Öncelikle katılan tüm beyefendilere katılımlarından ötürü teşekkür ederim. Çok büyük bir katılımcı sayısına ulaşılmamış olsa dahi memleketin farklı köşelerinden, farklı bireylerin gözlemlerinin neredeyse tamamen aynı yönde oluşu bende, sayının artması ile sonucun değişmeyeceği kanaatini oluşturduğundan sonuçları paylaşmayı uygun buldum.
İkinci olarak bu minyatür deneye konu mankenliği yapan arkadaşları tanıtmak isterim. Kendileri Duel marka Hardcore serisi TT Lipless 115F MD modeli olup ‘SCIW’ renk kodundadırlar. Anlayacağınız üzere her ikisi de birebir aynı. Katılımcıların fotoğraftan doğan, perspektif ve ışık kaynaklı yanılsamalarını dikkate almadım. Zira bunların konuyla ilişkisi yoktu. Yine de daha dikkatli fotoğraflamam gerekirmiş… Sahte balığımıza dönersek; renk itibarı ile başarılı bir ‘çomak balığı’ taklidi olup, kendisiyle lambuka, yazılı orkinos, deniz turnası, akya(salınmıştır) ve bir iki çinekop (salınmıştır) yakaladım. Aşağı yukarı %70 civarında görenin saldırdığı bir sahte.
Gelelim neden bu konu başlığını açtığıma: ben genellikle sahte yemlerimi seçerken fiziksel özelliklerini (boy, ağırlık, dalma derinliği, yapısal sağlamlığı gibi.) rengini (büyük oranda aydınlık periyotta avlandığımdan bölgemde bulunan yemlik balıkları iyi taklit edebilmiş mi?) ve yüzüşünü ( bunu tabii ki avlanırken deniyorum, balık aldıysa hemen stok…) değerlendiriyorum. Gelgelelim bugüne kadar göz detayına dikkat ederek sahte seçtiğimi hiç hatırlamıyorum.
Sahte seçimlerim üzerinde kafa yorarken, geçmişten bugüne iş yapan sahte balıklarımın çoğunda 6mm ile 15mm arasında realistik (gerçekçi) gözler kullanılmış olduğuna dikkat ettim. Bunun üzerine acaba göz detayına sahip olmadığı halde başarılı olmuş bir sahteye “bir de realistik göz eklersem başarı oranını yükseltebilir miyim?” diye düşündüm. Bu modifikasyonu bir dahaki seferimde mutlaka deneyeceğim ama bir de klavye başında başka bir avcı/toplayıcı tür üzerinde denemek istedim. Anlayacağınız üzere bu avcı/toplayıcı tür bizleriz.
Elbette…sahip olduğumuz sıradışı bilinç sayesinde fotoğraftaki nesnenin bizler için kovalanacak/yenecek bir canlı olmadığının farkındayız, bu sebeple avcı güdülerimizi doğrudan harekete geçirmeyebilir. Yine de bilinçaltımızda bir yerlerde en temel dürtülerimizi hafiften dürtebilecek, en önemlisi de balık sevdalısı her balıkçının gördüğü zaman sahip olmak, takım çantasına koymak isteyeceği kadar güzel bir sahte olduğu fikrime sizler de katılırsınız sanırım.
Şahsi tecrübelerim de ilkel güdülerimin ve duyularımın herhangi avcı karakterdeki hayvandan pek farklı bir mekanizmaya sahip olmadığı yönündedir. Şöyle ki balıkla görsel temaslarımda eğer mesafe uzunsa ilk önce ‘parıltı’ dikkatimi çekiyor. Balık yaklaştığında ya da yakın bir mesafede rastlaştığımızda ise her zaman ilk önce gözlerini görüyorum. Dolayısı ile bu herkes için geçerli mi değil mi merak ettim ve bu minyatür deneyi uyguladım.
Bilimsel olmaktan ziyade mantıksal bir yaklaşımla değerlendirmeye çalıştığım sonuçlar şöyle:
Katılımcıların %100’ü ilk önce iğne kompozisyonunun farklı olduğunu gördü,
Katılımcılardan üstteki sahtedeki realistik gözlerin alttakinden farklı olduğunu görenlerin %20’si gözlerin farklı olduğunu renkle ilgili detaylardan sonra üçüncü sırada gördüler. Kalan %80 ikinci sırada gözleri farketti.
Katılımcıların %18’i gözlerin farklı olduğunu göremedi.
Gözleri fark etmeyen azınlığın detaylara önem vermeyen, hedeflerine ya da olaylara bütüncül yaklaşan karakterde kimseler olduklarını tahmin ediyorum.
Diğer yandan büyük çoğunluğun göz detayını fark etmesi kuşkusuz teorimi kanıtlamasa da destekler nitelikte bence. Bir daha balığa çıktığımda bu göz detayını bir de balıklara soracağım, bakalım onlar ne diyecekler…
İyi şanslar dilerim.