Mezgit ve Dil Filetomuz PANGA

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan Horozbina
  • Başlangıç Tarihi Başlangıç Tarihi

Horozbina

Daimi Üye
Kayıt
18 Oca 2012
Mesaj
2,270
Tepki
3,451
Ödül
113
Şehir
Tekirdağ / İstanbul / Ören
Kimileri çiftlik balığı yememeye özen gösterir. Sanki yediklerinin tamamı insan tarafından yetiştirilmemiş gibi. Bugün besinlerimizin denizden çıkarılanlar hariç tamamını biz besi çiftliklerinde, tarlalarda, seralarda yapay gübre, hormon katkısıyla ve hastalık ve zararlılardan korumak için böcek ilacı, mantar önleyici zehirler katkısıyla yetiştiriyoruz. Üstelik bu canlıların tamamı ya kültüre alınmış ya da son 30 yıldır genleriyle oynanmış canlılar.


Çözüm ise yok, böyle yapmazsak 7 milyarı aşmış insan açlıktan yok olur.

Dünyanın büyük bölümünü kaplayan denizlerin, insan tarafından talan edilmesi doğal yaşamın tükenmesi karaların başına gelenden daha uzun sürdü ve hala denizlerden doğal besin toplama sürüyor. Ancak deniz canlılarını da üretmeye başladık. Bunun da oranı yakalananları geçti.

Deniz canlılarının yetiştirilmesi denizlerdeki yaşamın yok olmaması için devam edip arttırılmalıdır. Ancak bunları denizlere zarar vermeden ve yetiştirilen besinlerin sağlımızı bozmayacak kalitede olması önemli.


Bizde yetiştirilen balıkların yanında ithal yetiştirme canlılar da uzun süredir pazarda.

Yetiştirme çipura ve levrek balıkçılarda denizden çıkma olarak satılmakta, granyozlar Karadenizden gelme, sinarit mercan ise kimsenin aklına çiftlik işi olup olmadığı gelmeden sofralara ulaşıyor.
Bizde henüz ahtapot yetiştiriciliği henüz başlamadı. İspanya bu çok hızlı gelişen canlının yetiştirilmesinde çok ilerledi.


Bugün dünyanın en kirlenmiş nehri olan Mekong’da yetiştirilen Pangasianodon hypophthalmus, Migros, Metro, Kipa gibi büyük marketlerde Panga ismiyle satılmasına rağmen balıkçılarda ve restoranlarda mezgit ve dil balığı fletosu olarak satılıp yiyenlerin sindirim sisteminde dolaşmakta.

Civa kurşun gibi en ölümcül ağır metalleri içeren bu yetiştirme balıkları birçok Avrupa ülkesi ise yasaklamış durumda.

Modern yöntemlerle temizlenip paketlenmesine bakmayın, yetiştirilme ortamı berbat.

 
Bülent abi hosgeldin balıklar lağım dan temizlemede titizler galoş eldiven bone hepsi var ağzımın tadını iyi bozdun sabah sabah 🙂
 
Ben de bilmeden bir kere yemiştim.
Sonra süpermarkette paketli halini görüp menşeini okuyunca yıldırım hızıyla uzaklaşmıştım.
Tatlı su balığıyla işim olmaz, yetiştirmesiyle hiç olmaz, uzakdoğudan gelenin yanına bile yaklaşmam.. 🙂
 
Ayranla güzel gitmişti yaw 😀 Bir kere arkadaşlar ayran balık yaptıydıkda ben ondan söylediydim. Neyse yemeyiz bizde...
 
Sarı ırk ve yedikleri malum. Benden uzak olsun.
 
Oo herkes buradaymış. Ne zaman oldu hatırlamıyorum benim bilgisayar şaraptan sonra rakı içince nalları dikti.
Bu aletler alkole karşı çok dayanıksız, bizim gibi değil.
Yenisini de almadım. Bu nedenle çok rahat ettim, bilgisayarsız hayatın süper olduğunu söyleyebilirim.
Telefondan birkaç kez foruma girdim o kadar.

Neyse, akvaryumcularda köpek balığı ismiyle satılan yayın akrabası balığın plastik bir tadı ve görünümü var.
Ayıklanıp dondurulmuş haliyle 3 lira olan fiyatı, bizim tezgahlara ulaşınca 20 lirayı buluyor.

Selim isminde bir arkadaşa beş dakikada yenecek duruma getirip alkollü ayran ile yedirdim. Çok beğendiğinden bana birkaç lokma kalmıştı.

Hızlı büyüdüğünden, ayrıca İstanbul'un toplu taşıma araçları yoğunluğunda ortamlarda hareketsiz kalınca verimli, dolayısıyla yetiştirilmesi ucuza mal olan bir ürün.
Ayrıca yetiştirildiği sularda sadece sifondan gelenler olmayıp direk nehre bırakılan insan dışkıları, onlar için ikinci bir besin kaynağı.
Ve bunların kirliliği sanayi atıklarından daha önemsiz.
Bizim Haliç'i de balık çiftliğine dönüştürme fikri akıllara henüz gelmemiş, geç kalınmış bir durum.
Havuzlar üzerine kurulacak ücretsiz genel helalar ile bunun gibi verimli bir tür bulup bu işe başlamak lazım.
 
Bu arada bu panga akvaryumcularda kopekbaligi ya da pengasus olarak satilan balik.
 
Back