Balık Tutan Mutsuz , Kaba Agresif Insanlar...

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan Onlins
  • Başlangıç Tarihi Başlangıç Tarihi

Onlins

Aktif Üye
Kayıt
7 Kas 2018
Mesaj
397
Tepki
343
Ödül
73
Avlanmaya hep merakım vardı karaköyde dip atıp beklemesini öğrendim.Koca bi iskorpit geldi Zehirli olduğunu biliyordum ve yardım istedim küfür eder gibi ne var bunda diyip çıkardı balığı.
Bakırköy sahilde amca balık tutuyordu , baya bir rüzgar vardı , abi buradan ne balığı çıkıyor dedim , ne dediğini anlamadım sorduğumda bana çok soru sorulmasını sevmem diyip tersledi.
Sonrasında ise her balık tutan insanlara baktığımda yüzünde bi umutsuzluk bıkmışlık agresif tavırlar.Özellikle galata taraflarında.
İsmi lazım değil balık malzemeleri satan dükkandan 2 parça birşey alıcaktım. Suratları müşterileri dövecek gibi hoş geldin demek yok sanırım karnı tok satıcı ondan.
Bunlar beni istanbuldan zaten yılda 1 kere tuttuğum balıktan soğutan insanlar...
 
malesef...konunuzda bahsettiginiz insanlar heryerde mevcut...bu tarz yaklasimlari yapanlar yasli huysuz ihtiyarlar belli basli yerleri ele gecirmis sahiplenmeye calisan kendini bilmez adamlar benden baska kimse balik tutmasin dusuncesi gudenler tuttugunda gozu kalanlar oldugun yerden seni surmeye calisanlar vs.vs...kisacasi tutmadigimiz baligi bolusemeyen insanlariz biz ve gelisemedigimiz surece bunlar hep olucak karsilasacaksiniz ve karsilasacagiz..herseye ragmen bu guzel hobiden vazgecmeyin biraz daha tenha bolgelerde avlanin isi bilen birisiyle takilmanda fayda var en azindan tecrube sahibi olana kadar...insallah tekrarlarini yasamazsiniz iyi insanlarla karsilasirsiniz...
 
Son düzenleme:
malesef...konunuzda bahsettiginiz insanlar heryerde mevcut...bu tarz yaklasimlari yapanlar yasli huysuz ihtiyarlar belli basli yerleri ele gecirmis sahiplenmeye calisan kendini bilmez adamlar benden baska kimse balik tutmasin dusuncesi gudenler tuttugunda gozu kalanlar oldugun yerden seni surmeye calisanlar vs.vs...kisacasi tutmadigimiz baligi bolusemeyen insanlariz biz ve gelisemedigimiz surece bunlar hep olucak karsilasacaksiniz ve karsilasacagiz..herseye ragmen bu guzel hobiden vazgecmeyin biraz daha tenha bolgelerde avlanin isi bilen birisiyle takilmanda fayda var en azindan tevrube sahibi olana kadar...insallah tekrarlarini yasamazsiniz iyi insanlarla karsilasirsiniz...
Teşekkür ederim , onlara üzülüyorum ben hayatlarında güler yüz görmemiş insanlar.Ben oltayı attığımda boş çekerken bile seviniyorum...İyi akşamlar tektük olsada iyi insanlar çıkıuor.
 
Bu tarz kişiler hayatın her alanında var.Rastlarsam sahilde balıkçılığa yeni başlayan birine mutlaka yardımcı olurum.
 
malesef...konunuzda bahsettiginiz insanlar heryerde mevcut...bu tarz yaklasimlari yapanlar yasli huysuz ihtiyarlar belli basli yerleri ele gecirmis sahiplenmeye calisan kendini bilmez adamlar benden baska kimse balik tutmasin dusuncesi gudenler tuttugunda gozu kalanlar oldugun yerden seni surmeye calisanlar vs.vs...kisacasi tutmadigimiz baligi bolusemeyen insanlariz biz ve gelisemedigimiz surece bunlar hep olucak..
Güzel kardeşim; resmi 16 milyon ama bence gayrıresmi 20 milyon İstanbul nüfusu var. Yaşım da 54. Beni bu saydığın kategorilerden hangisine koyarsın bilmem ama madem niteleme yapmışsın, ben kendime yaşlı huysuz ihtiyarı seçeyim hadi...Ki 54 yaşında insan herhangi bir fiziki melekesini henüz kaybetmiyor kendimden biliyorum.
Boğaza gitmeyi uzun zaman önce bıraktım. 200 gram kurşunu atamayacağımdan değil, o hengameden zevk alamadığımdan. Zaten o hengamede birisi çıkıp da burada ne balığı çıkıyor diye sorsa, onu sorandan tırsarlar. Korktuklarından değil, vatandaşın soruya yanıt aldıktan 2 dakika sonra oltayı denize sallama ihtimalinden tırsarlar. Ki bu ihtimal de çoğu zaman gerçekleşir. Açıkçası ben de elinde olta ile sahilin birine ulaşmış bir insanın, buradan ne balığı çıkar sorusunu göğsümde bir yumuşatırım. Balık işine gerçekten gönül vermiş bir insanın ufacık bir bilgi dahi edinmeden o sahile olta ile gideceğine inanmam zor. Öte yandan elinde bir olta olmuş olması bir yatkınlığı da ifade ediyor. Bu durumda karşımdaki kişinin yaklaşımı, yaklaşımımı belirler..gibi bir hal alıyor.
Diyeceğim şu; kimse durduk yerde tepki geliştirmiyor bu koca şehirde. Herkesin bakması gereken bir hâd aynası var, pek bakmayı sevmediği. Hal böyle olunca büyüğü sevgisiz, küçüğü saygısız ya da tam tersi yığınla manzara meralarda ve her yerde.
Sonumuz hayrolsun vesselam.
 
Güzel kardeşim; resmi 16 milyon ama bence gayrıresmi 20 milyon İstanbul nüfusu var. Yaşım da 54. Beni bu saydığın kategorilerden hangisine koyarsın bilmem ama madem niteleme yapmışsın, ben kendime yaşlı huysuz ihtiyarı seçeyim hadi...Ki 54 yaşında insan herhangi bir fiziki melekesini henüz kaybetmiyor kendimden biliyorum.
Boğaza gitmeyi uzun zaman önce bıraktım. 200 gram kurşunu atamayacağımdan değil, o hengameden zevk alamadığımdan. Zaten o hengamede birisi çıkıp da burada ne balığı çıkıyor diye sorsa, onu sorandan tırsarlar. Korktuklarından değil, vatandaşın soruya yanıt aldıktan 2 dakika sonra oltayı denize sallama ihtimalinden tırsarlar. Ki bu ihtimal de çoğu zaman gerçekleşir. Açıkçası ben de elinde olta ile sahilin birine ulaşmış bir insanın, buradan ne balığı çıkar sorusunu göğsümde bir yumuşatırım. Balık işine gerçekten gönül vermiş bir insanın ufacık bir bilgi dahi edinmeden o sahile olta ile gideceğine inanmam zor. Öte yandan elinde bir olta olmuş olması bir yatkınlığı da ifade ediyor. Bu durumda karşımdaki kişinin yaklaşımı, yaklaşımımı belirler..gibi bir hal alıyor.
Diyeceğim şu; kimse durduk yerde tepki geliştirmiyor bu koca şehirde. Herkesin bakması gereken bir hâd aynası var, pek bakmayı sevmediği. Hal böyle olunca büyüğü sevgisiz, küçüğü saygısız ya da tam tersi yığınla manzara meralarda ve her yerde.
Sonumuz hayrolsun vesselam.
guzel abim butun ihtiyarlar huysuz demedim 🙂 seni ve senin gibi abilerimizi bu katogoriye sokmuyorum benim bahsettiklerimi siz anlamissinizdir eski bir bogaz oltacisi olarak ordaki huysuz ihtiyarlari bilirsiniz diye tahmin ediyorum 🙂
 
guzel abim butun ihtiyarlar huysuz demedim 🙂 seni ve senin gibi abilerimizi bu katogoriye sokmuyorum benim bahsettiklerimi siz anlamissinizdir eski bir bogaz oltacisi olarak ordaki huysuz ihtiyarlari bilirsiniz diye tahmin ediyorum 🙂
Açıkçası pek bilmem, zira zaten huysuzlardan kaçtım yıllar önce🙂 Benim olduğum yerde belki balık yoktur ama keyif vardır, nerde keyif yoksa orada mutlaka ben yokumdur🙂
O anlamda buradan ne balığı çıkar diyen arkadaşa yardım da dahil cevabım vardır ama önereceğim takımı atarsa başımın üstünde ekstradan yeri vardır🙂
 
Avlanmaya hep merakım vardı karaköyde dip atıp beklemesini öğrendim.Koca bi iskorpit geldi Zehirli olduğunu biliyordum ve yardım iatesim küfür eder gibi ne var bunda diyip çıkardı balığı.
Bakırköy sahilde amca balık tutuyordu , baya bir rüzgar vardı , abi buradan ke balığı çıkıyor dedim , ne dediğini anlamadım sorduğumda bana çok soru sorulmasını sevmem diyip tersledi.
Sonrasında ise her balık tutan insanlara baktığımda yüzünde bi umutsuzluk bıkmışlık agresif tavırlar.Özellikle galata taraflarında.
İsmi lazım değil balık malzemeleri aatan dükkandan 2 parça birley alıcaktım.Suratları müşterileri dövecek gibi hoş geldin demek yok sanırım karnı tok satıcı ondan.
Bunlar beni istanbuldan zaten yılda 1 kere tuttuğum balıktan soğutan insanlar...

Emre Bey, belki yılda 1 kez balığa gittiğinizden insan profillerini tam incelemeye fırsatınız olmamış.

Karaköy-galata tarafında genellikle balık avlayanlar, avladıkları balıkları satmaya çalışanlardır (istisnalar kaideyi bozmaz).

Sakin yerlerde avlanmayı tercih edenlerse İstanbulun keşmekeşinden bir süreliğine uzaklaşmak isteyenlerdir.

Dediğiniz hatayı bir kez yaptım. Elinde oltası ile yanıma gelen bir kişiye iyi davrandım. 5 metre yanımda oltasını attı. İlk 3 atışta benim oltama taktı. Kendisi yetmezmiş gibi yarım saat sonra 4 arkadaşı daha geldi ellerinde oltalarıyla. Bir yandan müzik açtılar oltayı beklerken bir yandan dumanlandılar. Hal böyle olunca o gün tövbe ettim ve malzemeleri toplayıp avımı sonlandırdım. İhtiyar değilim ancak empati özürlü bir toplum olduğumuzdan kimsenin yüzüne gülmeye gelmiyor. Durum bundan ibaret.
 
Son düzenleme:
Back