Bilgi aktarmak yorucu bir iş. Fazla uzatmadan şöyle bir toparlayıp bırakayım.
Birincisi otacı ile balıkçı arasında çok keskin bir çizgi var, benim kanaatimce. Kendimi hiçbir zaman balıkçı olarak görmedim. Ben bir olta balıkçısı, kısaca oltacıyım. Ben balık yemeği sevdiğimden değil, balığı ve ait olduğu tabiatı sevdiğimden balık yakalamaya giderim. O gün balık yakalayamamış olmak hiç bir gün üzüntü vesilesi olmamıştır. Oltacı bir gönül insanıdır; balıkta olmak onun için ruh alemini beslemenin bir yoludur sadece. Alelade bir balıkçıdan farklı olarak oltacı tabiatta seyir halindeyken belli etik kurallar silsilesine de tabidir...
Savaşçımıdır nedir, bahsi geçen belgeselin bir bölümüne ancak tahammül edebildim! Bu adamlar düpedüz ticari balıkçı! Bizim memlekette de örneklerine zaman zaman rastladığımız "hanzolukların" envai türlüsünü sergilediler. İzlediğim bölümde komşu adadan gelen misafir balıkçının üzerine yürüyüp dövmekle tedit etti öküz! Olacak şey mi! Sonra balık satmak amatör oltacılığın kitabında yazmaz. Balık satanı asla olta balıkçısı görmem, yiyebileceğinden büyük ya da fazlaysa geri salarsın...bitti. Yakaladığım balığa asla maddi değer biçmem, biçilmemelidirde. Yok şukadarlık makine, bu kadarlık kamış, balığın da kilosu şukadar olsa....iyi vallaha! Çok ayıp bu çok ayıp! Sonra herifler bir sürü güvenlik kuralını da çiğniyorlar, çoğu can yeleği bile giymiyor... Cesareti iyi bilirim, buna cesaret değil psikopat aptallığı denir...
Kayak Oltacılığı'na merak salan tüm arkadaşlara buradan duyurayım. Asla Amerika ve Hawai - ki hawai amerikaya ait zaten - meşeli videolara aldanmayın, izlemeyin ve asla özenmeyin. Yaptıkları çoğu uygulama "nasıl davranmamalısınız"ın bir gösterisidir. Zaten çoğu çekim yapılan alana tam teşekküllü bir tekneyle gider, avlanacağı noktada tekneden kayağa biner, avın her aşamasında tekneden destek alır, bir çoğunuz da "bu çekim yapılan nokta neden kayaktan yüksek" diye sormaz aldanırsınız...Aman diyim, aldanmayın arkadaşlar.
Eğer takip edecekseniz Avustralya ve Yeni Zellanda'lı kayak oltacılarını takip etmenizi salık veririm. İyi denizcidirler. Amerikalı gibi köylü kurnazı, cahil adamlar da değiller... Benim severek takip ettiğim Josh Holmes'in kanal bağlantısını ekliyorum. Bizim mangalda kül bırakmayan cesur teknecilerin rüyasında görse kabus diyeceği "1000 Km. yola" kayak ve yelkenle gider, balık tutar, yiyeceğinin ötesini öper sever geri salar. Adamdır...
https://www.youtube.com/user/yakabout
Hemen hangi sonar, hangi olta gibi sorular somak en büyük yanlıştır. Denizcilik bilmeden kayağa binip açığa çıkılmaz. Temel ekipmanları tedarik etmeden kullanmayı öğrenmeden büyük balık tutmak tehlikelidir. Kayak üzerinde beş kilonun üzerinde ağırlığa sahip herangi bir avcı karakterli balığı zaptetmek tecrübe ister. Yoksa oltanıza düşmüş altı kiloluk bir sırtıkara can havliyle sudan sıçrayıp size çarptığında neler olabileceğini bilen biri olarak sizin yaşamanızı hiç istemem... Hayatınızın en güzel hatırası olabileceği gibi en acı hatırası da olabilir.
Buradan çıkarılacak sonuç korkarak hareket etmeniz gerektiği değildir. Aksine acele etmeden, tecrübe kazandıkça, ne yaptığınızı ve yapacağınızı bilerek zamanla açıklara çıkmayı, büyük balık kovalamayı düşünmenizdir. Zaten ne yaptığını bilen insan için korku diye bir şey söz konusu değil bildiğiniz gibi.
Nasıl başlamanız gerektiğine dair öncelikli bilgileri zaten ilk iletimde yazdım. Devamını merak eder ve doğru soruları sorarsanız kalanına da ufaktan değinirim.
Saygılar...