Burak Kızılırmak
Daimi Üye
Iki yıl önce keşfettiğim yaşadığım yere çok yakında olan korunmuş bir çay vardı özellikle Şubat mart ayında ve eylül ekim ayında bayagi verimli avlar yaptığım bir tatlısu avlağıydı.
Göçmen kuşların cirit attığı kurbağaların vrak vrak sesleriyle şenlendirdıği, su tavuklarının yaban ördeklerinin suyun üzerinde yüzdüğü, su yılanlarının kafalarını çıkartıp çıkartıp kaçtığı, kaplumbağaların suyuna içinde oynadığı, dere balıklarının ve iri boyutlarda sazanların olduğu bir yerdi hatta bir seferinde 7 kg ramlik bir sazan bile yakadiğım bir yerdi.
Gecen ekim ayında son avımda 2 tane 50 ve 60 cmlik aldığım son iki sazandan beri uğrayamadığım bir yerdi. Bugün av yasağı başlamadan havalarında güzelleşmesiyle birlikte sabah saat 9 da kalktığında güneşin güzelliğine dayanamayıp kendimi saat 10 gibi avlakta buldum.
Her şey çok güzeldi ancak avlakta oltalari mi attığım anda o bölgeye Muş'tan gelmiş hayvancılıkla uğraşan göçer ailelerin çobanı geldi koyunlarını otlatmaya çıkarıyordu. Hoş geldiniz dedi. Balık için geldiğimizı anlayınca abi geç kaldınız barajın kapaklarını açmışlardı. Atatürk barajindan sene de iki 3 defa su bitakiyorlar diyebiliyordum bu çaya. Bü haber sevinir gibi olduğum anda ikinci cümlesi peşinden geldi.
Biz 2 hafta önce ağ gerdik tam şuraya. 2 günde 400 500 tane balık aldık dedi. Ben şok oldum ne diyeceğimi bilemedim. Çok canım sıkıldı ama diyecek birşey bulamadım. Ağzımdan bir cümle çıktı ; Abi yasak dedim ağ ile avlanıyorsan bu ticari balıkçılıktır. Adam bana biz kendimiz yemek için alıyoruz dedi. Hemen kendini savundu ve arkasını dönüp gitti. Forumdan abimiz Eşref abi aradi o sırada konuştum durumu anlattım. Tabi henüz daha durumun ne kadar ciddi olduğunun farkında bile değildik daha ne kadar büyük bir katliam yapabilirler düşünememiştik.
Çok canım sıkılmıştı. Avlaği uzunlamasina gezdim. Oltalara tık demiyordu balık. Öğle üzeri oradaki çadırlardan bir kadin ve bir adam daha geldi. Biz balıkları ağla aldık hocam dedi. Oltalarimi göstererek bunlar ne diye sordu elektrik mi veriyorsunuz suya dedi. Muhtemelen hayatında hiç olta görmemişti.
Nr elektiriģı dedim bunlar tek kanca var dedim. Yav bunla balık mi yakalanır dedi. Biz almıştık neyseki dedi. 3 gün önce buraya geldiler 5 6 kişi dedi Ellerinde Jeneratör ile ve buraları hep gezidler suya elektrik verdiler ne kadar balık varsa hepsi suyun üzerine çıktı hepsini alıp gittiler dedi.
Sok şok şok oldum ciddi mi dedim evet dedi.
Ağız dolusu küfür edesim geldi. Edemedim kadının yanında. Zaten suda hayat belirtisi yoktu çok durağan ne bir kurbağa ne bir yilan söyleyemek söz kalmadı. Buyur ettiler hocam buyrun çay demeyelim dediler. Hayır dedim biz de zaten gidiyoruz. Topladım takimlarimı küfreden küfrede ama yapacak bir şey yoktu. Bundan sonra da avlağim gidemeyeceğim.
Çok üzgünüm ama nafile.
İnsaliktan nasibini almamış bir yer burası. Aç gözlü inşanlarla dolmuş bir yer. İyice nefret ediyorum artık.
Ufak tefek demeden bütün balıkları geçiyorum balıkları sudaki diğer bütün canlıları tek kelimeyle katlediyorlar.
10 yıldır balık aviyla uğraşıyorum. Bir sürü yer gezdim. AmA ama ama ama
Şanlıurfa da cok sey öğrendim nisan mayıstà yasak sezonda balıklar kıyıya yumurtalarını bırakmak için gelince Tüfekle evet bildiğiniz pompalı tüfekle büyük anaç balıkları yumurtalarını bırakmadan vurularak avlandığını.
Muhtelif zamanlarda suya elektrik verilerek şu da hayat namına bir şey bırakılmadığını...
Yazık yazık yazık.
Böyle insanlık olmaz bunu yapanlar insan olamaz. Malesef hala armizada bu kadar cani ve katil var diyecek söz kalmadi artık yorum sizin.....
Son olarak avlağin bir fotoğrafı artık tarih oldu.
Son gidşimizden bir hatıra özçekimi bırakıyoruz geriye.

Göçmen kuşların cirit attığı kurbağaların vrak vrak sesleriyle şenlendirdıği, su tavuklarının yaban ördeklerinin suyun üzerinde yüzdüğü, su yılanlarının kafalarını çıkartıp çıkartıp kaçtığı, kaplumbağaların suyuna içinde oynadığı, dere balıklarının ve iri boyutlarda sazanların olduğu bir yerdi hatta bir seferinde 7 kg ramlik bir sazan bile yakadiğım bir yerdi.
Gecen ekim ayında son avımda 2 tane 50 ve 60 cmlik aldığım son iki sazandan beri uğrayamadığım bir yerdi. Bugün av yasağı başlamadan havalarında güzelleşmesiyle birlikte sabah saat 9 da kalktığında güneşin güzelliğine dayanamayıp kendimi saat 10 gibi avlakta buldum.
Her şey çok güzeldi ancak avlakta oltalari mi attığım anda o bölgeye Muş'tan gelmiş hayvancılıkla uğraşan göçer ailelerin çobanı geldi koyunlarını otlatmaya çıkarıyordu. Hoş geldiniz dedi. Balık için geldiğimizı anlayınca abi geç kaldınız barajın kapaklarını açmışlardı. Atatürk barajindan sene de iki 3 defa su bitakiyorlar diyebiliyordum bu çaya. Bü haber sevinir gibi olduğum anda ikinci cümlesi peşinden geldi.
Biz 2 hafta önce ağ gerdik tam şuraya. 2 günde 400 500 tane balık aldık dedi. Ben şok oldum ne diyeceğimi bilemedim. Çok canım sıkıldı ama diyecek birşey bulamadım. Ağzımdan bir cümle çıktı ; Abi yasak dedim ağ ile avlanıyorsan bu ticari balıkçılıktır. Adam bana biz kendimiz yemek için alıyoruz dedi. Hemen kendini savundu ve arkasını dönüp gitti. Forumdan abimiz Eşref abi aradi o sırada konuştum durumu anlattım. Tabi henüz daha durumun ne kadar ciddi olduğunun farkında bile değildik daha ne kadar büyük bir katliam yapabilirler düşünememiştik.
Çok canım sıkılmıştı. Avlaği uzunlamasina gezdim. Oltalara tık demiyordu balık. Öğle üzeri oradaki çadırlardan bir kadin ve bir adam daha geldi. Biz balıkları ağla aldık hocam dedi. Oltalarimi göstererek bunlar ne diye sordu elektrik mi veriyorsunuz suya dedi. Muhtemelen hayatında hiç olta görmemişti.
Nr elektiriģı dedim bunlar tek kanca var dedim. Yav bunla balık mi yakalanır dedi. Biz almıştık neyseki dedi. 3 gün önce buraya geldiler 5 6 kişi dedi Ellerinde Jeneratör ile ve buraları hep gezidler suya elektrik verdiler ne kadar balık varsa hepsi suyun üzerine çıktı hepsini alıp gittiler dedi.
Sok şok şok oldum ciddi mi dedim evet dedi.
Ağız dolusu küfür edesim geldi. Edemedim kadının yanında. Zaten suda hayat belirtisi yoktu çok durağan ne bir kurbağa ne bir yilan söyleyemek söz kalmadı. Buyur ettiler hocam buyrun çay demeyelim dediler. Hayır dedim biz de zaten gidiyoruz. Topladım takimlarimı küfreden küfrede ama yapacak bir şey yoktu. Bundan sonra da avlağim gidemeyeceğim.
Çok üzgünüm ama nafile.
İnsaliktan nasibini almamış bir yer burası. Aç gözlü inşanlarla dolmuş bir yer. İyice nefret ediyorum artık.
Ufak tefek demeden bütün balıkları geçiyorum balıkları sudaki diğer bütün canlıları tek kelimeyle katlediyorlar.
10 yıldır balık aviyla uğraşıyorum. Bir sürü yer gezdim. AmA ama ama ama
Şanlıurfa da cok sey öğrendim nisan mayıstà yasak sezonda balıklar kıyıya yumurtalarını bırakmak için gelince Tüfekle evet bildiğiniz pompalı tüfekle büyük anaç balıkları yumurtalarını bırakmadan vurularak avlandığını.
Muhtelif zamanlarda suya elektrik verilerek şu da hayat namına bir şey bırakılmadığını...
Yazık yazık yazık.
Böyle insanlık olmaz bunu yapanlar insan olamaz. Malesef hala armizada bu kadar cani ve katil var diyecek söz kalmadi artık yorum sizin.....
Son olarak avlağin bir fotoğrafı artık tarih oldu.

Son gidşimizden bir hatıra özçekimi bırakıyoruz geriye.

Son düzenleme: