Latif bey, sizden yıllar sonra hakkımda olumlu bir kanaat içeren bir cümle okumak beni sevindirdi.
Aslında “bey” diye birbirimize hitap ettiğimize bakmayın biz epey eski tanışırız, aynı ortamda aynı amaç için tabiri caizse kılıç salladık, aynı forumculuk eğitimini aldık, aynı bilgiler ışığında paylaşarak kendimizi yetiştirdik, gece gündüz demeden bir amaç için toplantılar yaptık, ustamızda aynıdır, her nekadar ben kendisi ile fiziki olarak olta atma fırsatı bulamadıysam da oltacılık malzemeleri ve her balığa göre takım yapma konularında her detayı öğrendiğim sevgili Bahadır Çapar.. hatta ve hatta 5 yıl evvel bu mesleğe başlamamda dahi hem Bahadır’ın hem de Latif’in teşvikleri vardır. Sonrasında yüz yüze gelemeyişimizin bazı yanlış anlaşılmaları tamir edememesi sebebi ile ayrılıklar…
Bu konu altında aslında yazacak çok şey var ama kısaca bilmeyenler için birkaç kelam edeceğim.
Ben öğrendiklerim ile hiçbir zaman kısıtlamadım kendimi, sürekli daha iyisine çalıştım,hep araştırdım, yurtdışı forumlarda dahi yazıştım, tüm yenilikleri yalnız malzeme olarak değil teknik olarak da öğrendim. Hem tatlı su hem deniz oltacılığında işinin uzmanı markaların kullanıcılarını takip ettim, hangi malzemeleri nasıl kullandıklarını izledim, bizzat kendilerinden sorup öğrendiğim birçok bilinmeyeni de dostlarıma aktardım. Türkiye’de modern sazan avı malzemelerinin geliş tarihine bakınız, gerçek anlamda ilk defa, a dan z ye ben ithal ettim, hem de mucitleri olan orijinal ve dünya devi İngiliz markaları ile.
Shimano gibi bir markayı internetten ilk olarak kullanıcılara sunan da benim, sonrasında bu forumun önceki versiyonunda Shimano kamış makine ile rapor yazan ilklerdenim..sonraları levrekçiliğin popüler zamanları başladı, Üsküdar’a taşınmam ve bu forumdaki eski-yeni dostlarım, tüm güçleriyle bana hem açılışımda hem sonrasında çok destek olmuşlardır. O sıralarda ülkemize hiç gelmemiş yeni Catana spin kamışları ısrar üzerine sevgili Rasim Abi’ye ithal ettirmem, birkaç avda kullanmamızla birlikte, hem kamışta hem makinede kalitenin, oltacıya verdiği keyif fark edildi. Daha sonraları Üsküdar sahilinin kaliteyle tanışması..o yıllarda sadece Alivio surf kamışlar geliyordu, Beastmaster, Antares, Nexave, Speedmaster kamışları getirterek, sahilde oltacı dostlarımıza test ettirerek tanıştırdım, sonrasında surf makinelerin akıntıya yenik düşmesi ile Heavy Duty Spining leri önermem ile şimdilerde dostlarımızın çoğu en üst seviyelerde bu malzemeleri kullanarak keyifli avlar yapmaktalar.
Kandırıcılara gelince Lucky Craft, Ima markalarının 3 yıl süren inceleme, temsilcilik temasları sonrası, maddi imkanlar uymayınca, şimdiki ithalatçısı Okyanus Marine’e ısrar ederek hiçbir beklentim olmadan yeter ki ülkemize gelsin diye ithal ettirmem, buna keza Daiichi iğneleri (ki model seçimlerini bile sevgili Bahadır Çapar ile yapmıştık 6 yıl gibi bir zaman evvel ) ‘ni de aynı sebepten aynı ithalatçı ile irtibata geçirip ithal ettirdim.. ama şimdiki seçimlerini bilemem.
Hep paylaşımcı oldum, birçok ithalatçı firmanın kamış ve kandırıcı renk konusunda seçimlerinde katkıda, öneride bulundum, bu benim oltacılığımdan ve Türkiye de birçok avlakta olta atmamdan edindiğim tecrübelerim sayesinde oldu. Şimdilerde yine orijinal ve sadece kendi konusunda uzman markaların ürünleriyle ilgileniyorum, bu aslında yanlış ticaret, çünkü Türkiye de orijinal malzeme oltacımıza pahalı geldiğinden sadece taklitleri ve hiçbir orjini olmayan yapma, çakma malzemeler satılmakta.. lakin arz-talep böyle, kimseyi töhmet altında bırakmak istemem, bizim ülkemizin alım gücü bu, veya ucuz olsun nasıl olursa olsun görüşü ile hala bu malzemeler ithal edilmekte ve yıllarca da edilecektir. Artık bu tür malzeme bilgi paylaşımlarına da katılmıyorum, çünkü yıllardır aynı mevzuu efendim 20 tl lik takımla da aynı balığı tutuyorum, kasnakla da aynı balığı tutuyorum gibi bir sürü cevap.. bu arkadaşları gönülden tebrik ediyoruz aksini de iddia etmiyoruz da oltacılıktan keyif almak isteyen iyi malzeme kullanmak isteyenler var, onları oyuncakları gibi görenler, sevenler var, her ne kadar çok az bir yüzde olsa da var…bir malzeme soruluyor, ekonomik bilgiler ışığında krizlerden bahsediliyor, konu gerçek anlamda sonlanmıyor, arkadaşlar, keyfin maddi değeri yoktur, imkanı olan alır, olmayan parası kadarını alır, kimse ne alkışlar, ne de aşağılar, ne de zorla mal satar.
Bir mal yapma ise kar oranı belirsizdir yüzde 100 den tutun yüzde 400 kadar çıkar, ama orijinal ve global satılan kalitesi, işlevi dünya otoriteleri tarafından kabul edilmiş ürünlerde kar oranları düşüktür, vergisi çok tutar çünkü ihracatçısı gerçek bir firma olduğundan düşük beyan vermez, reel fiyatlar ile sevk eder, daha açık konuşayım bir Stella ‘dan yüzde 20 kar edemezsiniz, hadi ettiniz kaç tane satılır yılda..ayrıca 10.000 usd’a bir konteyner doldurabilirsiniz 250 usd’a gemiyle gelir, Orijinal malzemeden 10.000 usd’a 2 koli malı uçakla 1000 usd’a getirirsiniz.. bilip bilmeyen sazı eline alıyor, temcit pilavı gibi yurt dışı fiyatlar tartışılıyor..imkanı olan alabilir, olmayan ülkemize vergisi + yanında birçok maliyeti + toptan bayii satışı + perakende fiyatına almak durumunda..7 yıldır forumlardayım bu bir türlü anlaşılamadı gitti..
Şimdi asıl konuya geleyim. Sevgili Latif’in sorguladığı gibi, bu ürünler ülkeye neden gelmez konusuna uzun bir iç döküş ile cevap vermekteyim... bizim getirip yılda 50-70 tane satabildiğimiz bu özel malzemeleri, taklitlerini yaptırarak haftada 100 tane satanlardan dolayı gelmez..Bavul ticaretçileri , amcamdan veya yürüdü yürüyor gibi sitelerde 5 lira ucuza satar, alanlar da vergisiz, gidersiz haksız kazanca destek olurlar ve bilmezler ki bu kişiler ithalatçıdan 2 misli fazla kar etmektedirler.. gerçek ithalatçısından değil de 5 lira ucuz diye bunlardan satın alırlar...ithalatçı ne yapsın bu durumda..Hal böyleyken, ancak benim gibi kendi de oltacı olan ve her şeyden evvel kendi bu ürünleri kullanmaktan keyif alan ithalatçının gücü kadar getirerek rafına koyabileceği ürünlerdir.
Ben Patchinko’yu en fazla 1 usd ‘a yaptırıp 2 usd a TR ye mal edip, 12 usd ‘a satmayı çok iyi biliyorum..ama kendi kullanmayacağım bir malzemeyi sırf para kazanmak uğruna oltacılarımıza da sunmam, çünkü ben bu işi keyif için yapıyorum ve her alanımda olduğu gibi hobimde de orijinalden yanayım..Fuji konusuna değinmeden geçmeyeceğim, hala oltacımıza 80 TL’ye Fuji halkalı diye kamış satılıyor ve oltacımız da bunu Fuji diye alıyor..durum vahimdir..Fuji olsa ne olur olmasa ne olur ki bu ayrı bir konudur, ama pazarlama taktiğinde oltacımızın düştüğü duruma bakın..Fuji diye alıyor..Kerelerce yazdım hala kendi satış sitemin ana sayfasında resimli açıklamaları mevcut.
Açıkçası ben ticareti bilmiyorum 🙂 belki de bunları yapanlar en doğrusunu yapıyor..lakin bu işi de çok uzun süre yapmayı düşünmüyorum..dikkat ederseniz her sene değişik disiplinleri ön plana çıkararak ithalat yapıyorum, tamamen kendimi geliştirmek adına bunlar...teknik anlamda öğreneceğim fazlaca bir şey kalmadığından, bundan sonrasında sadece yenilikleri takip ederek, bu bağlamda son 2 yıldır daha çok sahada bulunmaya çalışıyorum, haftada en az bir hatta 2 kere şehir dışına çıkarak balığa gidiyorum .. bir kaç safham kaldı geçmem gereken, o disiplinleri de iyice öğrenerek kendimi oltacılık konusunda mezun ettikten sonra bu işe de birkaç yıl sonra veda edeceğim.
Bu uzun yazıda amacım kimseyi yermek değildir, lütfen kimse alınmasın sadece bu malzemeler konusunda bazı gerçekleri yansıtmaya çalıştım..açıkçası bundan fazlasının Türkiye’de olmayacağını öngörüyorum..,buradan sadece siz dostlarıma içinizden biri olarak içimi döktüm..hani bir dokun, bin ah işit derler ya, benimkisi o misal..
Selamlar, sevgiler..