Tuzla - Pendik - Kartal - Maltepe - Kadıköy Hattı Bilgi Paylaşımı

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan hunter
  • Başlangıç Tarihi Başlangıç Tarihi
Tekrardan selamlar.

1 - 2) Bulunduğun konum özellikle kış aylarında çok güzel eşkina yapan bir konum. Uzun senelerdir kışları çok av yapmışlığım var orada. Ve zaten kışları işi bilen eşkinacılar oraya gelir. Biraz daha sağa yani Kadıköy'e doğru, plaja doğru kayarsan su çok sığlaşıyor. Takım bırakma riskin fazlalaşıyor. Kısacası konum doğru lakin mevsim olarak ufak balıklara denk gelme ihtimali de bir hayli fazla. 🙂

3 - 4) Şunu anlayamadım. Şamandıralı mı av yaptın? Çünkü orada kışları tek tük dip atan var lakin meranın zemini ve sığlığından ötürü mantıklı olan şamandıralı sistemdir. Şamandırayı dibe oturtarak, batmasını beklemek, battığı an saniye dahi kaybetmeden tasmalamaktır.

5) Evet deniz aşırı çekildiği zamanlar bile çok balık almışızdır orada. Örneğin 10-12 gün önce resmen evin salonu gibiydi. Eşim bile hayretler içerisinde kalmıştı. Su abartılı çekilmiş, deniz yok gibi bir şeydi. 🙂
Tuzla-Kalamış hattındaki 5-6 noktada sıkça gezip, haftanın 4-5 günü bu meralarda av ve gözlem yaptığım için bu aralar su ideal seviyesinde diyebilirim. Su açısından doğru zaman lakin yinelemekte fayda var ki, eşkina büyüklüğü açısından biraz sıkıntılı bir takvimdesin. Ufak boy balıkların şöyle de bir kötü yanı var, bir kez gelmeye başladıklarında birkaç minnak boyun ard arda gelmesi pek bir muhtemel oluyor maalesef.
 
Tekrardan selamlar.

1 - 2) Bulunduğun konum özellikle kış aylarında çok güzel eşkina yapan bir konum. Uzun senelerdir kışları çok av yapmışlığım var orada. Ve zaten kışları işi bilen eşkinacılar oraya gelir. Biraz daha sağa yani Kadıköy'e doğru, plaja doğru kayarsan su çok sığlaşıyor. Takım bırakma riskin fazlalaşıyor. Kısacası konum doğru lakin mevsim olarak ufak balıklara denk gelme ihtimali de bir hayli fazla. 🙂

3 - 4) Şunu anlayamadım. Şamandıralı mı av yaptın? Çünkü orada kışları tek tük dip atan var lakin meranın zemini ve sığlığından ötürü mantıklı olan şamandıralı sistemdir. Şamandırayı dibe oturtarak, batmasını beklemek, battığı an saniye dahi kaybetmeden tasmalamaktır.

5) Evet deniz aşırı çekildiği zamanlar bile çok balık almışızdır orada. Örneğin 10-12 gün önce resmen evin salonu gibiydi. Eşim bile hayretler içerisinde kalmıştı. Su abartılı çekilmiş, deniz yok gibi bir şeydi. 🙂
Tuzla-Kalamış hattındaki 5-6 noktada sıkça gezip, haftanın 4-5 günü bu meralarda av ve gözlem yaptığım için bu aralar su ideal seviyesinde diyebilirim. Su açısından doğru zaman lakin yinelemekte fayda var ki, eşkina büyüklüğü açısından biraz sıkıntılı bir takvimdesin. Ufak boy balıkların şöyle de bir kötü yanı var, bir kez gelmeye başladıklarında birkaç minnak boyun ard arda gelmesi pek bir muhtemel oluyor maalesef.

Selamlar.

3-4) 2 tane kamışla şamandıralı, dibe oturtarak attım ancak oltayı elimde tutmadım, balığın kendi tasmalanmasını beklemiştim. Bir dahakine sizin dediğiniz gibi deneyeyim.
5-) Peki gün içerisindeki gelgit akıntısı bakımından ideal bir durum var mıdır?

1747130332293.png


Örneğin bugün 21:30'da su gün içerisindeki pikine ulaşıyor, bu da 22:30 civarından sabah 3:45 civarına kadar kıyıdan açığa doğru nispeten hızlı akıntı anlamına geliyor. Bunun veya tersinin eşkinada etkisi var mı? Ya da akıntı olmaması ideal midir?

Yardımınız için tekrardan teşekkür ederim. Özellikle balığı anında tasmalamaya çalışmak önemli bir nokta gibi.
 
Samet Bey eşkina o kadar akıllı bir balık ki, 1-2 saniye içerisinde tasma yapmazsan kendini bir taş altı, kaya kovuğu vesaire gibi avcunun içi gibi bildiği ve güvende hissedeceği yere atar anında. O yüzden özellikle ilk 1-2 senemde hiç abartısız yüzlerce takımım gitmiştir, ahh aaahh. =))


Diğer konuya gelecek olursak, ben biraz muhafazakar avcıyımdır. Yani düşünün kimi zaman haftanın 6 günü av yapıyor olmama rağmen hala surf kamışı ve yemli metod harici farklı disiplinlere bulaşmamışımdır. O yüzden olsa gerek bu verdiğiniz veriler ve bilimsel göstergelere dair bir yorum yapabilme ihtimalim yok açıkçası. Bilgim yok.
Bu tarz sorulara benim gibi sahada gördüklerini - nacizane deneyimlerini aktaran ve bir nevi eski kafalı balıkçılar değil de, burada her konu ve her soruya mutlak suretle verecek bir cevabı olan, av konusunda kısıtlı ama yazma konusunda maharetli, kim bilir belki de kıymeti kerameti kendinden menkul bazı forum üyelerine sorabilirsin Samet hocam. 🙂


Olmadı beraber av yaparız ve beraber deneyimleriz. Ki bence en sağlıklı metod bu olsa gerek. İyi günler.
 
Selamlar hocam. Valla gerçekten çok iyi olur.

1-) Migrosun kadıköy tarafında, tam sivrilen yerde gece 23:00-04:00 aralığında av yaptık ve hiç hareket etmedik. Tam şurada "Caddebostan sahili" yazan, ragıp paşa köşkünün önündeki yerde, tam burunda:
126262 dosyayı görüntüle

Heralde 1-2 saat vuruş bile almayınca yer değiştirmemiz lazımdı ama üşendik.
2-) Hedef balık öncelikle eşkina, ama diğer taş balıkları da bizi mutlu eder.
3-) Takılmanın çok olduğu sığ meralarda daha az takıldığı söyleniyor pek çok yerde. Şamandıra kullanmaktan kaçınmak da istediğim için böyle bi işe giriştim. Ayrıca uzağa atmak için şamandıralı ikili takımlardan mantıklı geldi.
4-) 3 Olta attık. 2 oltada 2 köstekli (iğne açıklığı/genişliği 0,9 mm civarı, sazan iğnesi) , glow boncuklu, şamandıralı takımla teke attık. 1 Oltayla da 100 gram gezer kurşunla, 2-3 karış misina kalacak şekilde tek iğneyle teke attık. Takımların hepsini 0,35 mm monofilament misinayla ben sardım. Çift köstekli takımların boyu bir yarım kulacı azıcık geçiyordu, belki bunu uzatmam mantıklı olur. Görünürlüğü artırmak için glow boncuklara da ışık tutmuştuk.

Denizin aşırı çok çekildiği dönemde av yapma kısmını tam anlayamadım. Denizin gün içinde yükselip çekilmesinden ziyade denizin en sığ olduğu zamanlarda bile (mevsimsel olarak?) iyi av yapılabildiğini mi kastettiniz? Deniz de şu aralar aşırı sığ olmadığı için ideal bir zamandayız, doğru mu anlamışım?


buradan bostancıya doğru biraz daha giderseniz orada 1970li yıllarda kulüp 33 vardı. Bu yılların başında orada ağustos ayında ayın dolunay olduğu zaman tekneyle kıyıya yanaşıır ramazan pidesi boyunda karagözler tutardık. Orası kumluktu. Misina ucuna tek iğne ve o iğneye de yarım ay şeklinde kesilmiş kaşar peyrniri takar kuma yatırırdık. İskandil felan yoktu. O günleri yaşadıktan sonra İstanbul da artık balık yok diyorum. günümüz İstanbul da balıkçılığın zavallı günleri, gittikçe de kötüye gidiyor. Deniz o zamanlar bodrumu, marmarisi aratmazdı. O günlerde denize girdiğimiz yerlerden bu gün arabalar geçiyor, insanlar yürüyor. En kötüsü o günleri yaşamış olanlar için. O günleri yaşamamış olanlar hiç bilmediğinden onlar için değişen birşey yok.
Geçen sene kız kulesinin önüne gittim 50 sene önce yaptığım gibi karidesleri gazete kağıdı arasında buzdolabına koyarak kuruttum tek balık tutamadım. Halbuki 50 sene önce aynı yere aynı yemelerle gidip 10lu izmarit çaparisiyle kovaları doldururdum. Papuç gibi izmaritler çıkardı. Oradaki yol yoktu denizde arkadaki köşke kadar giderdi. Bir şehir ve doğa nasıl öldürülür hepsini adım adım izledik biz.
 
Bir şehir ve doğa nasıl öldürülür hepsini adım adım izledik biz.

Sinan Bey selamlar. Sizin kadar derin bir mazim olmasa da 1980 senesinden bu yana bu şehirde yaşayan birisi olarak alıntıladığım cümle ve biraz daha üzerinde yazmış olduğunuz birkaç cümle ile uzun senelerin sitemkar birikimine sözcü olmuş, acı ve bir o kadar hoş şekilde özetlemişsiniz. Saygılar.
 
Sinan Bey selamlar. Sizin kadar derin bir mazim olmasa da 1980 senesinden bu yana bu şehirde yaşayan birisi olarak alıntıladığım cümle ve biraz daha üzerinde yazmış olduğunuz birkaç cümle ile uzun senelerin sitemkar birikimine sözcü olmuş, acı ve bir o kadar hoş şekilde özetlemişsiniz. Saygılar.

Bu şehrin ne kadar eski halini yaşamış iseniz o kadar şanslısınız ve bugün de o kadar acı çekiyorsunuz demektir. 1980ler de tabii ki çok iyiydi.
80lerde ben Göztepe istasyonundan sabah Adapazarı trenine köpeğim ve tüfeğimle biner Derbent’de iner oradan dağa çıkar çulluk avlar akşama da Sapanca’ya inip dönüş treniyle eve gelirdim.
Özgürlük parkında çocuklar saka ve florya tutarlardı. Gökyüzüne bakınca atmacaları görürdünüz. Artık bu kuşlar şehire uğramıyorlar. Kayışdağı İstanbul’un en yakın keklik meralarından biriydi.
Beykoz meraları sülün avcılarının sık uğradığı yerdi. Boğazda Macar tabya güzel levrek avlarının yapıldığı meraydı.
İnsanlar hatıralarıyla yaşarlar. İyi hatıralar insanı geriye o mutlu günlere götürür ve ruh sağlığına da iyi gelir. Hatıralarınıza düşünerek, o anları yaşayan arkadaşlarınızla konuşarak ve en etkili ve güzeli ise yaşadığınız yerlerde tekrar bulunarak dönersiniz. İstanbul’da artık sizi hatıralarınıza götürecek hemen hemen hiçbir yer kalmamıştır. Ben çocukken babam beni şuraya götürürdü, annemle şu dükkana gider, arkadaşlarımla şurada yer içerdik diyemezsiniz o yerlerin hepsi ortadan kalktı, yıkıldı, yerlerine başka şeyler yapıldı, Yollar dahi değişti, bazıları kapandı yenileri açıldı. Kadıköy’deki boğa heykeli o kadar çok yer değiştirdi ki canlı bir boğa olsa hayatında bu kadar gezemezdi. İnsanların bütün hatıralarını sildiler. Şu anda ben çocukluğumun İstanbul’u değil başka bir şehirde yaşıyorum, değişmeyen bir ismi var. Yıllarca Edinburh’da yaşadım geçen gün youtubeda siyah beyaz 1960lı yıllarda çekilmiş bir film seyrettim. 60 sene önce şehir nasıl ise şimdi de aynı şekilde duruyor. Şehirin merkezinde en yeni binalar 150-200 seneliktir. Pimapen diye bir şey yoktur bütün kapı ve pencereler ahşaptır, pencereler 100 sene öncesinin mimarisine göre giyotin pencere olarak kapanır ve hiç kimse bunları değiştiremez. Gece sokaklarda gezdiğiniz zaman orta çağda geziyormuşsunuz gibi gelir. Avrupanın pek çok şehri böyledir. Kimse yıkıp dökmez değiştirmez. Bizde yeter artık duralım diyen yok.
 
Bezmi Alem karşısı an itibariyle dehşet istavrit yapıyor. Gelen telefonlara göre Koçtaş'a kadar her yer istavritten yıkılıyor.
Çaparilere 7'li 8'li balık gelmekte. Boylar muazzam irilikte.


Kader yüzümüze güldü bu akşam. Çok şükür vatanıma, milletime.
Çapari rengi turuncu, kırmızı ve tonları.
İyi ki çift kamış gelmişim. Neyse ben ava devam.
 
Pek ciddi olmasa da ara ara bu hafta balığa çıktım. Bostancı-Suadiye hattında akşamleyin yüzeyden beslenen kefallerin yanı sıra baltabaş/sivri karagözler, ispariler görebildim. Kefale hamur attığım 3 iğneli takıma yanlışlıkla bir izmarit takıldı, belki izmarit hedeflemek lazımdır. Yaşı küçük ama benden haylice usta olan bir kardeşimiz 1-2 kez zargana yakaladı. Dalga kıran içlerine midyeyle attığım takımlara geceleri belki 12-13 cmlik istavrit denk geldiği oldu, bunu normal yere atsak iyi istavrit alırız şeklinde yorumluyorum. 2 kez de eşkina denesem de misafirlerim olduğundan oltalara pek odaklanamadım. Attığım tekeler ya iğneden çalınıyor, ya da ben atarken/takarken bir hata yapıp tekeyi düşürüyorum. Bir de yavaş yavaş eşkinaya tek kişi iki olta atmanın mantıksızlığı iyice kafama yattı, çünkü hem yem israfı oluyor hem de pek etkili gözükmüyor.

Özet olarak her balığı yakalamaya çalışıp hiçbirinde pek başarılı olamadım. Denemeye devam.

Herkese rastgele.
 
Back