İlk defa bireysel bir rapor açıyorum, daha önce ortak konularda bazı paylaşımlarım oldu ama bu sefer böyle olsun istedim 🙂
Bu arada belirteyim Haziran başından beri tüm yaz hemen hemen her hafta sonu Foça’daydım. Ve Cumartesi/Pazar fark etmeksizin olta attım. Bir levrek, bir ispendek, bir tane de zargana kandırabildim. Hatta ispendek o kadar küçüktü ki, neredeyse kullandığım rapala kadardı… Tabi çok zaman kaybetmeden suya iade edildi…
Cumartesi günü saat kurmadan saat 5.30 gibi uyandım, bir gün önceden de biliyorum hava pek iyi değil, rüzgar var. Bir yanım kalk git diyor, bir yanım aslında uyusam ne güzel olur diyor 🙂 Yine de üşenmedim, bir heves kalktım. Böyle olduğu zamanlarda “ levrek beni çağırıyor “ diyorum ve gerçekten de çağırıyor. Tam sabah güneşi kendini göstermişti ki, genç bir canavar başladı çekiştirmeye misinayı. Kalama cayır cayır… Tamam dedim kendi kendime; kaç haftanın acısı çıkıyor, bu balık tam istediğim gibi… Derken iskeleye yaklaştıkça anladım ki gençliğin enerjisi ile bu kadar güçlüymüş 🙂 Balığı iskeleye aldım, bir ince fotoğrafını çektim. Fazla suyun dışında fazla tutmamak için boyunu ölçmedim ama tahminimce 30 cm. biraz üzeriydi. Onu suya iade ettim. Kahvaltıya yetişmek için fazla zorlamadan eve geri döndüm…
Pazar günü yine sabahtan kalktım ama bu sefer hem hava daha kötü, hem de benim canım çok istemiyor J Neyse kendi kendime telkinle ( levrek bekler 🙂 ) tekrar yollandım deniz kenarına. Bu sefer çok fazla balıkçı vardı ortamda ama kuru kalabalık 🙂 Yine atmaya ve boş çekmeye devam… Hava aydınlandı, hatta güneş ısıtmaya başladı. Güneş parlamaya başladığından çakarlarının güzel olduğunu düşündüğüm ama normalde pek kullanmadığım bir sahteyi taktım oltamın ucuna. Tabi hemen martıların dikkatini çekti önce J Bir martıdan kaçırırken biraz hızlı sardım oltayı, sonra martı peşini bıraktı ve yaklaşık iki metre sonra bir anda kamışın ucu sarsıldı. Bu sefer belli ki bir önceki balıktan daha çok güçlü ama bir yandan aman diyorum dün hayal kırıklığı oldu bugün olmasın 🙂Yavaş ama emin sarımlarla balığı kıyıladım, ve hep yaptığım hatayı yaparak balığı yine misinayla kaldırdım iskeleye. Ve bu sefer hayal kırıklığı demeyelim ama buruk bir sevinç oldu, çünkü o kadar mücadele eden balık yine tahmin ettiğimden küçük çıktı. Uzun zamandır nispeten küçük balıkları yakaladığım için güç karşılaştırmayı unutmuşum diyelim veya yaz başında aldığım yeni makinamın etkisi 🙂 Balık 43 cm, 760 gr geldi. Kiloluk bile değilmiş ama 3 kiloluk balık heyecanı yaşattı kerata…
Yine de oldukça zevk aldım ve umarım yerken de aynı keyfi alırım.
Takım bilgisi aşağıdaki gibidir ;
Kamış : Daiwa Bg Seabass 2,44 cm. 7 – 28 gr.
Makine : Daiwa Caldia 3000 Lt
İp : Lotus Pro 0,16
Sahte : İma Pugachev's Cobra ( Kırmızı Kafa )
Bu arada belirteyim Haziran başından beri tüm yaz hemen hemen her hafta sonu Foça’daydım. Ve Cumartesi/Pazar fark etmeksizin olta attım. Bir levrek, bir ispendek, bir tane de zargana kandırabildim. Hatta ispendek o kadar küçüktü ki, neredeyse kullandığım rapala kadardı… Tabi çok zaman kaybetmeden suya iade edildi…
Cumartesi günü saat kurmadan saat 5.30 gibi uyandım, bir gün önceden de biliyorum hava pek iyi değil, rüzgar var. Bir yanım kalk git diyor, bir yanım aslında uyusam ne güzel olur diyor 🙂 Yine de üşenmedim, bir heves kalktım. Böyle olduğu zamanlarda “ levrek beni çağırıyor “ diyorum ve gerçekten de çağırıyor. Tam sabah güneşi kendini göstermişti ki, genç bir canavar başladı çekiştirmeye misinayı. Kalama cayır cayır… Tamam dedim kendi kendime; kaç haftanın acısı çıkıyor, bu balık tam istediğim gibi… Derken iskeleye yaklaştıkça anladım ki gençliğin enerjisi ile bu kadar güçlüymüş 🙂 Balığı iskeleye aldım, bir ince fotoğrafını çektim. Fazla suyun dışında fazla tutmamak için boyunu ölçmedim ama tahminimce 30 cm. biraz üzeriydi. Onu suya iade ettim. Kahvaltıya yetişmek için fazla zorlamadan eve geri döndüm…
Pazar günü yine sabahtan kalktım ama bu sefer hem hava daha kötü, hem de benim canım çok istemiyor J Neyse kendi kendime telkinle ( levrek bekler 🙂 ) tekrar yollandım deniz kenarına. Bu sefer çok fazla balıkçı vardı ortamda ama kuru kalabalık 🙂 Yine atmaya ve boş çekmeye devam… Hava aydınlandı, hatta güneş ısıtmaya başladı. Güneş parlamaya başladığından çakarlarının güzel olduğunu düşündüğüm ama normalde pek kullanmadığım bir sahteyi taktım oltamın ucuna. Tabi hemen martıların dikkatini çekti önce J Bir martıdan kaçırırken biraz hızlı sardım oltayı, sonra martı peşini bıraktı ve yaklaşık iki metre sonra bir anda kamışın ucu sarsıldı. Bu sefer belli ki bir önceki balıktan daha çok güçlü ama bir yandan aman diyorum dün hayal kırıklığı oldu bugün olmasın 🙂Yavaş ama emin sarımlarla balığı kıyıladım, ve hep yaptığım hatayı yaparak balığı yine misinayla kaldırdım iskeleye. Ve bu sefer hayal kırıklığı demeyelim ama buruk bir sevinç oldu, çünkü o kadar mücadele eden balık yine tahmin ettiğimden küçük çıktı. Uzun zamandır nispeten küçük balıkları yakaladığım için güç karşılaştırmayı unutmuşum diyelim veya yaz başında aldığım yeni makinamın etkisi 🙂 Balık 43 cm, 760 gr geldi. Kiloluk bile değilmiş ama 3 kiloluk balık heyecanı yaşattı kerata…
Yine de oldukça zevk aldım ve umarım yerken de aynı keyfi alırım.
Takım bilgisi aşağıdaki gibidir ;
Kamış : Daiwa Bg Seabass 2,44 cm. 7 – 28 gr.
Makine : Daiwa Caldia 3000 Lt
İp : Lotus Pro 0,16
Sahte : İma Pugachev's Cobra ( Kırmızı Kafa )