Çanakkale'de Av.. 16-17 Kasım 2020.. Yine Lüfer

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan agartan
  • Başlangıç Tarihi Başlangıç Tarihi

agartan

Moderatör
Yönetici
Kayıt
30 Nisan 2010
Mesaj
28,278
Tepki
15,358
Ödül
113
Yaş
60
Şehir
İstanbul
Herkese merhabalar,

Yıllardır özlemini çektiğim bu zamanları özlediğim yerde geçirmek de varmış.
Çok başarılı avlar yapamamış olsam da yine de o güzel avların yapılabileceği yerde bulunuyor olmanın hazzını yaşıyorum.
Kısaca umut var, umudum var.

Son avdan bu yana havaların neredeyse yaz kıvamında geçmesi ava gitmeyi ertelettiği gibi akan balıkların da pek kıyılamadan yollarına devam etmelerini sağlıyor sanki.

Çanakkale'de bir kısım avcılar tulumlarını giyip suyun içinde gidebildikleri yere kadar gidiyorlar ve o şekilde at çek yapıyorlar. Bu şekilde de levrek ve lüfer avlayabiliyorlar. Suya girmeden avlanmak neredeyse imkansız. Kuzeyli ve batılı rüzgarlarAnadolu tarafını kumlarla doldurarak sığ bir deniz oluşmasına yol açmış.

Bir diğer grup da teknesi olanlar. Tekne dediysem kimi filikadan bozma, kimi ucuz fiber, kimi zodyak benzeri botlar. Bu şekilde avlananlar şanslı olanlar.
Şu son iki günde gördüm ki tekne ile avlanıyorsanız hemen her saat lüfer avlama şansına sahipsiniz. Ben de şanslıydım ki bu şekilde avlanabildim.

İlk avım, öğleden sonra 15:30 sularında "hadi Şeref Abi, oltanı al gel de biraz at çek yapalım" diyen bir sesle başladı. Bota atladık ve balığın av verdiği (önceki tecrübeler, kerterizler) yerlere giderek denemelere başladık. Balık çok seyrek olsa da ilk vuruşu aldım ama balık oltaya takılmadı. Bir iki atış sonra oldukça uzakta oltama binen lüferi dikkatli ama korka korka çektim ve kamışla kaldırarak bota aldım. Kıyı avıyla karşılaştırlamayacak kadar kolay ve konforlu bir av.. İnanılmaz.. Daha önce de tekne ile lüfer avladım ama at çek yaparak değil. Genellikle uzun olta ve gece yemlisi ile. Gece yemlisinde gelen balıklarda lüfer boyutunu tutturmak milli piyangoda büyük ikramiye tutturmak gibi bir şey İstanbul'da. Burada ise o avı amorti olarak adlandıramasak da son 3-4 rakamla verilen ikramiyelerle eşleştirebiliriz.
df8bfb22631d89287fba1d74a5dd3d97.jpg


İlk lüferden sonra akıntının etkisiyle yerimizi kaybetmiştik. Hadi hareket edelim diyen arkadaşıma bir defa daha atayım da öyle gidelim dedim ve oltayı savurdum. Tam yarı yolda birden bir balık bindi. Hem de kafa atan cinsten. Haaah dedim, lüferi hallettik bir de üstüne levrek geliyor derken bir baktım el kadar sinarit. Hemen iğneden çıkarıp alelacele bir selfi çekip video eşliğinde denize attım gitti.
5e7b174b9b9c71f8147e7caccd5f3f49.jpg


Yerimize döndük, bende tık yok bu sefer ama arkadaşım peş peşe iki balık çekti. Biri oldukça iri bir lüfer. Bu arada lüfer dediğim her balık en az 29-30 cm ve üstü. Sonraki 10 dk içinde başka balık olmayınca dönelim dedik. Amaç zaten kısa bir kaçamaktı. At çek yaptığımız sahteleri dönüş yolunda sırtı çekmek için de kullandık ve yine arkadaşımın oltasına bir sarıkanat denk geldi ki İstanbul'da tezgahta lüfer olarak satılacak boyda..


Bir gün önceki tekne ile at çek avının tadını aldım ya, ertesi gün de aynı teklifi beklemekteyim. Beklediğim de oldu zaten ve yine hemen hemen aynı saatlerde yola koyulduk. Merada başkaları da var. Balık var diyorlar. Atıp çekmeye başladıktan bir kaç dakika sonra ilk balık bana geldi yine . Güzelce bir sarıkanat. Sonra yine bir zaman at çek balık yok. Derken arkadaşım güzel bir lüfer aldı. Demek balık var deyip daha bir hırsla başladım çalışmaya. Bu sefer akıntı üstüne doğru atmaya başladım. İkinci atışımda yolun yarısında bir balık bindi ki makine kilitlendi, sardıkça kalama alıyor balık. Bende bir heyecan, bir heyecan. Aman dedim, kepçe de yok. Bırak oltanı da bana yardım et. Herhalde dedim koca bir levrek. Nedense aklım da hep levrekte.. Balık hala aşağılarda ama bize yaklaştığını biliyorum. Arkadaşım balığı elle alabilmek için eğilip pozisyon aldı ve o sırada balık göründü Koca bir lüfer ama olta yandan girmiş. Ondan böyle zor geliyor. son bir gayretle balığı tekneye yaklaştırmaya çalışırken sahte birden kurtuluverdi ve neredeyse arkadaşı sakatlayacaktım. Balığın kaçtığına mı üzüleyim yoksa arkadaşı hastanelik edecektim ona mı bilemedim. Aradan geçen az zamanda birer tane daha sarıkanat yakaladık ve dönme zamanı geldi.

Yolda yine sahtelerle sırtı çektik ve bu sefer şans benden yanaydı. Oltam bir anda kayaya çarpmış gibi oldu. Hemen aldım diye bağırıp ayağa kalktım. Bot uygun pozisyona geldi ve zorlanmadan kolayca içeri aldığım balık günün balığıydı. sonradan ölçtüğümde 36 cm geldi Sarıkanat dediklerim ise 27 ve 28 cm geldiler.

Kıyıda beş balığı da fotoğraflamak amacıyla bir kütüğe koyup telefonumu almaya gitmiştim ki bir bağırışma oldu. Mahallenin asabi kedisi arkadaşın ilk yakaladığı lüferi kapmış götürüyor. 😀 Neyse balığı geri aldık ve fotoğrafı da çektim.
bf729106a1c78665d8b9d55b7990ad40.jpg


9d38fcb30afd9443b721f7426c466cb0.jpg


Şimdi aklım sonraki avda. O kadar acemilik ve heyecanla yaptığım hatalar yüzünden beni tekrar botuna davet eder mi acaba arkadaşım?
Göreceğiz..

Herkese rast gelsin.
 
Şeref abi balıklar geldikçe raporlar da dizi roman gibi gelmeye başladı.
yakında bir tekne alınacak gibi sanki.
tebrik ederim çok güzel avlar.
 
Tebrikler, gene güzel av olmuş. Havalar soğuyup sertleşmedi, demekki balık kıyılamadan akıp gidiyor.
 
Yazılar ve keyifler uzamaya başladı, daim olsun daha da artsın 🙂
 
Abi tebrikler, Allah bereketini arttırsın.Bizde İstanbul'da halter çalışıyoruz boğazda

GM 9 Pro cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi
 
Ohh ne güzel tadını çıkar valla
Tebrik ediyorum


Tapatalk kullanarak iPhone aracılığıyla gönderildi
 
Bundan iyisi şamda kayısı Şeref Abi. Tezgahta bile lüfer göremedik daha. Avların daim olsun.
 
Back