Surf casting avcılığı (Deneyimlerim, merak edilenler)

BALIKDENiZDE

Daimi Üye
Kayıt
8 Mar 2024
Mesaj
526
Tepki
506
Ödül
103
Yaş
44
Şehir
İzmir
GİRİŞ: Balıkçılık Bir Tüketim Değil, Bir Arayıştır


Denizin karşısına geçip o ilk oltayı suya fırlattığınız anı hatırlıyor musunuz? Rüzgarın
yüzünüze vurduğu, misinanın makineden boşalırken çıkardığı o ince ses ve ardından gelen o
büyük sessizlik... Balıkçılık, dışarıdan bakanlar için sadece bir kova balık yakalama işi
gibi görünebilir. Oysa elinde oltayla o sahilde saatlerce, bazen sabahlara kadar bekleyenler
için bu, suyun altındaki gizemli dünyayla kurulan çok derin bir bağdır.
Bu rehberi, sadece balık türlerini veya iğne numaralarını alt alta sıralamak için
hazırlamadım. Yeri geldiğinde İzmir ve Çeşme kıyılarının o iyot kokulu rüzgarında saatlerce
vuruş beklediğimiz, yeri geldiğinde dostlarla omuz omuza surf casting kamışlarını
savurduğumuz tecrübelerin birikimi olarak kağıda döküyorum.
Bazen en iyi takımlarla, en taze yemlerle gidersiniz ve deniz size hiçbir şey vermez.
"Neden?" diye sorarsınız. Nasip kapanmış gibi hissedersiniz. Oysa deniz bazen balık değil,
sabır verir. Kendinizle baş başa kalma fırsatı, dalgaların sesiyle arınma şansı verir. İşte
elinizde tuttuğunuz bu rehber, hem suların altındaki o bereketi yakalamanın teknik
yollarını, hem de oltanın ucunda hiçbir şey olmadığında bile o anın tadını çıkarmanın
felsefesini barındırıyor.
Doğru merayı okumaktan, iğne seçimine; hedef balığın huyundan, havanın dilini anlamaya
kadar bildiğim, ustalarımdan öğrendiğim ve bizzat sahada test ettiğim her detayı burada
bulacaksınız. İster ilk defa olta tutacak olun, ister yıllarını bu işe vermiş bir usta...
Bu sayfalarda denizin tuzunu hissedeceksiniz.
Rastgele dostlar, iğneniz keskin, nasibiniz bol olsun.

BÖLÜM 1: KIYI BALIKÇILIĞI VE SURF CASTING TEMELLERİ
Kıyı balıkçılığı, denize karşı verilen sabır dolu bir satranç oyunudur. Hele ki işin içine
dalgaları aşmak, yemi metrelerce uzağa ulaştırmak ve akıntıyla mücadele etmek giriyorsa,
bu oyunun adı "Surf Casting" (Sörf At-Çek) olur. Kumsaldan, dalgaların kırıldığı noktanın
çok daha ötesine, balıkların beslenme meralarına ulaşmayı hedefleyen bu disiplin, sadece
kaba kuvvet değil, ciddi bir teknik ve doğru ekipman uyumu gerektirir. Suların altındaki
ziyafet sofrasına yemi doğru sunabilmek için önce elimizdeki gücü tanımalıyız.

1.1. Doğru Kamış Seçimi: Kolunuzun Uzantısı
Surf kamışları, sıradan kıyı kamışlarından farklıdır. Uzunlukları, esneklikleri ve
fırlatma kapasiteleri tamamen yemi uzağa taşımak ve dalga boyunu aşmak üzere
tasarlanmıştır.
• Uzunluk ve Boy Uyumu: Surf kamışları genellikle 3.90 metre ile 4.50 metre arasında
değişir. Eğer boyunuz 1.75m ve altındaysa veya dar, arkası kayalık alanlarda atış
yapıyorsanız 3.90m - 4.00m kamışlar size daha iyi kontrol sağlar. Açık kumsallardan atış
yapıyorsanız ve önünüzde aşmanız gereken yüksek dalgalar varsa 4.20m ve 4.50m kamışlar,
omuzdan aldığınız gücü kamışın ucuna çok daha iyi iletir ve yemi fırlatır.
• Atar Değeri (Casting Weight): Bu, kamışın kırılmadan fırlatabileceği kurşun ağırlık
aralığıdır. Ege'nin akıntılı veya rüzgarlı meralarında en çok tercih edilen aralık 100-250
gram arasıdır. Sakin havada çipura veya mırmır bekliyorsanız 100-125 gramlık bir kurşun
işinizi görürken, lodos veya poyraz varsa yemi dipte sabit tutmak için 150-200 gram
kurşunlara çıkmanız gerekir.
• Uç Yapısı (Hassasiyet): İki tip uç vardır. "Tubular" (İçi Boş) uçlar daha serttir,
rüzgarı daha iyi yarar ve ağır kurşunları rahat fırlatır. "Solid" (Dolgu) uçlar ise çok
daha hassastır. Nazlı balıkların vuruşlarını okumak için idealdir ancak çok ağır
kurşunlarla abanarak atış yaparken kırılma riski taşır.

1.2. Doğru Makine Seçimi: Güç Merkezi
• Kafa Boyu (Makara Büyüklüğü): Surf makinelerinde 6000, 8000, 10000 kafa boyları
kullanılır. Kafa ne kadar büyükse, sarılan misina o kadar geniş spiraller halinde boşalır
ve sürtünme azalır. Surf için en ideali "Sığ Kafa" (Shallow Spool) denilen, misinanın
derine gömülmediği, konik yapılı kafalardır.
• Devir Oranı (Gear Ratio): Surf casting'de düşük devirli (örneğin 4.1:1 veya 4.3:1)
makineler kraldır. Düşük devir, yüksek tork (çekiş gücü) demektir. Ucunda 200 gram
kurşun ve iri bir sargoz olan takımı çekerken makinenin dişlilerinin zorlanmaması ve sizi
yormaması için düşük devir şarttır.
• Kalama (Drag) Sistemi ve Tuzlu Su Koruması: Büyük balık kıyıya yaklaştığında son bir
can havliyle dibe fişekler. O an makinenizin kalama sistemi ipi pürüzsüzce vermelidir.
Ayrıca Ege'nin tuzu acımasızdır; makinenin rulmanlarının paslanmaz çelik olması ve su
geçirmez contalara sahip olması ömrünü belirler.

1.3. Misina Seçimi: Suyla Aramızdaki İletken
• Örgü (İp - Braid) Misinalar: Surf casting'in can damarıdır. Esneme payları sıfıra
yakındır. 100 metre ilerideki balık yeme en ufak bir dokunuş yaptığında, o titreşimi
anında hissedersiniz. Ana bedende genellikle 0.12 mm ile 0.18 mm arası 4 veya 8 örgü
tercih edilir.
• Şok Lideri (Shock Leader): İp misinalar esnemez olduğu için atışın patlama gücüne
dayanamayıp kopabilir. Bu yüzden ip misinanın ucuna, atış yükünü çekecek kalınlıkta
(0.28 mm - 0.40 mm), iki kamış boyu uzunluğunda sağlam bir naylon veya fluorocarbon
misina düğümlenir.
• Fluorocarbon (Görünmez) Misinalar: Işığı kırma indisi suya çok yakın olduğu için
neredeyse görünmez olurlar. Özellikle suyun cam gibi berrak olduğu avlarda, iğnenin bağlı
olduğu köstekleri mutlaka fluorocarbon misinadan yapmalıyız.

1.4. İğne ve Kurşun: Son Temas Noktası
• İğne Seçimi: Çipura, Sargoz gibi yemi ağzında ezip kırmak isteyen güçlü çeneli
balıklarda "Çapraz İğneler" (1, 2, 3 numara dövme iğneler) etkilidir. Mırmır veya Levrek
gibi yemi emerek alan balıklarda ise sülünez ve boru kurdunun doğal görünmesi için "Düz
ve Uzun Palalı" iğneler kullanılır.
• Kurşun Seçimi: Kumluk meralarda yemi uzağa fırlatmak için "Armut/Damla", Ege'nin patlak
havalarında dip akıntısının şiddetli olduğu anlarda takımın sürüklenmesini engellemek için
"Çapalı/Tırnaklı" kurşunlar hayat kurtarır.

BÖLÜM 2: DENİZİN ZİYAFET SOFRASI (YEM BİLGİSİ VE SUNUM SANATI)
Balıkçılıkta en büyük yanılgı, balığı kandırdığımızı düşünmektir. Oysa denizdeki hiçbir
canlı kanmaz; sadece doğal olana, alışkın olduğu tada ve doğru sunuma tepki verir.
Dünyanın en pahalı kamışına da sahip olsanız, o yemi iğneye metalin soğukluğunu
hissettirecek kadar özensiz veya bayat takarsanız, deniz size sadece beklemeyi öğretir.
Bu bölümde, Ege ve Akdeniz sularında kıyı balıkçılığının bel kemiğini oluşturan yemleri
sadece isim olarak değil; karakterleri, canlı tutulma yöntemleri ve iğneye bir sanat eseri
gibi kakoşlandıklarıyla birlikte inceleyeceğiz.

2.1. Kurtlar (Annelida) Grubu: Denizin Joker Kartları
Deniz kurtları, kıyı balıkçılığında hemen her tür balığın menüsünde mutlaka yer alan,
asla "hayır" denemeyen joker yemlerdir. Fosforlu yapıları ve yaydıkları yoğun koku, en
bulanık ve çalkantılı sularda bile balığı kendilerine çeker.
• Boru Kurdu (Tüp Kurdu): * Karakteri: Kumlu diplerde kendi salgısıyla oluşturduğu ince
uzun bir tüpün içinde yaşar. Koyu kırmızı/kahverengi rengi ve kesildiğinde bıraktığı yoğun
sıvısıyla tam bir koku bombasıdır.
• Saklama Koşulları: Canlı kalması esastır. Nemli gazete kağıdına sarılı halde,
buzdolabının sebzelik bölümünde veya strafor bir kutuda, buz kasetine direkt temas etmeden
serin bir ortamda 2-3 gün dayanır.
• Sunum Sanatı: Kesinlikle parça parça koparılıp iğneye yığılmaz. Özel "yem şişi"
kullanılarak kurdun tüm vücudu boylu boyunca dizilir. İğne ucu şişe dayanır ve kurt
zedelenmeden palaya (iğne sapına) kaydırılır. Kurdun iğneden taşan ucu, suyun içinde
kıvranarak hareket etmeli ve balığı tahrik etmelidir.
• Sülük Kurdu (Kırmızı Kurt / Çamur Kurdu): • Karakteri: Boru kurduna göre çok daha ince,
uzun, narin ve kıpır kıpır bir yapıdadır. Özellikle mırmır ve küçük boylu çipuraların
(lidaki) favorisidir. Dere ağızlarındaki çamurluk alanlardan çıkarılır.
• Sunum Sanatı: Çok narin oldukları için ince telli ve uzun palalı (sinek iğne tarzı)
iğnelere, dikkatlice baştan sona doğru dizilerek takılır. Suda çabuk dağılabildiği için
atışlarda sert abanmalardan kaçınılmalıdır.
• Batan (Kore) Kurdu): • Karakteri: İthal olarak gelen, son derece dayanıklı, sert yapılı
ve bol ayaklı bir kurttur. Fosfor oranı çok yüksektir. Özel toprağıyla haftalarca canlı
kalabilir.
• Sunum Sanatı: Sert yapısı sayesinde iğneden kolay düşmez. Küçük harami balıkların
(isparoz vb.) saldırılarına karşı boru kurduna göre çok daha dirençlidir, bu da onu uzak
atışlar (surf casting) için ideal kılar.

2.2. Sert Kabuklular: Trofe Avcılarının Seçimi
Güçlü çeneli balıkların (Çipura, Karagöz, Sargoz) asıl menüsünü bu grup oluşturur.
Hedefiniz "trofe" yani o bölgenin en iri balığıysa, kurtlardan ziyade bu sert yemlere
yönelmeniz gerekir.
• Sülünez (Solen Vagina): • Karakteri: İzmir ve Çeşme kıyılarının değişmez efsanesidir.
Jilet gibi düz bir kabuğun içinde yaşayan, beyaz-sarımtırak etli bir canlıdır.
• Sunum Sanatı: Kabuk kırılıp içindeki et çıkarılır. Yumuşak kısımları iğneye dikiş diker
gibi ("s" çizerek) birkaç kez batırılıp çıkarılır. İğnenin ucu mutlaka sülünezin siyahımsı
kafa kısmına denk getirilmelidir ki sert atışlarda yem sıyrılmasın. Harami balık çoksa,
sülünezi avdan bir gün önce hafifçe tuzlayarak etini sertleştirmek akıllıca bir taktiktir.
• Madya (Deniz Salyangozu): • Karakteri: Son derece kalın bir kabuğun içinde yaşayan, eti
sert ve lastiğimsi bir salyangozdur. Küçük balıkların kolay kolay koparamadığı tam bir
"büyük balık" mıknatısıdır.
• Sunum Sanatı: Kabuğu bir çekiçle, içindeki ete zarar vermeden kırılır. Etin uç kısmındaki
sert, tırnaksı kapak kesilip atılır; koku yayması için bağırsak kısmı üzerinde bırakılır.
İri çapraz iğnelerle etrafında döndürülerek derinlemesine saplanır.
• Yengeç: • Karakteri: Merada "yem dayanmıyor" şikayetinin tek ilacıdır. Sadece güçlü
çenesi olan trofe balıkların kırabileceği seçici bir yemdir. Tercihen 1 TL veya 5 TL
büyüklüğünde, yumuşak kabuklu olanlar seçilir.
• Sunum Sanatı: Yengeci canlı tutmak hayati önem taşır. İğne, yengecin en arkadaki yüzme
bacağının eklem yerinden hafifçe sokulup, kabuğun kenarından ucu çıkarılarak takılır.
Göbeğinden delinen yengeç anında ölür.

2.3. Canlı Yemler (Teke ve Mamun): Doğal İllüzyon
Levrek, Eşkina ve Minekop başta olmak üzere, suların altındaki avcı balıkların en doğal ve
karşı koyamadıkları besin kaynağıdır.
• Teke (Canlı Karides): • Karakteri: Sığ, otluk ve kayalık bölgelerde yaşayan şeffaf
karideslerdir. Gözleri karanlıkta fosforlu gibi parladığı için gece avlarında (özellikle
Eşkina ve Levrek) mucizeler yaratır. Pilli hava motoru olan geniş bir kovada canlı
tutulmaları şarttır.
• Sunum Sanatı: İnce telli, uzun palalı iğnelere takılır. İğne, tekenin kuyruk
yelpazesinin altındaki son boğumdan, sadece incecik kabuğun altından geçirilerek takılır.
Böylece teke saatlerce yüzmeye devam eder.
• Mamun (Çamur Karidesi): • Karakteri: Tekeye göre daha iri, kahverengimsi ve kabuğu daha
serttir. Çamurlu bölgelerden çıkarılır. Ege sularının en popüler ve avcı yemlerinden
biridir. Nemli talaş içinde serin yerde saklanır.
• Sunum Sanatı: İğne kuyruk altından sokulur ve karnından ucu çıkacak şekilde, yemin doğal
"C" şeklindeki kıvrımını bozmadan dikkatlice saplanır.

BÖLÜM 3: MERA OKUMA, HAVA DURUMU VE EVRELERİ
En pahalı takımlara ve en taze yemlere sahip olabilirsiniz ama denizin dilini
konuşamıyorsanız, balık tutmanız tamamen tesadüflere kalır. Bazen "Bugün nasip yokmuş,
balık vurmadı" deyip eve döneriz. Oysa balık oradadır; sadece hava basıncı düşmüştür,
rüzgar yanlıştır veya ay ışığı onu ürkütmüştür. Usta bir balıkçı, oltasını suya atmadan
önce gökyüzünü, rüzgarı ve dalgaların kırılma noktasını okuyan kişidir.

3.1. Rüzgarın Fısıltısı: Lodos ve Poyraz
Ege kıyılarında avlanıyorsanız, rüzgar sadece havayı değil, suyun altındaki yaşamı da
yönetir.
• Lodos (Güneybatı): Denizi karıştırır, dipteki kumu ve tortuyu havalandırır. Bu
bulanıklık, balıklara saklanma ve avlanma cesareti verir. Özellikle Sargoz, Karagöz ve
Levrek lodosu çok sever. Lodos arkası patlak havalar, sörf (surf casting) avcıları için
trofe zamanıdır.
• Poyraz (Kuzeydoğu): Suyu soğutur ve genellikle denizi çarşaf gibi düz, cam gibi berrak
yapar. Berrak suda balık son derece şüphecidir. Misinanın kalınlığını, iğnenin parlamasını
anında fark eder. Poyrazlı havalarda Mırmır ve Çipura alınabilir ancak takımların
(özellikle kösteklerin) çok ince ve görünmez (fluorocarbon) olması hayati önem taşır.

3.2. Ay Evreleri: Gece Avının Şifreleri
Denizdeki tüm canlıların biyolojik saati ayın hareketlerine ayarlıdır. Ayın çekim gücü,
gelgitleri ve dolayısıyla balıkların beslenme periyotlarını doğrudan etkiler.
• Yeni Ay (Karanlık Geceler): Gökyüzünde ayın görünmediği zifiri karanlık geceler, iri
balıkların kıyıya en çok sokulduğu, kendilerini güvende hissettikleri zamanlardır.
Levrek, Minekop ve Eşkina avı için en verimli dönemdir. Fosforlu yemler (boru kurdu) ve
teke karanlıkta mucizeler yaratır.
• Dolunay: Denizin içi spot lambasıyla aydınlatılmış gibi olur. Eğer su berraksa ve rüzgar
yoksa, balıklar gölgelerini saklayamayacakları için çok ürkek davranır ve derinlere
çekilirler. Ancak dolunaylı gecelerde hafif bir çırpıntı (rüzgar) varsa, suyun yüzeyi
yakamoz yapar; ışığın kırılmasıyla balık rahatlar ve av vermeye başlar.

3.3. Basınç ve Su Sıcaklığı
Balıklar soğukkanlı canlılardır. Su sıcaklığındaki 1-2 derecelik ani bir düşüş bile
onların metabolizmasını yavaşlatır ve ağızlarını kilitler. Fırtına öncesi atmosfer
basıncının düştüğü anlar, balıkların "Kötü hava geliyor, karnımı doyurup yuvama
çekilmeliyim" içgüdüsüyle yeme çılgınca saldırdığı anlardır. Ancak fırtına koptuktan ve su
aniden soğuduktan sonra günlerce vuruş alamayabilirsiniz.

3.4. Merayı "Okumak": Nereye Atmalıyız?
Sahile indiniz, önünüzde kilometrelerce uzanan bir deniz var. Oltayı nereye
fırlatacaksınız? Sadece olanca gücünüzle uzağa atmak marifet değildir; doğru noktayı
bulmak gerekir.
• Geçiş Bölgeleri (Ekotomlar): Kumluk alanın bitip kayalıkların veya erişte tarlalarının
başladığı o sınır çizgileri, balıkların otobanıdır. Balıklar bu sınırlarda devriye gezer.
Oltanızı tam bu kesişim noktalarına düşürebilirseniz, vuruş alma ihtimaliniz katlanarak
artar.
• Beyaz Su (Köpük): Dalgaların kayalara veya sığlıklara çarpıp kırıldığı, suyun köpürdüğü
noktalar oksijence çok zengindir. Dalga, ufak yengeçleri ve karidesleri sersemletip bu
köpüklerin içine katar. Avcı balıklar (Sargoz, Levrek) bu köpüklerin hemen altında, ağızları
açık sofraya düşecekleri bekler.
• Çeken Akıntı (Rip Akıntısı): Kumsallarda dalgaların kıyıya vurduktan sonra denize doğru
geri döndüğü, suyun renginin genellikle daha bulanık olduğu ve dalga tepelerinin
kırılmadığı o dar koridorlar... Burası balıkların besin bulmak için beklediği doğal bir
taşıma bandıdır. Kurşununuzu bu akıntının içine veya hemen kenarına oturtmalısınız.

BÖLÜM 4: EGE VE AKDENİZ'İN HAKİMLERİ (REHBERİ)
Denizin dilini ve yemin doğasını anladıktan sonra, sıra suların altındaki o büyük
karşılaşmaya gelir. Her balığın bir karakteri, bir avlanma saati ve iğnedeki yeme
yaklaşma tarzı vardır. Hedef balığınızın huyunu suyunu bilmezseniz, dünyanın en iyi
merasında bile oltanız boş kalır. Bu bölümde, sularımızın en sevilen ve uğruna en çok uykusuz
kalınan türlerini, onların alışkanlıklarını ve av taktiklerini inceleyeceğiz.

4.1. Çipura (Alyanak): Ege'nin Hırçın Kraliçesi
Kıyı balıkçılarının, özellikle de Ege sularına olta atanların en büyük rüyasıdır. Çipura,
çok güçlü çenesi ve inanılmaz mücadeleci yapısıyla bilinir. Oltanıza bindiğinde, o sert
kafa atışlarını ta omuzunuzda hissedersiniz.
• Karakteri ve Beslenme: Çipura bir dip balığıdır ve tam bir kabuklu düşmanıdır. Yengeç,
midye, sülünez ve madya en sevdiği menüdür. Yemi bütün olarak yutmaz; önce güçlü çenesiyle
ezer, kırar ve içindeki eti alır.
• Mera ve Zaman: Gündüzleri derinlerde gezinirken, gece karanlığında veya lodos arkası
bulanık sularda kıyıya iyice sokulur. Eriştelik (deniz çayırı) alanların bitip kumluk veya
kırmalık (ufak taşlık) alanların başladığı geçiş noktaları en sevdiği devriye
güzergahlarıdır.
• Av Taktiği: Çipura yemi ezerken oltanın ucunda sert ve kesik kesik vuruşlar görürsünüz.
Tasmalama (oltayı çekerek iğneyi oturtma) yapmak için acele etmemek, balığın yemi ağzına
tam almasını (kamışın ucunun kalıcı olarak eğilmesini) beklemek gerekir.
• İğne ve Takım: Çenesi çok kuvvetli olduğu için ince tel iğneleri kağıt gibi ezip
kırabilir. Mutlaka kısa saplı, kalın telli, dövme çapraz iğneler (örneğin 1, 2 veya 3
numara) kullanılmalıdır. Gece avlarında takımın (özellikle kösteklerin) fluorocarbon
olması başarı oranını artırır.

4.2. Levrek: Köpüklü Suların Hayaleti
Levrek, kıyı avcılığının en zeki, en kurnaz ve en şüpheci balığıdır. Onu yakalamak bir
şans değil, tamamen bir satranç oyunudur. Pırıl pırıl, çarşaf gibi bir denizde levrek
yakalamak neredeyse imkansızdır; o, kaosu sever.
• Karakteri ve Beslenme: Levrek bir pusu avcısıdır. Denizin patlak olduğu, dalgaların
kıyıya vurup suları köpürttüğü, suyun bulandığı zamanlar onun avlanma saatidir. O
köpüklerin arasına gizlenip, dalganın sersemlettiği küçük balıkları (gümüş, isparoz, kefal
yavruları) avlar.
• Mera ve Zaman: Dere ağızları, tatlı suyun denize karıştığı noktalar, liman içleri ve
dalgaların patladığı sığ kumsallar (beyaz su) levreğin mutfağıdır. Özellikle şafak vakti
ve gün batımında çok aktiftir.
• Av Taktiği: Merada mutlak sessizlik şarttır. Suyun içine ışık tutmak veya kıyıda gürültü
yapmak sürüyü anında dağıtır. Canlı yem (teke, canlı gümüş balığı, sülünez) veya bütün
takılmış yaprak yemler (sardalya filetosu) çok etkilidir.
• İğne ve Takım: Levrek yemi vakumlayarak (emerek) bütün yutar. Bu yüzden uzun palalı, düz
ve keskin iğneler tercih edilmelidir. İri bir levrek yakalandığında çok sert kafa atar;
kalama ayarınızın (makine freninin) kusursuz çalışması misinanın patlamaması için hayati
önem taşır.

4.3. Mırmır: Kumlukların Sürü Gezgini
Mırmır, adını sudan çıkarıldığında çıkardığı homurtu benzeri sesten alır. Kumluk meraların
en keyifli ve en bereketli avlarından biridir. Çoğunlukla sürüler halinde gezerler, bu
yüzden meraya girdiklerinde ardı ardına vuruş almak çok olasıdır.
• Karakteri ve Beslenme: Burnunu kuma sokarak eşinir ve kumun içindeki kurtları, küçük
kabukluları çıkararak beslenir. Gündüzleri daha derinlerde, gece karanlığında ise
beslenmek için kıyıya çok yakın sığlıklara kadar sokulur.
• Mera ve Zaman: Tamamen kumluk veya ince çakıllı sahiller mırmırın evidir. Gece
avlarında, denizin sakin veya hafif çırpıntılı olduğu zamanlar en yüksek verimi verir.
• Av Taktiği: En sevdiği ve hayır diyemeyeceği yem tartışmasız boru kurdu ve sülük kurdudur.
Sülünez ve sülük de iş yapar. Yemi alırken nazlıdır, küçük tırtıklamalarla başlar. İğneyi
hissettiği an yemi bırakabilir.
• İğne ve Takım: İnce, uzun palalı ve çok keskin iğneler (örneğin 4, 5, 6 numara sinek
veya düz iğneler) mırmır için idealdir. Takımınız ince ve hafif olmalı, kurşun kuma
gömülmemelidir.

4.4. Karagöz: Kayalıkların Zeki Kabadayısı
Karagöz, Ege ve Akdeniz kıyılarının oltacıların en çok peşine düştüğü ama bir o kadar da
yakalaması ustalık isteyen balıklarından biridir. Adını iri ve belirgin gözlerinden alır.
• Karakteri ve Beslenme: Oldukça şüpheci ve kurnaz bir balıktır. Yemi gördüğünde hemen
atlamaz, etrafında döner, süzer ve ufak ısırıklarla test eder. Kayaların üzerindeki
midyeleri, yengeçleri ve küçük karidesleri (teke) kırarak beslenir. Çenesi ve dişleri
inanılmaz derecede kuvvetlidir.
• Mera ve Zaman: Kumluk meralardan ziyade, midye yataklarının olduğu kayalık, taşlık,
kırmalık bölgeleri ve iskele ayaklarını mesken tutar. Gündüz suyu bulanıksa veya hava
karardığında iri boyları (takoz karagöz) kıyıya iyice sokulur.
• Av Taktiği: Sessizlik ve görünmezlik esastır. Yem olarak sülünez, madya, boru kurdu ve
canlı teke vazgeçilmezidir. Yemi iğneye takarken iğne ucunu çok iyi gizlemek gerekir;
iğnenin metalini hissederse yemi anında tükürür.
• İğne ve Takım: İnce telli iğneleri rahatlıkla kırabilir veya düzeltebilir. Siyah
renkli, kısa saplı, kalın telli ve sağlam dövme iğneler (örneğin 2, 3 veya 4 numara)
kullanılmalıdır. Takımın kayalara takılma riski yüksek olduğundan, kurşun bedeni
kösteklerden daha ince tutularak, takılma anında sadece kurşunun kopması hedeflenmelidir.

4.5. Sargoz (Baltabaş): Beyaz Köpüklerin Savaşçısı
Karagöz ailesinden olan sargoz, yapı olarak karagöze çok benzese de karakter olarak ondan
çok daha agresif ve hırçındır. Özellikle kafasındaki dik ve sivri yapısıyla (baltabaş)
dikkat çeker.
• Karakteri ve Beslenme: Sargoz tam bir "beyaz su" (köpüklü su) aşığıdır. Fırtınalı
havaların, lodos ve poyrazın ardından denizin çalkantılı olduğu anlarda sürüler halinde
meraya girerler.
• Mera ve Zaman: Surf casting ile uzak atışlarda, kayalık döküntülerin bittiği ve kumluk
alanın başladığı o geçiş bölgeleri ile dalgaların kayalara çarpıp suyu köpürttüğü, oksijeni
bol noktalar sargozun av sahasıdır.
• Av Taktiği: Yem ayırmaz; boru kurdu, sülünez, midye, yengeç ve hatta sardalya
filetosuna bile sert vuruşlar yapar. Vuruşu karagöz gibi nazlı değil, doğrudan yemi alıp
kaçma eğilimindedir.
• İğne ve Takım: Sert ve hırçın yapısından dolayı sağlam takımlara ihtiyaç vardır.
Fluorocarbon köstekler görünmezlik sağlarken, çapraz ve keskin dövme iğneler tasmalama
oranını artırır. Oltayı vurdurduğu an tasmalama yapılmazsa, yemi saniyeler içinde çalıp
iğneyi boş bırakabilir.

4.6. Minekop ve Eşkina: Gece Sularının Gölgeleri
Görünüşleri ve avlanma karakterleri birbirine çok benzeyen bu iki tür, kıyı balıkçılığının
gece mesaisini sevenler için birer trofe (ödül) niteliğindedir. Kafa kısımlarındaki taş
(otolit) ile bilinirler.
• Karakteri ve Beslenme: Her iki tür de ışığı sevmez, gündüzleri kayaların kovuklarında
veya derinlerde saklanıp, güneş battıktan sonra avlanmaya çıkarlar. En sevdikleri besinler
canlı teke (karides), boru kurdu ve yengeçtir.
• Mera ve Zaman: Eşkina daha çok iri kayalıkları ve mendirek taşlarının aralarını
severken; minekop, kayalıklarla kumlukların birleştiği bölgelerde, derin sularda gezinir.
Gece avı şarttır.
• Av Taktiği: Şamandıralı takımlarla canlı teke kullanarak kayalıkların hemen önünde
eşkina aranabilir. Minekop için ise surf kamışlarla uzak atışlar yapılarak, kumluk/taşlık
geçişlerinde dip takımıyla beklenir. Vuruşları tok ve ağırdır. Yemi aldıklarında hemen
yuvalarına (kayaların arasına) dönme eğiliminde oldukları için, vuruşu aldıktan sonra
balığa hiç boşluk vermeden, hızla dipten ve kayalardan yükseltmek gerekir.
• İğne ve Takım: Ağız yapıları geniştir ve yemi emerler. Bu yüzden geniş ağızlı, sağlam ve
düz palalı iğneler tercih edilmelidir. İğne saplarına takılacak minik fosforlu boncuklar,
yemin dikkat çekiciliğini artırabilir.

BÖLÜM 5: EGE'NİN ÖZEL MİSAFİRLERİ: KAFADANBACAKLILAR (HEM AV, HEM YEM)
Ege ve Akdeniz kıyılarında sular soğumaya başladığında, meraların hakimleri değişir.
Kamışların ucundan ağır kurşunlar çıkarılır ve yerini renkli, karidese benzeyen sahte
yemler (zokalar) alır. Kalamar, sübye ve ahtapot, sularımızın en zeki ve en lezzetli
canlılarından olmalarının yanı sıra, iri balıkları yakalamak için kullanabileceğiniz en
dirençli ve en verimli yemlerin de başında gelir.

5.1. Mürekkebin Gizemi: Kalamar ve Sübye Avcılığı (Egi Sistemi)
Kalamar ve sübye avı, bekleme değil bir aksiyon avıdır. Bu canlıları yakalamak için iğneye
yem takılmaz; "Egi" adı verilen, üzeri kumaş kaplı, fosforlu ve kuyruk kısmında şemsiye
şeklinde iğneleri olan özel zokalar kullanılır.
• Kalamar Avı ve Aksiyon: Kalamar, suyun orta ve üst kesimlerinde avlanan, son derece hızlı
ve agresif bir avcıdır. Zokayı fırlattıktan sonra dibe inmesini bekler, ardından kamışın
ucuyla sert ve seri vuruşlar (zıplatmalar) yaparak zokaya kaçan bir karides paniği
verirsiniz. Kalamar zokayı kollarıyla sardığında oltada bir ağırlık hissedersiniz. Bu an
tasmalama yapılmaz; sadece misinayı hiç boşluk vermeden, aynı hızda sarmak gerekir. Aksi
takdirde kalamar kollarını bırakıp kaçar. Gece avlarında ışık alan meralar (liman içleri,
sokak lambası vuran iskeleler) kalamarın toplanma alanlarıdır.
• Sübye Avı: Sübye, kalamara göre çok daha ağırkanlıdır ve tabana (kuma veya otluk alana)
yapışık yaşar. Zokanızı dibe indirdikten sonra sert zıplatmalar yerine, tabanda sürüyerek,
çok yavaş ve küçük hareketlerle çekmeniz gerekir. Sübye zokaya atladığında, oltanızın ucuna
bir poşet takılmış gibi ağırlaşır.

5.2. Bir Trofe Yemi Olarak Kafadanbacaklılar
Eğer hedefinizde dev bir Çipura, iri bir Sargoz, Trança veya Lüfer varsa ve "Küçük balıklar
yemimi anında bozuyor" diyorsanız, çözüm kafadanbacaklıların etindedir. Etleri inanılmaz
derecede lifli ve serttir; iğneden kolay kolay düşmez ve saatlerce suyun altında kalabilir.
• Sübye ve Kalamar Şeritleri: Taze sübye veya kalamarın etli gövdesinden, serçe parmağı
kalınlığında uzun şeritler kesilir. İğneye sadece uç kısmından bir veya iki kez dikiş diker
gibi saplanır. Geri kalan uzun kısım suda serbest bırakılır. Akıntıyla birlikte bu beyaz
şerit suda kıvranan bir balık yavrusu veya kurt gibi süzülür. İğneden sıyrılması neredeyse
imkansızdır. Gece avlarında beyaz ve fosforlu yapısıyla uzaklardan bile balığın dikkatini
çeker.
• Püskül (Kafa) Kısmının Kullanımı: Sübye ve kalamarın kafa kısmı (kolları), bütün olarak
iri iğnelere takıldığında tam bir trofe avcısıdır. Kolların suyun içindeki doğal hareketi,
avcı balıkların hayır diyemeyeceği bir silüet oluşturur.
• Ahtapot Bacağı: Ahtapot bacağı, denizdeki en sert yemlerden biridir. Ancak direkt iğneye
takılmaz. İğneye takılmadan önce tahta bir tokmakla veya taşla iyice dövülerek liflerinin
kırılması ve etin yumuşaması (pamuk gibi olması) sağlanmalıdır. Aksi halde balık yemi
ağzına alsa bile iğne o sert eti yarıp balığın damağına geçemez. Dövülmüş ahtapot bacağı,
özellikle Ege'nin derin sularında irili ufaklı her türlü dip balığı için eşsiz bir
ziyafettir.

SONSÖZ: DENİZİN BİZE ÖĞRETTİKLERİ VE DOĞAYA SAYGI
Bu rehberin son sayfasına geldiğinize göre, artık denizin dilini okumaya, rüzgarın
fısıltısını duymaya ve suyun altındaki o büyük yaşamla doğru bağı kurmaya hazırsınız
demektir. Doğru iğneyi bağlamayı, doğru yemi seçmeyi ve merayı okumayı öğrendik. Ancak en
büyük ustalığın, teknik bilgiden ziyade "doğaya saygı" olduğunu asla unutmamalıyız.
Bizler o kumsallara, o kayalıklara denizin sahibi olarak değil, sadece birer misafir olarak
gidiyoruz. Deniz bazen çok cömerttir, kovanızı doldurur; bazen de o kadar nazlıdır ki, en
iyi takımlarınıza rağmen size sadece dalga seslerini dinletir. O boş dönülen günlerde
denize küsmek yerine, "Bugün nasibimde suların huzurunu dinlemek varmış" diyebilmek,
gerçek bir balıkçının olgunluğudur.
Unutmayalım ki bu denizler, bu balıklar bize miras kalmadı; onları çocuklarımızdan ve
geleceğimizden ödünç aldık.
• Limit altı (küçük) balıkları incitmeden suya iade etmek,
• Avlandığımız merada bizden önce bırakılmış çöpler olsa bile, ayrılırken orayı
bulduğumuzdan daha temiz bırakmak,
• Sadece ihtiyacımız kadarını alıp, gerisine "rastgele" diyebilmek...
İşte suların altındaki o bereketi, o nasibi açık tutacak olan asıl tılsım budur.
Denizle olan bu yolculuğumuz burada bitmiyor. Yeni meralarda, yeni maceralarda ve oltamızın
ucundaki o büyük heyecanlarda görüşmek üzere. Oltanız her daim gergin, iğneniz keskin,
nasibiniz ve bereketiniz bol olsun.
Rastgele dostlar...
- Büyük Balık Rehberi
 
Son düzenleme:
👏🏻👏🏻👏🏻👏🏻👏🏻👏🏻👏🏻👏🏻👏🏻👏🏻👏🏻👏🏻👏🏻👏🏻👏🏻👏🏻👏🏻
Usta tebrikler. Eline koluna sağlık.
Üniversitede ders niteliğinde okutulacak dolu dolu bir yazı. Satır satır sonuna kadar okudum.
Ama maalesef bizler hobimizin gerektirdiklerini, inceleliklerini araştırıp, deneyimleyip, okuyup öğrenmektense ihtiyacımız olana kitlenip hedefe nokta atışı yapmayı, daha çok seviyoruz.
inşallah okunur. Anlaşılır. Yinede sabrın için tebrikler.
 
Gerçekten etkileyici ve tecrübe dolu bir yazi ,balıkçılığa gönül veren bu hobiye başlayacaklar için klavuz olacak çok değerli bilgilerle dolu paylaşımınız dan dolayı sizi kutlarım.Tecrubelerinizi bizim ile paylaşmaya devam eder iseniz mutlu olurum.Kalin sağlıcakla

V2247 cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi
 
İstanbul'da ilk defa 1998 yılı sonlarında olta atmaya başlamıştım.
Kayınçomla birer kamış ve birkaç sarf malzeme alıp körlemesine başlamıştık.
Her gün yeni hüsranlar yaşadık, her gün yeni bir şeyler öğrendik ve ilk kamış ve makineleri alırken "kalite anlamında" ciddi kazıklandığımızın farkına vardık.
Sonraki alışverişimiz daha bilinçli şekilde yapıldı. Alba'nın getirdiği çelik-karbon sargı 3,90 kamışını aldık ve boğazda balık yakalamayı başardık.
Sonra surf kamışlar ülkeye girdi, spin kamışlar ortaya çıktı vs vs. Surf ve spin kamışlarla beraber yahoo gruplarda mail üzerinden balıkçılık grupları kuruldu. Bildiğimizi yazdık, bilmediğimizi yazandan öğrendik vs vs.
Şimdi gerekli tüm bilgilere anında ulaşmak mümkün.
Bilgilendirmeler için teşekkürler Rıfat. Toplu olarak tek noktada bulunması güzel.
 
👏🏻👏🏻👏🏻👏🏻👏🏻👏🏻👏🏻👏🏻👏🏻👏🏻👏🏻👏🏻👏🏻👏🏻👏🏻👏🏻👏🏻
Usta tebrikler. Eline koluna sağlık.
Üniversitede ders niteliğinde okutulacak dolu dolu bir yazı. Satır satır sonuna kadar okudum.
Ama maalesef bizler hobimizin gerektirdiklerini, inceleliklerini araştırıp, deneyimleyip, okuyup öğrenmektense ihtiyacımız olana kitlenip hedefe nokta atışı yapmayı, daha çok seviyoruz.
inşallah okunur. Anlaşılır. Yinede sabrın için tebrikler.
Özcan abim selamlar. Bizim oralarda bir laf vardır; Kör satıcının kör alıcısı vardır derler. 🙂 İllaki ihtiyacı olana ulaşacaktır ama evet, haklısın. Okumayı, araştırmayı, öğrenmeyi pek seven bir toplum değiliz. Aceleciyiz. Yeni nesiller düzeltir umarım bu eksikliklerimizi. Teşekkürler.
 
Gerçekten etkileyici ve tecrübe dolu bir yazi ,balıkçılığa gönül veren bu hobiye başlayacaklar için klavuz olacak çok değerli bilgilerle dolu paylaşımınız dan dolayı sizi kutlarım.Tecrubelerinizi bizim ile paylaşmaya devam eder iseniz mutlu olurum.Kalin sağlıcakla

V2247 cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi
Ben teşekkür ediyorum. Okumayı sevmeyenler için videolar ile de paylaşımlar yapıyorum. Takip etmek isterseniz; (link)
 
İstanbul'da ilk defa 1998 yılı sonlarında olta atmaya başlamıştım.
Kayınçomla birer kamış ve birkaç sarf malzeme alıp körlemesine başlamıştık.
Her gün yeni hüsranlar yaşadık, her gün yeni bir şeyler öğrendik ve ilk kamış ve makineleri alırken "kalite anlamında" ciddi kazıklandığımızın farkına vardık.
Sonraki alışverişimiz daha bilinçli şekilde yapıldı. Alba'nın getirdiği çelik-karbon sargı 3,90 kamışını aldık ve boğazda balık yakalamayı başardık.
Sonra surf kamışlar ülkeye girdi, spin kamışlar ortaya çıktı vs vs. Surf ve spin kamışlarla beraber yahoo gruplarda mail üzerinden balıkçılık grupları kuruldu. Bildiğimizi yazdık, bilmediğimizi yazandan öğrendik vs vs.
Şimdi gerekli tüm bilgilere anında ulaşmak mümkün.
Bilgilendirmeler için teşekkürler Rıfat. Toplu olarak tek noktada bulunması güzel.
Teşekkür ederim abim, elbette her zaman balık yakalayamıyoruz ama bize düşen, önce optimum şartları oluşturmak, sonrası elbette nasip. Gerek malzeme olsun, gerek takım bilgisi, gerekse de yemler vs her şey tamam olduktan sonra ve doğru zamanda doğru yere gitmek bilgi ve tecrübe, gerisi de kısmet. Selamlar Şeref abim.
 
Back