Hoş Geldin, Ziyaretçi!

Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için forumka kayıt olmalı yada giriş yapmalısınız. Forum üye olmak tamamen ücretsizdir.

Eşkina balığının midesinden çıkan canlılar

Lafalisokalemabuno

Aktif Üye
Katılım
6 Nis 2025
Mesajlar
360
Tepkime puanı
340
Puanları
63
Yaş
29
Konum
Suadiye
Adı
Samet
Merhabalar. Eşkinanın beslenme alışkanlıklarını merak ettiğim için birkaç çalışma karıştırdım ve ilginç şeyler gördüm. Belki bu balığı hedeflerken kullanabileceğimiz bilgiler de var gibi. Sizlerle de paylaşmak istedim.

Çalışma şu:
GÜNEY KARADENİZ BÖLGESİ’NDEKİ EŞKİNA BALIĞININ(Sciaena umbra) BİYO-EKOLOJİK ÖZELLİKLERİ - https://earsiv.odu.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/11489/61/10221310.pdf?sequence=1

İlgisini çeken için eşkinayla ilgili pek çok bilgi sunuluyor ama ben amatör balıkçılar için faydalı bilgi olabilecek mide içeriği kısmına dikkat çekmek istiyorum. Lapin, kayabalığı, istavrit, balık kenesi, iskorpit gibi canlılardan kayda değer bir miktarın midesinde çıkması bana çok ilginç geldi. Detaylar aşağıda.

Eşkina balıklarının beslenme alışkanlıklarını belirlemek için farklı boylarda toplam 217 birey incelenmiştir. Midesi boş birey 109, midesi dolu birey 108 adet olarak belirlenmiştir. Mide muhteviyatında 14 tür crustacea (yengeç, teke gibi kabuklular), 9 tür balık ve 2 tür de moluska (midye gibi yumuşakçalar) tespit edilmiştir (Şekil 4.18).

1779345882795.png

1779346141973.png

Mide muhteviyatındaki bireylerin adet ve ağırlık oranları tür bazında belirlenmiştir (Çizelge 4.12). Adet olarak en yüksek oran (%59.8) Isopada spp. türlerinde hesaplanmış olup, ağırlıkça yüksek oranlar ise Upogebia pusilla (%18.9) ve Xantho poressa (%18.7) türlerinde hesaplanmıştır.

1779346374508.png

Mideden çıkan balıkların latince isimleri böyle verilmiş. Anlamamız kolay olsun diye bu çalışmada ağırlık bakımından en yüksek çıkanlar arasında amatör balıkçı olarak bizim değerlendirebileceğimiz yemleri şöyle sıralayalım:

1-) Çeşitli yengeçler, mide içeriğinin ağırlık olarak %41,6'sını oluşturuyor. (Xantho poressa, mide içeriğinin %18,7'si + Pachygrapsus marmoratus, mide içeriğinin %11'i, Carcinus aestuarii, mide içeriğinin %3,7'si, Eriphia verrucosa %2,9'u, Liocarcinus depurator %3,1'i, Pisidia longimana %1,6'sı, Liocarcinus navigator %0,3, Brachynotus sexdentatus %0,2, Pilumnus hirtellus %0,1):

1779346907498.png
1779347066113.png
1779347867220.png

Yengecin eşkina için iyi bir yem olacağını hep tahmin ediyordum ama tekelerden/karideslerden yüksek çıkması, hatta onlara fark atması benim için şaşırtıcı oldu.

2-) "Çamur karidesi", Upogebia pusilla, mide içeriğinin %18,9'unu oluşturuyor.

1779346777033.png

Türkçede bunun ismi ne bilmiyorum. Mamuna benzettim, bildiğimiz mamun olmasa da yakın akrabası diye tahmin ediyorum. İngilizcede mud shrimp (çamur karidesi) diye tabir edilebiliyor. Nasıl temin edilebilir hiçbir fikrim yok ama yine de ilginç bu kadar yüksek çıkması.

3-) Symphodus spp. yani Lapin, kikla ve benzeri balıklar! Ben çok şaşırdım. Mide içeriğinin %8,5'ini oluşturuyor. En sağlam alternatif yemlerden biri gibi kağıt üzerinde.

1779347203980.png

4-) Envai çeşit tekeler/karidesler, midedeki ağırlık oranı ise yalnızca %7. Eşkina için 1 numaralı yem olmasına rağmen bu kadar düşük çıkmasına pek anlam veremedim. (Crangon crangon, %4,1/ Palaemon serratus %2,7/ Palaemon elegans %0,2)

1779348992724.png
1779349008092.png
1779349027771.png

4-) Isopoda spp. , Galiba bizim balık kenesi diye tabir ettiğimiz canlılar. Zaman zaman kıyılardan görüyorum ancak çok küçükler. Galiba eşkina bunlardan bir sürü yediği için mide ağırlık oranı %7 olarak çıkmış. Belki balık yakalayıp üstünde kene bulursak, küçük iğneyle değerlendirilebilir. Onun dışında temin etmesi imkansız bir yem gibi.

1779347404384.png

5-) Yine şaşırtıcı şekilde İstavrit, Trachurus mediterraneus. Midedeki ağırlık oranı %6. İstavrit yem yapıldığında eşkina tutan duymuşluğum oldu ama belli ki eşkinanın ciddi ciddi tükettiği bir besinmiş. Belki canlı kraça yem olarak değerlendirilebilir. Kraçayı yiyen gümüş balığı falan da yer diye bir teori ortaya atılabilir.

6-) Kaya balığı!! Latince iki türden oluşuyor, biri Gobius niger (%5), diğeri Neogobius melanostomus (%0,5) olarak geçiyor. Mideden çıkan ağırlık oranı ise toplamda %5,5. Yem yapılabilecek kadar küçük olanları ufak iğneyle yemli olarak rahatça yakalanabiliyor olmalı.

1779347710057.png
1779349412558.png

7-) İskorpit, ağırlıkça %3,7. Yem yapılabilecek kadar küçük olanı tutulabilir mi bilmiyorum ama eşkinanın midesinden çıkması yine ilginç.

---

Mideden ağırlıkça az çıkan ama yine de midesinden çıkması ilginç olan başka canlılar da var. Balık olarak Barbun (%0,8), Sivriburun karagöz (%0,2), Mezgit (%0,2) gibi. Bildiğimiz siyah midyeden ise %0,5 kadar çıkmış.

Peki ne sonuç çıkarabiliriz? Eşkinanın yengeç yediğini az çok biliyoruz ancak düşündüğümüzden de fazla yengeç yiyen bir hayvanmış. Ayrıca kikla, kayabalığı, istavrit, iskorpit, mezgit gibi denizde bol olan balıklardan buldukça yiyebiliyormuş. Nedenini tahmin edecek olursam bu balıkların dipte dolaşması ve eşkinanın bu tür balıklara kolayca erişebilmesi. Yukarıda çamur karidesi olarak tabir ettiğim (mamun mu?) canlıdan da bu kadar tüketmesi enterasan. Son olarak, belki yem olarak canlı teke/karides 1 numaradır ama doğal yaşamında, en azından bu çalışmaya göre düşündüğümüz kadar da teke/karides tüketen bir balık değilmiş.

Sahteyle avlananlar için de belki kullanılabilir birkaç bilgi var. Örneğin balık kenesi diye tabir ettiğim canlıyı yem olarak çıkaramıyorsak da buna benzer bir silikon belki denemeye değerdir, sonuç olarak 100 küsür balığın midesinden 500 küsür deniz kenesi benzeri canlı çıkmış. Belli ki hayvanın oldukça aşina olduğu bir yem.

Umarım sizler de bu bilgileri benim kadar ilginç bulmuşsunuzdur :) İyi forumlar.
 

Ekli dosyalar

OmerAydın

Daimi Üye
Katılım
28 Ağu 2012
Mesajlar
1,039
Tepkime puanı
1,477
Puanları
113
Yaş
35
Konum
İstanbul
Adı
Ömer Aydın
Güzel bir derleme olmuş tebrik ederim.
Güney Karadeniz bölgesindeki eşkina çalışmasını ben de büyük bir ilgiyle inceledim. Akademik sonuçları kendi saha tecrübelerimle harmanlayarak, özellikle bölge şartları ve canlı yem kullanımı üzerinden birkaç önemli noktaya değinmek istiyorum.

Batı Karadeniz'de gerçekleştirdiğim yemli avlarda benim de en çok dikkatimi çeken unsurlar yengeç ve teke popülasyonuydu. Açıkçası bölgede bu kadar yoğun bir popülasyon olduğunu tahmin etmiyordum. Görsellerde paylaşılan siyah yengece benzer, koyu renkli ve küçük yengeçlerden kaya üstlerinde yüzlercesini kendi gözlerimle gördüm. Hatta bunları yakalayıp yem olarak da denedim ancak ne yazık ki verim alamadım.

Aynı merada, denizin bağlantılı olduğu ama 2-3 metre uzakta, çukurda kalan doğal bir havuz yapısının içinde yine yüzlerce teke yavrusuna denk geldim. Bunların irilerini seçip yem yaptığımda da durum değişmedi. Buradaki verim alamama konusu, tamamen meranın karakteristik yapısıyla alakalı.

Avlandığım mera; derin yarıkları olan, oldukça kayalık bir zemine sahipti. Öyle ki, bölgeye attığınız 10 kurşundan 6-7 tanesi mutlaka denizde kalıyor. Bu takılma oranını makul bir seviyede tutabilmek için takımı atar atmaz kurşunu olduğu yerde sabit tutmanız gerekiyor; çünkü en ufak bir oynama, yemin ve kurşunun bir yarığın içine ya da taşa sıkışmasına sebep oluyor. Taşların yapısı takım bırakmaya ne kadar müsaitse, eşkina için de o kadar vazgeçilmez bir barınma ve avlanma alanı sunuyor. Dolayısıyla burası aslında çok verimli bir eşkina merası.

İstanbul'da da verimli avlar yaptığımız eşkina meraları genellikle sığ, taşlık ve yine takım bırakmaya oldukça müsait yerlerdir. Buradan yola çıkarak, balığın bu tarz meralarda rahat yaşadığı ve avlandığı sonucunu çıkartabiliriz. Bu yapıdaki yerlerde yaşayan eşkinaların menüsündeki canlılar da (belki yengeç hariç) çalışmadaki sonuçlarla benzerlik gösterecektir. Çünkü İstanbul'da Karadeniz'deki kadar yoğun bir yengeç popülasyonu olduğunu düşünmüyordum; eğer olsaydı illaki gözüme çarpardı. İstanbul meralarında gördüğüm yengeçler genellikle iri, sarı renkli ve tek tük (1-2 tane) denk gelen türler.

Canlı yem konusuna gelirsek, kendi çapımda edindiğim tecrübelere dayanarak şu iki hususun çok kritik olduğunu düşünüyorum:

  1. Seçilen balığın stres anındaki hareket eğilimi (içgüdüsü),
  2. Bu eğilime göre tasarlanmış takım mühendisliği.
Eğer yem olarak seçtiğimiz balık stres anında dibe yatma ve taş altına saklanma eğilimindeyse, takımın mühendisliğini buna göre kurgulamak gerekir. Balığı dibe girmeden, orta suda ya da taşın hemen üstünde tutabilmek şarttır. Bunun için de avlanılan meranın derinliğini çok iyi bilmek ve hassas bir ayarlama yapmak gerekiyor. Aslında bu varyasyonlarıyla oldukça derin bir konu.

Örnek vermek gerekirse; kaya balığı veya iskorpiti bir şekilde iğneye takıp attığınızda, o balık içgüdüsel olarak direkt dibe, bulduğu ilk taşın altına girecektir. Şamandıra yardımıyla onu yukarıda tutmaya ve taş altına girmesini engellemeye çalışsanız bile, bu sefer de mesafeyi ve akıntıyı ayarlamak çok büyük bir sıkıntıya dönüşecektir.


Genelde Akdeniz'de kefal ile yaptığımız canlı yemli avlarda, dip gezer kurşun ve bir kulaçlık beden kullanıyorum. Bu sistemde balığı orta suda rahatça tutabiliyorum; çünkü kefal doğası gereği kaçma eğilimindeyken su üstüne doğru çıkmaya çalışıyor.

Buna antitez olarak; ispari ve benzeri taş balıklarıyla yapılan avları da uzun süredir takip ediyorum. Kendi denemelerimde, oltayı attıktan sonra gözlük ve paletle dalarak yemin su altındaki davranışlarını bizzat gözlemleme şansım oldu. İspari, suya indiği andan itibaren bulduğu ilk taşın arasına yatmaya çalışıyor.

Bu noktada kafamı kurcalayan bir denklem var: Taş balıklarını (ispari, kaya balığı vb.) canlı yem olarak kullanarak başarıyla av yapanlar, kumluk alanlarda mı avlanıyorlar? balık sığınacak taş bulamayınca açıkta kalıyor olabilir.