Bu arada ben dün Sahil Evleri’ndeydim yine, anlatmasam içimde kalacak… Uzun uzun yazıyorum, bilginize 🙂
Cuma gününden başlayan planlarımızda önce 4 kişiydik 🙂 Foça’ya gidecektik. Daha önceden bolca takip aldığımız, ancak balık yakalayamadığımız bir koya gidecektik. İlk kardeşim yan çizdi, sonra bir diğer arkadaşımız Cumartesi akşam vazgeçti. En son olarak en güvendiğim avdaşım gece 2.30’da mesaj yazmış, hastayım gelemiyorum diye 🙂 Sabah telefonun alarmıyla uyandım, baktım kimse gelmiyor, üstelik Foça’ya gideceğimiz için erken kalkmış oldum… Nitekim uyku tutmadı; kendi kendime dedim ki, kalk hazırlan, levrek çağırıyor, ki her böyle oluğunda balık almışımdır. Bu sefer içimdeki his yine aynı 🙂 Hazırlandım ve atladım arabaya. Gece 2 gibi yattığımdan acayip uykum var, Foça yolu gözümde büyüdü, tek başıma gitmek istemedim o kadar yolu, hadi dedim yine Sahil Evleri 🙂
Deniz karışık, hava soğuk, rüzgâr karşıdan esiyor, uykum var, yalnızım… Keyfim kaçmaya başladı derken ilk oynağı gördüm… Hemen sahteyi salladım üzerine… Pat diye bir kafa çıktı sudan, meğer bir tane karabatak dalıp çıkıyormuş 🙂 Bu arada deniz duruldu, rüzgâr dindi, hatta arkamdan esmeye başladı… Yine atışlara devam, biraz aksiyon derken, 10 metre önümde birden misina gerildi, kamış esnedi, bende adrenalin tavan… Balık basıyor, kalama cır cır… Sanki çipura gibi kafa atıyor… Sonra bir anda balığı fark ettim, ağzı elim kadar bir levrek… Sahte yem hayvanın kafasından küçük… Kilo üzeriydi ama kaç kilo üzeriydi bilemiyorum 🙂 Nefes alışverişim değişti resmen 🙂 Balığı yordum yormasına ama işte o heyecanla bir çuval inciri berbat ettim maalesef, hayvanı iskeleye kaldırmaya çalıştım. Son bir kafa atışıyla misinayı patlattı, ağzında sahteyle önümde iki tur attı ve derinlere kaçtı 🙁 Her ne kadar denizden çıkarabilmiş olsam alıkoyacağım bir balık olsa da umarım sahteden kurtulur ve yaşamaya devam eder. Ağzında Spanish Sparrow Flash Sardine olan irice bir levrek yakalayan olursa, bilsin ki o balık benimdir 🙂 En azından sahte benimdir 🙂
Çantada gripper vardı aslında, iskeleye almaya çalışmayıp, kıyılatabilsem onunla alırdım, o an için aklıma gelmedi... Bana ders oldu, bundan sonra üşenmeyip her gittiğim yere kepçe götürmeye karar verdim…
Tabi tüm hayal kırıklığına rağmen, yaklaşık 5 dakikalık mücadelemiz her şeye değerdi. Aldığım keyfi anlatamam 🙂