16 Temmuz 2019
Merhabalar
Rüzgar ve dalgaların bir araya gelerek oluşturduğu serpintiler yüzünden yediğim dayağın ardından öncekine göre daha sakin bir havada levrek amacıyla meramı yoklamaya gittim.
Karşımda deniz, arkamda dolunay, saat 00:30 gibi avlağıma vardım. Tüm hazırlıklarımı otoparkta yapmıştım zaten. Yani; kamışı açmış, makineyi yerleştirip misinayı kılavuzlardan geçirdikten sonra yine parçaları ayırıp araca yerleştirmiştim. Bu işleri avlakta yapmaya kalkarsam sineklerin acımasızca saldırmaları yüzünden ava başlamadan telef oluyorsunuz.
Üst kıyafetimi giyip, açıkta kalan yerlere de sinek kovucu sıkarak zaten hazır olan kamışı alıp birleştirdim. ucuna geçen senenin son balığını tutan sahteyi takıp sanki o süre içinde buradan hiç bir yere gitmemiş gibi atıp çekmeye başladım. Aradan 1 saat geçti ama hareket sıfır. Hadi dedim ayın aydınlığıyla oldukça görünür olan sahilin bir ucundan diğerine yürümeye karar verdim. Yükümün bir kısmını arabaya bırakıp hem atıp hem yürümeye başladım. Gidip dönmek de 1 saatten bir saatten fazla sürdü ve yine tek aksiyon benim ellerimde ve ayaklarımda.. Denizde tık yok..
Başladım yine ilk başta attığım yerden atıp çekmeye. Sert sahte olmadı, silikon deneyeyim dedim ve 1 saat kadar da silikon ile avlanmaya çalıştım. Onda da bir hareket yok. Kilometrelik avlakta yapayalnızım. Bir akıllı sensin diyorum kendi kendime. Burada bu vakit balık çıkacak olsa yalnız mı olursun?
Öyle diye böyle diye atıyorum da bir taraftan.. Attığım sahte için saymaya başladım. Sonra başka sahte atacağım. 5-4-3 derken olta birden fren yaptı. Ben yarı uyuklar durumdan birden tam uyanık hale geldim. Yüzümde gülücükler açtı ama balığı olta ile tarttığımda belli oldu ufak olduğu. Balık direnemeden geldi kıyıya. Taşların arasındaki boşluktan aldım içeri. Saat 03:40
İlk bakışta "hmm hiç fena değilmiş" desem de balığı düzgünce elime aldığımda bu düşüncemden vazgeçtim. Hemen fotoğraf faslına geçtim. Karanlıkta olabildiğince bir selfi çektim, bir de taşın üstünde çekim yaptım.
Balığı büyüsün de gelsin diyerek salmaya karar verdim. Bu anı da video ile belgeleyeyim istedim ama ortamın karanlığı, yalnız oluşum gibi nedenlerle başarılı bir çekim olmadı. Balığı bıraktığımda sersemlediğini görünce de çekimi durdurup telefonu emniyete aldıktan sonra balığı suda ileri geri yüzdürerek canlandırdım ve özgürlüğüne kavuşturdum.
Daiwa Saltiga Minnow 1141
Balığı da salmanın huzuruyla başladım yeniden atıp çekmeye. Ara ara sahte değiştirirken geçen bir saatten biraz daha fazla zamanda yine hayaller sonraki atışlara, olmazsa sonra ki günlere kalacak şekilde atıp atıp çekiyorum. Daha önce bir kaç defa denememe rağmen sonuç alamadığım bir sahteyi takarak devam ederken birden balık yine bindi oltama.
Duygular yine birinci balıkla aynı. Oltayı çekerken hissettiğim ağırlık da aynı.. Belli ki bu da küçük.
Bu sefer balığı kamışla tartarak kayaların üzerinden kaldırıverdim.
Daiwa Bone
Boy ilkiyle hemen hemen aynı. Yine bir selfi, yine bir taş üstü fotoğrafından sonra video işine de yeltenmeden saldım gitti özgürlüğüne.
O gece sabah suyu da dahil olmak üzere attım durdum daha saatlerce. Gün aydınlandığında çok daha küçüklerinin taş altlarına saklandığını gelen sahteye hamle yapmak isterlerken gördüm. Kısa bir süre de bu hareketlerle eğlenip bugün başka balık alamayacağım diyerek toplanıp evin yolunu tuttum.
Sanırım bu sene en kötü senem. Yaz levrekleri kış levrekleri kadar atak ve bol değiller. Umarım İstanbul'a dönmeden makul boyda bir levrek kandırabilirim..
Peşinde olan herkese rast gelsin..
Kamış: Daiwa Lateo ML 2,40 7-35 gr
Makine Shimano Vanquish 3000
ip: Berkley 0,15
Merhabalar
Rüzgar ve dalgaların bir araya gelerek oluşturduğu serpintiler yüzünden yediğim dayağın ardından öncekine göre daha sakin bir havada levrek amacıyla meramı yoklamaya gittim.
Karşımda deniz, arkamda dolunay, saat 00:30 gibi avlağıma vardım. Tüm hazırlıklarımı otoparkta yapmıştım zaten. Yani; kamışı açmış, makineyi yerleştirip misinayı kılavuzlardan geçirdikten sonra yine parçaları ayırıp araca yerleştirmiştim. Bu işleri avlakta yapmaya kalkarsam sineklerin acımasızca saldırmaları yüzünden ava başlamadan telef oluyorsunuz.
Üst kıyafetimi giyip, açıkta kalan yerlere de sinek kovucu sıkarak zaten hazır olan kamışı alıp birleştirdim. ucuna geçen senenin son balığını tutan sahteyi takıp sanki o süre içinde buradan hiç bir yere gitmemiş gibi atıp çekmeye başladım. Aradan 1 saat geçti ama hareket sıfır. Hadi dedim ayın aydınlığıyla oldukça görünür olan sahilin bir ucundan diğerine yürümeye karar verdim. Yükümün bir kısmını arabaya bırakıp hem atıp hem yürümeye başladım. Gidip dönmek de 1 saatten bir saatten fazla sürdü ve yine tek aksiyon benim ellerimde ve ayaklarımda.. Denizde tık yok..
Başladım yine ilk başta attığım yerden atıp çekmeye. Sert sahte olmadı, silikon deneyeyim dedim ve 1 saat kadar da silikon ile avlanmaya çalıştım. Onda da bir hareket yok. Kilometrelik avlakta yapayalnızım. Bir akıllı sensin diyorum kendi kendime. Burada bu vakit balık çıkacak olsa yalnız mı olursun?
Öyle diye böyle diye atıyorum da bir taraftan.. Attığım sahte için saymaya başladım. Sonra başka sahte atacağım. 5-4-3 derken olta birden fren yaptı. Ben yarı uyuklar durumdan birden tam uyanık hale geldim. Yüzümde gülücükler açtı ama balığı olta ile tarttığımda belli oldu ufak olduğu. Balık direnemeden geldi kıyıya. Taşların arasındaki boşluktan aldım içeri. Saat 03:40
İlk bakışta "hmm hiç fena değilmiş" desem de balığı düzgünce elime aldığımda bu düşüncemden vazgeçtim. Hemen fotoğraf faslına geçtim. Karanlıkta olabildiğince bir selfi çektim, bir de taşın üstünde çekim yaptım.
Balığı büyüsün de gelsin diyerek salmaya karar verdim. Bu anı da video ile belgeleyeyim istedim ama ortamın karanlığı, yalnız oluşum gibi nedenlerle başarılı bir çekim olmadı. Balığı bıraktığımda sersemlediğini görünce de çekimi durdurup telefonu emniyete aldıktan sonra balığı suda ileri geri yüzdürerek canlandırdım ve özgürlüğüne kavuşturdum.
Daiwa Saltiga Minnow 1141
Balığı da salmanın huzuruyla başladım yeniden atıp çekmeye. Ara ara sahte değiştirirken geçen bir saatten biraz daha fazla zamanda yine hayaller sonraki atışlara, olmazsa sonra ki günlere kalacak şekilde atıp atıp çekiyorum. Daha önce bir kaç defa denememe rağmen sonuç alamadığım bir sahteyi takarak devam ederken birden balık yine bindi oltama.
Duygular yine birinci balıkla aynı. Oltayı çekerken hissettiğim ağırlık da aynı.. Belli ki bu da küçük.
Bu sefer balığı kamışla tartarak kayaların üzerinden kaldırıverdim.
Daiwa Bone
Boy ilkiyle hemen hemen aynı. Yine bir selfi, yine bir taş üstü fotoğrafından sonra video işine de yeltenmeden saldım gitti özgürlüğüne.
O gece sabah suyu da dahil olmak üzere attım durdum daha saatlerce. Gün aydınlandığında çok daha küçüklerinin taş altlarına saklandığını gelen sahteye hamle yapmak isterlerken gördüm. Kısa bir süre de bu hareketlerle eğlenip bugün başka balık alamayacağım diyerek toplanıp evin yolunu tuttum.
Sanırım bu sene en kötü senem. Yaz levrekleri kış levrekleri kadar atak ve bol değiller. Umarım İstanbul'a dönmeden makul boyda bir levrek kandırabilirim..
Peşinde olan herkese rast gelsin..
Kamış: Daiwa Lateo ML 2,40 7-35 gr
Makine Shimano Vanquish 3000
ip: Berkley 0,15