Selamlar Sevgili Dostlar,
Yıl boyunca kesat geçen avlar yaptıktan sonra havaların ısınmasıyla sezonun sonlarının geldiği kendini hisssettiriyordu. Gerçi biz balık aşıkları için sezon bitişi diye birşey yoktur. Çünkü balıktan ziyade Deniz aşkıdır bizdeki aslında.
Büyük oğlumun hafta sonu yüzme kursu iptal olunca planlar yapılmaya başladı. "Baba bizi denize götür" "hayhay cicim, büyük bir zevkle"
Amacımız piknik yapmak, kafa dinlemek. Ama deniz kenarına gidilir de olta atmadan olur mu? Olmaz. Lakin balıktan yana beklentim olmadığından en eski, en dandik makine ve kamışlarımı alayım da dönüşte bakımla filan uğraşmayayım diye düşündüm.
Yem de geçen avdan kalan az bir çimçim buzlukta vardı, yoldan da biraz mamun alıp mekana vardık. Bu arada sinek kadar mamunları satan Narlıdere tarafı yemcilerini kınıyorum. Menemen yemcilerinde mamunlar çekirge gibi maşallah.
Hanım çoluk çocuk ve kayınvalide rahat etsin diye çadır da götürdüm. Hemen tertibatı hazırlayıp sofra hazırlanana kadar oltaları suyla buluşturdum. Vuruşlar varsa umutlarda oluşur. Çabucak yapılan kahvaltıdan sonra oltaların başından hiç ayrılmadan geçen hareketli bir gün oldu. Öyle ki öğleden sonra iki olta ile baş edemeyip elde tek olta ile avlanmaya başlamıştım.
Yandaki arkadaşın kurşun yerine hamur sarılan yaylardan kullanması sonucu şaşkın kefal ve sarpalarda oltamızı ziyaret etti. Bir avda 3-4 değişik tür balık yakalamayı hep tek tür yakalamaktan daha çok tercih etmişimdir. Yani şimdi hep çupra yakalamış olsam bu kadar mutlu olmazdım
Gün sonunda çupra, melina, sarpa, kopes, ısparoz ve kefal gibi karışık olarak toplamda 2,5 kg balıkla eve döndük. Temiz hava, bol gıda dedikleri bu olsa gerek
Çoktaaan emekliye ayırmış olduğum kumyang ve remixon makinelerim ile böyle bir av yapmak beni çok duygulandırdı
Emektarlara daha çok şans verme sözü verdim
Daha güzel avlar sizin olsun.
Yıl boyunca kesat geçen avlar yaptıktan sonra havaların ısınmasıyla sezonun sonlarının geldiği kendini hisssettiriyordu. Gerçi biz balık aşıkları için sezon bitişi diye birşey yoktur. Çünkü balıktan ziyade Deniz aşkıdır bizdeki aslında.
Büyük oğlumun hafta sonu yüzme kursu iptal olunca planlar yapılmaya başladı. "Baba bizi denize götür" "hayhay cicim, büyük bir zevkle"
Amacımız piknik yapmak, kafa dinlemek. Ama deniz kenarına gidilir de olta atmadan olur mu? Olmaz. Lakin balıktan yana beklentim olmadığından en eski, en dandik makine ve kamışlarımı alayım da dönüşte bakımla filan uğraşmayayım diye düşündüm.
Hanım çoluk çocuk ve kayınvalide rahat etsin diye çadır da götürdüm. Hemen tertibatı hazırlayıp sofra hazırlanana kadar oltaları suyla buluşturdum. Vuruşlar varsa umutlarda oluşur. Çabucak yapılan kahvaltıdan sonra oltaların başından hiç ayrılmadan geçen hareketli bir gün oldu. Öyle ki öğleden sonra iki olta ile baş edemeyip elde tek olta ile avlanmaya başlamıştım.
Yandaki arkadaşın kurşun yerine hamur sarılan yaylardan kullanması sonucu şaşkın kefal ve sarpalarda oltamızı ziyaret etti. Bir avda 3-4 değişik tür balık yakalamayı hep tek tür yakalamaktan daha çok tercih etmişimdir. Yani şimdi hep çupra yakalamış olsam bu kadar mutlu olmazdım
Gün sonunda çupra, melina, sarpa, kopes, ısparoz ve kefal gibi karışık olarak toplamda 2,5 kg balıkla eve döndük. Temiz hava, bol gıda dedikleri bu olsa gerek
Daha güzel avlar sizin olsun.