'na gelmiştir.
Atatürk evvelce planları görmüş ve yatı çok beğenmişti. Son zamanlarda giderek artan rahatsızlığı nedeniyle pek sevdiği bu yatta çoğu zamanını yatakta geçirdi. Bir gün şöyle dedi:

-Bir çocuk oyuncağını bekler gibi bu yatı beklemiştim. Mezarım mı olacak bu tekne benim?

(link)

Atatürk’ün Savarona’ da geçirdiği altı hafta boyunca, kabine toplantıları düzenlendi, Romanya Kralı Carol da dahil olmak üzere önemli konuklar, devlet başkanları ağırlandı.

Atatürk'ü ölüm yatağına Savarona' da ki kamarasından bir koltuk içinde ancak götürebildiler. Yat Dolmabahçe Sarayı önünde boynunu bükerek Atatürk'ü boşuna bekledi. Atatürk, 10 Kasım 1938’de Dolmabahçe sarayında öldü.
Mustafa Kemal Atatürk’ün aziz naaşı, 19 Kasım günü, İstanbul’dan İzmit’e Türk ve yabancı Harp gemilerinden oluşan bir donanma refakatinde götürüldü. Denizde cenaze törenine katılan, Yavuz muharebe kruvazörü, Zafer, Tınaztepe muhripleri, Dumlupınar, Gür denizaltı gemileri, Doğan, Martı hücumbotları yanında, Savarona yatı da törene katılarak korteje İzmit’e kadar eşlik etti.

Savarona yatı Atatürk’ün ölümünden sonra, Ulaştırma Bakanlığının, 3.8.1939 tarih, 1650/2115 sayılı emirleriyle hazine namına İstanbul limanı gemi sicil defterine 2051 sicil numarasıyla tescil edildi.

Yat Cumhurbaşkanı İsmet İnönü döneminde de Cumhurbaşkanlığı yatı olarak korundu.

Kanlıca koyunda uzun süre hareketsiz yatan Savarona yatının 1951 yılında donanmaya devredilerek, okul gemisi olarak kullanılmasına karar verildi. Gemi kısa bir süre İstinye’de havuza alındı, daha sonra da Haliç’te havuza alınarak, gerekli bakımı, tamir ve tadilatı yapıldı. Bu arada baş ve kıç kısmına ikişer adet top yerleştirildi. Gemi, bir müddet Haliç’te, Kasımpaşa’daki tarihi divanhane binasının önünde demirli kaldı.

2 Temmuz 1951 tarihinde Savarona yatı Deniz Kuvvetleri Komutanına devredilerek okul gemisi olarak kullanılmaya başlandı.

70 gün süren ilk inceleme ve tatbikat gezisini, 65 öğrenciyle 1 Ekim 1951-8 Aralık 1951 tarihleri arasında, Hindistan’ın Bombay şehrine yaptı. Gemi komutanı, Dz. Alb. Vedat Burak komutasında, İstanbul’dan hareketle, Mısır’ın İskenderiye limanını 3 gün ziyaret ettikten sonra, Süveyş kanalını geçerek, Suudi Arabistan’da Cidde’de, daha sonra Aden’de 3 gün, Pakistan’ın Karaçi limanında 5 gün kaldıktan sonra Bombay’a vardı. Dönüşte İskenderun, Antalya ve İzmir’e uğrayarak İstanbul’a demirledi.

Bu uzun gezisinde Savarona okul gemisi şanlı Türk bayrağını uğradığı ülkelerin sularında dalgalandırmış, bu ülkelerle aramızda kardeşlik, dostluk bağlarını kuvvetlendirmiştir.

Savarona da, uzun süre Atatürk’ün kullanmış olduğu özel daire eşyalarıyla birlikte müze olarak muhafaza edildi.

(link)

Savarona yatı, Heybeli ada açıklarında 3 ekim 1979 sabahı çıkan yangın sonucu ağır bir şekilde hasar gördü.

Gölcük tersanesinde 6 ay içinde onarılan gemi, bir müddet daha okul gemisi olarak hizmete devam ettikten sonra kadro dışı bırakıldı.

Savarona okul gemisinin yangından kurtarılabilen bir kısım eşyası 1986 yılında, teşhir edilmek üzere İstanbul Deniz Müzesi’ne devredildi. Atatürk’ün Savarona yatında kalmış olduğu 54 gün süresince kullandığı karyola, komodin ve komple yatak takımları da Deniz Müzesinde, müzenin Atatürk salonunda teşhir edilmektedir.

1989 yılında Savarona’ yı hurdaya çıkarma kararı alındı; ancak Kahraman Sadıkoğlu son dakika kararıyla yatı 49 yıllığına kiraladı ve Savarona ’yı önceki görkeminden daha iyi bir hale kavuşturmak için çok çaba isteyen yeniden döşeme işine başladı. İçi Donald Starkey tarafından tasarlanan yatı yenilemek için 425 işçi yaklaşık üç yıl çalıştı. Toplam yenileme bedeli yaklaşık 25 milyon dolar kadardır.

Savarona’ nın içinde Atatürk’ün Kütüphanesi ve yatak odasıyla birlikte 19 süit bulunuyor. Süper lüks döşenen süitlerin bazılarının genişliği 50 metrekareye ulaşıyor. Savarona’ nın içinde bulunan Türk Hamamında kullanılan Mermerlerin ağırlığı ise 260 ton dur.

(link)

Yatın en geniş salonu başta bulunup ve burası aynı zamanda yemek salonu görevi de görmektedir. Salonda gerçek XV. Lui'ye ait yemek masası ve 12 iskemlesi vardı. Köşede gayet güzel bir şömine ve karşısında antika bir komodin ile siyah orijinal bir etajer bulunuyordu. Hemen bitişiğinde Atatürk'ün kısa bir süre için çalışma odası olarak kullandığı, çok şık ve çok güzel döşenmiş bir bölüm vardı, içinde de yaklaşık 1500 kitaptan oluşan bir kütüphanesi vardı. Yat sahibinin kullanacağı bütün kapı kulpları, banyo muslukları ve diğer madeni aksam, altın kaplama idi.

Tekne safrası cıvalı olarak yapılarak 90 derece yatmadıkça devrilmemesi sağlanmıştır.

(link)

Batu Göker'e teşekkürler


(link)

(link)
(link)
(link)
(link)
(link)
(link)
(link)

 
Atatürk ve 19 Rakamı

Atatürk ile ilgili birçok önemli olayın tarihi içinde 19 rakamı geçmektedir.

1. 1881'de 19. yüzyılın bitimine 19 yıl kala doğmuştur

2. Sağlığında, İngiliz İmparatorluğu Hükümeti Atatürk' ün doğum gününü tebrik için Türk Hükümeti 'nden sormuş, ATATÜRK 19 Mayıs 1881 diye yanıtlamış ve kayıtlara böyle geçmiştir.

3. 1900'de 19 yaşında Harbiye' ye girmiştir.

4. 19 Aralık 1904' de bağımsız düşüncelerinden ötürü yıldız sarayına çağrıldı.

5. Harb akademisinden aldığı sicil 317-8 dir. Bu rakamların tek tek toplamı 19 eder.

6. Çanakkale Savaşının zaferle sonuçlanmasında 19' uncu fırka' yı (tümen) kurmuş ve ona komuta etmiştir.

7. 19 Mayıs 1915' de albay oldu.

8. Mahiyetindeki komutanlara: "Ben size, taarruz edin demiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar yerimize başka kuvvetler gelebilir" demiş elindeki çok az kuvvetle 19 Mayıs 1915' e kadar oyalama muharebesi ile düşmanı tutmuştur. Düşmanın yine Çanakkale' deki başarısızlıkları sonucunda 10 Aralık 1915' te Gelibolu Yarımadası boşaltılmıştır.

9. Zor bir duruma düşen 7. Ordu' ya komutan tayin edilen M.Kemal, bir düşman saldırısını seziyor ve hazırlanıyor. Nitekim 19 Eylül sabahı düşman harekete geçiyor, hem de kat kat üstün kuvvetlerle. Sağındaki ve solundaki kuvvetler epeyce kayıp verdikleri halde M.Kemal zamanında aldığı tedbirlerle kayıp vermekten kurtuluyor.

10. 19 Mayıs' ta Samsun' a çıkacak olan Atatürk' ün bindiği vapurda 19 yolcu vardı.19 Mayıs 1963 tarihli Cumhuriyet gazetesinde Prof.Dr. Tarık Zafer Tunaya' nın 19 Mayıs ve ötesi adlı makalesinden.

11. 19 Mayıs 1919' da Samsun'a çıkıyor. Bu tarihte 3 tane 19 rakamı vardır ki Atatürk' ün ömrü de zaten 3x19 dur. 19 Mayıs 1919' da iki ondokuz =38 yaşındaydı.

12. 19 yıl Türk Milleti' nin hakimiyetine bilfiil hakim olmuş, Türk Milletine Baş Komutan ve Devlet başkanı olarak hizmet etmiştir. (1919-1938)

13. Milli Mücadele' ye fiili olarak başlaması için komutanlara yaptığı konuşma ve Meclis' te Milli davanın gerçekleşmesi yolunda güdülecek siyasetin karara bağlanma tarihi de 19 Kasım 1919 'dur.

14. Sakarya Meydan Muharebesi' ni kazandıktan sonra, başarısına karşılık TBMM kendisine olan minnet ve şükranını belirtmek için 19 Eylül 1921' de kabul ettiği özel bir kanunla Mareşallik ve Gazilik unvanı vermiştir.

15. Millete yayınladığı bir beyanname ile Osmanlı Devleti' nin hayat ve egemenliğinin sona erdiğini belirterek Türk Milleti' ni hayat ve bağımsızlığa kavuşturmak için, Ankara ' da olağanüstü bir Meclis toplantısı ve Türk Milleti' nin iradesini bu Meclise devretmeyi 19 Mart 1920 'de kararlaştırmıştır.

16. Hitabet sanatının bir şaheseri olan Büyük Nutuk' un sonundaki Türk Gençliği'ne Hitabesi de başlangıç cümlesiyle beraber 19 cümledir.

17. Büyük devlet adamı ve eşsiz kahramanın adı ve soyadı ^^MUSTAFA KEMAL ATATÜRK^^ 19 harftir.

18. "NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE ". Bu şaheser cümle 19 harftir.

19. "İSTİKLAL GÖKLERDEDİR" Ne rastlantıdır ki, Atatürk' ün bu sözleri de 19 harftir.

20. 10 Kasım 1938 (19x2x19) (10 Kasım günü saat 9 da 10+9=19) 3x19 =57 yaşında ölümlü yaşama gözlerini kapamıştır.

21. Cenazesi büyük bir merasimle 19 Kasım 1938 günü Yavuz zırhlısı ile İzmit' e götürülmüştür.

22. En Büyük Kahraman' ın ebediyete intikali üzerine arkadaşı ve halefi İsmet İnönü' nün Türk Milletine beyannamesi 19 cümledir.

23. Doğum ve ölüm yılları (1881 ve 1938), 19 sayısının katlarıdır.

24. 1919 rakamında 101 tane 19 vardır.

25. İlk 19 yılda hazırlandı, ikinci 19 yılda siyaset ve askerlik alanında savaştı, üçüncü 19' uncu yılda devlet başkanı sıfatı ile hizmet etti.
 
Back